Öyle mi? [Hakikatin] ne olması gerektiğine onlar, [o, hakikati inkar edenler] mi karar verecek? ⁵⁵
55 Berame ve ebrame fiilleri, lafzen, “kıvırdı” veya “[bazı şeyleri] bir arada/birlikte büktü” yani bir halat meydana getiren ipleri, yahut “[bir şeyleri] çok iyi büktü” yahut “sağlam büktü” anlamlarına gelir. Bu deyim, mecazî olarak bir şeyi, bir önermeyi yahut bir olaylar dizisini “kurmak/oluşturmak” yahut “belirlemek” eylemini gösterir (Cevherî). Lisânu’l-‘Arab’a göre, ebrame’l-emra deyimi “bir şeyi/durumu kararlaştırdı” (ahkeme) anlamına gelir. Bir belirtme takısı olmadan kullanılan emr terimi bu bağlamda “herhangi bir şey”i veya en geniş anlamıyla “olması gereken” [veya “olabilecek”] bir şeyi ifade eder. Böylece, önceki ayeti dikkate aldığımızda, “[hakikatin] ne olması gerektiği”ne keyfî olarak yani, Kur’an’ın tebliğ ettiği hakikate aykırı şekilde “karar verme” anlamına ulaşmış oluruz.