close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Zumer Sûresi 49. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Fe-iżâ messe-l-insâne durrun de’ânâ śümme iżâ ḣavvelnâhu ni’meten minnâ kâle innemâ ûtîtuhu ‘alâ ‘ilm(in)(c) bel hiye fitnetun velâkinne ekśerahum lâ ya’lemûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
İnsana bir zarar geldi mi bizi çağırır, sonra katımızdan bir nimet verdik mi ona, der ki: Bana bu nimet, bilgim yüzünden verilmiştir; hayır, o bir sınamadır ve fakat çoğu bilmez.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
İnsana bir zarar dokunduğu (ve çaresiz kaldığı zaman, hemen fıtri bir yönelişle) Bize yalvarır. Sonra (sıkıntılarını giderip) ona katımızdan bir nimet verdik mi; "Bu bana (kendi) bilgim (ve becerim) sayesinde verilmiştir" (diyerek nankörlüğe kaymaktadır). Doğrusu bu (nimetler de musibetler de insanı denemek için bir) imtihandır; fakat çokları (gerçeği) bilmediklerinden (ve İslami şuur eksikliğinden gaflete dalınmaktadır).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
İşte böyle, insanın başına bir bela geldiğinde, bize yardım için yalvarır, fakat ona tarafımızdan bir iyilikte bulunduğumuz zaman kendi kendine, bütün bunlar bana bilgim yüzünden verilmiştir der. Hayır, o nimet ve başa gelenlerin hepsi bir imtihandır, fakat onların çoğu bu imtihan gerçeğini bilmezler.
Ahmet Tekin
swap_vert close
İnsanın başına bir felâket, bir sıkıntı geldiği, ekonomik darboğaza düştüğü zaman bize kulluk ve ibadet eder, yalvarır. Sonra kendisine tarafımızdan bir nimet verdiğimiz vakit, “Bu, bana yalnızca ticarî bilgimden, maharetimden dolayı verildi” der. Doğrusu bu ağır bir imtihandır. Fakat onların çokları bunu bilmezler.
bk. Kur’an-ı Kerim, 28/76-78; 34/35.  
Ahmet Varol
swap_vert close
İnsana bir darlık dokunduğunda bize dua eder. Sonra ona kendi katımızdan bir nimet verdiğimizde: "Bu bana ancak bir bilgi dolayısıyla verildi" der. Hayır, o bir imtihandır. Ancak onların çoğu bilmiyorlar.
Ali Bulaç
swap_vert close
İnsana bir zarar dokunduğu zaman, bize dua eder; sonra tarafımızdan ona bir nimet ihsan ettiğimizde, der ki: 'Bu, bana ancak bir bilgi(m) dolayısıyla verildi.' Hayır; bu bir fitne (kendisini bir deneme)dir. Ancak çoğu bilmiyorlar.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Nankör) insana bir zarar dokundu mu, bize yalvarır; sonra kendisine tarafımızdan bir nimet verdik mi: “-Bu, bana ancak bilgimden dolayı verilmiştir.” der. Doğrusu bu bir imtihandır; fakat çokları bilmezler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
İşte insana bir zarar dokunduğu zaman, Bize yalvarır. Sonra kendi katımızdan ona bir nimet ikram ettiğimizde, “Ben bunu ancak kendi bilgimle elde ettim” der. Hâlbuki o nimet, onun için bir imtihandır. Fakat onların çoğu bunu bilmezler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
İnsana bir zarar dokunduğu zaman bize yalvarır. Sonra katımızdan ona bir nimet verdiğimizde, “Bu bana yalnızca bilgimden dolayı verilmiştir” der. Hayır, o bir sınavdır. Fakat insanların çoğu bilmezler.
Besim Atalay
swap_vert close
İnsan bir darlığa uğradığında, yakarır bize, sonra bizden bir nimete erince, der ki: «Bu benim bilgimedir!» Hayır, o bir sınavdır, çoklarıysa bilmezler
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
İnsana bir zarar dokunduğunda bize yalvarır. Sonra ona tarafımızdan bir nimet (bolluk ve mevki) verdiğimizde, “Bu, bana ancak bilgim sayesinde verilmiştir” der. Hayır, o (verilen nimetlerin hepsi) bir imtihandır. Fakat onların çoğu (bunu) bilmezler. 
