close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Zumer Sûresi 41. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
İnnâ enzelnâ ‘aleyke-lkitâbe linnâsi bilhakk(i)(s) femeni-htedâ felinefsih(i)(s) vemen dalle fe-innemâ yadillu ‘aleyhâ(s) vemâ ente ‘aleyhim bivekîl(in)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Şüphe yok ki biz, o kitabı, insanlara bildirmen için gerçek olarak indirdik sana, artık doğru yolu bulanın faydası kendine ve kim yolunu azıtır da azarsa zararı, gene kendine ve sen, onlara bir koruyucu değilsin.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
[Not: Allah ismi, cahiliye Araplarınca da biliniyor ve kullanılıyordu. Ancak onların konuştuğu "Allah" kelimesi Kur’an’daki "Allah" (CC) kelimesinden çok farklı bir anlam taşıyordu. Cahiliye Araplarına göre Allah; yeri göğü yaratan ve diğer şefaatçi tanrılardan (put ve tağutlardan) daha büyük olan, ancak etki ve yetki alanı sınırlı bulunan bir varlığı ifade ediyordu. Kur’an’daki "Allah" (CC) kelimesi ise, öyle tanrılar hiyerarşisindeki baş tanrı değil (hâşâ), varlığı gerçek olan, her şey elinde ve emrinde bulunan, kudreti her şeyi kuşatan, kullarının imani, ahlâki, siyasi ve iktisadi hayatlarına ait kanun ve kurallar koyan, Tek ve mutlak bir Rabb’dir. Kur’an’da geçen kitap, melek, nebi, resul, ahiret, takva, salât, zekât vb. bütün kelime ve kavramlar, "Allah" ismiyle mutlaka irtibatlı ve çok çeşitli daireler içerisinde bütün bunlar birbiriyle bağlantılıdır.] Şüphesiz Biz Sana bu Kitabı insanlar için Hakk (ölçüsü ve hidayet öncüsü) olmak üzere indirdik. (Resulüllah’sız ve Kur’an’sız; Hakkı-Bâtılı, Helâli-Haramı, Doğruyu-Yanlışı, Dostu-Düşmanı bilmek mümkün değildir. Bu nedenle DEİST’ler, sapkın ve münkirdir.) Artık kim hidayete ererse, bu kendi lehinedir; kim saparsa, o da kendi aleyhine sapmış demektir. Sen onların üzerinde vekil ve kefil değilsin. [Dikkat! İnsan ve toplum hayatıyla ilgili her konuda kural koyarken; Kur’ani hükümleri ve Sünneti esas almayanlar, hidayetten ayrılmış, dalâlete kaymış kimselerdir.]
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Şüphesiz biz, insanlığın kurtuluşu için, gerçekleri ortaya koyan bu kitabı sana indirdik, kim buna sarılarak doğru yola ulaşmayı seçerse, kendisi için doğru yolu bulur. Kim de doğru yoldan saparsa, yine kendi zararına sapmış olur. Sen onların yapacakları tercihlerden ve sonucundan sorumlu değilsin.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Biz bu kitabı sana, sorumluluklarını tevdi etmek üzere gerekçeli, hikmete dayalı toplumda hakça düzeni gerçekleştirmen, insanların iyiliği, kurtuluşu için indirdik. Artık kimler hür iradeleriyle hidayeti tercih eder, İslâm'da sebat ederlerse, kendi iyilikleri, kurtuluşları için bunları yapmış olur. Kimler de başlarına buyruk hareket ederek hak yoldan uzaklaşır, dalâleti, bozuk düzeni helâki tercih ederlerse, yalnızca kendi felaketlerini hazırlamış, kendileri zarara, ziyana uğramış olur. Sen Allah'a karşı onları savunmaya, Allah adına da onlar üzerinde zor kullanmaya memur değilsin.
bk. Kur’an-ı Kerim, 11/12; 13/40.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Şüphesiz biz sana Kitab'ı insanlar için hak olarak indirdik. Kim hidayete ererse bu kendi lehinedir. Kim de sapıtırsa yalnız kendi aleyhine sapıtır. Sen onların üzerine vekil değilsin.
Ali Bulaç
swap_vert close
Şüphesiz, sana Kitabı insanlar için hak olmak üzere indirdik. Artık kim hidayete ererse, bu kendi lehinedir; kim saparsa, o da kendi aleyhine sapmış olur. Sen onların üzerinde vekil değilsin.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Ey Rasûlüm), Biz sana Kur'an'ı, insanlar için (hidayet bulsunlar diye) hak ile indirdik. Artık kim doğru yola gelirse, kendi menfaatınadır. Kim de saparsa, ancak kendi zararına sapmış olur. Sen, değilsin onların üzerine vekil...
