Hâlbuki (İlah olarak) yalnızca Allah anıldığında, ahiret’e inanmayanların gönülleri hoşnutsuzluk içinde kasılır. Ama onun yanı sıra başka (ibadet, kulluk ettikleri ve yardımına sığındıkları putları veya putlaştırılmış efendileri, önderleri, zatları ve sözde hayali) güçler de (O’nunla beraber) anıldığı zaman hemen (yüzleri gülüverir,) neşelenirler! *
(*) Modern çağın aydın müşrikleri, şefaatçiler olarak düşündükleri şeyhleri, mollaları, efendileri, gavsları Allah’ın adıyla anarlar ki karşılık bulsun. Yani “efendi hazretleri Allah’a şöyle mülaki olmuştu, Allah’la şöyle şöyle konuşmuştu, O’na şöyle nazlanmıştı, Allah’tan şunu isteyip yerine getirmişti, şöyle bir felaketi önlemişti…” gibi ifadelerle şefaatçilerini putlaştırırlar. Ve daha çok mürit toplayabilmek için onlar üzerinden cennete gitmeyi zorlaştıran barikatlar oluştururlar. Sırat köprüsü de bu barikatlardan bir tanesidir. Efendi hazretleri onun girişinde bekleyecek, gelen müridini hemen karşıya geçirecek. Bütün bu mülahazaların hiçbir karşılığı olmadığı gibi bütün bu inanışlar maalesef insanları felakette sürüklemektedir. “O gün (kıyamette/mahşerde) herkes kendi başının çaresine bakacak, herkese yaptığının karşılığı tam olarak ödenecek ve kimseye haksızlık yapılmayacaktır.” (Nahl 16/111). (Ve o gün ona şöyle diyeceğiz:) “(Şimdi) oku sicilini (seyret yaşadıklarını). (Çünkü) bugün kendi hesabını kendin göreceksin!” (İsra 17/14) (C. Külünkoğlu Meal Açıklaması)