close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Zumer Sûresi 42. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
(A)llâhu yeteveffâ-l-enfuse hîne mevtihâ velletî lem temut fî menâmihâ(s) feyumsiku-lletî kadâ ‘aleyhâ-lmevte ve yursilu-l-uḣrâ ilâ ecelin musemmâ(en)(c) inne fî żâlike leâyâtin likavmin yetefekkerûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Allah, ölüm zamanında, ölenin ruhunu alır, ölmeyecek kişinin de uyuduğu zaman; ölümün mukadder olanın ruhunu, gerçekten de geri vermez, öbürünün ruhunuysa yollar muayyen ve mukadder bir zamanadek; şüphe yok ki bunda, düşünen topluluğa bir delil var.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Allah, (eceli gelenlerin) ölecekleri zaman canlarını alır, ölmeyeni (henüz eceli gelmeyeni) de uykusunda (ruhunu geçici olarak bedeninden ayırır.) Böylece kendisi hakkında ölüm kararı verilmiş olanı tutar (ahirete gönderir), diğerlerini ise adı konulmuş bir vakte kadar (ruhlarını bedenlerine) salıverir. Şüphesiz bunlar, düşünebilen bir kavim için gerçekten ayetler içermektedir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Allah ruhları ölümleri anında alır, henüz ölmemiş olanları da uyku halinde ölü gibi yapar. O böylece ölümlerine hükmettiklerini hayattan koparır, diğerlerini de kendisinin koyduğu bir zamana kadar bırakıverir. Şüphe yok ki bütün bunlarda, gerçekten düşünenler için öğütler ve ibretler vardır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Allah, insanların ölümleri anında ruhlarını alarak ölümlerini gerçekleştirir. Ölmeyenin de uykularında ruhlarını alarak ölü gibi uyutur. Uykuları sırasında ölümlerine hükmettiği ruhları kudret elinde tutar, diğerlerini de belirli vâdeye kadar serbest bırakır. Gelişmeye devam eden, tefekkür-düşünme ağına sahip, faydalı sonuçlar elde edebilen toplumlar için, bunda Allah'ın sınırsız kudretini, kurduğu düzeni, yüce hikmetini gösteren âyetler, deliller var.
bk. Kur’an-ı Kerim, 6/60-61.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Allah, ölümleri anında canları alır. Ölmeyenin de uykusunda. Böylece hakkında ölüm hükmü verdiklerini tutar diğerini ise belli bir süreye kadar salıverir. Şüphesiz bunda düşünen bir topluluk için ayetler vardır.
Ali Bulaç
swap_vert close
Allah, ölecekleri zaman canlarını alır; ölmeyeni de uykusunda (bir tür ölüme sokar). Böylece, kendisi hakkında ölüm kararı verilmiş olanı(n ruhunu) tutar, öbürüsünü ise adı konulmuş bir ecele kadar salıverir. Şüphesiz bunda, düşünebilen bir kavim için gerçekten ayetler vardır.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Allah, nefislerin ölümü zamanında, henüz ölmemişlerin de uyudukları sırada canlarını alır. Böylece üzerine ölüm hükmünü verdiği ruhları (kıyamete kadar) alıkor, diğerlerini (uykudakileri) mukadder bir müddete (ecellerinin sonuna) kadar salıverir. Şübhe yok ki bunda düşünür bir kavim için, (Allah'ın kudret ve ilmine delâlet eden) alâmetler var.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Allah, ölümleri anında bilinçleri alır, ölmeyip de uykuda olanların bilinçlerini de alır. Ölümüne hükmettiğini tutar, diğerini de belli bir süreye kadar salıverir. Şüphesiz bunda, düşünen bir toplum için önemli ayetler vardır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Allah, canları, ölümleri sırasında alır; ölmeyenleri de uykuları sırasında... Sonra, haklarında ölüm hükmü verdiklerini alıkoyar; ötekileri, belirlenen belli bir süreye kadar salıverir. Bunda düşünen bir toplum için dersler vardır.[496]
[496] Ruh-beden ilişkisi hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XVI, 388-391.  
Besim Atalay
swap_vert close
Ölüm vakti, Allah alır canlarını, ölmemiş olanı da uyku halinde; ölmesine hükmettiği kimseyi alır, adanan bir güne dek, kalmasına hükmettiğin bırakır; düşünen bir ulusa, bunda belgeler vardır
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Allah, (ölecek) insanların ruhlarını ölümü sırasında, öl(üm vakti gel)meyenlerinkini de uykularında alır. Sonra ölümüne hükmettiklerinin ruhlarını tutar, diğerlerini belli bir süreye (ömürlerinin sonuna) kadar bırakır. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.
Bkz. 6/60Ölen insanın ruhunun kıyamete kadar ne olacağı, nerede ve hangi şartlarda hayatını devam ettireceği konusunda kesin bir şey söyleyemeyiz. Ancak Nahl suresinin 16/32. ayetinde iyi kimselerin ruhlarının cennete, En’am suresinin 6/93. ayetinde kötü kimselerin ruhlarının cehenneme gideceği vurgulanmaktadır. Yukarıdaki ayetten ve En’am suresinin 6/60. ayetinden de anlaşıldığına göre, ölüm bir nevi uykudur, uyku da bir nevi ölümdür. Ölüm ameliyata alınacak olan hastaya uygulanan genel anestezi gibidir. Ölmekle insan sadece hayatını değiştirir ve bu âlemden âhiret âlemine adım atar. Dolaysıyla ölen kişi için âhiret hayatı başlamış demektir. Kur’an’ın temel öğretisine göre insanın ruhu, onun bedeninin ölmesiyle ölmez ve sonsuza kadar yaşamaya devam eder. Beden sadece dünyaya gelen ruh için bir elbisedir, ölen kişi bu elbiseyi çıkarmış demektir. Onun için A. İmran 3/185, Ankebût 29/57 ve Enbiya 21/35 ayetlerinde “her nefis ölümü tadacaktır” buyrulur. Yani insan, ölümle yok olup gitmeyecek, sadece dünya ile ahireti birbirine bağlayan kapıdan geçecektir. Bu da ancak ölümle/anestezi ile mümkündür. Ayette, uyku ile ölüm arasında benzerlik kurulduğu gibi, uyanmakla dirilmek arasında da benzerlik kuruluyor. Yani ölümü tadan insan, ebedi olan bir âlem için dirilme yoluna girmiş demektir.  
