close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Zumer Sûresi 68. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Venufiḣa fî-ssûri fesa’ika men fî-ssemâvâti vemen fî-l-ardi illâ men şâa(A)llâh(u)(s) śümme nufiḣa fîhi uḣrâ fe-iżâ hum kiyâmun yenzurûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve Sur'a üfürülmüştür de göklerdekilerin ve yeryüzündekilerin hepsi de, o sesin şiddetinden ölüp gitmiştir, sonra bir daha üfürülünce o zaman hepsi dirilmiştir, ne olacak diye bakınıp durmadalar.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Kıyamet geldiğinde) Artık Sur’a üfürülmüş; böylece Allah’ın diledikleri dışında, göklerde ve yerde olanlar çarpılıp-yıkılıvermiş olacaktır. Sonra bir daha ona (Sur’a) üfürülecek, ardından (bütün insanlar), onlar ayağa kalkmış durumda (şaşkınlıkla etrafına) bakınacaklardır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
O gün sû'ra üflenecek ve yerde, gökte ne varsa, hepsi Allah'ın hariç tutmak istedikleri dışında düşüp bayılacaklar, sonra yeniden bir daha üflenecek, o zaman tüm ölenler hepsi dirilmiş, ne olacak diye bakınıp duracaklar.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Sûra üfürülmüştür. Göklerdeki ve yerdeki akıllı ve sorumlu varlıklar, yere çarpılmış ve ölmüştür. Ancak, Allah'ın sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi olan akıllı ve sorumlu varlıklar hayattadır. Sonra sûra bir daha üfürülür. Derhal, herkes ayaktadır, gözleri açık bakıyorlar.
bk. Kur’an-ı Kerim, 17/52; 30/25; 79/13-14.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Sur'a üflenir, böylece Allah'ın dilediklerinden başka göklerde ve yerde kim varsa hepsi düşüp ölür. Sonra ona bir daha üflenir ve hemen ayağa kalkarak bakınırlar.
Ali Bulaç
swap_vert close
Sur'a üfürüldü; böylece Allah'ın diledikleri dışında, göklerde ve yerde olanlar çarpılıp-yıkılıverdi. Sonra bir daha ona üfürüldü, artık onlar ayağa kalkmış durumda gözetliyorlar.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Artık kıyamet kopmuş, İsrafil tarafından birinci defa) Sûr'a üfürülmüştür de Allah'ın dilediği (Cebrâil, Azrâil, Mikâil ve İsrâfil gibileri) müstesna olmak üzre göklerde kim var, yerde kim varsa hepsi ölmüştür. Sonra Sûr'a tekrar (ikinci defa) üfürülmüştür. Bu defa (kabirlerinden) kalkmışlar bakınıb duruyorlar. (Acaba kendilerine ne yapılacaktır!)
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
O gün sura (borazana) üfürülür. Allah’ın dilediği hariç, göklerdeki ve yerdeki herkes bayılır. Sonra ikinci bir kere sura üfürülür. Birden herkes ayağa kalkıp bakarlar.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Sûr'a üflenince, Allah'ın diledikleri hariç olmak üzere, göklerde ve yerde ne/kim varsa hepsi bayılacaktır. Sonra Sûr'a bir daha üflenince, bir de ne göresin, onlar ayağa kalkmış bakıyorlar.
Besim Atalay
swap_vert close
Sûr üfrülünce —Allahın dilediğinden başka — göklerde de, yerde de olan çarpılır, sonra yine üfrülünce, hemen kalkıp bakarlar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Kıyamet için birinci defa) Sur'a üflenir. Allah'ın diledikleri müstesna olmak üzere göklerde ve yerde kim varsa hepsi çarpılıp yere yıkılarak bayılır. Sonra Sur'a tekrar (ikinci defa) üflenir. Bir de bakarsın bütün insanlar, ayağa kalkmış, etrafa bakınıp duruyorlar!
