close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Zumer Sûresi 9. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Emmen huve kânitun ânâe-lleyli sâciden ve kâ-imen yahżeru-l-âḣirate ve yercû rahmete rabbih(i)(k) kul hel yestevî-lleżîne ya’lemûne velleżîne lâ ya’lemûn(e)(k) innemâ yeteżekkeru ulû-l-elbâb(i)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Hiç o, ahiretten sakınarak ve Rabbinin rahmetini umarak geceleri secde eden, kıyamda bulunan ve böylece itaat ve ibadet eden kişiye benzer mi? De ki: Eşit olur mu bilenlerle bilmeyenler? Bunu ancak aklı başında olanlar düşünür, bundan ancak onlar öğüt alır.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Şimdi bunlar mı hayırlıdır, yoksa) Gece yarıları kalkıp namaz için kıyama duran ve secdeye varanlar, canı gönülden itaat edip ahiretten korkan ve Rabbinin (rızasını ve) rahmetini umanlar mı? De ki: "Hiç bilenlerle bilmeyenler (ilim sahibi kimselerle cahiller) bir olur mu? Şüphesiz, ancak temiz akıl sahipleri düşünüp öğüt alır."
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Bu tip kimseler mi hayırlıdır, yoksa gece saatlerinde secde ederek, ayakta durarak ibadet eden, ahiretten korkan ve Rabbinin rahmetini uman kimse mi hayırlıdır?” De ki: “Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Bu gerçeği ancak kavrama yeteneği olanlar anlar ve hatırlarlar.”
Ahmet Tekin
swap_vert close
Yoksa inkâr eden, kâfir, gecenin bir kısım vakitlerinde, ilerleyen saatlerinde kalkan, secdeye kapanarak, uzun uzun kıyamda durarak, sorumluluk şuuruyla namaz kılan, saygıda kusur etmeyen, âhireti, ebedî hayatı hesaba katarak dikkatli ve uyanık davranan, Rabbinin rahmetini uman kimse gibi mi olur? “Hiç bilenlerle, bilerek ibadet edenlerle, bilgi toplumlarıyla, bilmeyenler, bilgiden yoksun olan toplumlar bir olur mu?” de. Ancak akıl ve vicdan sahipleri bunları düşünüp ibret alır.
bk. Kur’an-ı Kerim, 3/113.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Yoksa o, gece saatlerinde secde ederek ve ayakta durarak ibadet eden, ahiretten sakınan ve Rabbinin rahmetini uman gibi midir? De ki: "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak akıl sahipleri öğüt alırlar."
9.İbnu Ebi Hatim`in Abdullah bin Ömer (r.a.)`den rivayet ettiğine göre bu ayeti kerimede: "Gece saatlerinde secde ederek ve ayakta durarak ibadet eden..." denirken kastedilen Osman bin Affan (r.a.)`dır. Cuveybir`in Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiğine göre de burada Ammar bir Yasir (r.a.) kastedilmektedir. Bu ikinci rivayeti destekleyen daha başka rivayetler de nakledilmiştir.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Yoksa o, gece saatinde kalkıp da secde ederek ve kıyama durarak gönülden itaat (ibadet) eden, ahiretten sakınan ve Rabbinin rahmetini umud eden (gibi) midir? De ki: 'Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Şüphesiz, temiz akıl sahipleri öğüt alıp-düşünürler.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Kâfir mi hayırlıdır), yoksa ahiretin azabından korkarak ve Rabbinin rahmetini umarak, o gece saatlerinde kalkıp secde ve kıyam halinde ibadet eden mi? (Ey Rasûlüm, onlara) de ki; “- Hiç bilenlerle bilmiyenler bir olur mu?” Ancak gerçek akıl sahibleri anlar (öğüd alır).
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Bütün gece secde ederek ve ayakta yalvaran, ahiret azabından sakınan, Rabbinin rahmetini uman ile (böyle olmayan bir olur mu?) De ki: “Bilenler ile bilmeyenler, hiç bir olur mu? Hiç şüphesiz ancak akıl sahipleri (bunu) idrak edip anlar.”
