Eğer nankörlük ederseniz, (bilin ki) Allah size (iman ve ibadetinize) asla muhtaç değildir; Bununla birlikte O, kullarının inkârından (nankörlüğünden) asla razı olmaz; (ama) eğer şükredecek olursanız, işte o sizin bu tavrınızdan razı olur. Ve hiç kimse bir başkasının günahını (sorumluluğunu) taşımaz. En sonunda dönüşünüz Rabbinizedir. Artık o zaman (dünyada iken) yapmakta olduklarınızı size haber verecektir. Şüphesiz O, gönüllerde (zihinlerde) geçenleri (gizli niyet ve düşünceleri) bilendir. *
(*) Şükür, verilen nimet neyse ondan ihtiyacı olanların payını vermektir. Allah’a şükretmek demek, Allah ne tür nimet vermişse o nimetlerden ihtiyaç sahiplerini yararlandırmak demektir. Yalnızca sözle yapılan şükrün bir değeri yoktur. Canın/hayatın şükrü kul olmaktır. Malın şükrü yoksullara infaktır. Aklın şükrü teslim olmaktır. Vs. Örneğin tavuğun yediği yeme karşılık yumurta, koyunun yediği ota karşılık süt vermesi onların (hâl diliyle) şükretmesidir. (E. Aktaş Meali 7. Ayet Açıklaması) Ancak kişi, birini kötülüğe teşvik ve tahrik ettiği ve günah işlemesine sebebiyet verdiği kimselerden dolayı günah kazanır. Bkz: (Nahl: 25) Ayrıca Müflisle ilgili Ebu Hureyre’den gelen rivayetin hem Zümer-7 hem de En’am suresi 164. ayetiyle çeliştiği ve ravilerinden ‘’ الْعَلَاءِ ‘’ el-Âlla’’nın zayıf olup hadis uydurduklarını ölüm döşeğinde bizzat kendisi itiraf etmiş olduğundan onun rivayet ettiği bu hadisi de uydurma rivayetlerden olduğunu söylemek mümkündür. Zaten el-Cevzi de onun rivayetlerini uydurma hadisler arasına almıştır. Bu nedenlerle bu müflis rivayetinin sahih olmadığını söylemek isabetli olur. İşte Müflisle ilgili o rivayet şöyledir: ‘’…el-Âlla babasından, babası da Ebu Hureyre (r.a.) den rivayet ettiği bir hadise göre Hz. Peygamber (s.a.s.) arkadaşlarına şu soruyu yöneltti: "Müflis kimdir, biliyor musunuz?" Ashab, "Bize göre müflis, parası ve malı olmayandır" dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber, "Ümmetimin müflisi, kıyamet gününe; namaz, oruç ve zekât görevlerini yerine getirdiği hâlde, ona-buna sövmüş, iftira etmiş, şunun-bunun (haksız yere) malını yemiş, kanını dökmüş onu-bunu dövmüş olarak gelen kimsedir. Bu kişinin iyiliklerinin sevabından hak sahiplerine verilir. Borcu ödenmeden sevabı biterse, diğerlerinin günahları ona yüklenir, sonra da cehenneme atılır" buyurdu. (Müslim, Birr, H. No: 59) Hâlbuki ayetlerde ‘’ hiçbir suçlu başkasının günahını/ suçunu yüklenmez.’’ deniliyor, ama bu rivayette göre ‘’ Birinin suçu/ günahı başkasına yüklenebilir…’’ Bundan açıkça anlaşılıyor ki, Kur’an’ın muteaddit ayetleriyle çelişen Ebu Hureyre’nin bu rivayeti, Hz. Peygambere ait olması mümkün görülmemektedir. (الله اعلم) Yine aşağıya metni alınan (كتاب الكامل في ضعفاء الرجال) adlı eserde de (وَقَالَ النسائي العلاء بْن كَثِيرٍ ضعيف)’’ Nesai, Müflis hadisinin ravisi olan el-Âlla’nın zayif olduğunu ve hatta Buhari bile, el-Âlla’nın Mekhul gibi hadisleri münker olan kimselerden rivayetler yaptığını söylemektedir. Ve yine aynı kaynakta el-Âlla’nın (Müflisle ilgili ravinin) hadisleri hiçbir şey değildir, yani delil olamaz, deniliyor. İşte hem söz konusu rivayet metni hem de zayıf olan ravilerinden (الْعَلَاءِ ) ’’el-Âlla’’ hakkında söylenenler aşağıya alınmıştır. Ayrıca Ebu Hanife (r.a) ve İbrahim en-Neha’î gibi âlimler hem Ebu Hureyre’nin hem de Enes bin Malik’in rivayetlerini kabul etmediği bilinmektedir. Yine Hz. Aişe ve Hz. Ömer’in, Ebu Hureyre’nin hadisleri rivayet etmesine hep karşı çıkmışlar, hem de Hz. Ömer onu sürgün etmekle tehdit ediyordu. Ama Hz. Ömer’in vefatından sonra Ebu Hureyre bol bol hadisleri rivayet etmeğe başladığını görmekteyiz. Zaten kendisi de Hz. Ömer’in bu durumunu itiraf etmiştir. Arapça bilenler aşağıdaki metinlere bakabilirler.