Bkz. 28/78Burada “Ben buralara bilgimle, zekâmla, tecrübemle, yeteneğimle, tırnaklarımla kazıyarak geldim” diyenlere bir mesaj vardır. İster servet olsun ister şan ister şöhret olsun ister makam hepsi 52. Ayette de buyrulduğu gibi Allah’ın elindedir ve kullarına imtihan için verilmişlerdir. Esas olan bu nimetleri iyi yolda kullanarak sınavdan Rabbimizin rızasını kazanmış olarak çıkmaktır.  
Cemil Said
swap_vert close
İnsâna bir zarar ’ârız oldığı zamân bize mürâca’at ider, zararını bir ni’met ile telâfî itdik mi "Böyle olacağını ben zâten biliyor idim" dir, bu Allâh tarafından bir tecrübedir. Lâkin insânların ekserîsi bilmez.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
İnsanın başına bir sıkıntı gelince Bize yalvarır. Sonra katımızdan ona bir nimet verdiğimiz zaman: "Bu bana bilgimden dolayı verilmiştir" der. Hayır; o bir imtihandır, fakat çokları bilmezler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
İnsana bir zarar dokunduğunda bize yalvarır. Sonra ona tarafımızdan bir nimet verdiğimizde, “Bu, bana ancak bilgim sayesinde verilmiştir” der. Hayır, o bir imtihandır. Fakat onların çoğu bilmezler.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
İnsana bir zarar dokunduğunda bize yalvarır; sonra ona katımızdan bir nimet verdiğimizde, “Bunu ancak bir bilgi sayesinde elde ettim” der. Aksine o nimet bir imtihandır ama çokları bunu bilmez.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
İnsana bir zarar dokunduğu zaman bize yalvarır. Sonra, kendisine tarafımızdan bir nimet verdiğimiz vakit, «Bu bana ancak bilgimden dolayı verilmiştir» der. Hayır o, bir imtihandır, fakat çokları bilmezler.
Edip Yüksel
swap_vert close
İnsana bir kötülük dokunduğu zaman bizi çağırır; ancak ona bir nimet verdiğimiz zaman ise: "Bu, bana bilgimden dolayı verilmiştir," der. Aslında o bir testtir, ne var ki çokları bilmez
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Fakat insana bir sıkıntı dokunuverince bize yalvarır, sonra kendisine tarafımızdan bir nimet bahşettiğimiz zaman da: "O bana bir bilgi üzerine verildi." der. Belki bu bir imtihandır, fakat pek çokları bilmezler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Fakat insana bir sıkıntı dokunuverince bize yalvarır, sonra kendisine tarafımızdan bir ni'met bahşediverdiğimiz zaman da o bana bir bilgi üzerine verildi der, belki o bir fitnedir velâkin pek çokları bilmezler
Emrah Demiryent
swap_vert close
İnsana bir zarar dokunduğu zaman, bize yalvarır. Sonra ona tarafımızdan bir nimet verdiğimizde, “Bu, bana, ancak bilgim (ticaretteki kabiliyetim) sayesinde verilmiştir” der. Hayır, o (verilen nimetlerin hepsi) bir imtihândır. Fakat onların çoğu bilmezler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
İnsanın başı derde girdiği zaman Bize yönelir. Sonra ona tarafımızdan bir yardım bahşettiğimizde: “Bu bana bilgimden/yeteneğimden dolayı verilmiştir.” der. Hayır! O bir fitnedir¹. Ne var ki onların çoğu bilmezler.
1- Kişinin samimiyetinin iç yüzünün ortaya çıkması için; savaş, baskı, zulüm, zenginlik, yoksulluk, hastalık, ölüm, ün, mevki, mal, mülk gibi konularda tabi tutulduğu samimiyet sınavı.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
İnsana bir zarar dokunduğu zaman bizi çağırır (yalvarır). Sonra kendisine bizden bir ni'met verdiğimiz vakit «Bu, bana ancak bilgi (m) den dolayı verilmişdir» der. Hayır bu, bir imtihandır. Lâkin onların çoğu bilmezler.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Fakat insana bir zarar dokunduğu zaman bize yalvarır; sonra kendisine tarafımızdan bir ni'met verdiğimiz zaman: “(Bu) bana ancak (bendeki) bir bilgi sâyesinde verildi”(1) der. Hayır! O (kendilerine verdiğimiz ni'metler) bir imtihandır; fakat onların çoğu bilmezler.
