close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Zuhrûf Sûresi 55. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Felemmâ âsefûnâ-ntekamnâ minhum feaġraknâhum ecma’în(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Bizi gazaba getirdiler mi öç aldık onlardan, derken hepsini de sulara boğduk.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Sonunda (Firavun) Bizi gazaplandırınca, Biz de onlardan intikam aldık, böylece onları toplu olarak suda boğduk (ve batırdık).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ama bize meydan okumaya devam edip, bizi kızdırınca, kendilerinden intikam aldık. Derken hepsini suda boğduk.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Nihayet bizi, gazaba getirdikleri zaman, onlara lâyık oldukları cezayı verdik. Hepsini denizde boğduk.
Ahmet Varol
swap_vert close
Sonunda bizi öfkelendirindiklerinde onlardan öç aldık. Böylece hepsini birden (suda) boğduk.
Ali Bulaç
swap_vert close
Sonunda bizi öfkelendirince, biz de onlardan intikam aldık, böylece onları toplu olarak suda boğduk.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Vakta ki, (isyan ederek) bizi gazablandırdılar, biz de kendilerinden intikam aldık; hepsini birden (denizde) boğduk.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
İşte bizi kızdırdıkları zaman, onlardan intikam aldık: (Yani) hepsini suda boğduk.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Böylece bizi öfkelendirince, onlardan intikam aldık, hepsini suda boğduk.
Besim Atalay
swap_vert close
Onlar bizi kızdırınca, biz onlardan öc aldık, hepsini de suda boğduk onların
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Böyle Bize meydan okumaya devam edince, biz de onlardan (yaptıklarının cezasını vererek) intikam aldık. Sonunda onları toplu olarak (suda) boğduk.
Bkz. 2/50, 10/90-92, 43/55-56  
Cemil Said
swap_vert close
Lâkin bizim gadabımızı tahrîk itdikleri vakit ânlardan intikâm aldık ve hepsini gark iyledik.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Böylece Bizi öfkelendirince onlardan öç aldık, hepsini suda boğduk.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Onlar bizi bu şekilde öfkelendirince biz de onlardan öç aldık, hepsini suda boğduk.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Bize karşı öfkelendirici davranışlarını sürdürünce onlara hak ettikleri cezayı verdik ve hepsini suya gömdük.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Böylece bizi öfkelendirince onlardan intikam aldık, hepsini suda boğduk.
Edip Yüksel
swap_vert close
Bizimle savaşmakta israr edince onlardan öc aldık, hepsini boğduk.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Nihayet bizi gazaplandırdıkları zaman onlardan intikam aldık. Hepsini suda boğduk.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Böyle vaktâ ki bizi gadaba da'vet ettiler biz de kendilerinden intikam aldık hepsini birden gark ediverdik
Emrah Demiryent
swap_vert close
Böylece onlar (yapılan bütün nasihatleri/uyarıları dinlemeyerek, haddi aştılar da) gazabımıza müstahak oldular, Biz de hepsini (suda) boğduk (helâk ettik).
Erhan Aktaş
swap_vert close
Böylece Bize asilik yaptılar. Biz de onları cezalandırdık. Topluca suda boğduk.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Nihayet, onlar bizi gazablandırınca kendilerinden intikam aldık. Derhal onları topdan (suda) boğduk.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Artık ne zaman ki bizi gazablandırdılar, onlardan intikam alıverdik, bu yüzden onları hep birlikte suda boğduk.(3)