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
“Yoksa o, gece saatlerinde secde ederek, ayakta durarak ibadet eden, âhiretten korkan ve Rabbinden rahmetini uman gibi midir?” De ki: “Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak akıl sahipleri bunları hakkıyla düşünür.”
Besim Atalay
swap_vert close
Geceleyin secde eden, ayakta duran, ahretten çekinen, Tanrısının rahmetini umunan kimse mi hayırlıdır? Diyesin ki: «Bilenlerle bilmiyenler bir düzeyde mi? Öğüt alır ancak aklı olanlar»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Yoksa o (sadece sıkıntılı zamanlarında dua eden kimse), gece vakitlerinde (namazda) secde ederek ve kıyamda durarak ibadet eden, ahireti dikkate alarak Rabbinin rahmetini dileyen kimse gibi olur mu? De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” Doğrusu sadece derin düşünebilen akıl sahipleri bunu anlayabilir.”
Cemil Said
swap_vert close
Secde ile veyâ ayakda giceyi Allâh’a ’ibâdetle imrâr iden, âhiretden korkan ve Allâh’ın rahmetinden ümîdvâr olan âdem ’âsîler ile müsâvî mu’âmele görebilür mi? Di ki: " ’Âlimler ile câhiller nasıl bir olurlar? Erbâb-ı akıl tefekkür itsünler."
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Geceleyin secde ederek ve ayakta durarak boyun büken, ahiretten çekinen, Rabbinin rahmetini dileyen kimse inkar eden kimse gibi olur mu? De ki: "Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak akıl sahipleri öğüt alırlar."*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
(Böyle bir kimse mi Allah katında makbuldür,) yoksa gece vakitlerinde, secde hâlinde ve ayakta, ahiretten korkarak ve Rabbinin rahmetini umarak itaat ve kulluk eden mi? De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” Ancak akıl sahipleri öğüt alırlar.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
(Bu adam mı,) yoksa âhiret kaygısıyla ve rabbinin rahmetine nâil olma ümidiyle gece vakitlerinde secde ederek, ayakta durarak kendini ibadete veren kişi mi (daha iyi)?” De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu!” Doğrusu ancak akıl iz‘an sahipleri bunu anlar.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Yoksa geceleyin secde ederek ve kıyamda durarak ibadet eden, ahiretten çekinen ve Rabbinin rahmetini dileyen kimse (o inkarcı gibi) midir? (Resûlüm!) De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak akıl sahipleri bunları hakkıyla düşünür.
Edip Yüksel
swap_vert close
Geceleyin secde ederek ve ayakta durarak meditasyonda bulunan, ahiretin bilincinde olan ve Rabbinin rahmetini uman birine ne dersiniz? De ki, "Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" Ancak akıl sahipleri öğüt alır
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Yoksa o, gece saatlerinde kalkan, secdeye kapanıp, kıyama durarak daima vazifesini yapan, ahireti hesaba katan ve Rabbinin rahmetini uman kimse gibi olur mu? De ki: "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" Ancak temiz akıl sahibi olanlar anlar.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Yoksa o gece saatlerinde kalkan secdeye kapanıp kıyam durarak dâima vazıfesini yapan Âhıreti sayar ve rabbının rahmetini umar kimse gibi olur mu? Hiç bilirlerle bilmezler müsavi olur mu? Ancak temiz akıllı olanlar anlar
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Allah’a şirk koşan mı daha hayırlıdır,) yoksa (tevhid inancı üzere,) gece vakitlerinde, secde ve kıyam hâlinde ibadet eden, âhiretten (azaptan) korkarak ve Rabbinin rahmetini umarak kulluk eden mi? De ki: “Hiç (hakikati) bilenlerle, bilmeyenler bir olur mu? (Bunu) ancak akl-ı selîm sahipleri (gereğince düşünüp) anlar.”
Erhan Aktaş
swap_vert close
Gece saatlerinde secde ederek, kıyam durarak itaatkâr olan, ahireti hesaba katan ve Rabb'inin rahmetini uman kimse, bu nankörlerle bir tutulur mu hiç? De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?¹” Kesinlikle yalnızca temiz akıl sahipleri öğüt alırlar.