Bkz. 37/19“Sûr” la ilgili detaylı bir bilgiye sahip değiliz. Nasıldır ve nasıl bir ses çıkaracaktır ve bu ses nasıl bir etki yapacak ve dalga boyu ne olacak ki evrende her şeyin sonunu getirecek? Bütün bunlar Allah’ın bilgisi dâhilindedir. Kıyametin kopmasından bahseden âyetler, evrende büyük bir kozmik değişime sebep olacak patlamanın sûra üflenmekle başlayacağını anlatır. Ancak bunun “İsrâfîl” adlı meleğin üflemesiyle gerçekleşeceğini söylemez. Dolaysıyla insanların sandığı ve inandığı gibi kıyametin kopmasını bekleyen İsrâfîl adlı özel bir melek yoktur. Yani “Allah özel bir melek yaratmıştır, üstelik de büyük meleklerdendir fakat sadece iki defa görev yapacaktır. Biri Kıyamet vakti gelince sûra üflemek, diğeri de tekrar diriliş için ikinci kez sûra üflemek.” Bu çok tatmin edici durmuyor. Kur’an’a göre kıyametin kopması, daha önceden Allah’ın programladığı tarihte büyük bir gürültü/patlama ile gerçekleşir. Kur’an’ın öğretisine göre bu gürültü/patlama “sur’a üfürülme” diye ifade edilir. Nitekim göreceğiniz ayetlerde de “sura üfürülünce” deniyor, İsrafil sûra üflediği zaman denmiyor. “Artık sura üflendiği, yer ve dağlar kaldırılıp bir darbe ile birbirine çarpıl(arak darmadağın edil)dikleri zaman, işte o gün olacak olan olmuş (kıyamet kopmuş)tur!” (Hakka 69/13-15), “Ve sûra (ikinci defa) üfürülmüştür de bakarsın ki onlar mevzilerinden (kalkıp) Rablerine koşuyorlar!” (Yasin 36/51)“Allah’ın dilediği müstesna” ifadesinden, mahiyetini bizim bilemediğimiz bazı melekler kastedilmiş olabilir. “İnsanların ayağa kalması”; insanlar için hayatın yeniden başlaması anlamındadır.  
Cemil Said
swap_vert close
Borı ötecek ve semâvâtda ve arzda kalmasını arzu itdiğinden başka ne kadar mahlûk var ise ölecekdir. Sonra ikinci bir borı ötecek ve kâffe-i mahlûkât kıyâm ve intizâr iyleyecekdir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Sura üflenince, Allah'ın dilediği bir yana, göklerde olanlar, yerde olanlar hepsi düşüp ölür. Sonra Sura bir daha üflenince hemen ayağa kalkıp bakışır dururlar.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Sûr’a üflenir ve Allah’ın dilediği kimseler dışında göklerdeki herkes ve yerdeki herkes ölür. Sonra ona bir daha üflenir, bir de bakarsın onlar kalkmış bekliyorlar.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
(O gün) sûra üflenecek, ardından -Allah’ın diledikleri dışında- göklerde ve yerde bulunanların hepsi düşüp ölecek; sonra sûra yeniden üflenecek ve onlar birden ayağa kalkmış, etrafa bakıyor olacaklar.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Sûr'a üflenince, Allah'ın diledikleri müstesna olmak üzere göklerde ve yerde ne varsa hepsi ölecektir. Sonra ona bir daha üflenince, bir de ne göresin, onlar ayağa kalkmış bakıyorlar!  
 Birinci Sûr’da Allah’ın dilemesiyle ölmeyip kalanların, Cebrail, Mikâil, İsrâfil, Azrâil veya hamele-i arş ya da rıdvan melekleri, hûriler, cennetin hazinedârı olan Mâlik’le cehennem bekçileri olan zebâniler olduğu belirtilmiştir. Bu âyete göre nefha yani sûra üfürüş ikidir. Birincisi ölüm sûru, ikincisi de ba’s yani dirilme sûrudur.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Boruya üflenir üflenmez göklerde ve yerde kim varsa, ALLAH'ın diledikleri hariç kendinden geçip bayılırlar. Sonra ona tekrar üflenir de onlar ayağa kalkıp bakışırlar
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ve sûra üflenmiştir. Göklerde kim var, yerde kim varsa çarpılıp yıkılmıştır. Ancak Allah'ın dilediği müstesna. Sonra ona bir daha üflenmiştir. Bu defa da hep onlar kalkmışlar bakıyorlardır.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve sur üflenmiştir de Göklerde kim var, Yerde kim varsa çarpılıp yıkılmıştır, ancak Allahın dilediği müstesnâ, sonra ona bir daha üflenmiştir, bu kerre de hep onlar kalkmışlar bakıyorlardır
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Emrimiz üzere, İsrâfîl tarafından) Sûr’a üflenir ve Allah’ın dilediği kimseler dışında, göklerde ve yerde kim varsa, hepsi ölür. Sonra ona (Sûr’a, İsrâfil tarafından) bir daha üflenir de (o anda) onlar (kabirlerinden) kalkıp (şaşkın şaşkın etrafa) bakınırlar.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Sura üflenmiş, Allah'ın dilediği hariç göklerde ve yerde olanlar çarpılıp yıkılıvermiştir. Sonra ona bir kez daha üfürüldüğü zaman onlar kalkarak bakınırlar.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Birinci) «Suur» a üfürülmüş (üfürülecek), artık Allahın diledikleri müstesna olmak üzere, göklerde kim varsa, yerde kim varsa düşüb ölmüşdür (ölecekdir). Sonra ona bir daha üfürülmüşdür (üfürülecekdir). O anda görürsün ki (ölüler dirilib) ayakda bakınıb duruyorlar!
