Allah, (her konuda) kuluna yetmez mi? (Ey Resulüm!) Seni Ondan (zatım olan Allah’tan) başkaları ile (kulluk yaptıkları hayali ilahlarla, canlı ve cansız putlarla) korkutuyorlar! Hâlbuki Allah kimi (inkâr ve sapıklığı tercih ettiğinden dolayı) sapıklıkta bırakırsa artık onu yola getiren olmaz. *
(*) Hz. Peygamber, Allah’tan başka varlıklara tanrısal nitelikler yakıştırmanın çok büyük bir felaket olduğunu, tapınılan varlıkların kendilerine bile faydalarının olamadığını, dolayısıyla insanların putlara tapınmaması gerektiğini her fırsatta anlatıyordu. Müşrikler, Hz. Muhammed’e; “tanrılarımıza dil uzatırsan, onlar seni çarpar” diyorlardı. Böylece ayette de ifade edildiği gibi Allah’tan başka taptıklarıyla Hz. Peygamberi korkutmaya çalışıyorlardı. Hâlbuki Hz. Peygamberi korkuttukları şey kendilerini çepeçevre kuşatmıştı. Çünkü putlara tapmakla sapıtan ve çarpılan Hz. Muhammed değil, bizzat kendileriydi. (C. Külünkoğlu Meali Zümer- 33.Ayet Açıklaması) Yani putperestler, Hz. Peygamber’e «Tanrılarımızı inkâr etme, onların aleyhinde bulunma, onlara karşı çıkma vs, sonra onlar seni çarpar!» diyorlardı. İşte bu ayet, onların taptıkları putların hayali, sahte ve düzmece olup hiçbir kimseye zarar veya fayda veremeyeceklerini bildiriyor. Ayrıca birçok mealde ‘’Allah, kimi saptırırsa!‘’ şeklindeki çeviri hem eksik, hem de hatalıdır. Çünkü yüce Allah, kişinin seçimine göre uygun olan karşılığı veriyor. Bu terkip; Allah, hidayet olmak için çaba göstereni, doğru yolu isteyeni ve onu tercih edeni doğru yola iletir. İnkâr ve sapkınlığı tercih edeni, isteyeni ve sapkınlıkta kalmayı hak edeni de sapkınlıkta bırakır, demektir. Yani yüce Allah kimseyi saptırmaz, eğer haşa saptırıyorsa, neden insanları doğru yola iletmek için nice elçiler ve vahiy mesajlarını içeren kitaplar gönderiyor? Bu nedenle yüce Allah her insana özgür bir irada vermiştir, insan, kendisine verilen bu iradeyle neyi seçer ve tercih ederse onun karşılığını alacak. الله اعلم