1- Gerçeği idrak etmiş olanlar. Gerçeğin vahiy olduğuna inananlar. Kur'an'da yer alan ilim ve âlim sözcükleri; büyük çoğunlukla Allah'ın, nasıl bir Allah olduğunu idrak etmek; kesin, doğru ve gerçek bilgi kaynağının vahiy olduğuna inanmak, tevhidi bilince sahip olmak; gerçeği görmenin, bilmenin ve kavramanın ayırdında ve bilincinde olmak anlamındadır. Bu nedenle, Kur'an'da yer alan her âlim sözcüğüne “bilgin”, her ilim sözcüğüne de “bilgi” anlamı vermek kesinlikle doğru değildir.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Yoksa, o, âhiret (azabın) dan korkarak, Rabbinin rahmetini umarak gecenin saatlerinde secdeye kapanır, kıyamda durur bir halde tâat ve ibâdet eden kimse (gibi) midir? De ki: «Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak temiz akıl saahibleridir ki (bunları) hakkıyle düşünür.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Yoksa gece saatlerinde secde eden ve ayakta duran (samîmi bir mü'min) olarak ibâdet eden, âhiret (azâbın)dan sakınan ve Rabbisinin rahmetini uman o kimse (kâfir olan kimse gibi) midir? De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak (selîm) akıl sâhibleri ibret alır.”
İhsan Aktaş
swap_vert close
Yoksa o (sadece sıkıntılı zamanlarında dua eden kimse), gece vakitlerinde (namazda) secde ederek ve kıyamda durarak ibadet eden, ahireti dikkate alarak Rabbinin rahmetini dileyen kimse gibi midir? De ki: “Hiç (hakikati) bilenlerle (bilgi toplumu ile) bilmeyenler (bilgi sahipleri) olmayanlar bir olur mu?” doğrusu sadece derin düşünebilen akıl sahipleri bunu anlayabilir.”
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Yoksa gönüllü olarak gecenin bazı vakitlerini secde ederek ve ayakta namaz kılarak geçiren, ahiret hesabından korkan ve Rabbinin merhametini umanla, bunları yapmayan eşit midir? Deki “Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak akıl sahipleri bunları düşünebilir.”
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O tanımaz kimse yoksa öbür dünyanın azabından çekinerek çalabının esirgemesini diliyerek, gecenin saatlerinde yere kapanarak, dikilip tapkıda bulunan kimse gibi midir? De ki: "Bilenle bilmeyen bir olur mu? Ancak sağ düşünenler öğütlenirler."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
O nankör mü iyidir? Yoksa âhiretten çekinerek, Rabbinin rahmetini umarak, gecenin saatlerinde yere kapanarak, ayakta durarak ta/at ve ibadetle vakit geçiren mi? De ki âlim olanla olmayan bir midir? Ancak tam akıllılar ibret alırlar.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Yoksa o; geceleyin secde ederek, kıyamda/ayakta durarak ibadet eden, ahiretten çekinen ve Rabbinin rahmetini uman kimse gibi midir? (Ey Peygamber!) De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” Ancak derin idrak/ basiret sahibi kimseler [ulû’l-elbâb] düşünüp öğüt alırlar.
