O hâlde sen, (sadece) sana vahyedilen (Kur’an)a sımsıkı sarıl; elbette ki (yalnız sana vehyedilen Kur’an’a sımsıkı sarıldığın için) sen dosdoğru bir yol üzerindesin. *
(*) Burada da yüce Allah ‘’O hâlde sen sadece sana vahyedilene/Kur’an’a sımsıkı sarıl’’diyor. İşte bundan kesin anlaşılıyor ki vahyedilen Kur’an’dan başka sarılacağımız dini bir kaynak yoktur. Yani tek dini kaynağımız yüce Rabbimizin insanlığın hidayeti için gönderdiği Kur’an’dır. Ama buna rağmen maalesef Müslümanlar dinin tek kaynağını dörde çıkarmışlar. Bunlar Kur’an’ı kerim, Sünnet, İcma ve Kıyas: Hâlbuki yüce Rabbimizin bütün mesajlarını içeren Kur’an’ı Kerim’den başka bunların hiçbiri dinin temel kaynağı olamaz. Çünkü dinin tek şarii, dinin kural ve kanunları koyan sadece yüce Allah’tır. Zira En’am -27. ayette (ان الحكم الا لله)’’ Hüküm verme (dinin kural ve kanunları koyma) yetkisi ancak Allah’a mahsustur..’’ deniliyor. Ve yine Kehf suresi 26. ayette ) ولا يشرك في حكمه أحدا ) ‘’O, hükmünde kimseyi kendine ortak yapmaz!” diye buyurulmaktadır. Bu nedenle Hz. Peygamber de bizim gibi bir kul ve bir beşer olduğundan onun da dinin şari’î, yani dinin kural ve kanunları koyacak, helal ve haram kılacak yetkisi yoktur. Ona isnat edilen sünnet şayet sahih ise, o, ancak onun Kur’an’a uygun yaşamasıdır. Yani sahih sünnet Kur’an’ın canlı uygulamasıdır, din için hüküm, kural ve kanunları koyan bir kaynak değildir. İcma ve kıyasa gelince: Bunlar da Kur’an’a ilaveten din konusunda hüküm, kural ve kanunları ortaya koyamazlar, ancak icma ve kıyas Kur’an’ın kesin nassına uygun ise, o zaman kabul edilir, ama değilse asla kabul edilemez. Yani sünnet, icma ve kıyasla Kur’an’a dayanmayan dini hüküm, kural ve kanunlar ortaya konulamaz.