(1)“Nasılki nazdâr (nazlı) bir çocuk, ağlamasıyla ya istemesiyle ya hazîn (hüzünlü) hâliyle matlûblarına(isteklerine) öyle muvaffak olur ve öyle kavîler (güçlüler) ona musahhar (hizmetkâr) olurlar ki; o matlûblardan binden birisine, bin def‘a kuvvetçiğiyle yetişemez. Demek za‘f ve acz (zayıflık ve güçsüzlük), onun hakkında şefkat ve himâyeti (korumayı) tahrîk ettikleri için, küçücük parmağıyla kahramanları kendine musahhar eder. Şimdi böyle bir çocuk, o şefkati inkâr etmek ve o himâyeti ittihâm etmek (suçlamak) sûretiyle ahmakāne(ahmakçasına) bir gurur ile: ‘Ben kuvvetimle bunları teshîr ediyorum (emrime itâat ettiriyorum)’ dese, elbette bir tokat yiyecektir. İşte insan dahi Hâlık’ının (yaratıcısının) rahmetini inkâr ve hikmetini ittihâm edecek bir tarzda küfrân-ı ni‘met (nankörlük) sûretinde, Kārûn gibi: اِنَّمَا اُوت۪يتُهُ عَلٰي عِلْمٍ yani ‘Ben kendi ilmimle, kendi iktidârımla kazandım’ dese, elbette sille-i azâba (azab tokadına) kendini müstehak eder. Demek şu meşhud (görünen) saltanat-ı insâniyet ve terakkıyât-ı beşeriye (insanlığın ilerlemesi) ve kemâlât-ı medeniyet (medeniyetin ni‘metleri); celb ile (kendi tedâriki) değil, galebe (üstünlük) ile değil, cidâl (mücâdele)ile değil; belki ona, onun za‘fı için teshîr edilmiş, onun aczi için ona muâvenet (yardım) edilmiş, onun fakrı için ona ihsân edilmiş, onun cehli (câhilliği) için ona ilhâm edilmiş (bildirilmiş).” (Sözler, 23. Söz, 117)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ama (nankör) insana bir zarar (musibet) dokunduğunda bize yalvarır. Sonra onu tarafımızdan bir nimette (bolluk ve mevkiye) çevirdiğimizde, “Bu, bana ancak bilgim (ve becerim) sayesinde verilmiştir” der. Bilakis, o (verilen nimetlerin hepsi) bir imtihandır. Fakat onların çoğu bilmezler. *
(*) İşte burada “Ben buralara bilgimle, zekâmla, tecrübemle, yeteneğimle, tırnaklarımla kazıyarak geldim” diyenlere bir mesaj vardır.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
İnsana bir zarar dokunduğunda, bize dua eder. O zararı bizden bir nimete çevirdiğimizde “Bu nimetler benim bilgimin karşılığında verilmiştir” der. Hayır, o nimetler onun için bir imtihandır. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
İnsan başı sıkılınca Bize yalvarır. Sonra Biz ona karşı bir iyilikte bulunduk mu, "Doğrusu, ben bunu kendi bilgimle elde ettim" der. Oysaki bu, bir sınamadır. Ancak, pek çoğu bunu bilmez.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
İnsanın başı sıkıldı mı bize yalvarır, yakarır, sonra inayetimizden ona nimet verdik mi «— Şu bana verilen şey ancak yolunu bildiğimden [¹] dolayıdır» der. Hayır, o nimet bir mihnet ve iptilâdır. Fakat onların pek çoğu bunu bilmez.
[1] Kazanma usulünü bildiğimden, buna müstahak olduğumu Allah'ın bilmesinden.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
İnsana bir sıkıntı/zarar dokunduğu zaman Biz’e yalvarır.¹⁸ Sonra ona tarafımızdan bir nimet verdiğimiz zaman da, “Bu bana ancak bilgim sayesinde verilmiştir”¹⁹ der. Bilakis o bir imtihandır. Fakat onların pek çoğu bilmiyor.
18 Krş. Nahl, 16/53 19 Krş. Kasas, 28/78  
Kadri Çelik
swap_vert close
İnsana bir zarar dokunduğu zaman bize dua eder; sonra tarafımızdan ona bir nimet ihsan ettiğimizde der ki: “Bu, bana ancak (sahip olduğum) bir bilgi dolayısıyla verildi.” Hayır! Bu bir denemedir. Ancak onların çoğu bilmiyorlar.