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ve sûra (birinci olarak) üfürülmüştür de Allah'ın dilediğinden başka(1) göklerde kim var, yerde kim varsa ölmüştür. Sonra ona bir daha üfürülmüştür; bir de bakarsın ki onlar ayaktadırlar (etrâfa) bakınıp duruyorlar.
(1)İbn-i Abbâs (ra)’a göre bu istisnâ ile, dört büyük melek olan Cebrâîl, Mikâîl, İsrâfîl ve Azrâîl Aleyhimüsselâm kasdedilmiştir. Ebû Hureyre (ra)’a göre ise bunlar şehidlerdir. Diğer bir görüşe göre de o gün hayatta bırakılacak olanlar, hûrîler ile Arş ve Kürsî’nin sâkinleri olan meleklerdir. (Celâleyn Şerhî, c. 6, 449)“Evet şu âlemin mutasarrıf-ı zîşânı (şanlı hâkimi) her asırda, her senede, her günde, bu dar, muvakkat(geçici) rûy-ı zeminde (yeryüzünde) haşr-i ekberin (âhiretteki büyük dirilmenin) ve meydân-ı kıyâmetin pek çok emsâlini (benzerlerini) ve nümûnelerini ve işârâtını (işâretlerini) îcâd ediyor (yaratıyor). Ezcümle (meselâ) haşr-i bahârîde (baharda canlıların diriltilmelerinde) görüyoruz ki, beş altı gün zarfında küçük ve büyük hayvanât (hayvanlar) ve nebâtâttan (bitkilerden) üç yüz binden ziyâde envâı (nev‘leri)haşredip neşrediyor (diriltip yayıyor). Bütün ağaçların, otların köklerini ve bir kısım hayvanları aynen ihyâ edip(hayat verip) iâde ediyor. Başkalarını ayniyet derecesinde (aynı gibi) bir misliyet sûretinde (benzerlikte) îcâd ediyor. Hâlbuki maddeten farkları pek az olan tohumcuklar o kadar karışmışken, kemâl-i imtiyâz ve teşhîs ile(mükemmelen ayırd edilerek) o kadar sür‘at ve vüs‘at (genişlik) ve sühûlet (kolaylık) içinde kemâl-i intizam ve mîzan (tam bir düzen ve ölçü) ile altı gün veya altı hafta zarfında ihyâ ediliyor. Hiç kābil midir (mümkün müdür) ki, bu işleri yapan Zât’a bir şey ağır gelebilsin! Semâvât ve arzı (gökleri ve yeri) altı günde halk edemesin (yaratamasın). İnsanı bir sayha ile (sûrun üflenmesiyle) haşredemesin! Hâşâ!” (Zülfikār, 10. Söz, 33)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve (o gün) Sûr’a üflenir (kıyametin kopma işareti ve emri verilir), Allah’ın diledikleri dışında yerde ve göklerde kim varsa baygın düşer (ölür). Sonra ona bir daha üflendiği (diriltilme işareti ve emri verildiği) zaman onlar ayağa kalkıp bakınıp duracaklar. *
(*) “Sa’ika” fiili; korkunç ses çıkarma, çarpmak, yere yıkmak vb. anlamlara gelir… Buradan hareketle evrende büyük bir kargaşanın meydana geleceğini bütün gök cisimlerinin tamamen yörüngelerinden ve çekim alanından çıkıp birbirleriyle çarpışmalarını ifade ediyor. Bu çarpışmalardan, bu kozmik kargaşadan (bouleversement cosmique) dünyamız da elbette nasibini alacaktır. Çarpışma esnasında bunların çıkardığı sesin şiddetini hayal etmek imkânsız. Bu ayette “sa’ika” fiili hem bu sesi hem de çarpışmayı ifade ediyor olsa gerektir. Bunun neticesi insanlar oldukları yere ölü/baygın yıldırım çarpmış gibi yığılıp kalırlar. Allahu a’lem. (İ. Yakıt Meal Açıklaması) “Sûr” la ilgili detaylı bir bilgiye sahip değiliz. Nasıldır ve nasıl bir ses çıkaracaktır ve bu ses nasıl bir etki yapacak ve dalga boyu ne olacak ki evrende her şeyin sonunu getirecek? Bütün bunlar Allah’ın bilgisi dâhilindedir. Kıyametin kopmasından bahseden âyetler, evrende büyük bir kozmik değişime sebep olacak patlamanın sûra üflenmekle başlayacağını anlatır. Ancak bunun “İsrâfîl” adlı