Yoksa (böyle biri), gece vakitlerinde secde ve kıyamda durup kendisini ibadete adayan, Âhiret kaygısı taşıyan ve Rabbinin rahmetini arzulayan kimseyle hiç aynı tutulur mu? De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?”[⁴¹¹⁴] Ne var ki, sadece aktif akıl sahibi olanlar bundan ders çıkarabilir.”
[4114] “Bilgi neyi bilmektir?” sorusunun cevabı. Bu âyet vahye göre bilmenin yönünün ahlâktan bilgiye doğru olduğunu gösterir. Zira âyetin başı eyleme işaret eder ve ahlâk eylemden ayrı düşünülemez. Bu durumda âyetin açılımı şudur: “Hiç haddini bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” İlim, “veri ve data” anlamındaki malumattan farklıdır. İlim, türetildiği alamet mastarının da gösterdiği gibi bir “işaret”tir. Bir bilginin mutlak hakikate hangi açıdan referans olduğu bilindiğinde o “ilme” dönüşmüş olur. Kur’an âlimi bilgisi üzerinden değil, bilginin ahlâkî değeri üzerinden tanımlamış ve değerlendirmiştir: “Allah’a kulları içinde yalnızca (bunun hikmet ve amacını) bilenler hakkıyla saygı duyarlar” (35:28). Kur’an’ın altın neslinden seçkin sahabi İbn Mes’ud’un şu sözü, bu âyetin bir tefsiri gibidir: “İlim çok rivayet/malumat sahibi olmak değildir, ilim Allah’a olan saygıdan tir tir titremektir (haşyet)” (İbn Hibban, Ravdatu’l-’Ukalâ, h. no: 9). Allah Rasûlü, sahibinde ahlâkî bir değere dönüşmeyen bilgiyi “faydasız bilgi” olarak nitelendirmiş ve bundan Allah’a sığınmıştır (Hakim, Müstedrek). Bu âyet de bütün bu verileri desteklemektedir.
“Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” sorusuna “Neyi bilenlerle bilmeyenler?” diye karşı bir soruyla mukabele edenin alacağı cevap âyetin başıdır: Bu bilgi sahibinin vicdanını harekete geçirip onun iç dünyasını imar edecek, insanı gece yarısı sıcak yatağından kaldırıp Rabbinin huzurunda secdeye vardıracak bir bilgidir. Bu bilgi sorumluluk ahlâkından (takvâ) neşet edip, sahibini sorumlu davranışa (el-âmelu’s-sâlih) sevkeden bir bilgidir. Bu bilgi varlık sancısından yola çıkıp, sahibine kendini doğuracak bir ben idrakini kazandıran bilgidir. “Ben” (eşhedu) diyerek başlayan kelime-i şahadet, ancak o zaman sahibini “Allah’ın şahidi” kılar.