Cemil Said
swap_vert close
Allâh ölenler ile uyuyanların rûhlarını kabz ider, ölümü emr itdiklerinin rûhunı yanında hıfz ider ve diğerlerini vakt-i mu’ayyene (ecel-i müsemmâ)ya kadar i’âde ider. Tefekkür iden kavim içün bu şâyân-ı ’ibretdir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Allah, öleceklerin ölümleri anında, ölmeyeceklerin de uykuları esnasında ruhlarını alır. Ölmelerine hükmettiği kimselerinkini tutar, diğerlerini bir süreye kadar salıverir. Doğrusu bunda düşünen kimseler için dersler vardır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Allah, (ölen) insanların ruhlarını öldüklerinde, ölmeyenlerinkini de uykularında alır. Ölümüne hükmettiklerinin ruhlarını tutar, diğerlerini belli bir süreye (ömürlerinin sonuna) kadar bırakır. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Allah, ölüm vakitleri geldiğinde insanları vefat ettirir, ölmeyenleri de uykularında ölmüş gibi yapar. Ölümüne hükmettiklerini tutar, diğerlerini ise belli bir süreye kadar (hayata) salar. Kuşkusuz bunda iyice düşünenler için dersler vardır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Allah, ölenin ölüm zamanı gelince, ölmeyenin de uykusunda iken canlarını alır da ölümüne hükmettiği canı alır, ötekini muayyen bir vakte kadar bırakır. Şüphe yok ki, bunda iyi düşünecek bir kavim için ibretler vardır.
Edip Yüksel
swap_vert close
ALLAH ölümü anında nefsi (bilinci) alır; ölmeyenleri de uyku anında... Hakkında ölüm kararı verdiklerini tutar ve diğerlerini de belli bir süreye kadar salıp gönderir. Düşünen bir topluluk için bunda dersler ve işaretler vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Allah, o canları öldükleri zaman, ölmeyenleri de uyuduklarında alır. Sonra haklarında ölüm hükmü verdiklerini alıkor, diğerlerini de takdir edilmiş bir süreye kadar salıverir. Şüphesiz ki bunda düşünecek bir kavim için nice ibretler vardır.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Allah alır o canları öldükleri zaman, ölmiyenleri de uyuduklarında, sonra üzerlerine ölüm hukmü verdiklerini alıkor da diğerlerini salıverir bir müsemmâ ecele kadar, şübhesiz ki bunda düşünecek bir kavm için âyetler var
Emrah Demiryent
swap_vert close
Allah, (eceli gelen) insanların ruhlarını, ölüm zamanında, öl (üm vakti gel) meyenlerinkini de uykularında (geçici olarak bedenlerinden ayırarak) alır. (Ancak) ölümüne hükmettiklerinin (ruhlarını alır ve diriliş gününe kadar) rûhlarını (berzah âleminde) tutar, diğerlerini (eceli gelmeyenlerin rûhunu) belli bir süreye (ecel vakitlerine) kadar bırakır. Şüphesiz bunda (hakkı/hakikati) düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Allah, ölümü anında nefisleri vefat ettirir; ölmeyenleri de uykularında. Ölümüne hükmettiğini yanında tutar, diğerlerini belirlenmiş bir süreye kadar salıverir. Bunda düşünen bir halk için alınacak pek çok ders vardır.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Allah (ölenin) ölümü zamanında, ölmeyenin de uykusunda ruuhlarını alır. Bu suretle hakkında ölümü hükmetdiği (ruuhu) tutar, diğerini muayyen bir vaktâ (eceli gelinceye) kadar salıverir. Şübhe yok ki bunda iyi düşünecek bir kavm için kat'î ibretler vardır.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Allah, ölümleri ânında nefisleri(n ruhlarını) alır. Ölmeyenleri ise uykularında (bir nevi' ölüme mahkûm eder). Böylece, üzerlerine ölümle hüküm verdiği kimseleri(n ruhlarını)tutar; diğerlerini ise, belirli bir vakte (öleceği zamâna) kadar salıverir. Şübhesiz ki bunda, ibret alacak bir kavim için nice deliller vardır.(1)
(1)“Pek çok nev‘lerde, hattâ gece ve gündüzde, kış ve baharda ve cevv-i havada (hava boşluğunda)hattâ insanın şahıslarında, müddet-i hayâtında değiştirdiği bedenler ve mevte (ölüme) benzeyen uyku ile haşir ve neşre (öldükten sonra dirilmeye) benzer birer nevi‘ kıyâmet, bir kıyâmet-i kübrânın (en büyük kıyâmetin)tahakkukunu (gerçekleşeceğini) ihsâs ediyor (hissettiriyor), remzen (işâretle) haber veriyorlar. Evet meselâ: Haftalık bizim saatimizin sâniye ve dakīka ve saat ve günlerini sayan çarklarına benzeyen, Allah’ın dünya denilen büyük saatindeki yevm (gün), sene, ömr-i beşer (insan ömrü), deverân-ı dünya(dünyanın devirleri), birbirine mukaddeme (başlangıç) olarak birbirinden haber veriyor, döner işlerler. Geceden sonra sabâhı, kıştan sonra baharı işledikleri gibi, mevtten sonra subh-ı kıyâmet (kıyâmet sabâhı), o destgâhtan (tezgâhtan), o saat-ı uzmâdan (en büyük saatten) çıkacağını remzen haber veriyorlar. Bir şahsın müddet-i ömründe başına gelmiş birçok kıyâmet çeşitleri vardır. Her gece bir nevi‘ ölmekle, her sabah bir nevi‘ dirilmekle emârât-ı haşri (haşrin emârelerini) gördüğü gibi, beş-altı senede bil-ittifak(tamâmıyla) bütün