Mahmut Kısa
swap_vert close
İnsanoğlu herhangi bir belâ veya sıkıntıyla yüz yüze gelince, Bize içtenlikle yalvarıp yakarır fakat bu sıkıntının ardından ona Kendi katımızdan bir nîmet tattırdığımızda, “Bu servet bana,üstün yeteneklerim ve engin bilgim sayesinde verilmiştir ve bu da, benim doğru yolda olduğumu açıkça gösteren bir işarettir! O hâlde, mal benim, mülk benim; dilediğim gibi harcarım!” der. Hayır; aslında bu nîmetlerin verilmesi bir imtihândır fakat onların çoğu bunu bilmezler.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
İnsan’a bir zorluk / sıkıntı dokunduğu zaman bize dua etti. Sonra onu bizden (gelen) bir nimete dönüştürdüğümüz zaman: -“Doğrusu bu bana bilgi üzere / bilgiye göre verildi” dedi. Oysa o bir denemedir; ama onların çoğu bilmez.
Mehmet Çakır
swap_vert close
İnsanoğlu sıkışınca bize yalvarır. Kendisine biraz nimet verdik mi: " ben buna, bilgim sayesinde sahip oldum " deyip çıkar. Aslında bu bir sınamadır ama, çokları bunun farkında değildir.
Mehmet Çoban
swap_vert close
İnsana bir zarar dokunduğu zaman bize yalvarır. O insanın üzerinden zararı kaldırdığımız zaman; “Ben ancak kendi çabamla, kendi bilgimle uğradığım zarardan kurtuldum!” der. Hayır! Aslında biz onu imtihan ediyoruz. Böyle diyen kişi imtihanı kaybetmiştir. Fakat çokları bilmez.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
İnsana bir zarar dokunduğu zaman bize yalvarır. [*] Sonra, kendisine tarafımızdan bir nimet verdiğimizde “Bu, bana ancak bilgi(m) sayesinde verilmiştir” [*] der. Hayır! O bir imtihandır fakat çoğu bilmez.
Benzer mesajlar: Yûnus 10:12; Nahl 16:54; İsrâ 17:67; ‘Ankebût 29:65; Rûm 30:33; Lokmân 31:32; Zümer 39:8; Şûrâ 42:48.,Benzer mesajlar: Kasas 28:78; Fussilet 41:50.  
Mehmet Türk
swap_vert close
İnsana bir zarar dokunduğu zaman, hemen Bize duâ eder, sonra (Biz) tarafımızdan ona bir nîmet ihsan edince de: “Bu (nîmet) bana ancak bendeki bilgi sayesinde verildi.”¹ der. Hâlbuki bu bir imtihandır, ama onların çoğu bilmiyorlar.
1 Âyetin bu bölümü: “bu nîmet bana, kendi bilgilerim sayesinde verildi.” şeklinde de tercüme edilebilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
İŞTE [böyle:] İnsanın başına bir bela geldiğinde bize yardım için yalvarır; fakat ona katımızdan bir iyilikte bulunduğumuz zaman, [kendi kendine,] “[Bütün] bunlar bana [benim kendi] hikmetimden ⁵⁵ dolayı verilmiştir!” der. Hayır! Bu [rahmetin verilmesi] bir imtihandır, ama çoğu onu anlamaz.
55 Lafzen, “bilgiden” -yani, “benim refahım, kendi kabiliyetlerimin ve kurnazlığımın eseridir”: bkz. 28:78’in ilk cümlesi ve açıklayıcı dipnotu. Bu söz veya düşünce, orada efsanevî bir kişilik olan Kârûn’a izafe edilmişken bu örnekte -ki vahiy kronolojisinde ilk sırada gelir- o tür insanların karakteristiği olarak sunulmuştur (bkz. mesela 7:189-190, bu ayetlerde söz konusu eğilim, ebeveynlik tecrübesi ile bağlantılı olarak vurgulanmıştır).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ne zaman insanın başına bir sıkıntı gelse hemen bize dua eder. Sonra ona katımızdan bir nimet bahşedince, bu bana kendi bilgim ve yeteneğim sayesinde verildi der. Hâlbuki bu bir imtihandır. Fakat onların çoğu bu gerçeği bilmez. 7/189-190, 16/53-54, 28/78
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
İŞBU nedenle, ne zaman insanın başına bir zarar gelse Bize yalvarır; daha sonra kendisi katımızdan bir nimete kavuşsa “Bu servete ben sadece ve sadece kendi bilgim ve becerim sayesinde ulaştım” der;[⁴¹⁴⁸] ama hayır, aksine o bir sınav aracıdır: ne var ki onların çoğu bunu dahi kavrayamamaktadır.
