(O gün görevli melekler tarafından onlara): ’kalacağınız cehennemin kapılarından girin; (dünyadayken) böbürlenenlerin durağı ne kötüdür!’ denir. *
(*) Allah ve ahiret inancı başta olmak üzere İslam itikadı temelde gayb inancına dayanmakta ve mutlak gaybı da ancak Allah bilmektedir. Allah’ın peygamber seçtiği kişilere indirdiği vahiyle bildirdiklerinden başka, yerde ve göklerde geçici veya mutlak gaybı kimsenin bilemeyeceği bir gerçektir. Bildirilenler dışında gaybla ilgili söylenenlerin tümünün zannî bilgiler olduğu, zannî bilgilerle de inanç esasları ve hükümler oluşturulamayacağı kesindir. Şu hâlde gaybı bilmediği kesin olan Hz. Peygambere nispet edilen ve bir inanç temeli oluşturmaya elverişli olmayan rivayetlerle inanç esasları oluşturmak doğru değildir. Dolayısıyla ahiret hayatı hakkında, vaktini Allah’tan başka kimsenin bilmediği kıyamet ve kıyamet alametleri, kişilerin cennetlik olup olmadıkları, Müminlerin cehenneme girip çıkmaları, deccal ve mehdinin çıkması, Mesih’in gelmesi gibi ahiret ve gelecekle ilgili inanç oluşturmanın yöntem olarak doğru olmadığını söylemek zorundayız. (Bk. Sarmış, Rivayet ve Yorumlarla Akaid Oluşturmak ve Kabir Azabı, s.7). Ünlü İslam filozofu İbn Rüşt’e göre, ölüm sonrası hayata ilişkin en doğru, en sağlıklı bilgiyi bize ancak vahiy (Kur’an) verebilir. Dolayısıyla bu konuda vahyin bildirdiklerinin kabul edilmesi, dikkate alınması gerekir. (Bk. İbn Rüşt, c.II, s.833-834’den Dr. Ahmet Çapku, İbn Sina, Gazzali ve İbn Rüşt Düşüncesinde Ahiret, s.421). İşte bu ayette de cehenneme girenler, cehennem kapılarından gireceklerdir, deniliyor, köprü üzerinden geçip cehenneme düşmek gibi bir olay yoktur. Aynı zamanda bu durum cennete girenler için de söz konusudur.