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Biz insanlar için kitabı, hak ile doğru bir şekilde sana indirdik. Artık kim doğru yolu bulursa, o kendi faydasına doğru yolu bulmuştur. Kim de sapıtırsa, o kendi aleyhine sapıtmış olur. Ve sen, onlar üzerine koruyucu değilsin. [Her şey Allah’ın elindedir.]
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Şüphesiz biz bu kitabı sana, insanlar için hak olarak indirdik. Artık, kim doğru yolu seçerse kendi lehinedir; kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapmış olur. Sen onların üzerinde vekil değilsin.
Besim Atalay
swap_vert close
İnsanların hayrı için hak olarak sana kitap indirdik, doğru yola giden kendine eder, sapıtan kimse de yine kendine; sen onların üzerine vekil değilsin
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Ey Resul) Biz sana bu Kitabı (Kur'an'ı) insanlar için, hak olarak indirdik. Kim doğru yola girerse, kendisi için girmiş olur. Kim de saparsa, ancak kendi aleyhine sapar. Sen, onların üzerinde sorumluluklarını yüklenecek bir muhafız değilsin.
Bkz. 11/12, 13/40  
Cemil Said
swap_vert close
Biz sana kitâbı bihakkın ve insânları râh-ı hidâyete sevk içün gönderdik. Bu tarîki ta’kîb iden kendi menfa’atine hidmet itmiş olur ve dalâlete sapan dahî kendi nefsine fenâlık itmiş olur. Sen ânlar ile uğraşmağa me’mûr değilsin.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Doğrusu Biz, insanlar için Kitap'ı gerçekle sana indirdik; kim doğru yolda ise bu kendi lehinedir; sapıtan da kendi aleyhine sapıtmış olur. Sen onlara vekil değilsin.*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Biz sana Kitab’ı (Kur’an’ı) insanlar için, hak olarak indirdik. Kim doğru yola girerse, kendisi için girmiş olur. Kim de saparsa, ancak kendi aleyhine sapar. Sen onlara vekil değilsin.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Biz sana, insanlar için gerçeği ortaya koymak üzere kitabı indirdik; artık kim doğru yolu izlerse kendi iyiliği için izlemiş olur, kim de yoldan saparsa kendi aleyhine sapmış olur; sen onlardan sorumlu değilsin.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(Resûlüm)! Şüphesiz biz bu Kitab'ı sana, insanlar için hak olarak indirdik. Artık kim doğru yolu seçerse kendi lehinedir; kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapmış olur. Sen onların üzerinde vekil değilsin.  
 Âyete göre Hz. Peygamber, dalâlete sapanları zorla hidayete sevkeden veya onlara bekçilik yapan kimse değildir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Biz bu kitabı sana halk için gerçekle indirdik. Kim doğruyu bulursa kendisi içindir. Kim saparsa da kendisi aleyhine sapmış olur. Sen onların avukatı değilsin.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Biz bu kitabı sana, insanlar için hak ile indirdik. O halde kim doğru yola gelirse kendi lehinedir. Kim de saparsa, sırf kendi aleyhine olarak sapar. Sen onların üzerine vekil değilsin.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Biz insanlar için senin üzerine hakkıle kitab indirdik, o halde kim yola gelirse kendi lehinedir, her kim de saparsa sırf kendi aleyhine olarak sapar ve sen değilsin üzerlerine vekîl
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Resûlüm!) Biz bu Kitâb’ı (Kur’ân’ı), sana, insanlar (ın hidâyet bulmaları) için, hak olarak vahyettik. Artık kim (cüz’î irâdesi ile), doğru yolu seçerse bu kendi faydasınadır. Kim de (cüz’î irâdesi ile) sapkınlığı seçerse kendi zararınadır. (Habibim!) Sen onların üzerine vekil değilsin. (İnsanların yaptıkları tercihlerden ve tercihlerinin sonuçlarından sen sorumlu değilsin.)