[4148] Krş: Âyet 8. Kârun örneği için bkz: 28:76-82.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Kâfir olan) İnsana bir sıkıntı gelince bize yalvarır yakarır. Sonra; katımızdan ona bir nimet verdiğimizde ise, "Bu bana ancak bilgimden dolayı verilmiştir" diyerek böbürlenir, hayır, bu bir imtihandır, fakat onların çokları bundan gafildirler.
Osman Fırat
swap_vert close
İnsana bir zarar dokunduğunda bize yalvarır. Sonra ona tarafımızdan bir nimet verdiğimizde, "Bu, bana ancak bilgim sayesinde verilmiştir" der. Hayır, o bir imtihandır. Fakat onların çoğu bilmezler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Fakat insana bir zarar dokunduğu vakit Bize dua eder. Sonra ona tarafımızdan bir nîmet verdiğimiz vakit de: «Bana o, şüphe yok ki bir bilgi üzerine verilmiştir» der. Belki o, bir imtihandır. Fakat onların birçokları bilmezler.
Suat Yıldırım
swap_vert close
İnsanın başı derde girdi mi Biz'e yalvarır, ama sonra ona tarafımızdan nimet verince: “Ben bilgi ve becerim sayesinde bu serveti elde ettim” der. Hayır! Bu bir imtihandır, ama çokları bunu anlamazlar. [28, 76-78; 34, 35]
Dünya nimetleri bakımından zengin veya yoksul olma, Allah’ın kulunu sevip sevmediğinin ölçüsü değildir. Zira herkes bilir ki Allah’ın nice makbul kulları yoksulluk çekerken, nice azgın kimseler nimetler içinde yüzmektedirler.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
İnsana bir zarar dokunduğu zaman bize du'a eder. Sonra, ona bizden bir ni'met verdiğimiz vakit; "Bu, (benim) bilgi(m) sayesinde bana verildi" der. Hayır, o bir imtihandır, fakat çokları bilmiyorlar.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
İnsâna bir zarar ve musîbet gelir ise bize du'â ider, sonra onı tarafımızdan ni'mete nâil itsek "Bu mal ve ni'met bana 'ilmim ve istihkâkım ile hâsıl oldı" dir. Belki bu, onlara fitne ve imtihândır lâkin ekser nâs bunı bilmezler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
İnsanın başı sıkışınca bize yalvarır. Sonra iyilik yaparak ona bir fırsat versek “Bu, bana bendeki bir ilme karşılık verildi” der. Oysa fırsat verilmesi bir fitnedir [*] (kendilerini yakan bir imtihandır) ama çoğu bunu bilmez.
[*] Musa aleyhisselamın 40 günlüğüne Tur'a çıkmasından sonra, İsrail oğullarının, Harun aleyhisselama rağmen Mısırlıların tanrı edindiği Apis'i hatırlatan buzağı heykeline tapmaları, Firavun'unun servetine konmalarından sonra olmuştu. (Bkz. Araf 7/137 vd, Taha 20/84 vd.)  
Şaban Piriş
swap_vert close
İnsana bir zarar dokundu mu hemen bize dua eder. Onu bizden bir rahmet ile değiştirdiğimiz zaman da:-Bu bana, bilgim dolayısıyla verilmiştir der. Oysa o bir imtihandır. Fakat çokları bilmez.