meleğin üflemesiyle gerçekleşeceğini söylemez. Dolaysıyla insanların sandığı ve inandığı gibi kıyametin kopmasını bekleyen İsrâfîl adlı özel bir melek yoktur. Yani “Allah özel bir melek yaratmıştır, üstelik de büyük meleklerdendir fakat sadece iki defa görev yapacaktır. Biri Kıyamet vakti gelince sûra üflemek, diğeri de tekrar diriliş için ikinci kez sûra üflemek.” Bu çok tatmin edici durmuyor. Kur’an’a göre kıyametin kopması, daha önceden Allah’ın programladığı tarihte büyük bir gürültü/patlama ile gerçekleşir. Kur’an’ın öğretisine göre bu gürültü/patlama “sur’a üfürülme” diye ifade edilir. Nitekim göreceğiniz ayetlerde de “sûra üfürülünce” deniyor, İsrafil sûra üflediği zaman denmiyor. “Artık sûra üflendiği, yer ve dağlar kaldırılıp bir darbe ile birbirine çarpıl(arak darmadağın edil)dikleri zaman, işte o gün olacak olan olmuş (kıyamet kopmuş)tur!” (Hakka 69/13-15), “Ve sûra (ikinci defa) üfürülmüştür de bakarsın ki onlar mevzilerinden (kalkıp) Rablerine koşuyorlar!” (Yasin 36/51) “Allah’ın dilediği müstesna” ifadesinden, mahiyetini bizim bilemediğimiz bazı melekler kastedilmiş olabilir. “İnsanların ayağa kalkması”; insanlar için hayatın yeniden başlaması anlamındadır. (C. Külünkoğlu Meal Açıklaması). Not: Aşağıdaki metinde de belirtildiği gibi bazı hadis uzmanları tarafından yapılan araştırmaya göre Kur’an’da İsrafil ismi geçmediği gibi senedi sahih hadislerde de geçmez. Ama bunun İsrafil olduğunu söyleyen rivayetler zayıftır, delil olamaz deniliyor. Çünkü bu gayba dair bir bilgidir, gayba dair bir şeyi Allah’tan başka kimse bilemez. Bu nedenle buna İsrafil değil de, Sûr’a üfürmekle görevli melek veya Sûr sahibi vs. demek daha uygun olur. Not. Aynı zamanda bu durum Azrail için de geçerlidir. Çünkü Kur’an’da kullanılan ifade (ملك الوت)’’melekü-l mevt’’ ölüm meleğidir. Eğer biz de Azrail değil de ölüm meleği desek Kur’an’a uygun bir ifade kullanmış oluruz. (الله اعلم) ‘’Ama en doğrusunu Allah bilir.’’ هو إسرافيل أو غيره؟ - حكيم بن منصور ...فمما اشتهر في متون العقيدة وكتب التفسير وغيرها أن النافخ في الصور يوم القيامة هو الملك الكريم إسرافيل عليه السلام، وهذا أمر توقيفي، فبحثت على حديث يدل على هذا التخصيص، فلم أجده بل تبين لي أن النافخ في الصور ليس هو إسرافيل بل هومجهول الاسم وإنما يسمى الملك الموكل بالنفخ في الصور وذلك لأسباب - منها أن كل الأحاديث الصحيحة في ذكر الملك الموكل بالنفخ في الصور لم تسمه، بل ذكرته مبهما. ومنها أن الأحاديث التي فيها ذكر اسم الملك وأنه إسرافيل لا تقوم بها الحجة لضعف سندها. :فلعل الأولى أن يقال في حقه: الملك الموكل بالنفخ في الصورأو صاحب الصور، صاحب القرن. وأما تسميته فلا بد له من دليل. وهذا نظيره نظير ملك الموت، فلم يثبت عند العلماء تسميته بعزرائيل، وإنما الصحيح أن يقال فيه: ملك الموت. والعلم عند الله وهو أعلم : المصدر: (أرشيف ملتقى أهل التفسير مجموعة من المؤلفين) )الحديث الذي يثبت ان الذي ينفخ في الصور هو اسرافيل رواه البيهقي في البعث والنشور وغيره ومداره على اسماعيل بن أبي رافع وهو ضعيف قال ابن حجر في التقريب 442: ضعيف الحفظ، وقال الذهبي في الكاشف: ضعيف واهٍ... ـ[عادل سليمان القطاوي (23 ) 23 : أرشيف : المصدر: (ملتقي اهل التفسير مجموعة من المؤلفين) وأحاديث النفخ في الصور جمعها الحافظ ابن كثير في تفسيره والذي جاء التصريح به أنه إسرافيل لا حجة فيه من جهة الإسناد (نفس الكصدر)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Kıyamet saati başlatıldığında (ilk sura