Erhan Aktaş
swap_vert close
Biz, sana bu Kitap'ı insanlar için “hakk” ile indirdik. Artık kim doğru yolu seçerse bu kendi yararınadır. Kim de sapkınlığı seçerse kendi zararına sapmış olur. Sen onların üzerine vekil değilsin.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Şübhesiz ki biz o kitabı insanların fâidesi için, hak (kın ikamesine bir sebeb) olarak indirdik sana. Artık kim doğru yolu ihtiyar ederse bu, kendi lehinedir. Kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapmış olur. Sen (Habîbim) onların üzerinde bir vekîl değilsin.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Ey Resûlüm!) Şübhesiz ki biz sana Kitâb'ı, insanlar için hak ile indirdik. O hâlde kim hidâyete ererse, artık kendi lehinedir. Kim de dalâlete düşerse, ancak kendi aleyhine olarak sapmış olur. Çünki sen, onların üzerine vekil değilsin!
İhsan Aktaş
swap_vert close
Şüphesiz Biz sana bu Kitabı (insanlığın hidayet rehberi olan bu Kur’an’ı) insanlar için hak (ölçüsü) olmak üzere indirdik. Artık kim doğru yola gelirse (doğru yolu seçerse) bu kendi lehinedir; ama kim de (doğru yoldan) saparsa sadece kendi aleyhine sapmış olur: Sen onların tercihinden de sorumlu değilsin. *
(*) Not: Bu ayetten de kesin anlaşılıyor ki, doğru yola girmek de, doğru yoldan sapmak da insanın elindedir. Yani kişinin hidayeti de, sapkınlığı da onun özgür iradesiyle gerçekleşir.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
İnsanlar için, gerçek doğruları içeren kitabı sana biz indirdik. Kim doğru yolu seçerse, faydası kendisi içindir. Kimde sapıklığı seçerse kendi zararınadır. Sen onlara vekil değilsin.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Gerçekten Biz san o Kitap’ı insanların yararına, doğru olarak bildirdik. Onun için herkim doğru yolu tutacak olursa kendi yararınadır. Her kim de doğru yoldan şaşacak olursa kendine karşıdır. Onları gözetecek olan sen değilsin.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Biz, sana Kitabı nâs/ın menfaati için doğru olarak indirdik. Her kim doğru yol bulursa kendisi için yol bulur. Her kim doğru yoldan saparsa yine kendi aleyhine sapmış olur. Sen üzerlerinde mes/ul bir vekil değilsin.
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) Muhakkak ki Biz kitabı insanlar için sana hak ile indirdik. Kim doğru yola girerse kendisi için girmiş olur. Kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapmış olur. Sen onlara vekil değilsin.
Kadri Çelik
swap_vert close
Hiç şüphesiz sana kitabı insanlar için hak olarak indirdik. Artık kim hidayete erişirse, bu kendi lehinedir; kim de saparsa, o da kendi aleyhine sapmış olur. Sen onların üzerinde vekil değilsin.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey Peygamber! Gerçekten Biz sana, bütün insanların kurtuluşu için, mutlak doğruyu, gerçeği ortaya koyan bu Kitabı gönderdik. Artık kim doğru yolu tutarsa, bunu kendi iyiliği için yapmış olur ve kim de Kur’an’ın gösterdiği yoldan başka yollara saparsa, ancak kendi kötülüğü için sapmış olur. Zira Allah, bütün insanlara hakîkati görme yeteneği bahşetmiştir. Dolayısıyla, herkes kendi tercih ve eylemlerinden sorumludur. Senin görevinse, yalnızca hakîkati güzelce duyurmaktan ibaret tir. Çünkü sen, onların yaptıklarından sorumlu değilsin. Sen üzerine düşeni yap ve ötesini, bütün varlıkları her an denetiminde tutan Allah’a bırak:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Biz, İnsanlar için Kitab’ı sana Hakk ile indirdik. Kim hidayete erdiyse, kendi lehinedir. Kim de saptıysa, doğrusu kendi aleyhine sapar. Sen onlara vekîl değilsin.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! Biz sana bu Kitabı insanlar arasında bir denge kurman için indirdik. Yola gelen gelir, gelmeyen kendine eder. Sen onların savunmanı değilsin.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Şüphesiz biz Kitabı sana gönderdik! İnsanlara kitabımızdaki gerçekleri açıklama görevi verdik! Artık kim gerçeklere inanır, doğru yolu seçerse kendi lehinedir; kim de gerçeklere karşı çıkıp yoldan saparsa kendi aleyhine sapmış olur. Sen onların üzerinde vekil değilsin!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Şüphesiz ki Kitabı sana, insanlarla ilgili bir amaç için biz indirdik. Artık kim doğru yolu seçerse, (bu) kendi (iyiliği) içindir. Kim de saparsa, sadece kendi aleyhine sapmış olur. Sen onlar üzerinde asla [vekil] değilsin.