zerrâtını değiştirerek, hattâ bir senede iki def‘a tedrîcî (derece derece) bir kıyâmet ve haşir taklîdini görmüş. Hem hayvan ve nebat nev‘lerinde üç yüz binden ziyâde haşir ve neşir ve kıyâmet-i nev‘iyeyi(nev‘lerin dirilmelerini) her baharda müşâhede ediyor (görüyor). İşte bu kadar emârât ve işârât-ı haşriye ve bu kadar alâmât ve rumûzât-ı neşriye elbette kıyâmet-i kübrânın tereşşuhâtı (sızmaları) hükmünde, o haşre işâret ediyorlar.” (Sözler, 29. Söz, 195-196)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Allah, (eceli gelenlerin) ölümleri anında nefislerini (bilinçlerini) alır, ölmeyip de uykuda olanların (uykuyla) nefislerini (bilinçlerini) de alır (ölü gibi bilinç kaybına uğratır). O böylece ölümüne hükmettiği nefisleri (bilinçleri) tutar (kıyamete kadar ölenin bedenine bırakmaz), diğerlerini (eceli gelmeyip uykuda olanların bilinçlerini) de belli bir süreye (eceli gelinceye) kadar (bedene) salıverir. Şüphesiz bunda, düşünen bir toplum için önemli ayetler vardır. *
(*) İşte ayette geçen (ٱلأَنفُسَ) ‘’enfus’’ hakkındaki görüşler aşağıdadır: - İbn Abbâs’ın görüşü şu şekildedir: Sizin iki nefsiniz vardır: Biri akıl, idrak, bilinç ve muhakeme sahibi olan nefstir. Diğeri ise kendisiyle hayat bulunan ve herkesçe bilinen nefs/ruhtur. Yüce Allah, (eceli gelenlerin) ölümleri anında (kendisiyle hayat bulunan) nefislerini (ruhlarını) alır. Ama (eceli gelmeyen) kul uyuduğu zaman Allah onun nefsini (akıl, idrak ve bilincini) alır, onun kendisiyle hayat bulunan ruhunu almaz. Yine İbn Halevayh, ez- Zeccâc, İbni Beriy ve başkaları da buna benzer görüşlerde bulunmuşlardır: Yani nefs ikiye ayrılır. Özetle, bu açıklamalardan şunu çıkarıyoruz: Uyuyan kişi uykuya daldığında Allah onun nefsini/idrak, muhakeme ve bilincini alır, canını almaz ve canı ancak ölüm anında alır. İşte yukarıdaki ayetin mealini de bu açıklamalar doğrultusunda yapmayı uygun bulduk. Konuyla ilgili aşağıdaki Arapça tefsir ve lügat metinlerine bakılabilir. Ayrıca Kur’an’ın temel öğretisine göre insanın ruhu, onun bedeninin ölmesiyle ölmez ve sonsuza kadar yaşamaya devam eder. Beden sadece dünyaya gelen ruh için bir elbisedir, ölen kişi bu elbiseyi çıkarmış demektir. Onun için Ali İmran 3/185, Ankebût 29/57 ve Enbiya 21/35 ayetlerinde “her nefis ölümü tadacaktır” buyrulur. Yani insan, ölümle yok olup gitmeyecek, sadece dünya ile ahireti birbirine bağlayan kapıdan geçecektir. Bu da ancak metafizik bir varlık olan ruhun bedenden ayrılmasıyla mümkündür. Ayrıca ayette, uyku ile ölüm arasında benzerlik kurulduğu gibi, uyanmakla dirilmek arasında da benzerlik kuruluyor. Yani ölümü tadan insan, ebedi olan bir âlem için dirilme yoluna girmiş demektir… “Salıvermek”ten maksat ise uykudan uyandırılmasıdır. Uyku ve uyanma için vefat ve irsal kökünden fiillerin kullanılması, uyku ile ölüm, uyanma ile de yeniden dirilme arasında, bir ölçüde ruhî ve fizyolojik bir benzerlik olmasından dolayıdır. Uyku sırasında organizmanın faaliyetlerinin bir kısmı tamamen durmakta, bir kısmı da yavaşlamaktadır. Özellikle görme, işitme, koklama, tatma ve dokunma duyularıyla hareket, konuşma gibi faaliyetlerin; ayrıca birçok duygusal tepkilerin durması yahut yavaşlaması, uykunun ölümü hatırlatan bir olay olduğunu gösterir. Uyanma ise çeşitli bedenî ve psikolojik faaliyetlerin yeniden normale dönmesini sağladığından, bir bakıma yeniden hayata dönüştür. Uyuma, bedenin ve ruhun dinlenmesi için bir ihtiyaçtır. Allah’ın değişmez kanunları uyarınca beden ve ruh, uyku yoluyla dinlenme ihtiyacı hissettiği zaman normal şartlarda ve zorunlu olarak uyku olayı meydana gelir. Hiçbir insan bu zorunluluğu ortadan kaldırma gücüne sahip değildir. Bu arada ruh bedenden çıkmaz; fakat sadece zihin çıkar (şuur faaliyetleri durur). Ancak, doğrusu şudur ki, bu olayın mahiyetini Allah’tan başkası bilemez (Şevkânî, II, 143). فيه أربع مسائل: الأولى: قوله تعالى: {ٱللَّهُ يَتَوَفَّى ٱلأَنفُسَ حِينَ مِوْتِـهَا} أي يقبضها عند فناء آجالها {وَٱلَّتِي لَمْ تَمُتْ فِي مَنَامِـهَا} اختلف فيه. فقيل: يقبضها عن التصرف مع بقاء أرواحها في أجسادها {فَيُمْسِكُ ٱلَّتِي قَضَىٰ عَلَيْهَا ٱلْمَوْتَ وَيُرْسِلُ ٱلأُخْرَىٰ} وهي النائمة فيطلقها بالتصرف إلى أجل موتها؛ قاله ابن عيسى. وقال الفراء: المعنى ويقبض التي لم تمت في منامها عند انقضاء أجلها. قال: وقد يكون توفيها نومها - وقال ابن عباس: في ابن آدم نفس وروح بينهما مثل شعاع الشمس، فالنفس التي بها العقل والتمييز، والروح التي بها النفس والتحريك، فإذا نام العبد قبض الله نفسه ولم يقبض روحه. وهذا قول ابن الأنباري والزجاج ... (الجامع لاحكام القرآن). (الجامع لاحكام القرآن) وقوله تعالى: ويحذِّرُكم اللَّه نَفْسَه؛ أَي يحذركم إِياه، وقول تعالى: اللَّه يتوفى الأَنفس حين موتها؛ روي عن ابن عباس أَنه قال: لك إثنان نَفْسان: إِحداهما نفس العَقْل الذي يكون به