üfürüldüğünde), göklerde ve yerde olanlardan, Allah’ın dilediklerinden başkası bayılacaklardır. Sonra tekrar diğer (ikinci) dirilme işareti verildiğinde, hemen insanlar ayağa kalkıp bakınıp duracaklar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Boruya üfürülünce yerlerde, göklerde canlı olarak ne varsa hepsi yok olacaktır, yalnız Allah’ın diledikleri kalacaktır. Sonra Ona bir daha üfürülünce onlar hemen ayağa kalkacaklar, bakınmıya başlıyacaklardır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Kıyamet borusu üfürülünce [¹] Allah/ın dilediği kimseden maada göklerde, yerde ne varsa hepsi ölü düşer, sonra bir daha üfürülünce [²] hemen onlar ayağa kalkıp bakışırlar [³].
[1] İlk üfürme.[2] İkinci üfürme.[3] Ne olacak diye bekleşirler veya hayret içinde gözlerini döndürürler veya ayakta şaşırıp kalırlar.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Sura üflenince, Allah’ın diledikleri hariç, göklerde ve yerde olanların hepsi korkunç sesten/çarpmadan dolayı oldukları yerde yıkılıp kalacaklardır [sa’ika]²⁶. Sonra ona bir kez daha üflenir, bir de bakarsın ki, onlar kalkmış bakıyorlar/bekliyorlar [yenzurûn].
26 “Sa’ika” fiili; korkunç ses çıkarma, çarpmak, yere yıkmak vb. anlamlara gelir. Birçok meâl ve tefsirlerde ölür, ölecektir, bayılır, bayılacaktır gibi anlamlar verilmiştir. Arap dilcilerinin bu kelimeyi üç anlamda kullandıklarını Ragıp’ın açıklamalarından öğreniyoruz; Ölüm, azap ve ateş. İbn Faris, “korkunç ve çok şiddetli ses” anlamı üzerinde durur. Ayrıca bu ayeti örnek göstererek, “sanki yıldırım çarpmış da ölmüş gibi” açıklamasını yapar. Buradan hareketle evrende büyük bir kargaşanın meydana geleceğini bütün gök cisimlerinin tamamen yörüngelerinden ve çekim alanından çıkıp birbirleriyle çarpışmalarını ifade ediyor. Bu çarpışmalardan, bu kozmik kargaşadan (bouleversement cosmique) dünyamız da elbette nasibini alacaktır. Çarpışma esnasında bunların çıkardığı sesin şiddetini hayal etmek imkânsız. Bu ayette “sa’ika” fiili hem bu sesi hem de çarpışmayı ifade ediyor olsa gerektir. Bunun neticesi insanlar oldukları yere ölü/baygın yıldırım çarpmış gibi yığılıp kalırlar. Allahu a’lem.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Sura üflenince, Allah'ın dilediği bir yana, göklerde olanlar ve yerde olanlar hepsi çarpılıp yıkılıverir (düşüp ölür). Sonra Sur'a bir daha üflenince hemen ayağa kalkıp bakışır dururlar.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Zamanı gelince, kıyâmet için sûra üflenecek ve derhal, göklerdeki ve yerdeki bütün canlılar —Allah’ın diledikleri hariç— kıyâmetin dehşetinden cansız yere serilecektir! Derken, bütün ölülerin dirilişi içinona yeniden üflenecek ve o anda, bütün insanlar mezarlarından sıçrayıp kalkacak; şaşkın ve ürkek bir hâlde etraflarına bakınacaklar!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Sûr’a üflendi; Allah’ın dilediği kimseler dışında, Yer’deki kimseler de, Gökler’deki kimseler de bayılıp yıkıldı. Sonra ona tekrar üflendiği zaman onlar ayağa kalkmış bakarlar.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Kıyamet borusu çalınınca, göklerde ve yerde, her ne varsa hepsi şok olup can verir, sadece Allah'ın kalmasını istedikleri kalır. Ardından bir kez daha çalınır. Bu sefer hepsi hazırola geçip bekleşirler...