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ وَعَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ قَالَا حَدَّثَنَا إِسْمَعِيلُ وَهُوَ ابْنُ جَعْفَرٍ عَنْ الْعَلَاءِ عَنْ أَبِيهِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ أَتَدْرُونَ مَا الْمُفْلِسُ قَالُوا الْمُفْلِسُ فِينَا مَنْ لَا دِرْهَمَ لَهُ وَلَا مَتَاعَ فَقَالَ إِنَّ الْمُفْلِسَ مِنْ أُمَّتِي يَأْتِي يَوْمَ الْقِيَامَةِ بِصَلَاةٍ وَصِيَامٍ وَزَكَاةٍ وَيَأْتِي قَدْ شَتَمَ هَذَا وَقَذَفَ هَذَا وَأَكَلَ مَالَ هَذَا وَسَفَكَ دَمَ هَذَا وَضَرَبَ هَذَا فَيُعْطَى هَذَامِنْ حَسَنَاتِهِ وَهَذَا مِنْ حَسَنَاتِهِ فَإِنْ فَنِيَتْ حَسَنَاتُهُ قَبْلَ أَنْ يُقْضَى مَا عَلَيْهِ أُخِذَ مِنْ خَطَايَاهُمْ فَطُرِحَتْ عَلَيْهِ ثُمَّ طُرِحَ فِي النَّارِ) حدثنا اسماعيل بن اسحاق : العلاء بن كثير (أي راوي هذالحديث) ليس حديثه بشَيْءٍ عَنْ عَلِيِّ بْن المديني قَالَ العلاء بْن كَثِيرٍ روى عَن مَكْحُول، وَهو ضعيف الحديث جدا قاالَ البُخارِيّ العلاء بْن كَثِيرٍ عَن مَكْحُول منكر الحديث - وَقَالَ النسائي العلاء بْن كَثِيرٍ (أي راوي هذالحديث) ضعيف.- وللعلاء بْن كَثِيرٍ عَن مَكْحُول عَن الصحابة عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيهِ
وَسلَّمَ نسخ كلها غير محفوظة، وَهو منكر الحديث : المرجع (كتاب الكامل في ضعفاء الرجال - ابن عدي) روى محمّد بن الحسن - صاحب أبي حنيفة - عن أبي حنيفة، أنّه قال: (أُقلّد من كان من القضاة من الصحابة: كأبي بكر،وعمر، وعثمان، وعليّ، والعبادلة الثلاثة، ولا أستجيز خلافهم برأيي، إلاّ ثلاثة نفر، وفي رواية: أُقلّد جميع الصحابة ولا أستجيز خلافهم برأي إلاّ ثلاثة نفر: أنس بن مالك، وأبو هريرة، وسمرة بن جندب.فقيل له في ذلك؟! فقال: أمّا أنس،فاختلط في آخر عمره، وكان يفتي من عقله، وأنا لا أُقلّد عقله؛ وأمّا أبو هريرة، فكان يروي كلّ ما سمع من غير أن يتأمّل في المعنى، ومن غير أن يعرف الناسخ والمنسوخ)) (1) عن أبي يوسف من قول أبو حنيفة: ((إذا جاءت به الرواة الثقات عملنا به وتركنا الرأي... والصحابة كلّهم عدول ما عدا رجالاً، ثمّ عدَّ منهم أبا هريرة، وأنس بن مالك))، فما كان ردّ أبو حنيفة لروايته
إلاّ لعدم عدالته عنده - فإبراهيم النخعي ومن أخبر عنهم لم يكونوا يأخذون بأحاديث أبي هريرة في أمر الدين، لعدم قبولهم له، وعدم سكونهم لروايته، فكلامه صريح بعدم الاعتماد على روايته : المراجع: 1- (مختصر المؤمل في الردّ إلى الأمر الأوّل، لأبي شامة 1: 62 - - شرح
نهج البلاغة، لابن أبي الحديد 4: 68 (56)، فصل في ذكر الأحاديث الموضوعة في ذمّ عليّ 63)وقال يحيى بن معين: العلاء «ليس حديثه بحجة»، وروى عثمان بن سعيد ، عن يحيى ، قال : سعيد المقبري أوثق من العلاء . العلاء ضعيف : المرجع (برهان الدين الحلبي - الكشف
الحثيث عمن رمي بوضع الحديث) الْعَلَاء بن عبد الرَّحْمَن وَقد ذكر الذَّهَبِيّ فِي مِيزَانه وَذكر فِيهِ كلَاما وَقد رَأَيْت فِي مَوْضُوعَات بن الْجَوْزِيّ فِي أول فَضَائِل عَليّ ذكر بِسَنَدِهِ إِلَى بن معِين أَنه سُئِلَ عَن الْعَلَاء بن عبد الرَّحْمَن فَقَالَ أحسن أَحْوَاله عِنْدِي أَنه قيل لَهُ عِنْد مَوته لا تستغفر الله
فَقَالَ أَرْجُو أَن يغْفر الله لي وَقد وضعت فِي فضل عَليّ سبعين حَدِيثا انْتهى هَذَا مَا رَأَيْت فِيه : المرجع (ابن عدي الجرجاني - الكامل في ضعفاء الرجال) من جهينة مديني ليس بالقوي.وَقَالَ ابْنُ مَعِيْنٍ: لَيْسَ حَدِيْثُهُ بِحُجَّة وَقَالَ عَبَّاسٌ:قيل له عند موته أَلا تستغفر الله فَقَالَ أَرْجُو أَن يغْفر الله لي وَقد وضعت فِي فضل علي حديثا : سُئِلَ يَحْيَى عَنْ سُهَيْلٍ، وَالعَلاَءِ، فَلَمْ يُقَوِّ أَمرَهُمَا قال سَعِيْدٌ المَقْبُرِيُّ أَوثَقُ مِنَ العَلاَءِ، العَلاَءُ ضَعِيْفٌ.- أبو الفرج بن الجوزي : ذكره في موضوعاته وذكر أنه عند موته قال: لقد وضعت فى فضل علي سبعين حديثا - أبو يعلى الخليلي : مختلف فيه لأنه ينفرد بأحاديث لا يتابع عليها : المرجع ((الذهبي – سر اعلام النبلاء))