Allah herşeyin yaratıcısıdır(2) ve O, herşeye vekîldir.
(2)“Kâinâtta esbâb (sebebler) ve müsebbebât (sebeblerle meydana gelen); görünen eşyâya(şeylere) bakıyoruz ve görüyoruz ki, en a‘lâ (en yüksek) bir sebeb en âdî (basit) bir müsebbebe kuvveti yetmiyor. Demek esbâb bir perdedir. Müsebbebleri yapan başkadır. Meselâ, hadsiz masnûâttan (san‘atlı varlıklardan) yalnız cüz’î (küçük) bir misâl olarak insan başı içinde bir hardal küçüklüğünde bir yerde yerleştirilen kuvve-i hâfızaya bakıyoruz. Görüyoruz ki, öyle bir câmi‘ (çok şeyleri içine alan) kitab, belki kütübhâne hükmündedir ki, bütün sergüzeşte-i hayâtı (hayat hikâyesi), içinde karıştırılmaksızın yazılıyor. Acabâ bu mu‘cize-i kudrete hangi sebeb gösterilebilir? Telâfîf-i dimâğiye (beynin kıvrımları) mı? Basit şuûrsuz huceyrât (hücrecikler) zerreleri mi? Tesâdüf rüzgârları mı? Hâlbuki o mu‘cize-i san‘at öyle bir Zât’ın san‘atı olabilir ki, beşerin haşirde neşredilecek (açılacak) büyük defter-i a‘mâlinden (amel defterinden) muhâsebe(hesab) vaktinde hatıra getirilecek ve işlediği her fiilleri yazıldığını bildirmek için bir küçük sened istinsâh(kopya) edip, yazıp aklının eline verecek bir Sâni‘-i Hakîm’in (sonsuz hikmet sâhibi bir san‘atkârın) san‘atı olabilir.” (Mektûbât, 33. Mektûb, 335)