التمييز، والأُخرى نَفْ الرُّوح الذي به الحياة - قال ابن خالويه: النَّفْس الرُّوحُ، والنَّفْس ما يكون به التمييز - وقال ابن بري: أَما النَّفْس الرُّوحُ والنَّفْسُ ما يكون ب التمييز فَشاهِدُهُما قوله سبحانه: اللَّه يَتَوفَّى الأَنفُس حين مَوتِها فالنَّفْس الأُولى هي التي تزول بزوال الحياة، والنَّفْس الثانية التي تزو بزوال العقل؛ -(المعجم: الرائد) وقال غيره الروح هو الذي به الحياة، والنفس هي التي به العقل، فإِذا نام النائم قبض اللَّه نَفْسه ولم يقبض رُوحه، ولا يقبض الروح إِلا عند الموت، ، وقال الزجاج: لكل إِنسان نَفْسان: إِحداهما نَفْس التمييز وهي التي تفارقه إِذ نام فلا يعقل بها يتوفاها اللَّه كما قال اللَّه تعالى، والأُخرى نفس الحياة وإِذا زالت زال معها النَّفَسُ، والنائم يَتَنَفَّسُ، قال: وهذا الفرق بين تَوَفِّي نَفْس النائم في النوم وتَوفِّي نَفْس الحي (المعجم: الرائد )ّ  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Allah bir nefsin ölüm vakti geldiğinde onu öldürür. Ölüm vakti gelmeyenleri de uykularında öldürür. Uyku zamanında ölüm hükmü verilenlerin ölümü gerçekleşir. Diğerlerini de kendileri için belirlenmiş bir vakte kadar, yaşamlarını devam ettirmek üzere bırakır. Bunda düşünebilen bir topluluk için alınacak ibretler var.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Allah ölüm sırası gelen insanların canını alır. Sırası gelmiyenlerinkini de uykuda iken alır. Ölmesini yargıladıklarının canını alır, öbürlerini belli bir sona kadar bırakır. İşte bunda düşünenler takımı için belgeler vardır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Allah, ölüm vaktinde canları alır, ölmeyenin de uyku zamanında [¹] canını alır. Üzerine ölüm hükmettiği canı tutar [²], diğerini [³] eceli gelinceye kadar salıverir. İşte bunda düşünen cemaat için ibretler vardır.
[1] Çünkü uyku ölümün kardeşidir. İnsan uyku halinde ölü gibi olur.[2] Canını iade etmez, o da ölür gider.[3] Uykuda bulunan diğer bir kimsenin canını.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Allah, öleceklerin ölümleri anında canlarını [enfus] alır. Ölmeyeceklerinkini de uykularında (bırakır). Böylece ölümüne hükmettiği canı tutar, diğerlerini belirlenen bir süreye kadar salıverir. Muhakkak ki bunda düşünüp öğüt alan bir kavim için elbette ibretler [âyât] vardır.
Kadri Çelik
swap_vert close
Allah, öleceklerin ölümleri anında, ölmeyeceklerin de uykuları esnasında ruhlarını alır. Sonra ölümlerine hükmettiği kimselerinkini tutar; diğerlerini bir süreye kadar salıverir. Doğrusu bunda, düşünen bir toplum için ayetler vardır.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Bütün insanların, ölümleri anında ruhlarını bedenlerinden çekip alan; henüz ölüm vakti gelmemiş olanlara ise, uykularında onlara bir nevi ölümü tattıran, yalnızca Allah’tır. Böylece, her canı elinde tutan Allah, ölümüne hükmettiği kimselerin ruhlarını alarak, yeniden diriliş gününe kadar, berzah âlemi denilen bir boyutta tutar; ölüm vakti gelmemiş olan diğerlerinin ruhlarını ise, ecel denilen belirli bir süreye kadar yaşamaları için serbest bırakır. Demek ki, uykusundan uyanan insanlar, her defasında yeniden hayata gözlerini açmış, Rablerinin rızasını kazanmak için yeni bir fırsat daha yakalamış olurlar.Hiç kuşkusuz bunda, hayat, ölüm ve ölümden sonraki yeniden diriliş üzerinde dikkatlice düşünen insanlar için, Allah’ın kudret ve azametini gözler önüne seren nice dersler, nice deliller vardır. Öyleyse bu inkârcılar, ölüm kendilerini ansızın yakalamadan önce, Rablerine dönmek için daha ne bekliyorlar?
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Allah, Nefisler’i / Canlar’ı ölümleri sırasında vefat ettiriyor. Uykularında ölmemişlere gelince; Kendilerine Ölüm hükmedilmiş olanları tutuyor; Diğerleri’ni belirlenmiş bir süreye kadar bırakıyor. Bunda, düşünecek bir kavim için elbette âyetler vardır.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Allah, ölüm vakti gelen ruhları yanına çağırır. Uykusunda ölemeyen ruhları da çağırır. Sonunda ölmesine karar verdiği ruhları tutar, diğerlerini de bir süre daha serbest bırakır. Ölüm olayında, düşünce toplumu için ipuçları vardır...
Mehmet Çoban
swap_vert close
Allah; ister uykuda ister uyanık, kimin ölüm zamanı gelirse O’nun canını alır. Ölüm zamanı gelmeyenler ölmek isteseler de ölmeleri mümkün değildir. Onun için boşuna ölüm dilemeyin! Vakti gelince nasılsa öleceksiniz. Şüphesiz anlatılan bu gerçeklerde; düşünen bir topluluk için ibretler vardır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Allah (nefislerin) ölüm zamanı gelince, ölmeyenin de uykusundayken [nefis]leri vefat ettirir. [*] Ölümüne hükmettiğini (kişinin ruhunu katında) tutar; diğerini ise (ölüm zamanı gelmeyeni ise) belirlenmiş bir süreye kadar (kişiye) gönderir. Şüphesiz ki bunda düşünen bir toplum için dersler vardır.