(3)“Sırât-ı müstakīm ehli olan (dosdoğru bir yolda giden) peygamberlere binler vâkıâtta (vak‘alarda)istimdadlarına (yardım taleblerine) hârika bir tarzda gaybî imdad gelmesi ve o peygamberlerin istedikleri aynen verilmesi ve düşmanları olan münkirlere (inkâr edenlere) yüzer hâdisâtta (hâdiselerde) aynı zamanda gazab gelmesi ve semâvî musîbet başlarına inmesi kat‘î, şeksiz (şübhesiz) gösterir ki; bu kâinâtın ve içindeki nev‘-i beşerin (insan nev‘inin) Hakîm ve Âdil (hikmet ve adâlet sâhibi) ve Muhsin ve Kerîm (ihsân ve cömertlik sâhibi) ve Azîz ve Kahhâr (izzetli ve gerektiğinde düşmanları kahredici) bir Mutasarrıfı (idârecisi) ve bir Rabbi var ki, Nûh (as) ve İbrâhîm (as) ve Mûsâ (as) ve Hûd (as) ve Sâlih (as) gibi çok nebîlere(peygamberlere) pek hârika bir sûrette târihî ve geniş hâdiselerle muzafferiyet (zafer) ve necâtları(kurtuluşları) vermiş ve Semûd ve Âd ve Fir‘avun kavimleri gibi çok zâlimlere ve münkirlere dahi, peygamberlerine isyanlarına mukābil (karşılık) dünyada dahi bir cezâ olarak, başlarına dehşetli semâvî musîbetler indirmiş.” (Şuâ‘lar, 15. Şuâ‘, 579)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Onlar (Firavun ve erkânı) bize ne zaman asilik ettiler (halkı küçümseyip ezdiler ve öteden beri kurdukları kölelik sistemine devam ettiler), biz de onları (hak ettikleriyle) cezalandırmak istedik. Sonunda onları toplu olarak (suda) boğduk. *
(*) Not: Birçok mealde: ‘’Bizi öfkelendirince veya üzünce onlardan intikam veya öç aldık...’’ şeklindeki mealler yanlıştır. Çünkü bunlar beşer sıfatlarıdır, yüce Allah öfkelenmez ve kendisi için intikam da almaz. Yani bu tür beşerî sıfatlar yüce Allah için muhaldır. Bu nedenle ayette geçen (فَلَمَّا آسَفُونَا)’’ felemma asefuna’’, isyandan kinaye olup anlamı, ‘’Bize asilik ettikleri zaman’’ ve yine ardından gelen (انتَقَمْنَا)’’intekamna’’ ise, cezalandırmak istedik, yani ezilen ve köle muamelesini gören halkın intikamını almak istedik. Aşağıdaki tefsir metinlerine bakılabilir. والأسف أطلق على صنيع فرعون وقومه فعل { ءاسفونا } لأنه فعل يترتب عليه انتقام الله منهم انتقاماً كانتقام الآسف لأنهم عصَوا رسوله وصمّموا على شركهم بعد ظهور آيات الصدق لموسى عليه السلام.فاستعير { ءاسفونا } لمعنى عَصَوْنا للمشابهة، والمعنى فلما عصونا عصيان العبدِ ربّه المنعِم عليه بكفران النعمة، والله يستحيل عليه أن يتصف بالآسف كما يستحيل عليه أن يتصف بالغضب على الحقيقة، فيؤول المعنى إلى أن الله عاملهم كما يعامل السيدُ المأسوفُ عبداً آسفه فلم يترك لرحمةِ سيده مسلكاً.: المصدر :( تفسير التحرير والتنوير/ ابن عاشور (ت 1393 هـ) مصنف و مدقق) ومن القسم الثاني : قوله تعالى( عز وجل ) : (فَلَمّآ آسَفُونَا انتَقَمْنَا مِنْهُمْ) فإن ارادة المعنى الموضوع له للفظ آسَفُونَا ممتنع في حق الله تعالى اذ الاسف والغضب والحزن والفرح هي من الحالات النفسية الطارئة التي تمتنع على الله تعالى إذ لا يعقل كونه محلاً للحوادث ولالكان حادثاً فلابد ان يراد به المعنى المجازي - وفي المقام حيث امتنع نسبة الاسف الى الله حقيقة وصحت نسبته الى رسله ، كانت هي المراد ، والمجاز في الحذف أي ( اسفوا رسلنا ) بحذف مفعول (اسفوا ) ووضع المضاف اليه مكانه (346- تقسيم آخر للتورية والمعاريض : 1ـ ان يورّي لكي لا يفهم مراده ...) (انتقمنا منهم ) واعلم أن ذكر لفظ الأسف في حق الله تعالى محال ، وذكر لفظ الانتقام، ومعنى الغضب في حق الله إرادة العقاب ، ومعنى الانتقام إرادة العقاب لجرم سابق , وكل واحد منهما من المتشابهات التي يجب أن يصار فيها إلى التأويل التفسير الكبير)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Bizi öfkelendirdiler sonra bizde, Firavunun kavmini suda boğarak onlardan intikam aldık.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Sonunda onlar Bizi öfkelendirince Biz de onlardan öç aldık. Hepsini birden suda boğduk.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlar inat etmekle pek ziyade hışmımızı celbedince kendilerinden öç aldık da topunu birden boğduk.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onlar Bizi öfkelendirince intikam aldık; hepsini suda boğduk.
