close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Zuhrûf Sûresi 42. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ev nuriyenneke-lleżî ve’adnâhum fe-innâ ‘aleyhim muktedirûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Yahut da onlara vaadettiğimiz azabı mutlaka sana gösteririz, gerçekten de onlara gücümüz yeter bizim.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Ya da (henüz Sen hayatta iken) kendilerine va’ad ettiğimiz şeyi Sana gösterip (onları cezalandıracağız) ki, Biz gerçekten onlara karşı Muktedir durumdayız.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Yahut onları tehdit ettiğimiz şeyi sana gösteririz, yani senin gözlerinin önünde, onları azaba uğratırız. Şüphesiz biz onların hakkından geliriz.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Yahut da, onları tehdit ettiğimiz azâbı sana gösteririz. Kesinkes bizim onları cezalandırmaya gücümüz yeter.
Ahmet Varol
swap_vert close
Yahut onlara vaadettiğimizi sana gösteririz. Şüphesiz bizim onlara gücümüz yeter.
Ali Bulaç
swap_vert close
Ya da kendilerine va'dettiğimiz şeyi onlara gösteririz ki, biz gerçekten onların üstünde güç yetirenleriz.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Yahud onlara (azab olarak) vaad ettiğimizi, (hayatında) muhakkak sana göstereceğiz. Elbette onlara azab etmeğe kadiriz.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Veya onlara vaadettiğimiz azabı sana göstersek, şüphesiz Biz onların hakkından gelebiliriz.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Yahut onlara vaad ettiğimiz azabı sana gösteririz. Çünkü bizim onlara gücümüz yeter.
Besim Atalay
swap_vert close
Ya da söz vermiş bulunduğumuz şeyi, sana da gösteririz, onlara gücümüz yetişir bizim
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
41-42. (Ey Resul!) Biz seni onların arasından (vefat ettirip) yanımıza alsak da onlardan yine (yaptıkları kötülüklerin karşılığını vererek) intikamı alacağız. Yahut onlara vaad ettiğimiz azabı, dünyada sana göstereceğiz. Çünkü onlara karşı biz her zaman güçlüyüz.
Cemil Said
swap_vert close
41,42. Gerek seni ânların içinden almış olalım ve gerek tehdîdlerimizin îkâ’ına seni şâhid yapalım her halde ânlara ’azâb ile intikâm alacağız. Biz ânlara va’ad itdiğimiz ’azâbı göstermeğe muktediriz.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
41,42. Seni onlardan uzaklaştırsak bile doğrusu Biz kendilerinden öç alırız; yahut onlara vadettiğimizi sana gösteririz. Çünkü onlara karşı gücü yetenleriz.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Yahut da, onlara yaptığımız tehdidi sana gösteririz ki, bizim onlara gücümüz yeter.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
41-42. Ya seni alıp götüreceğiz, onlara da hak ettikleri cezayı vereceğiz yahut kendilerine yapacağımızı söylediğimiz şeyi sana göstereceğiz; onlara dilediğimizi yapabiliriz!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Yahut onlara vâdettiğimiz azabı, sana gösteririz. Çünkü bizim onlara gücümüz yeter.
Edip Yüksel
swap_vert close
Yahut, onlara söz verdiğimizi sana gösteririz; bizim onlara gücümüz yeter.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Yahut da onlara vaad ettiğimiz azabı sana gösteririz. Çünkü bizim onlara azap etmeye gücümüz yeter.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Yâhud onlara yaptığımız vaîdi sana gösterirsek şübhe yok ki biz ona da muktediriz
Emrah Demiryent
swap_vert close
Yahut onları tehdit ettiğimiz şeyi (uğrayacakları azabı), sana (dünya hayatında) gösteririz. Şüphesiz bizim onlara (dünyada da âhirette de azap etmeye) gücümüz yeter.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Veya onları uyardığımız azabı sana gösteririz. Elbette Bizim onlara gücümüz yeter.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Yahud onlara va'd (ve tehdîd) etdiğimiz (azâb) ı (senin hayâtında) behemehal kendine göstereceğiz. Çünkü biz onların üstünde iktidar saahibleriyiz.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Yâhut onlara va'd ettiğimiz (azâb)ı sana (hayâtında) gösteririz; çünki şübhesiz biz, onların üzerine muktedir olanlarız.
İhsan Aktaş
swap_vert close
41, 42. (Resulüm!) Biz seni (ölümle) alıp götürürsek (vefat ettirip yanımıza alsak) bile, şüphe yok ki biz (yine) onları (o zalim ve azgın kimseleri hak ettikleriyle) cezalandırırız. Veya onlara va’dettiğimiz (dünyevi azabı, mağlûbiyeti sen hayatta iken kendilerine tattırırız da onu) sana da gösteririz; kuşkusuz biz, onlara karşı (her zaman) muktediriz.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Veyahut onlara vaat ettiğimiz azabı sana gösterirsek ki, bizim buna gücümüz yeter.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
ya da onlara adadığımız azabı sana gösteririz. Çünkü Bizim onlara karşı gücümüz yeticidir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Yahut onlara vaadettiğimiz azabı sağlığında sana gösteririz, bizim onlara gücümüz yeter.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Yahut onlara vaat ettiğimizi sana gösteririz. Muhakkak ki Biz’im onlara gücümüz yeter.¹⁵
15 Krş. Yûnus, 10/46; Ra’d, 13/40; Mü’min, 40/77  
Kadri Çelik
swap_vert close
Ya da onlara vaat ettiğimiz azabı sana gösteririz. Çünkü bizim onlara gücümüz yeter.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Yâhut onlara söz verdiğimiz azap vaadini gerçekleştirerek, bu dünyada zafer ve başarıyı sana hemen göstersek de sonuç aynı olacak: Her hâlükârda sana mükâfâtını, zâlimlere de cezalarını mutlaka vereceğiz! Çünkü Biz, onlar üzerinde tam bir otoriteye sahibiz! Unutma, bu dinin sahibi Benim; senin görevin ise, sadece mesajı tebliğ etmekten ibarettir.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Yahut onlara vaad ettiğimizi sana göstersek de, şüphesiz biz, onlar üzerinde muktediriz / güç yetirecek durumdayız.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Ama, onlara yaptığımız tehditlerin sonucunu, sana mutlaka göstereceğiz. Biz onların hakkından geliriz...