Mehmet Çoban
swap_vert close
Kıyamet vakti gelince Sûr’a üflenir. Allah’ın dilediği kimseler dışında göklerdeki yerdeki herkes ölür. Sonra Sur’a bir daha üflenir. Hesap vakti için diriliş başlar. Herkes hesabını vermek için sırasını beklemeye başlar.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Sûr’a üflenmiş [*] (olacak) [*] ve –Allah’ın diledikleri hariç– göklerde ve yerde bulunanlar bayılacaktır. [*] Sonra ona bir daha üflenince, bir de bakarsın ki onlar ayağa kalkmış bakıyorlar!
Sur’a üflenmeyle ilgili benzer mesajlar: En‘âm 6:73; Kehf 18:99; Tâhâ 20:102; Mü’minûn 23:101; Neml 27:87; Yâsîn 36:51; Kâf 50:20; Hâkka 69:13; Nebe’ 78:18.,Bu tür Son Saat, kıyamet-ahiret gibi gelecekte yaşanması kesin olan olaylar için geçmiş zaman kalıbı kullanımı olayın kesinlikle meydana geleceğine dikkat çekmek içindir. Bu nedenle biz de 69-75. ayetler arasında ilgili konulardaki fiillere gelecek zaman anlamı vermeyi tercih ettik.,Benzer mesaj: Neml 27:87. Bu iki ayette [fesa‘ıka] ve [fefezi‘a] fiillerinin başındaki [fâ/fe] edatı [ta‘kıbiyye] anlamındadır ve Sûr’a üflenmenin hemen peşinden, göklerdekilerin ve yerdekilerin düşüp bayılacağı bildirilmektedir. Hacc 22:1-2’de konuyla ilgili bilgi verilirken, Son Saat’in şiddetinden insanların ne kadar korkunç bir şekilde etkileneceği üzerinde durulmaktadir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Kıyamet günü) sur’a üflenince,¹ Allah’ın diledikleri dışında göklerde ve yerde olanların hepsi ölecek, sonra ona bir daha üflenir üflenmez hepsi dirilerek (Allah’ın emrini) bekleyecekler.
1 Sur; Bazılarına göre “vav” harfinin fethalı okunmasıyla suret’in çoğulu “suver” olup, sur’a üfürmek de “suretlere rûh üfürmek” şeklinde anlaşılmışsa da bu çok doğru değildir. Sûr: “Kıyâmetin vakti geldiği an İsrâfil (a.s)’ın üfleyeceği bir araçtır” ki, İsrâfil tarafından üç defa üfürülecektir. Birincisinde; göklerde ve yerde kim varsa Allah’ın diledikleri dışında herkes dehşetinden sarsılacak, ikincisinde; Allah’ın diledikleri dışında herkes ölecek, üçüncüsünde ise; herkes dirilip mahşere toplanacaklardır. Sur, mahiyetini bilmediğimiz, dünyadaki aletlere benzemeyen, ancak hadislerde boru diye tanımlanan bir âlettir. Bk. (En’am: 73, Mü’minun: 101 ve dipnotu)  
Muhammed Esed
swap_vert close
[O Gün hesap] sûru üflenecek; ve yerde, gökte ne varsa hepsi, Allah’ın [hariç tutmak] istedikleri dışında, düşüp bayılacaklar. ⁶⁷ Sonra sûr yeniden üflenecek; işte o zaman [yargı kürsüsü önünde] duranlar [hakikati] görmeye başlayacaklar! ⁶⁸
67 Burada, 27:89’dan da açıkça anlaşılacağı gibi, iman edip yararlı işler yapanların bu dünyadaki ruhî hayatlarının -ve dolayısıyla, öteki dünyadaki mutluluklarının- sürekliliği kasdedilmektedir. Karş. 21:103 -“[Kıyamet Günü’nün uyandıracağı] o benzeri olmayan büyük korku bile onları kaygılandırmayacaktır.”68 Karş. 37:19.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
O gün Sur’a üflenmiş, Allah’ın diledikleri dışında yerde ve göklerde kim varsa hepsi düşüp ölmüştür. Sonra ikinci sura üflendiğinde bir de bakmışsın ki hepsi ayağa kalkmış yargılanmayı bekliyorlar. 23/101, 69/13
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Ve sura üflenecek:[⁴¹⁶¹] derken Allah’ın tercih ettikleri dışında[⁴¹⁶²] göklerde ve yerde bulunan herkes (dehşetten çarpılmışçasına) düşüp bayılacaktır.[⁴¹⁶³] Sonra sura bir daha üflenecek: o zaman onlar yerlerinden doğrulup (sonlarını) bekleyecekler.