Buradaki [yeteveffâ] fiili tek başına veya “ölüm”le ilgili bir kelimeyle kullanıldığında “öldürmek” demektir. Fakat burada ve En‘âm 6:60’ta olduğu gibi [el-leyl] “gece” veya [menâm] “uyku” gibi kelimelerle kullanılırsa, “uyutmak” anlamına gelmektedir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Ölüm vakti gelenlerin canlarını alan da ölüm vakti gelmeyenleri uykusunda (ölü gibi) yapan da Allah’tır. O, böylece ölümüne karar verilenlerin (ruhunu) alır, ötekileri ise belirli bir süreye (bir ecele) kadar erteler. Şüphesiz bunlarda, düşünen bir topluluk için ibretler vardır.¹
1 Bu âyette iki önemli işaret vardır. 1. Ey Muhammed! Yani vekil sen değilsin Allah’tır. Çünkü canları ancak Allah alır. 2. Hidayet, hayata, dalâlet ise ölüme benzetilmiştir. İbnu Abbas: “Âdemoğlunda bir ‘nefis’ bir de ‘ruh’ vardır. Aralarındaki fark Güneş ile ışığı gibidir. Nefis, kendisiyle akıl ve iyiyi kötüden ayrım yapılan, ruh da kendisiyle hareket yapılandır. Ölümde ikisi de yok olur, uykuda ise yalnız nefis yok olur.” demiştir. Ruh denilince genellikle hayat başlangıcı anlaşıla geldiği gibi hayat da genellikle cismanî hareketlerle anlaşıldığından, manevi hayatın başlangıcı olan ruha, “nefis” denilmiştir. Nefis kendini duyan, kendine ve kendindekine vicdanı olan yani benlik şuuruna sahip olan zattır. Bundan dolayı ruhun Allah tarafından tamamıyla kabzına “teveffî” ve ölüme “vefat” denilmiştir. Nefisler “vacib’ül-vücud” (varlığı kendisinden) değildirler. Onun için kendilerini bilmeleri kendilerinden değil Allah’tandır. Allah onları kendilerinden alıp kendilerinden geçirir. İşte nefsin teveffîsi, ölüm ve uyku hallerinde olduğu gibi kendinden geçirilip akletme özelliği kendinden alınmasıdır. Yani o nefisleri başkası değil, ancak Allah kendilerinden alır, kabzeder, yok etmeksizin şuur ve temyizlerini alarak kendilerinden geçirir. Öldükleri yani bedene tesarrufları kesildiği zaman, ölmeyenleri de uyudukları zaman alır da üzerine ölüm hükmünü verdiklerini alıkoyar, haşre kadar tutar. Diğerlerini, yani henüz ölüm hükmü verilmemiş olan uykudakileri ölecekleri zamana kadar salıverir. İşte böyle hem ölüm halinde, hem de uyku halinde o nefisler, Allah’ın kabzında bulunur. Burada insanın aklına: “Teveffî Allah’ın meleklerine ve ölüm meleğine isnat edilmiş idi. Şu halde burada, ‘ölüm vakti gelenlerin canlarını alan da ölüm vakti gelmeyenleri uykusunda (ölü gibi) yapan da Allah’tır.’ buyurulması bunlara ters düşmez mi?” sorusu gelebilir. Neticede; Allah’ın memur edip gönderdiği meleklerin kabzı zaten Allah’ın kabzı demektir. (Özetle-Elmalılı)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Bütün insanların, [bedenen] öldüklerinde canlarını alan ve henüz ölmemiş olanları da uyku halinde [ölü gibi yapan] Allah’tır; [yalnız O’dur bu güce sahip olan]: ⁴⁴ O, böylece ölümlerine hükmettiklerini [hayattan] koparır, diğerlerini de [kendisinin koyduğu] bir mühlet için salıverir. [Bütün] bunlarda gerçekten düşünenler için mesajlar vardır!
44 Râzî’ye göre bu pasaj, öncesi (sibâk) ile temsîlî bir bağlantı içindedir. Hidayet aydınlığı hayata benzetilirken, insanın sapkınlığı ölüme, sürekli olmaması halinde ise ölümü andıran uykuya benzetilmiştir. Ama bunun da ötesinde, burada -sonraki pasajlarla uyumlu olarak- Allah’ın kudreti ve özellikle de hayat verme (yaratma) ve onu geri alma gücü ile ilgili hatırlatmada bulunulmaktadır. Yeteveffâ fiiline gelince, bu kelime, “O, [bazı şeyleri] tamamiyle koparıp götürdü” anlamına gelir; ve ölüm, bütün hayatî güdülerin (“can”) yaşayan bir bedenden uzaklaşması -“tamamen koparılması”- şeklinde tanımlandığından bu fiil kalıbı, öncelikle “ölüme yol açmak” ve (geçişsiz halde) “ölmek” yahut (isim olarak) “ölüm” anlamında kullanılmaktadır: Bu, Kur’an’da her zaman başvurulan bir kullanımdır. Geleneksel olarak uyku halinin ölüme benzetilmesi, her iki halde de, birinci halde geçici ve kısmî, ikinci halde ise tam ve sürekli olmak üzere, bedende bir bilinç kaybı görülmesindendir. (Enfüs’ün -nefs’in çoğulu- alışılmış şekilde “ruhlar/canlar” olarak çevrilmesi yukarıdaki bağlamda kesinlikle uygun değildir, çünkü Kur’an’ın temel öğretisine göre insanın ruhu, onun bedensel ölümüyle “ölmez”, tersine sonsuza kadar yaşamaya devam eder. Bu sebeple enfüs terimi, burada “insanlar” olarak çevrilmelidir.)  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Allah, kişiyi ölümü anında vefat ettirir bilincini alır henüz ölmemiş olanları da uykusunda vefat ettirir. Ölümüne karar verilmiş olanların bilincini alıkoyar diğerlerini ise ölümü gelinceye kadar salıverir. İşte bunda, derinlemesine düşünebilen bir toplum için alınacak nice ibretler vardır. 6/60-61
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Allah insanların canlarını ölümleri sırasında alır, henüz ölmemiş olanları da uykusunda alır: Derken[⁴¹⁴³] ölümüne hükmettiklerini (katında) tutar, geri kalanları sonu yasayla belirlenmiş bir süre doluncaya kadar (geriye) salar.[⁴¹⁴⁴] Kuşkusuz bunda, düşünen bir toplumun alacağı bir ders mutlaka vardır.