Kadri Çelik
swap_vert close
(Küfre sapan kimse,) Gece saatlerinde kalkıp da secde ederek ve kıyama durarak gönülden itaat (ibadet) eden, ahiretten sakınan ve Rabbinin rahmetini umut eden (kimse gibi) midir? De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Hiç şüphesiz sadece temiz akıl sahipleri hatırlayıp kendine gelir.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
“Şimdi söyleyin bakalım; bu cehennemlik insan mı daha hayırlıdır; yoksa âhiret azâbının dehşetinden korkarak ve Rabb’inin rahmetini umarak, gece vakitlerinde namaz için yatağını terk eden; bazen secde ederek, bazenkıyamda durarak O’na içtenlikle ibâdet eden tertemiz bir mümin mi? O câhillere de ki: “Öyle ya; bu hakîkati bilenlerle bilmeyenler hiçAllah katında eşit olabilir mi? Nitekim, ancak akıl ve sağduyu sahipleri bu altın tavsiyelerden öğüt alırlar.”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Peki, kendi rabbinin rahmetini umut ederek, Âhiret’e hazırlık yapmak üzere, Gece vakitlerinde kalkan / itaat sunan, secde eden ve kıyamda duran kimdir? De ki: -”Bilenler ve bilmeyenler eşit olur mu?”. Doğrusu, Duyular’ın sahipleri düşünüp öğüt alıyor.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Gece yarılarında kalkıp secdeye varan, biraz ahiret korkusu, biraz da Allah'tan rahmet umuduyla yalvaran kulumun yeri başkadır. Resulüm de ki: " Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? gerçek bilgiye ise sadece öz bilgiye sahip olanlar ulaşabilir. "
Mehmet Çoban
swap_vert close
Onlara sor bakalım: “Geceleyin secde ederek, kıyamda durarak ibadet eden, ahiretten çekinen, yasalarımıza uyarak yaşayan, Rabbinin rahmetini dileyen kimse inkârcılarla aynı mıdır?” Hayır! Asla hayır! Biz inananlarla inkâr edenleri aynı yere asla koymayız. Onlara de ki: “Hiç gerçekleri bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” Doğrusu ancak akıl sahipleri bunları hakkıyla düşünür.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Ahiretten çekinerek ve Rabbinin merhametini umarak [*] geceleyin secde hâlinde ve kıyamda durarak ibadet eden kimse (inkârcı gibi) midir! [*] De ki: “Bilenlerle bilmeyenler hiç bir olur mu!” (Bu gerçeği) sadece öz akıl sahipleri hatırlar.
Benzer mesajlar: A‘râf 7:56; İsrâ 17:57; Enbiyâ 21:90; Secde 32:16.,Müminlerin geceleri değerlendirmeleriyle ilgili bkz. Âl-i İmrân 3:17, 113; İsrâ 17:79; Tâhâ 20:130; Furkân 25:64; Secde 32:16; Kâf 50:39; Zâriyât 51:16-18; Tûr 52:49; Müzzemmil 73:2-4, 20; İnsân 76:26.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Yoksa (bu adam), hiç geceleri kalkıp da secde ederek ayakta durarak (Rabbine) gönülden ibâdet eden, âhiretten sakınan ve Rabbinin rahmetini ümit eden (kimse) gibi olur mu?¹ (Ey Muhammed! Onlara): “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?”² de. Şüphesiz bunu ancak temiz akıl sahibleri, idrak edebilirler.³
1 Bu âyetin başındaki hemze; nida harfi olarak alınırsa tercüme: “Ey, geceleri kalkıp da secde ederek, ayakta durarak (Rabbine) gönülden ibâdet eden, âhiretten sakınan ve Rabbinin rahmetini ümit eden kimse: (Yani, Ey Muhammed! Onlara): ‘Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?’ de. ” şeklinde olur.2 Burada kastedilen; ne olduğu belirsiz, sadece Allah’ın varlığını reddetmek için uydurulmuş ve teori bile olamayacağı halde ilim diye pazarlanmaya çalışılan bilgileri bilenler değil Allah’ı, vahiy bilgisini ve Allah’ın sünnetullah’ını kavrama bilgisini bilenlerdir. Zîrâ bugün, bu bilgilere sahip olmayıp da kendisine bilginlik süsü verenler bu bilgi dedikleri şeyleri, Allah’ı daha net inkâr etmek ve ettirmek için kullanmaktadırlar.3 Yani akıllarını “bilimsellik” putuyla kirletenler değil. Bu âyet İbnu Abbas’a göre, Hz. Ebû Bekir, İbnu Ömer’e göre, Osman b. Affan, Mukatil’e göre de Ammar b. Yasir (r.a) hakkında nâzil olmuştur.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Yoksa siz, gece boyunca [namazda] secde ederek yahut ayakta durarak kendini [Allah’a] ibadete adayan, öteki dünyayı gözeten ve Rabbinin rahmetini dileyen kimse [ile kendinizi bir mi tutuyor]sunuz?” ¹⁵ De ki: “Hiç bilenler ile bilmeyenler bir olur mu?” [Ancak] yalnızca akıl-iz‘ân sahipleri bunun farkındadır!