[4161] Ya da Katâde’nin suver okuyuşuna dayanarak: “suretlere (ruh) üflenecek” (Ferrâ). [4162] Hasan el-Basri’ye göre “Allah’ın tercih ettiği” ile “Allah” kastedilmektedir (Mâverdi). [4163] Benzer bir âyet için bkz: 27:87. “Büyük bir tehdit karşısında dehşetten yere yığılma“ anlamına gelen sa’ika A’râf sûresinin 143. âyetinde de “bayıldı” anlamına kullanılmaktadır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Ve Sûr'a üfürülmüştür (birinci nefha) Allah’ın diledikleri dışında, göklerde ve yerde kim varsa yere yıkılmış ölmüştür. Sonra Sûr'a bir daha üflenir. (İkinci nefha) Bir de bakarsın ki hepsi ayağa kalkmış bakıyorlar!
Osman Fırat
swap_vert close
Sûr’a üflenmiş, göklerde ve yerde olanlar (korkudan) bayılmışlar, ancak Allâh’ın diledikleri başka. Sonra ona bir daha üflenmiştir, birden onlar kalkmış, bekliyorlar.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve Sûr'a üfürülmüştür. Hemen göklerde kim var ise ve yerde kim var ise ölüvermiştir. Allah'ın dilediği kimse müstesna. Sonra Sûr'a tekrar üfürülmüştür. O anda onlar kalkarak bakışırlar.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Sûra üflenir; Allah'ın diledikleri dışında, göklerde ve yerde kim varsa çarpılıp cansız yere düşer. Sonra ona bir daha üflenir: Bir de bakarsın bütün insanlar, kabirlerinden ayağa kalkmış, etrafa bakınıp duruyorlar! [79, 13-14; 17, 52; 30, 25]
Bu âyette sûra iki kere üfleneceği bildirilmiştir. Neml, 87. âyetinde bu ikisinden önce bir kere daha üfleneceğinden söz edilmiştir. Onun için Hz. Peygamber (a.s.) sûra üç üfleme bildirmiştir. 1. Nefhatü’l feza’ (dehşetli bir ses) 2. Nefhatu’s-sa’k (öldüren ses) 3. Nefhatu’l kıyame (diriliş üflemesi) İstisna edilenler: En büyük dört melektir. Bazı müfessirler ayrıca, Hamele-i Arş, yahut rıdvan melekleri, huriler, Malik (cehennem sorumlusu) ve Zebanileri de sayarlar.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Sur'a üflenmiş, göklerde ve yerde olanlar (korkudan) bayılmışlar, ancak Allah'ın dilediği sarsılmamıştır. Sonra ona bir daha üflenmiştir, birden onlar kalkmış, bakıyorlardır.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Sûr'a üflendiği zamân göklerde ve yerde mevcûd mahlûkâtın cümlesi -Allâh'ın dilediklerinden mâ'adâ- bîhoş düşüb ölürler. Sonra ikinci def'a Sûr'a üflendikde derhâl hepsi ayağa kalkarak sâdır olacak emre intizâr iderler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Sura üfürülünce Allah’ın tercih ettikleri dışında göklerde ve yerde kim varsa ölecektir. Sonra ona bir daha üfürülünce hemen ayağa kalkıp anlamaya başlayacaklardır.