Mehmet Türk
swap_vert close
Şüphesiz Biz, bu Kitabı sana insanlara gerçeklerin açıklayıcısı olarak, indirdik. Artık bundan sonra her kim, bu doğru yolu kabul ederse kendisini (doğrultmuş,) her kim de sapkınlığa düşerse kendi kendisine sapkınlığa düşmüş olur. Ve sen de artık onların üzerine bir vekil değilsin.
Muhammed Esed
swap_vert close
BİZ, insanlığ[ın kurtuluşu] için hakikati ortaya koyan bu ilahî kelâmı indirdik sana. Kim [buna sarılarak] doğru yola ulaşmayı seçerse bu kendi lehinedir ve kim de (yoldan) saparsa yine kendi aleyhine sapmış olur: sen onların seçimlerini belirleme gücüne sahip değilsin. ⁴³
43 Yahut: “sen onların davranışlarından sorumlu değilsin” (bkz. 17:2, not 4).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Hiç şüphe yok ki insanlara hak ve hakikati göstermek amacıyla bu kitabı sana biz indirdik. Bundan böyle kim bu Kuran’ı rehber edinirse bu kendi lehinedir. Kim de O’nun yolundan saparsa bu da ancak kendi aleyhinedir. Zira sen onların vekili/savunucusu değilsin. 10/108
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Hiç şüphe yok ki, bu ilâhî kelâmı insanlık için (gerçek) bir amaca mebni olarak[⁴¹⁴²] sana Biz indirdik: Artık kim doğru yolu seçerse bu kendi lehinedir; ama kim de saparsa sadece kendi aleyhine sapmış olur: sen onların tercihinin savunucusu değilsin.
[4142] Bi’l-hakkı çevirimizin gerekçesi için bkz: 14:19, not 20.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) Şüphe yok ki biz, bu Kitab'ı sana -insanların yararına hak olarak indirdik. Kim doğru yolu seçerse, bu kendi lehinedir, kim de doğru yoldan saparsa bu da, kendi aleyhinedir. Sen onların üzerinde vekil değilsin. (Sen onlardan sorumlu değilsin.)
Osman Fırat
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Biz sana Kitab’ı (Kur’an’ı) insanlar için, hak olarak indirdik. Kim doğru yola girerse, kendisi için girmiş olur. Kim de saparsa, ancak kendi aleyhine sapar. Sen onlara vekil değilsin.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Şüphe yok ki, Biz senin üzerine insanlar için kitabı hak ile indirdik. Artık kim hidâyete ererse kendi nefsi içindir ve kim dalâlete düşerse artık şüphesiz ki, kendi nefsi aleyhine dalâlete düşmüş olur. Ve sen onların üzerine bir vekil değilsin.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Biz bu kitabı, insanların faydası için sana hak ve gerçek olarak indirdik. Artık kim doğru yola girerse kendi yararına olarak girer, kim de yoldan saparsa kendi aleyhine olarak sapar. Sen onlar üzerinde bekçi değilsin. [11, 12; 13, 40]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Biz Kitabı, insanlar için, sana hak ile indirdik. Artık kim doğru yola gelirse kendi yararınadır, kim de saparsa kendi zararına sapmış olur. Sen onların üzerinde vekil değilsin.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Biz nâs içün kitâbı sana hak ile inzâl iyledik. Onunla nâil-i hidâyet olan kendi nefsine hidâyet itmiş olur. Dalâlete düşen de kendi nefsini dalâlete düşürir. Sen Yâ Muhammed! Onların üzerine vekîl değilsin.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Bu kitabı insanlar için sana, tamamıyla gerçek olarak indirdik. Yola gelen, kendisi için gelir; yoldan çıkan da kendi zararına çıkar. Sen onların üzerinde vekil[*] değilsin (onların yaptıklarından sorumlu değilsin).