15 Yukarıdaki ayet, alternatif olarak, şu şekilde çevrilebilir: “... Rabbinin rahmetini dileyerek [Allah’a] ibadet eden hiç [hakikati inkar edenle] bir olur mu?”  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Yoksa böyle biri ile geceleri kâh secdeye kapanarak kâh kıyamda durarak ibadetle meşgul olan, ahiret endişesi taşıyan ve Rabbinin rahmetini ümit eden kimse bir olur mu? Hiç bu bilince sahip olanlarla olmayanlar bir olur mu? Ne var ki bunu ancak temiz akıl sahipleri düşünebilirler. 25/64, 38/28
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Yoksa (böyle biri), gece vakitlerinde secde ve kıyamda durup kendisini ibadete adayan, Âhiret kaygısı taşıyan ve Rabbinin rahmetini arzulayan kimseyle hiç aynı tutulur mu? De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?”[⁴¹¹⁴] Ne var ki, sadece aktif akıl sahibi olanlar bundan ders çıkarabilir.”
[4114] “Bilgi neyi bilmektir?” sorusunun cevabı. Bu âyet vahye göre bilmenin yönünün ahlâktan bilgiye doğru olduğunu gösterir. Zira âyetin başı eyleme işaret eder ve ahlâk eylemden ayrı düşünülemez. Bu durumda âyetin açılımı şudur: “Hiç haddini bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” İlim, “veri ve data” anlamındaki malumattan farklıdır. İlim, türetildiği alamet mastarının da gösterdiği gibi bir “işaret”tir. Bir bilginin mutlak hakikate hangi açıdan referans olduğu bilindiğinde o “ilme” dönüşmüş olur. Kur’an âlimi bilgisi üzerinden değil, bilginin ahlâkî değeri üzerinden tanımlamış ve değerlendirmiştir: “Allah’a kulları içinde yalnızca (bunun hikmet ve amacını) bilenler hakkıyla saygı duyarlar” (35:28). Kur’an’ın altın neslinden seçkin sahabi İbn Mes’ud’un şu sözü, bu âyetin bir tefsiri gibidir: “İlim çok rivayet/malumat sahibi olmak değildir, ilim Allah’a olan saygıdan tir tir titremektir (haşyet)” (İbn Hibban, Ravdatu’l-’Ukalâ, h. no: 9). Allah Rasûlü, sahibinde ahlâkî bir değere dönüşmeyen bilgiyi “faydasız bilgi” olarak nitelendirmiş ve bundan Allah’a sığınmıştır (Hakim, Müstedrek). Bu âyet de bütün bu verileri desteklemektedir. “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” sorusuna “Neyi bilenlerle bilmeyenler?” diye karşı bir soruyla mukabele edenin alacağı cevap âyetin başıdır: Bu bilgi sahibinin vicdanını harekete geçirip onun iç dünyasını imar edecek, insanı gece yarısı sıcak yatağından kaldırıp Rabbinin huzurunda secdeye vardıracak bir bilgidir. Bu bilgi sorumluluk ahlâkından (takvâ) neşet edip, sahibini sorumlu davranışa (el-âmelu’s-sâlih) sevkeden bir bilgidir. Bu bilgi varlık sancısından yola çıkıp, sahibine kendini doğuracak bir ben idrakini kazandıran bilgidir. “Ben” (eşhedu) diyerek başlayan kelime-i şahadet, ancak o zaman sahibini “Allah’ın şahidi” kılar.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Yoksa böyle bir kimse, ahiret azabından korkan, Rabbinin rahmetini umarak geceleri secdeye kapanan ve kıyamda durarak ibadet eden kimse ile eşit mi tutulacak? (O da öbürü gibi cennete mi gerecek, Ey Muhammed) De ki: "Bilenle bilmeyenler, eşit olabilir mi?" (Tembel bir öğrenciye, takdirname verilir mi?)