[4143] Fâ, musahabe vurgusuyla çeviriye yansımıştır. [4144] Kur’an’daki insanın beşerî ölümüne ilişkin tüm atıflar bu âyet ışığında anlaşılmalıdır. Âyette kullanılan teveffi ruha, mevt ise bedene nisbet edilir. Birincisi insanın aşkın tarafını, ikincisi içkin tarafını ifade eder. İnsanın ölümü anında ruhlar Allah’ın emrine vefa göstererek teveffi eder. Secde 11’de ölüm meleğine, En’âm 61’de elçilere isnat edilen “ölüm” burada Allah’a isnat ediliyor. Bu üçünü şöyle telif edebiliriz: Allah’ın yasalarına göre insanı hayata bağlayan bağların kopması mevt anlamında “ölüm”dür. İşte bu an geldiğinde Allah emaneti olan ruhu teveffi ettirmektedir. Âyetteki “uykuda tutar”, zımnen “canı bedende, ruhu ise serbest tutar” mânasına gelebilir. Hz. Ali’ye göre bazı rüyalar uykuda serbest bırakılan ruhun seyahati sonucunda gördükleridir. Beden ruhun evidir. Uykuda evinden çıkar, uyanma sırasında tekrar gelir. Ölüm, evin yıkılmasıdır. Yeniden yaratılış gerçekleşinceye kadar ruh artık evine dönemez. İlâ ecelin musemmâ için bkz: 11:3, not 7 ve 16:61, not 60. Buradaki hayat ve ölüm, mecazen iman ve küfre işaret eder. Zaten 41. âyetle bu âyet arasındaki bağlantı bunu göstermektedir. Âyetin düşünen topluma hitap eden sonu da, buradaki hayat ve ölüm örneğinin lafzî anlamının ötesinde, tıpkı “sen ölülere işittiremezsin” (27:80) âyetindekine benzer mecazî imalar taşıdığına işarettir (Râzî).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Allah (ölenin ruhunu) ölüm anında, ölmeyenin ruhunu da uykusunda alır. Ölüme hükmettiği (eceli gelen) kişinin ruhunu tutar, uykuda olan kişinin ruhunu ise, muayyen bir vakte kadar (eceli gelinceye kadar, her sabah veya bir süre sonra) salıverir. (Böylece kişi uykusundan uyanır) Şüphe yok ki bunda iyi düşünecek bir topluluk için ibretler vardır.
(Bu ayetin: En'am suresinin 60 ile 61. ayetleri ile münasebeti vardır ki, o ayetlerde mealen, "Geceleyin sizi öldüren (öldürür gibi uyutan) gündüzün ne elde ettiğinizi bilen sizi o zaman (diriltircesine) uyandıran O'dur. Ta ki (böylece) muayyen olan bir ecelin (bir ömrün) hükmü tahakkuk etmiş olsun. Sonunda dönüşünüz ancak O'nadır. O size, (dünyada) neler yapmış olduğunuzu haber verecektir!.. O, kullarının üzerinde yegane galebe ve tasarruf sahibidir. Size bekçi (melek)ler yollar ve herhangi birinize ölüm geldi mi (O) elçilerimiz gerekeni yaparak onun ruhunu alırlar" buyurulmuştur. Dikkat edilecek olursa Zümer ile En'am surelerinde aynı konudan bahs buyurulmaktadır... aralarındaki yegane fark, Zümer 42. de "ölüm", En'âm 60 ile 61. de ise "uyku" olayının evvel zikredilmiş olmasıdır. Bu ufak farka rağmen, genelde bu ayetlerin tümünde "Uyku ile ölüm" arasındaki münasebete işaret buyurulduğunu söyleyebiliriz. Acaba "ölüm" ile "Uyku" arasında münasebet sağlayan özellik nedir? Bu açıdan inceleme yaptığımız zaman, bunlar arasındaki ortak özelliğin 'şuur kaybı' olduğunu görüyoruz. Ancak şuur kaybı uykuda "geçici' ölümde ise" "kat'i" olmaktadır. Bu arada "Şuur Kaybı"nın ne olduğunu da belirtmemiz gerekecektir ki, insan, "Ruh" ile "Beden" den müteşekkildir ve insan ancak, "Ben" dediği "Ego" sunu temsil eden "Ruh"unun, bedeni ile ilişkisi tam olduğu zaman şuur kazanır. Uykuda ilkin ruh ile beden arasındaki münasebet gevşer, sonra da -uykunun derinleşmesi ile beraber- bu ilişki de kesilir. Bu kesilme ise ancak "Ruh"un bedeni terk edip, ruhlar alemine götürülmesi ile izah edilebilir ki, Allahu a'lem; Zümer 42 de “ölmeyenin ruhunu da uykusunda alır" buyurulması bu duruma işarettir. Yukarda belirtiğimiz gibi, uykuda şuur kaybı geçicidir.. Nitekim kişi uyanırken biraz sersemlik gibi yarı şuur hali geçirse de bir müddet sonra tam şuurlu hale gelebilmektedir. Bu uyanış halini de ancak Ruh'un bedene dönüp, onunla tam bir ilişki kurması ile izah edebiliriz ki, Allahu a'lem; Zümer 42 de "ölmeyenin ruhunu da, muayyen vakte kadar salıverir" buyurulması da bu duruma işarettir. Ölüm anında ise, şuur kaybı kat'i olacaktır. Çünkü, kişi için takdir buyurulan ecel (ömür) tükenmiştir, artık Ruh’un bedene dönmesi mümkün değildir. Nitekim bu duruma işaret ederek Zümer 42 de Allah (ölenin ruhunu) ölüm anında tutar" ve En'a m 61. de de "Nihayet herhangi birinize ölüm geldi mi, elçilerimiz gereğini yapar, onun ruhunu alırlar" buyurulmuştur. Açıklamalarımıza son vermeden evvel iki konuda ek mütalaa sunmayı gerekli buluyoruz ki, bunlardan biri Zümer suresinde, ölenin ruhunun Allah Teala tarafından alındığı belirtildiği halde, En'am suresinde ruh'u kabzetmenin elçi meleklere isnâd buyurulmasıdır. Fahreddin Razi bu konuda şu açıklamalarda bulunmaktadır "Gerçekte kişiyi öldüren ancak Allah Teala'dır. Şu kadar var ki, Allah Teala sebebler âleminde her türlü işi, meleklerden bir meleğe görev olarak vermiş, böylece ruhların alınmasına da ölüm meleğini memur kılmıştır ki o başkandır. Beraberinde tâbi'leri ve hizmetçileri vardır. Onun için o ayetlerde ruhu kabzetme onlara nisbet edilmiş burada da (Zümer 42 de de) gerçek olarak Allah Teala'ya nisbet buyurulmuştur" demektedir. İkincisi ise bazı zihinlere, "Madem ki ölenin şuuru kaybolmuştur, o halde onun kabirde, dünya hayatında işlediği -amellerine göre-iyi veya kötü- karşılanması dolayısıyle kabir azabına maruz kalması- nasıl izah edilebilir? sorusunun gelmesidir. Oysa ölen kişinin şuur kaybı -kabir ile değil- dünya hayatı ile ilgilidir ki, ölen kişinin dünya ile ilgisi kat'i olarak kesilmiştir... Artık o, geride bıraktığı kimselerle münasebet kuramamaktadır, fakat onun için yepyeni bir ahiret hayatı başlamıştır ki, "kabir" o ahiret hayatının başlangıcını teşkil etmektedir. Cenab-ı Hak, dünya hayatında insanın egosunu teşkil eden ruh'a bedenle ilişki kurdurmak suretiyle bir şuur kazandırmıştır.. Bu ise O'nun takdir buyurduğu ve sadece dünya hayatında geçerli olan bir "Yaratılış kanunu" nun sonucudur, "determinizm-sebep sonuç zinciri" olarak nitelendirdiğimiz bu kuralın, ahiret hayatında da hükmünü sürdüreceğini beklememiz ise doğru değildir. Çünkü böyle bir düşünce O’nun eşsiz yaratma gücünü sınırlandırmak sayılır. Allah Teala elbette ölülere, o âlemin şartlarına uygun bir şuur kazandırmaya kadirdir. Nitekim "İnsanlar uykudadırlar öldükleri zaman uyanacaklardır" buyurulmuştur)  