Şaban Piriş
swap_vert close
Sûr'a üflenmiş, Allah'ın diledikleri dışında yerde ve göklerde kim varsa baygın düşmüştür/ölmüştür. Sonra ona tekrar üflendiği zaman onlar ayağa kalkar ve bakıp dururlar.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Sûra üfürülür; Allah'ın dilediklerinden başka göklerde ve yerde kim varsa hepsi düşüp ölür. Sonra sûra bir daha üfürülür; o anda hepsi kalkmış, bakışmaktadır.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Sûra üflenmiştir; Allah'ın dilediği kimseler dışında göklerde kim var, yerde kim varsa çarpılıp yere yıkılmıştır. Sonra sûra bir daha üflenmiştir. İşte hepsi ayağa kalkmış bakıyorlar.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ürildi śūr içine ya'nį ilk gez pes öldi anlar kim göklerdedür daħı anlar kim yirdedür illā anlar kim diledi Tañrı andan ürildi anuñ içine daħı bir pes ol vaķt anlar ŧurmışlardur baķarlar.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı ṣūr içine ürile. Pes öle gökler ehli, daḫı yirler ehli, illā Tañrı diledügikimseler. Andan ṣoñra bir kez daḫı nefḫ olsa, anlar dirile ayaḳ üstine durupbaḳalar.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Sur (birinci dəfə) çalınacaq, Allahın göylərdə və yerdə olan istədiyi kimsələrdən (Cəbrail, Mikail, Əzrail və İsrafildən, yaxud ərşi daşıyan mələklərdən və ya müsəlman şəhidlərindən) başqa, dərhal hamı yıxılıb öləcək. Sonra bir daha çalınan kimi onlar (qəbirlərindən) qalxıb (Allahın əmrinə) müntəzir olacaqlar!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And the trumpet is blown, and all who are in the heavens and the earth swoon away, save him whom Allah willeth. Then it is blown a second time, and behold them standing waiting!
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
The Trumpet will (just) be sounded, when all that are in the heavens and on earth will swoon,(4343) except such as it will please Allah (to exempt). Then will a second one be sounded, when, behold, they will be standing and looking on!
4343 Sa'iqa implies the idea of a swoon, or loss of all consciousness of being; it implies a cessation of the normal functioning of the usual powers of life or feeling. With the first Trumpet of the Resurrection, the whole world will cease to be in the form and the relations which we see now: there will be a new heaven and a new earth, see 14:48, n. 1925; human souls will for the time being be dazed and lose all memory or consciousness of time or place or personality. With the second one, they will stand in a new world; they will see with clearer vision than ever before; and judgement will proceed. (R).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَنُفِـخَ
ve üfürül müştür
فِي الصُّورِ
Sûr'a
فَصَعِقَ
ve ölmüştür
مَنْ
o kim- seler ki
فِي السَّمٰوَاتِ
göklerdedir
وَمَنْ
ve o kim- seler ki
فِي الْاَرْضِ
yerdedir
اِلَّا
an- cak
مَنْ
o kim- seler ki
شَٓاءَ
diledi
اللّٰهُۚ
Allah
ثُمَّ
son- ra
نُفِـخَ
üfürül- müştür
ف۪يهِ
ona
اُخْرٰى
başka
فَاِذَا
birden hemen
هُمْ
onlar
قِيَامٌ
ayakta- dırlar
يَنْظُرُونَ
bakınıp duruyorlar
Sûr'a (ilk kez) üflenince Allah'ın diledikleri müstesna, göklerde ve yerde ne varsa hepsi ölecektir. Sonra ona bir daha üflenince bir de bakarsın ki onlar ayağa kalkmış (etraflarına) bakınıp duruyorlar.
نَفَخَ
Fiil-I
ن ف خ
Üfledi, nefhetti
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
صُور
İsim
ص و ر
Sûr
صَعِقَ
Fiil-I
ص ع ق
Öldü, çarpıldı
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
سَمَٓاء
İsim
س م و
Gök, sema
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
شَاءَ
Fiil-I
ش ي ا
Diledi, istedi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
ثُمّ
Zarf
ثُمّ
Sonra
نَفَخَ
Fiil-I
ن ف خ
Üfledi, nefhetti
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
اٰخَر
İsim
ا خ ر
Diğeri, öteki, arkası, başkası, sonraki
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
قَٓائِم
Etken fiil
ق و م
Kâim (Allah'ın ismi, esmasıdır. Kıyamda tutan demektir), kaim, ayakta olan, kıyamda duran, dosdoğru yapan
نَظَرَ
Fiil-I
ن ظ ر
Baktı, gözledi, gördü, bakınıp durdu, nazar etti, seyretti