[*] Vekil: Peygamberler dahil hiç kimse ve hiç birşey Allah ile kulu arasına giremez. Vekalet edemez.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Biz, kitabı sana insanlar için “hak” olarak indirdik. O halde onu kim rehber edinirse kendisi için edinir. Kim de dalalette kalırsa, ancak kendi aleyhine kalır. Sen onlara vekil değilsin.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Biz sana kitabı bütün insanlar için hak ile indirdik. Kim doğru yolu tutarsa kendi yararınadır. Kim saparsa, o da kendi aleyhine sapmış olur. Sen onların hidayetinden sorumlu bir vekil değilsin.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Kuşkusuz, bu Kitap'ı biz sana insanlar için hak olarak indirdik. Artık kim doğru yolu seçerse kendi lehinedir; kim de saparsa kendi aleyhine sapmış olur. Sen onlar üzerine vekil değilsin.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
bayıķ biz indürdük üzerüñe ķur’ān’ı ādemįler içün ḥaķk-ıla. pes her kim ŧoġru yol duta gendüzi içündür daħı her kim azdı azmaz illā gendüzi üzere. daħı degülsin anlaruñ üzere śaķlayıcı.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Taḥḳīḳ biz indürdük yā Muḥammed senüñ üstüñe Ḳur’ānı ādemīlere ḥaḳḳ‐ıla. Pes kim hidāyet üstine olsa özi‐çündür ve kim ki azsa azmaz, illā nefsini.Daḫı sen anlar üstine vekīl degülsin.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Peyğəmbər!) Biz Kitabı (Qur’anı) insanlar üçün sənə haqq olaraq nazil etdik. Kim doğru yolda olsa, özü üçün (öz xeyrinə) olar. Kim (haqq yoldan) çıxsa, zərəri özünə yetişər. Sən onlara vəkil deyirsən!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Lo! We have revealed unto thee (Muhammad) the Scripture for mankind with truth. Then whosoever goeth right it is for his soul, and whosoever strayeth, strayeth only to its hurt. And thou art not a warder over them.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Verily We have revealed the Book to thee in Truth, for (instructing) Mankind.(4304) He, then, that receives guidance benefits his own soul: but he that strays injures his own soul. Nor art thou set(4305) over them to dispose of their affairs.
4304 Revelation is sent by Allah through His messenger, but it is for all. It is given in order that men and women may be taught Righteousness. It is given in Truth: there is no pretence about it. It is for their own good. If they reject it and follow Evil, the loss is their own. 4305 Allah's messengers do all they can to teach mankind. But they cannot force men's wills. If men reject their teaching, the account of the rejecters is with Allah. Cf. 6:107, and n. 935.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اِنَّٓا
şüphe- siz Biz
اَنْزَلْنَا
indirdik
عَلَيْكَ
sana
الْكِتَابَ
Kitâb'ı
لِلنَّاسِ
insanlar için
بِالْحَقِّۚ
hak ile
فَمَنِ
artık kim
اهْتَدٰى
hidâyete ererse
فَلِنَفْسِه۪ۚ
artık kendi lehinedir
وَمَنْ
ve kim
ضَلَّ
dalâlete düşerse
فَاِنَّمَا
artık ancak
يَضِلُّ
dalâlete düşer
عَلَيْهَاۚ
kendi aleyhine
وَمَٓا اَنْتَ
ve sen değilsin
عَلَيْهِمْ
onların üzerine
بِوَك۪يلٍ۟
bir vekil
(Resulüm!) Şüphesiz Biz (bu) Kitâb'ı sana insanlar için (hakikati beyan etmek üzere bir) hak ile indirdik. Artık kim hidâyete ererse (ancak) kendisi için (hidâyete ermiş) olur, kim de dalâlete düşerse ancak kendi aleyhine dalâlete düşmüş olur ve sen onların üzerine vekil değilsin.
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
اَنْزَلَ
Fiil-IV
ن ز ل
İndirdi
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
كِتَاب
İsim
ك ت ب
Kur'ân, kitap, yazılmış olan, mektup
نَاس
İsim
ن و س
İnsanlar
حَقّ
İsim
ح ق ق
Hakk (Allah'ın esması, ismidir. Hakk olan, gerçek olan demektir), hak, hakkını verdi, hakiki, gerçek, hakikat
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
اِهْتَدٰى
Fiil-VIII
ه د ي
Hidâyete erdi, doğru yolu buldu, maksadına ulaştı, muvaffak oldu
نَفْس
İsim
ن ف س
Kendi, kendisi, nefis, can
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
ضَلَّ
Fiil-I
ض ل ل
Saptı, şaşırdı, dalâlete düştü, kayboldu, boşa gitti, yanıldı
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
ضَلَّ
Fiil-I
ض ل ل
Saptı, şaşırdı, dalâlete düştü, kayboldu, boşa gitti, yanıldı
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اَنْتَ
Zamir
اَنْتَ
Sen
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
وَكِيل
İsim
و ك ل
Vekîl (Allah'ın ismi, esmasıdır. Her konuda güvenilmesi gereken tek zat demektir), vekil