Osman Fırat
swap_vert close
Allah, ölmekte olanları ölümleri esnasında vefat (algısını iptal) ettirir, ölmeyenleri de uykularında vefat ettirir. Sonra ölümüne hükmettiğini vefatını tutar(a!gısını geri vermez), diğerlerini de belli bir süreye kadar (vefatını kaldırır) salıverir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için ibretler vardır.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Allah, nefisleri öldükleri zaman ve ölmeyenleri de uykularında öldürüverir. Artık üzerine ölüm ile hükmettiğini tutuverir ve diğerini de tayin edilmiş vakte kadar salıverir. Şüphe yok ki, bunda elbette alâmetler vardır, düşünücüler olan bir kavim için.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Ama (gerçek koruyucu) Allah, insanların ruhlarını ölümleri sırasında, ölmeyenlerin ruhlarını ise uykuları sırasında alır. Hakkında ölüm hükmü verdiği rûhu tutar, vermediği rûhu ise belirli bir süreye kadar salıverir. Muhakkak ki bunda, düşünen kimseler için alacak ibretler vardır. [6, 60-61]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Allah, ölmekte olan canları alır, ölmeyenleri de uykularında (bedenlerinden alıp kendilerinden geçirir); sonra ölümüne hükmettiğini yanında tutar, ötekilerini de belli bir süreye kadar salıverir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için ibretler vardır.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Allâh Te'âlâ nefislerin hîn-i vefâtlarında, ölmiyenlerin de uykusu zamânında rûhlarını alır. Mevt üzerlerine hüküm olunanların rûhunı tutub diğerini vakt-i mu'ayyene kadar geri gönderir. Bütün bunlarda tefekkür iden kavim içün âyât ve 'ibretler vardır.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Allah ölüm esnasında ruhları alır[1], ölmeyenlerinkini de uykuda alır. Ölümüne hükmettiğini tutar, ötekini o belirlenmiş eceline[2] belli bir vakte kadar salıverir. Bunda, düşünen bir topluluk için göstergeler (ayetler) vardır.
[*] Ruh'un bedenden alınması vefat, canlılığın son bulması ölüm(mevt)'tir. İnsan ruhunun uyku sırasında vücuttan çıkmış olması ve o sırada canlığın devam ediyor olması ruh bilimcilerin dikkate alması gereken önemli bir bilgidir. İnsan ruhu hakkında daha detaylı bilgi için Bkz. Secde 32/9, Ruh kelimesinin anlamı için Bkz. İsra 17/85. Uyuyan insanın ruhu vücuduna geri dönebiliyorken ölen kişinin ruhu geri dönememektedir (Bkz. Müminun 23/100) [2] Belirlenmiş ecel (ecel-i müsemma) için Bkz.En'am 6/2 ve dipnotu  
Şaban Piriş
swap_vert close
Allah ölüm vakti gelenlerin ve gelmeyenlerin canlarını alır. Ölümüne hüküm verilenlerinkini tutar, diğerlerini belirlenmiş bir süreye kadar salıverir. İşte bunda, düşünen bir toplum için işaretler vardır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Ölüm sırasında Allah ruhları alır. Ölmemiş olanların ruhlarını ise uykularında alır; sonra, ölümüne hükmettiği kimsenin ruhunu tutar, diğerlerini de belirlenmiş bir ecele kadar geri gönderir. Tefekkür edecek bir topluluk için bunda âyetler vardır.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Allah, canları, ölümleri sırasında alır, ölmeyenleri de uykuları sırasında. Sonra, haklarında ölüm hükmü verdiklerini alıkoyar; ötekileri, belirlenen bir süreye kadar salıverir. Bunda, iyice düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
Tañrı alur canları ölmeġi vaķtında daħı anı kim ölmedi uyķusı vaķtında pes dutar anı kim hükm eyledi anuñ üzere ölümi daħı viribir birisin adanılmış vaķta degin. bayıķ şunuñ içinde nişānlardur bir ķavma kim endįşe eylerler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Tañrı Ta‘ālā ḳabż ider cānları öldükleri vaḳt. Daḫı ol ki ölmez uyḳusında,döndermez tenine üstine ölümi ḥükm eylegen cānı. Daḫı viribir birisini ‘ömr müddeti tamām olunca. Taḥḳīḳ anda āyetler vardur bir ḳavme ki fikriderler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Allah (əcəli çatan kimsələrin) canlarını (ruhlarını) onlar öldüyü zaman, ölməyənlərin (hələ əcəli çatmayanların) canlarını isə yuxuda alar (çünki yuxu da ölüm kimi bir şeydir, yuxu zamanı ruh bədəni tərk edər). Ölümünə hökm olunmuş kimsələrin canlarını (ruhlar aləmində) saxlayar (onların ruhu bir daha bədənlərinə qayıtmaz, beləliklə də bədən ölüb gedər). Digər (ölümünə hökm olunmamış) kimsələrin canlarını isə müəyyən bir müddətədək (əcəlləri gəlib çatıncaya qədər yuxudan oyandıqda bədənlərinə) qaytarar. Həqiqətən, bunda düşünən bir qövm üçün (Allahın hər şeyə qadir olmasına, qiyamət günü ölüləri dirildəcəyinə dəlalət edən) əlamətlər vardır!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Allah receiveth (men's) souls at the time of their death, and that (soul) which dieth not (yet) in its sleep. He keepeth that (soul) for which He hath ordained death and dismisseth the rest till an appointed term. Lo herein verily are portents for people who take thought.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
It is Allah that takes the souls (of men) at death;(4306) and those that die not (He takes) during their sleep:(4307) those on whom He has passed the decree of death, He keeps back(4308) (from returning to life), but the rest He sends (to their bodies) for a term appointed verily in this are Signs(4309) for those who reflect.