NOT: اِنَّمَا يَتَذَكَّرُ اُو۬لُوا الْاَلْبَابِ۟ Ayetin son bölümünün meali baskıda bulunmuyor. (ÖFK)  
Osman Fırat
swap_vert close
Yoksa gece vaktinde, (rabbine) ikna olmuş olarak, secde de ve ayakta, ahretten korkarak ve rabbinin rahmetini umanı mı (kendinizle bir tutuyorsunuz)? De ki: "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" Ancak temiz akıl sahipleri öğüt alır.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Yoksa o kimse ki, gece saatlerinde (ibadete) müdavimdir, secde edici ve kıyamda bulunucu olarak ahiret azabından hazer eder ve Rabbinin rahmetini rica eyler. (Bununla böyle olmayan müsavî olur mu?) De ki: «Hiç bilenlerle bilmeyenler müsavî olabilirler mi?» Ancak, saf akıl sahipleri düşünüverir. (Bundan ibret alırlar).
Suat Yıldırım
swap_vert close
Şimdi iyi düşünün: Böyle olanın durumu mu iyi, yoksa gece saatlerinde, âhiretten endişe edip Rabbinin rahmetini umarak gâh secdede, gâh kıyamda ibadet edenin durumu mu iyi? De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak akl-ı selim sahipleri, sağ duyulu olanlar düşünüp ibret alır. [3, 113]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Yoksa o, gece sa'atlerinde secde ederek, ayakta durarak ibadet eden, ahiretten korkan ve Rabbinin rahmetini uman gibi midir? De ki: "Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" Doğrusu ancak sağduyu sahipleri öğüt alır.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Öyle kâfirler mi yoksa Allâh'a muti' ve münkâd olub gicenin sâ'atlerinde sâcid ve kâim olarak âhiretden hazr ve rabbinin rahmetini ricâ ve ümîd ider olan kimse mi hayırlıdır? Di ki: "Bilenlerle bilmeyenler müsâvî olur mı?" Böyle meseller ile ancak 'akıl sâhibleri nasîhat alırlar.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Böyle biri ile Ahiret için hazırlık yapmak ve Rabbinin ikramını umabilmek için gece vakitlerinde secde eden ve kıyamda bulunan kişi aynı olur mu? De ki “Bilenle bilmeyen bir midir?” Bunu ancak, sağlam duruşlu olanlar anlarlar.
Şaban Piriş
swap_vert close
Yoksa gece saatlerini secde ederek ve kıyama durarak, itaatle geçiren, ahiretten çekinip, Rabb'inin rahmetini uman mı? Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? de! Ancak sağduyu sahipleri düşünüp öğüt alır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Böyle birisi, âhiretten sakınıp Rabbinin rahmetini umarak geceler boyunca secdede ve kıyamda ibadet eden kimse gibi olur mu? De ki: Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak aklıselim sahipleri bundan ibret alır.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Böyle birisi; gece saatlerinde secde ederek, ayakta durarak ibadet eden, âhiretten korkan, Rabbinin rahmetini uman biri gibi midir? De ki: "Hiç bilenlerle bilmeyenler eşit olur mu? Ancak gönül ve akıl sahipleri düşünüp ibret alır."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
iy ol kim ol durıcıdur ŧa'at üzere gice śa'atında secde eyleyici-y-iken daħı ŧururken ķorķar āħiretde daħı umar çalabı’sı raḥmetini? eyit ya'nį şol kāfire “hįç berāber ola mı anlar kim bilürler daħı anlar kim bilmezler?” ögütlenmeye illā 'aķıllar isleri.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ol kimse ki durupdur ‘ibādetde giceler sā‘atlerinde sücūd idüp ve ayaḳüstine ṭurup. Ḳorḳar ḳıyāmet güninden ve ümīẕ dutar Allāh raḥmetine. Eyit yā Muḥammed: Berāber olur mı bilgen kişiler‐ile bilmeyen kişiler? Taḥḳīḳögütlenmez, illā ‘aḳlı olan kişiler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Məgər axirətdən qorxan, Rəbbinə (Allahın mərhəmətinə) ümid bəsləyən, gah səcdəyə qapanıb, gah da ayaq üstə durub gecə saatlarını ibadət içində keçirən (müt’i bəndə kafirlə bildirmi)?! De: “Heç bilənlərlə bilməyənlər (alimlə cahil) eyni ola bilərmi?! (Allahın ayələrindən, dəlillərindən) yalnız ağıl sahibləri ibrət alar!”
