Şüphesiz o (Kur’an), hem senin hem de milletin (ümmetin sayılan bütün insanlar) için bir öğüttür (vahiydir, mesajdır, yasadır, bilgidir, evrensel değerler manzumesidir). Ve ileride hepiniz (ona karşı tutumunuzdan dolayı) hesaba çekileceksiniz. *
(*) Vahyi, bütün ilahi hükümleri, yasaları, mesajları ve bütün dini bilgileri ihtiva eden Kur’an’ı Kerimin bir sıfatı da zikirdir. Örneğin: (انا نحن نزلنا الذكر الخ) ‘’Bu zikri (bu vahyi, Kur’an’ı) biz indirdik ve onu koruyacak olan da yine bizis!’’ (Hicr sûresi- 9) Yani Zikr kelimesi, genelde anma, hatırlama, öğüt anlamlarında kullanılsa da aynı zamanda vahiy, bilgi ve yasa gibi anlamlara da gelir. (ان هو الا ذكر للعالمين ‘’ O (Kur’an) insanlara bir zikirden başka bir şey değildir’’ (Tekvir-27) İşte buralarda bütün ilahi mesajları içeren Kur’an’ın bir sıfatı da ‘’zikir’’dir. Bu nedenle zikir ifadesinden haraketle parantez içinde Kur’an’ın bir sıfatı olan zikir için yasadır, bilgidir, vahiydir, mesajdır, evrensel değerler manzumesidir.’’ şeklinde açıklamalarda bulunmayı uygun bulduk. Çünkü asil Arapçada ‘’onur, şeref ve itibar‘için (العزة) ‘’izzet’’ ifadesi kullanılır, zikir değil. Zira Fatır-35/10. ayet buna bir örnektir: Ayrıca zikr’’in anlamı için aşağıdaki tefsir metinlerine bakılabilir. 2- Kavm kelimesine gelince: Arapçada kavm, ümmet anlamına da gelir. Çünkü Arapçada kavm kelimesinin Türkçedeki gibi bir değil, birkaç anlamı vardır. Bunlardan biri de ümmettir. Hz. Muhamed’in risaleti de evrensel olup onun muhatabı bütün insanlar olduğu için, burada kavm ümmet anlamındadır. Eğer onun risaleti bütün insanlara yönelik olmasıydı, o zaman bunu bildiğimiz kavm şeklinde anlamak mümkün olurdu. Bunun böyle olduğuna dair Furkan- 30. ayet gösterilebilir. ‘’ Ve (o ahiret günü) elçi der ki: “Ey Rabbim, gerçekten (benden sonra) ümmetim şu Kur’an’ı terk edilmiş (dışlanmış) bir şey haline getirdi.” İşte burada da kavm ifadesi, ümmet için kullanılmıştır.
(وَإِنَّهُ) أي القرآن (لَذِكْرٌ لَّكَ وَلِقَوْمِكَ) يا محمد ، اي موعظة لك ولقومك (وَسَوْفَ تُسْأَلُونَ) في الآخرة عن هذه الموعظة والقيام بأدائها . فالأنبياء يُسألون عن تبليغ الرسالة وعن ما أُجيبوا عنها ، والمؤمنون يُسألون سؤال مُحاكمة ، والكافرون يُسألون سؤال توبيخ وتقريع (من كتاب المتشابه من القرآن) ) ويحتمل أن يريد بالذكر التذكير والموعظة، فقومه على هذا أمته كلهم وكل من بعث إليهم {وَسَوْفَ تُسْأَلُونَ} أي تسألون عن العمل بالقرآن وعن شكر الله عليه (التسهيل لعلوم التنزيل) وقيل: ذكر لك أي بيان لك، ولأمتك فيما لكم إليه وتخصيصهم بالذكر لا ينفي من سواهم قال الماورديّ: «وَلِقَوْمِكَ» فيهم قولان: أحدهما ـ من اتبعك من أمتك؛ قاله قتادة وذكره الثعلبي عن الحسن (القرطبي) حاجة ويحتمل أن يكون المراد من الذكر حقيقة الذكر؛ أي: ما أوحي إليه ذكر له ولقومه، يذكر لهم ما لله عليهم وما لبعضهم على بعض، (تأويلات أهل السنة) وقيل تذكرة تذكرون بها أمر الدين، وتعملون به (فتح القدير)