Kadri Çelik
swap_vert close
Sonunda bizi öfkelendirince, biz de onlardan intikam aldık, böylece onları toplu olarak suda boğduk.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Böylece onlar iyice azgınlaşarak gazâbımızı hak edince, hepsini suda boğarak cezalandırdık!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Bizi öfkelendirdiklerinde onlardan intikam aldık; topluca onları suda boğduk.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Firavunlar bizi böylesine üzünce, biz de hepsini sulara gömdük.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Onlar bizi bu şekilde öfkelendirince; biz de onların hepsini suda boğarak öç aldık!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Böylece bizi öfkelendirdiklerinde onlardan intikam almış, [*] hepsini (denizde) boğmuştuk.
Yüce Allah’ın intikam almasıyla ilgili bilgi için bkz. A‘râf 136, dipnot 1.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Sonunda onlar, Bizi gazaplandırınca Biz, hepsini suda boğarak onlardan intikam aldık.
Muhammed Esed
swap_vert close
Ama Bize meydan okumaya devam edince onlara misillemede bulunduk ve hepsini suda boğduk:
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Nihayet onlar bizi gazaplandırınca onlara hak ettikleri cezayı verdik ve hepsini suda boğduk. 10/88...92
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Bizim gazabımızı davet ettikleri zaman, onlara yaptıklarının acısını tattırdık ve topunu boğulmaya terk ettik.
Orhan Kuntman
swap_vert close
Böylece (şirk ve küfürde direnmeleri) gazabımızı artırınca onlardan intikam aldık, hepsini suda boğduk.
(Ey Muhammed, senin kavmin de böyle şirk ile küfürde direnecek olurlarsa, elbette onlardan da, intikam alırız)  
Osman Fırat
swap_vert close
Ne zaman ki onlar bizi kızdırdı biz de onlardan öç aldık, hepsini boğduk.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Vaktâ ki, Bizi gazaplandırdılar, onlardan intikam aldık. Hemen hepsini de garkettik.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Onlar bizi gazaba dâvet edince, Biz de onların hepsini suda boğarak, onlardan müminlerin intikamını aldık.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Onlar bizi kızdırınca biz de onlardan öc aldık, hepsini boğduk.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Vaktâ ki Fir'avn kavmi küfürde 'inadlarını ifrâta vardırarak bizi gadaba getirdiler, onlardan intikâm alarak cümlesini gark itdik.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Onlar bizi üzünce biz de hak ettikleri cezayı verdik ve hepsini suda boğduk.
Şaban Piriş
swap_vert close
Onlar bizi öfkelendirdikleri zaman, onların hepsini suda boğarak, onlardan intikam aldık.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Gazabımızı hak ettiklerinde onları boğarak intikam aldık.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Onlar bizi bu şekilde öfkelendirince, biz de onlardan öc aldık; hepsini suya gömüverdik.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes ol vaķt kim ķaķıttılar bizi öç alduķ anlardan pes ġarķ eyledük anları dükelin.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ol vaḳt ki bizi ḳaḳıtdılar, anlardan intiḳām itdük. Pes barçasını ġarḳitdük.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Fir’on əhli) Bizi qəzəbləndirdikdə onlardan intiqam alıb hamısını (suya) qərq etdik.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
So, when they angered Us, We punished them and drowned them every one.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
When at length they(4656) provoked Us, We exacted retribution from them, and We drowned them all.(4657)
4656 Allah is long-suffering, and gives many and many opportunities to the most hardened sinners for repentance. But at length comes a time when His justice is provoked, and the inevitable punishment follows. 4657 Cf. 7:136.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَلَمَّٓا
artık ne zaman ki
اٰسَفُونَا
Bizi esef- lendirdiler
انْتَقَمْنَا
intikam aldık
مِنْهُمْ
onlardan
فَاَغْرَقْنَاهُمْ
ve onları boğduk
اَجْمَع۪ينَۙ
hepsini
Onlar Bizi bu şekilde eseflen(dirip kız)dırınca Biz de onlardan intikam aldık ve hepsini (denizde) boğduk.
لَمَّا
Zaman zarfı
لَمَّا
Ne zaman ki, zaman, vakit
اٰسَفَ
Fiil
ا س ف
Eseflendirdi, kızdırdı
اِنْتَقَمَ
Fiil-VIII
ن ق م
İntikam aldı
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
اَغْرَقَ
Fiil-IV
غ ر ق
Boğdu
اَجْمَعِين
İsim
ج م ع
Hepsi, hep beraber, topluca, topyekûn, tümüyle