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Is he who payeth adoration in the watches of the night, prostrate and standing, bewaring of the Hereafter and hoping for the mercy of his Lord, (to be accounted equal with a disbeliever)? Say (unto them, O Muhammad): Are those who know equal with those who know not? But only men of understanding will pay heed.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Is one who worships devoutly during the hour of the night(4258) prostrating himself or standing (in adoration), who takes heed of the Hereafter, and who places his hope in the Mercy of his Lord - (like one who does not)? Say: "Are those equal, those who know and those who do not know? It is those who are endued with understanding that receive admonition.(4259)
4258 Cf. 3:113-117. It is a great thing when a man gets into the attitude of humble devotion to Allah. To him the Hereafter is a real thing, and he prepares for it with good works. He does not build his hopes on the vanities of this world, but on Allah's Grace and Mercy. Such a man is "endued with understanding" and receives Allah's Message with fervour and alacrity. He is not to be compared with the cynic or the unbeliever, who knows nothing of the real value of the inner life. 4259 Cf. 13:19 .  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اَمَّنْ
kimse (gibi) midir
هُوَ
o
قَانِتٌ
ibadet edendir
اٰنَٓاءَ
saat- lerinde
الَّيْلِ
gece
سَاجِداً
secde eden olarak
وَقَٓائِماً
ve kıyamda duran olarak
يَحْذَرُ
hazırlanır
الْاٰخِرَةَ
âhirete
وَيَرْجُوا
ve umar
رَحْمَةَ
rahmetini
رَبِّه۪ۜ
Rabb- inin
قُلْ
de ki
هَلْ يَسْتَوِي
bir olur mu
الَّذ۪ينَ
o kimse- ler ki
يَعْلَمُونَ
biliyorlar
وَالَّذ۪ينَ
ve o kim- seler ki
لَا يَعْلَمُونَۜ
bilmiyorlar
اِنَّمَا
ancak
يَتَذَكَّرُ
anlar
اُو۬لُوا
sahipleri
الْاَلْبَابِ۟
gönül
Hiç o (kâfir olan kimse), geceleyin secde ederek ve kıyamda durarak ibadet eden, âhirete hazırlanan ve Rabbinin rahmetini uman kimse gibi olur mu? (Resulüm!) De ki: "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak gönül (ve aklı selim) sahipleri (bunları tefekkür edip düşünür) anlar."
اَم
Bağlaç
اَم
Yoksa, yahut, ya da. Kendinden önce gelen kelimeyle bağlanan bir bağlaçtır, böylece ne kendinden önce gelen ne de sonra gelen kelime birbirinden bağımsız düşünülemez.
هُوَ
Zamir
هُوَ
O
قَانِت
Etken fiil
ق ن ت
İtaat edici, itaat eden erkekler
ءَانَٓاء
İsim
ا ن ي
Bir kısım vakitler, saatler
لَيْل
İsim
ل ي ل
Gece, geceleyin
سَاجِد
Etken fiil
س ج د
Secde eden
قَٓائِم
Etken fiil
ق و م
Kâim (Allah'ın ismi, esmasıdır. Kıyamda tutan demektir), kaim, ayakta olan, kıyamda duran, dosdoğru yapan
حَذِرَ
Fiil-I
ح ذ ر
Sakındı, çekindi, hazırlandı, korundu
اٰخِر
İsim
ا خ ر
Âhiret, son, ard (ardından gelenler vb.)
رَجَا
Fiil-I
ر ج و
Umdu, ümit etti, arzu etti, umut bağladı
رَحْمَة
İsim
ر ح م
Rahmet, merhamet
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
هَلْ
Soru eki
هَلْ
-Mı, -mi, var mı?
اِسْتَوَى
Fiil-VIII
س و ي
Yöneldi, eşit oldu, hükümran oldu, yerleşti, istiva etti, olgunlaştı, kuruldu, dikildi
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
تَذَكَّرَ
Fiil-V
ذ ك ر
Tezekkür etti, öğüt aldı, hatırladı, ibret aldı, idrak etti
اُولِى
İsim
ا و ل
Sahip
اَلْبَاب
İsim
ل ب ب
Gönüller