4306 The mystery of life and death, sleep and dreams, is a fascinating enigma, of which the solution is perhaps beyond the ken of man. A vast mass of superstition as well as imaginative and psychological literature has grown up about it. But the simplest and truest religious doctrine is laid down here in a few words. In death we surrender our physical life, but our soul does not die; it goes back to a plane of existence in which it is more conscious of the realities of the spiritual world: "Allah takes the soul". 4307 Cf. 6:60. What is sleep? As far as animal life is concerned, it is the cessation of the working of the nervous system, though other animal functions, such as digestion, growth, and the circulation of the blood, continue, possibly at a different pace. It is the repose of the nervous system, and in this respect it is common to man and animals, and perhaps even to plants, if, as is probable, plants have a nervous system. The mental processes (and certainly volition) are also suspended in sleep, except that in ordinary dreams there is a medley of recollections, which often present vividly to our consciousness things that do not or cannot happen in nature as we know it in our coordinated minds. But there is another kind of dream which is rarer-one in which the dreamer sees things as they actually happen, backwards or forwards in time, or in which gifted individuals see spiritual truths otherwise imperceptible to them. How can we explain this? It is suggested that our soul or personality-that something which is above our animal life-is then in a plane of spiritual existence akin to physical death (see last note), when we are nearer to Allah. In poetic imagery, Sleep is "twin-brother to Death". 4308 Sleep being twin-brother to Death, our souls are for the time being released from the bondage of the flesh. Allah takes them for the time being. If, as some do, we are to die peacefully in sleep, our soul does not come back to the physical body, and the latter decays and dies. If we still have some period of life to fulfil according to Allah's decree, our soul comes back to the body, and we resume our functions in this life. 4309 If we contemplate these things, we can see more clearly many spiritual truths: e.g. (1) that our bodily life and death are not the whole story of our existence; (2) that in our bodily life we may be dead to the spiritual world, and in our bodily death, may be our awakening to the spiritual world; (3) that our nighdy Sleep, besides performing the function of rest to our physical life, gives us a foretaste of what we call death, which does not end our personality; and (4) that the Resurrection is not more wonderful than our daily rising from Sleep, "twinbrother to Death".  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اَللّٰهُ
Allah
يَتَوَفَّى
vefat ettirir
الْاَنْفُسَ
nefisleri
ح۪ينَ
anında
مَوْتِهَا
ölümleri
وَالَّت۪ي
ve onu ki
لَمْ تَمُتْ
ölmedi
ف۪ي مَنَامِهَاۚ
uykusunda
فَيُمْسِكُ
sonra tutar
الَّت۪ي
onu ki
قَضٰى
hükmetti
عَلَيْهَا
üzerine
الْمَوْتَ
ölümle
وَيُرْسِلُ
ve gönderir
الْاُخْرٰٓى
ötekilerini
اِلٰٓى اَجَلٍ
bir vakte kadar
مُسَمًّىۜ
belirli
اِنَّ
muhak- kak
ف۪ي ذٰلِكَ
bunda vardır
لَاٰيَاتٍ
elbette âyetler
لِقَوْمٍ
bir kavim için ki
يَتَفَكَّرُونَ
tefekkür
ediyorlar
Allah, (ölüm vakti gelenlerin) canlarını ölüm anında, ölmeyenlerinkini de uykularında alır. Sonra ölümüne hükmettiği (ca)nı (yanında) tutar, ötekilerini ise (ecellerinin geleceği) belirli bir vakte kadar (bedenlerine geri) gönderir. Muhakkak ki bunda (enine boyuna düşünüp) tefekkür eden bir kavim için âyetler (ibret ve dersler) vardır.
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
تَوَفّٰى
Fiil-V
و ف ي
Vefat ettirdi, canını aldı, alıp götürdü
نَفْس
İsim
ن ف س
Kendi, kendisi, nefis, can
حِين
İsim
ح ي ن
Süre, vakit, an
مَوْت
İsim
م و ت
Ölüm
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
مَاتَ
Fiil-I
م و ت
Öldü
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
مَنَام
İsim
ن و م
Uyku, uyuma
اَمْسَكَ
Fiil-IV
م س ك
Tuttu, alıkoydu
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
قَضَى
Fiil-I
ق ض ي
Hükmetti, bitirdi, hüküm verdi, takdir etti, tamamladı, yerine getirdi, karar verdi
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
مَوْت
İsim
م و ت
Ölüm
اَرْسَلَ
Fiil-IV
ر س ل
Gönderdi
اٰخَر
İsim
ا خ ر
Diğeri, öteki, arkası, başkası, sonraki
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
اَجَل
İsim
ا ج ل
Ecel, bekleme müddeti, belirli bir süre, bir vakit, vade, müddet (bir şey için belirlenmiş, tayin edilmiş bir vakit)
مُسَمًّى
Edilgen fiil-II
س م و
Belirli, belli
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
ءَايَة
İsim
ا ي ي
Âyet, mucize, alamet, işaret, nişane, ibret, delil
قَوْم
İsim
ق و م
Kavim, topluluk, toplum
تَفَكَّرَ
Fiil-V
ف ك ر
Tefekkür etti, düşündü