Mehmet Çoban
swap_vert close
Belli mi olur? İnkârlarından dolayı söz verdiğimiz cezayı bizzat sen içlerinde yaşarken veririz de cezamız nasılmış sana da gösteririz. Bizim buna gücümüz yeter. Cezalandırmaya karar verdiğimiz gün bizi engelleyecek hiçbir güç yoktur.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Veya onlara vadettiğimiz (azabı) sana gösteririz. Şüphesiz ki bizim onlara gücümüz yeter.
Mehmet Türk
swap_vert close
Ya da (dilersek) onlara vâdettiğimiz (azabı) sana gösteririz. Çünkü onlara azap etmeye Bizim gücümüz, elbette yeter.
Muhammed Esed
swap_vert close
ve onlara vaad ettiğimiz şeyi yerine getirdiğimizi [bu dünyada] sana göstersek de [göstermesek de] -onlar üzerinde kesin bir otoriteye sahibiz!
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Yahut onlara vaat ettiğimiz azabı sağlığında sana göstersek ki, her durumda bizim onları cezalandırmaya gücümüz yeter. 39/68...71
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
istersek, onları tehdit ettiğimiz (azabı) sana da gösteririz:[⁴³⁹⁶] Her durumda Biz, elbette onları alt edecek bir güce sahibiz.
[4396] Krş: 10:46; 13:40; 40:77.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Ve (ahiret gününde de) onlara vadettiğimizi, (başlarına gelmesi mukadder olan o çetin azabı) sana gösteririz. Şüphe yok ki bizim her şeye gücümüz yeter, (hak ettikleri cezayı elbette veririz)
Osman Fırat
swap_vert close
Veya onlara vaadettiğimiz tehdidi sana gösteririz ki, biz buna muktediriz.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Yahut onlara vaadettiğimizi sana göstereceğizdir. Çünkü Biz, muhakkak ki onların üzerlerine muktedirleriz.
Suat Yıldırım
swap_vert close
41, 42. Ey Resulüm! Biz seni vefat ettirip yanımıza alsak da, yine onlardan müminlerin intikamını alırız. Yahut onlara vâd ettiğimiz azabı, sana sağlığında gösteririz. Çünkü onlara karşı Biz her zaman güçlüyüz.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Yahut onları uyardığımız şeyi sana gösteririz (senin gözlerinin önünde onları azaba uğratırız); bizim onlara gücümüz yeter.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Yâhud onlara va'd iylediğimiz 'azâbı sana gösteririz ve biz buna kâdiriz.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Onlara söz verdiğimiz azabı sana gösterebiliriz de. Çünkü kıskıvrak elimizdedirler.
Şaban Piriş
swap_vert close
Onlara vaadettiğimizi sana göstersek de.. Elbette biz, onlara güç yetiririz!
Ümit Şimşek
swap_vert close
Yahut onlara vaad ettiğimiz şeyi sana da gösteririz. Nasıl olsa Bizim onlara gücümüz yeter.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Yahut da onlara yönelttiğimiz tehdidi sana gösteririz. Biz onlarla başa çıkacak güçteyiz.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
yā gösterevüz saña anı kim va'de eyledük anlara bayıķ biz anlaruñ üzere ķaadırlaruz.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Yā gösterevüz saña ol ‘aẕābı ki anlara va‘de itdük. Pes anları helākitmege biz ḳādirler‐biz.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Yaxud (sən həyatda ikən) onlara və’d etdiyimizi (əzabı) göstərəcəyik. Həqiqətən, Biz onlara (əzab verməyə) qadirik!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Or (if) We show thee that wherewith We threaten them; for lo! We have complete command of them.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Or We shall show thee that (accomplished) which We have promised them: for verily We shall prevail over them.
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اَوْ
yahut
نُرِيَنَّكَ
sana gös- teririz
الَّذ۪ي
o şeyi ki
وَعَدْنَاهُمْ
onlara vaad ettik
فَاِنَّا
şüphe- siz Biz
عَلَيْهِمْ
onların üzerine
مُقْتَدِرُونَ
Muktedir'iz
Yahut onlara vaad ettiğimiz (azab)ı sana (dünyadayken) gösteririz. Şüphesiz Biz, (hem) onların üzerine (azap indirmeye hem de bu söylediklerimizi yapmaya) Muktedir'iz.
اَو
Bağlaç
اَو
Veya, ya da, hatta, yahut
اَرَي
Fiil-IV
ر ا ي
Gösterdi
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
وَعَدَ
Fiil-I
و ع د
Telkin etti, vaad etti, tehdit etti, söz verdi, uyardı
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
مُقْتَدِر
Etken fiil-VIII
ق د ر
Muktedir (Allah'ın ismi, esmasıdır. Dilediğini yaratan, dilediğini yok eden, dilediği gibi yapan, her şey üzerinde iktidar sahibi olan demektir)