Ümit Şimşek
swap_vert close
İnsan bir sıkıntıya düştüğünde Bize yakarır. Ona tarafımızdan bir nimet tattırdığımızda ise “Bilgim sayesinde bu benim oldu” deyiverir. Oysa o bir sınamadır; fakat çokları bunu bilmez.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
İnsana bir zorluk/zarar dokunduğunda bize yalvarır-yakarır; sonra ona bizden bir nimet lütfettiğimizde şöyle der: "Bu bir ilim sayesinde verildi bana!" Hayır, öyle değil; o bir fitnedir ama onların çokları bilmiyorlar.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes ķaçan kim yoķandı ādemiye ziyān oķıdı bizi andan ķaçan kim virdük aña ni'met bizden eyitti: “bayıķ virinildüm anı bilmek üzere” belki ol fitnedür śınamaķdur velįkin eyregi anlaruñ bilmezler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ḳaçan ādem oġlına ziyān degse bize du‘ā ider anı gidermeg‐içün. Andanṣoñra ḳaçan ki özine bizden ni‘metler virsevüz, eydür ki: Ben anı virilme‐düm, illā benüm ‘ilmüm‐ile. Bel ki ol imtiḥāndur. Lākin anlar çoġı bilmez‐ler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
İnsana bir zərər toxunduğu (sıxıntı üz verdiyi) zaman Bizə dua edər. Sonra dərgahımızdan ona bir ne’mət ə’ta etdikdə: “Bu mənə yalnız biliyimə (ticarətdən, qazanc işlərindən başım çıxdığına) görə verilmişdir!” – deyər. Xeyr, bu bir imtahandır, lakin onların (insanların) əksəriyyəti (cahilliyi üzündən bunu) bilməz!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Now when hurt toucheth a man he crieth unto Us, and afterward when We have granted him a boon from Us, he saith: Only by force of knowledge I obtained it. Nay, but it is a test. But most of them know not.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Now, when trouble touches man, he cries to Us:(4318) But when We bestow a favour upon him(4319) as from Ourselves, he says, "This has been given to me because of a certain knowledge (I have)!"(4320) Nay, but this is but a trial, but most of them understand not!
4318 Cf. 30:33 and n. 3545. 4319 Cf. 39:8 above. 4320 Cf. 28:78, and n. 3408. Prosperity may be a trial as much as adversity.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَاِذَا
ve o vakit ki
مَسَّ
dokun- du
الْاِنْسَانَ
insana
ضُرٌّ
bir zarar
دَعَانَاۘ
bize dua etti
ثُمَّ
son- ra
اِذَا
o va- kit ki
خَوَّلْنَاهُ
kendisine verdik
نِعْمَةً
bir nimet
مِنَّاۙ
tarafı- mızdan
قَالَ
dedi
اِنَّـمَٓا
ancak
اُو۫ت۪يتُهُ
o bana verildi
عَلٰى عِلْمٍۜ
bir bilgi üzerine
بَلْ
hayır
هِيَ
o
فِتْنَةٌ
bir imti- handır
وَلٰكِنَّ
fakat
اَكْثَرَهُمْ
onların çoğu
لَا يَعْلَمُونَ
bilmezler
İnsana bir zarar (bir sıkıntı) dokunduğu zaman (o sıkıntının giderilmesi için) Bize (yalvarıp) dua eder sonra kendisine tarafımızdan bir nimet verdiğimiz vakit, "bu bana ancak bilgimden dolayı verildi" der. Hayır (öyle değil)! O bir imtihandır; fakat onların çoğu (bunu) bil(ip idrak et)mezler.
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
مَسَّ
Fiil-I
م س س
Dokundu, gelip çattı
اِنْسَان
İsim
ا ن س
İnsanlar, insanlardan olan, kabile
ضُرّ
İsim
ض ر ر
Zarar, sıkıntı
دَعَا
Fiil-I
د ع و
Çağırdı, dua etti, davet etti, yalvardı, isnad etti
ثُمّ
Zarf
ثُمّ
Sonra
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
خَوَّلَ
Fiil-II
خ و ل
Verdi
نِعْمَة
İsim
ن ع م
Nimet
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
اٰتَى
Fiil-IV
ا ت ي
Verdi
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
عِلْم
İsim
ع ل م
İlim, bilgi
بَل
Edat
بَل
Bilakis, hayır ancak, doğrusu, aksine
هِيَ
Zamir
هِيَ
O (bayanlar için kullanılır)
فِتْنَة
İsim
ف ت ن
İmtihan, fitne, bela
لٰكِنّ
Harf-i istidrak
لٰكِنّ
Ancak, fakat, lakin, başka, hariç
اَكْثَر
İsim
ك ث ر
Çoğu, daha çok, daha fazlası
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi