close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Zuhrûf Sûresi 38. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Hattâ iżâ câenâ kâle yâ leyte beynî ve beyneke bu’de-lmeşrikayni febi/se-lkarîn(u)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Sonunda bizim tapımıza geldi mi keşke der, seninle benim aramda doğuyla batı kadar bir uzaklık olsaydı, gerçekten de ne kötü arkadaşmış.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Sonunda o (şeytanlara ve şarlatanlara aldanan kişi, ahirette) Bize geldiği zaman (kendilerini kandırıp kullananlara): "Keşke benimle senin aranda iki Doğu (Doğu ile Batı) uzaklığı olsaydı. Meğer ne kötü yakın-dost(muşsun sen)" deyip (suçlayacak ve pişmanlık duyacaklardır).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Sonunda o yoldan çıkan kimse, bizim huzurumuza geldiği zaman kötü arkadaşına der ki: “Keşke benimle senin aranda, iki doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı, seni hiç görmeseydim. Meğer sen ne kötü arkadaşmışsın!”
Ahmet Tekin
swap_vert close
Nihayet, Kıyamet günü bize geldiklerinde, arkadaşına: “Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arasındaki kadar bir uzaklık olsaydı, sen ne kötü bir arkadaşmışsın.” der.
Ahmet Varol
swap_vert close
Sonunda bize geldiğinde (şeytanına) der ki: "Keşke seninle benim aram iki doğunun uzaklığı kadar olsaydı! Meğer ne kötü bir yakınmışsın!
Ali Bulaç
swap_vert close
Sonunda bize geldiği zaman, der ki: 'Keşke benimle senin aranda iki doğu (doğu ile batı) uzaklığı olsaydı. Meğer ne kötü yakın-dost(muşsun sen).'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Nihayet (Allah'dan göz yuman kâfir, şeytanla bir arada Mahşerde) bize geldiği zaman, (arkadaşı şeytana) şöyle der: “- Keşke benimle senin aranda, doğu ile batı uzaklığı olaydı!... Sen ne kötü arkadaşmışsın!...”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Nihayet o, (arkadaşı ile) huzurumuza geldiğinde: “Keşke benimle senin aranda iki doğunun (doğu ile batı) mesafesi kadar bir uzaklık olsaydı! Sen ne kötü bir arkadaşsın!” der.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Sonunda bize geldiklerinde, arkadaşına şöyle der: “Keşke benimle senin aranda iki doğu/dünya kadar uzaklık olsaydı. Sen ne kötü bir arkadaşmışsın!”
Besim Atalay
swap_vert close
Bize geldiğinde, o diyecektir ki: «Keşke aramızda seninle, doğu, batı uzaklığı olsaydı, ne de kötü yoldaştır
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Sonunda bize geldiğinde, arkadaşı (olan şeyta)na: “Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı (da bu durumlara düşmeseydim)! Ne kötü arkadaşmışsın sen!” der.
Cemil Said
swap_vert close
Nihâyet huzûrumuza geldiği vakit "Kâşki benimle şeytân beynindeki mesâfe meşrık ile mağrib kadar ola idi bu ne fenâ arkadaş" diyecek.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
38,39. Sonunda Bize gelince arkadaşına: "Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arasındaki kadar uzaklık olsaydı, sen ne kötü arkadaş imişsin!" der. Nedametin bugün size hiç faydası dokunmaz; zira haksızlık etmiştiniz, şimdi azabda ortaksınız.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Sonunda bize geldiğinde, arkadaşına, “Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı! Ne kötü arkadaşmışsın!” der.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Sonunda o kişi bize gelince -şeytana hitaben- “Keşke seninle aramız doğu ile batı kadar uzak olsaydı!” der. Ne kötü arkadaş!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
O şeytan dostu kimse, en sonunda bize gelince arkadaşına: Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı, ne kötü arkadaşmışsın! der.  
 Âyetten, kıyamet gününde yoldan çıkan ve şeytana arkadaş olan kimsenin, kötü arkadaşıyla kendisi arasında uzak bir mesafe olmasını dileyerek görüşmek istemeyeceği anlaşılmaktadır.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Nihayet bize geldiğinde, "Keşke benimle senin aranda iki doğu arası kadar uzaklık olsaydı; sen ne kötü bir arkadaş mışsın sen!" der.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Nihayet kıyamet günü bize gelince, arkadaşına: "Keşke seninle benim aramda doğu ile batı arasındaki kadar bir uzaklık olsaydı. Sen ne kötü arkadaşmışsın!" der.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Nihayet bize geldiği vakıt ah, der: keşke benimle senin aranda iki maşrık bu'du olsa idi! sen ne kötü arkadaşmışın
Emrah Demiryent
swap_vert close
Nihâyet, (o kâfir, yaptıklarının hesabını vermek üzere) bizim (manevi) huzurumuza geldiği zaman, (kendisini hak yoldan alıkoyan şeytanına,) “Keşke seninle benim aramda iki doğu (doğunun batıya olan uzaklığı ve batının doğuya olan uzaklığı) kadar, mesafe olsaydı (da seninle hiç karşılaşmasaydım, meğer) sen ne kötü bir arkadaşmışsın!” der.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Nihayet o¹ Bize geldiği zaman: “Keşke seninle aramız iki doğu² uzaklığı kadar uzak olsaydı.” der. Öyleyse bu ne kötü bir arkadaşlıktır.
1- Duyarsızlık gösteren kimse. 2- Doğu ile batı.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Nihayet o bize geldiği zaman dedi ki (der ki): «Keşki seninle benim aramda gün doğusu ile gün batısı kadar uzaklık olsaydı! (Sen) ne kötü arkadaş (mışsın)»!
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Nihâyet (o kimse şeytanıyla berâber) bize geldiğinde (şeytanına): “Keşke benimle senin aranda, doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı. Demek (sen) ne kötü arkadaşmış(sın)!” der.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Nihayet (Zikr’imize karşı körlük edip yoldan çıkan o adam ahirette) bize geldiği zaman (şeytanî kişiliğine ve kötü yoldaşına) der ki: "Keşke benimle senin aranda (yaz ve kış için farklı farklı olan) iki doğunun uzaklığı olsaydı. Meğer sen ne kötü bir yoldaşmışsın! "der. (Böylece onu suçlayıp pişmanlık duyacaktır).*
(*) Âyette zikredilen iki doğu’dan maksat, güneşin yaz ve kış mevsimlerindeki doğuş ve batış yerleridir. Zira bu iki mevsimde dünyaya göre güneşin hem doğuş yeri hem de batış yeri birbirinden farklıdır. (Taberi Tefsiri) Bilindiği gibi Dünya’nın kendi ekseni etrafında dönüş ekseni (ekliptik ekseni) 230 27’lık bir eğikliğe sahiptir. Bu eğiklik ve Dünya’nın küresel şekli sebebiyle, güneş ışınları yeryüzüne her zaman aynı açıyla düşmez. Bu nedenle Güneş doğuda farklı noktalarda doğar, batıda da farklı noktalarda batar. Yukarıdaki ayetlerde geçen doğu ve batı ile ilgili ifadeler de, Güneş’in farklı noktalardan doğup, farklı noktalardan battığına işaret etmesi bakımından son derece hikmetlidir. Bkz: ) . أي : مشرق الشتاء ومشرق الصيف (تفسير القرطبي ‘’Doğrusunu yüce Allah bilir.’’  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Taki o, aldatılmış kimse bize gelince, (hesap gününde) kendini aldatana “Keşke seninle benim aramda iki doğu kadar uzak bir mesafe olsaydı. Sen ne kötü bir arkadaşmışsın” der.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Günün birinde yoldaşıyla birlikte Bize gelince, şunu diyecektir: "Ne olurdu, benimle senin aranda Doğu ile Batı arası kadar uzaklık olsaydı! Meğer sen ne kötü yoldaş imişsin!"
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Nihayet o, yoldaşı ile beraber huzurumuza gelince yoldaşına «— Keşke aramız gün doğuşu ile gün batışı [²] kadar uzak olsaydı! Sen, ne kötü yoldaşmışsın!» diyecek.
[2] İki mütekabil şeyin birinin adı diğerinin adiyle zikrolunması arap âdetinden olmakla nazmı Celîlde «Maşrükayn iki gün doğusu» vârit olmuştur.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Sonunda Biz’e geldiklerinde (arkadaşına), “Keşke seninle benim aramızda iki doğu¹³ [meşrikayn] kadar bir mesafe olsaydı! Ne kötü arkadaşmışsın sen!” der.¹⁴
13 Arapçada kullanılan ikili formlardan biridir. Birini söylemekle zıttı da kastedilir. Burada genelde “doğu ile batı” olarak anlaşılmıştır. Ancak biz burada farklı bir yorum getirmek istiyoruz. Bir önceki ayette başına şeytan musallat edilmiş bir kişiden bahsediliyor. Şeytan bilindiği gibi, dumansız ateşten insan da balçık haline gelmiş topraktan yaratılan bir varlıktır. Yani ikisinin de ana maddeleri bunlardır. Dünya toprağı, Venüs ise ateşi temsil eder. İnsan topraktan şeytan ve cinler ise ateştendirler. Kur’an’ın indiği dönemde cinlerle gökten haber alma ve yıldızlara ve gezegenlere bakma olayları eskiden beri devam edegelen işlerdendi. Câhiliye Arapları gezegenlere, yıldızlara adaklar adıyorlar kurbanlar sunuyorlardı. Ayrıca onlar yıldız ve gezegenlerin cinler, şeytanlar ve bazı ruhani varlıkların mekânı olduğuna da inanıyorlardı. Bunlar için Venüs/ Zühre yıldızı oldukça önemliydi. Eski gökbilimciler Venüsün 3. kat göğe hâkim olduğunu düşünürlerdi. Venüs aynı zamanda dişiliği de temsil ederdi. Kur’an bu ayetle onlara da mesaj veriyor. Bu sebeple Kur’an, kozmik ve astronomik bir olay olan, doğu ve batıyı konu edinmiştir. Bilindiği üzere, Güneş sistemine tabi olan gezegenlerin yörüngeleri üzerindeki dönüşleri biri hariç hepsi aynı yöndedir. Aynı yönde olmayan ise “Venüs” gezegenidir ve diğerlerine ters istikamette döner. Venüs ateşi temsil eden ateş gibi sıcak bir gezegendir. Dünya ise toprağı temsil eder. Güneş sistemi içindeki Venüsün dışındaki gezegenlerde güneş doğudan doğarken, Venüste batıdan doğar. Yani onun doğusu diğerlerinin batısıdır. Şu hâlde dünyanın ve Venüsün bulunduğu güneş sisteminde iki doğu iki batı vardır. Ayette ifade edilen “iki doğu”: biri diğer gezegenlerle birlikte dünyanın diğeri Venüs’ün doğusudur. Dolayısıyla ayette ifade edilen “iki doğu” (meşrikayn) uzaklığı dünya ile Venüs arasındaki uzaklık kadar bir mesafe kastediliyor. Astrofizikçiler bugün Uranüs’ün de Venüs gibi aksi bir yönde dönmekte olduğunu, Venüs’ün kendi ekseni etrafında doğudan batıya dönerken Uranüs ise daha yana yatık şekilde, kendi yan tarafından döndüğünü söylemektedirler. Venüs gezegeninin niçin ters istikamette döndüğünün izahı için bkz. Rahmân Sûresi’nin 55/17’nin dipnotu. 14 Krş. Nisâ, 4/38; Fâtır, 40/22  
Kadri Çelik
swap_vert close
Sonunda bize geldiği zaman, “Keşke benimle senin aranda iki doğu (doğu ile batı) uzaklığı olsaydı. Pek de kötü arkadaşmışsın sen” der.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ve sonunda, yargılanmak üzere huzurumuza geldiği zaman, şeytanlarına lânetler yağdırarak “Ah, keşke seninle benim aramda doğu ile batı kadar mesafe olsaydı da seninle hiç karşılaşmasaydım! Meğer sen ne kötü bir arkadaşmışsın! diyecektir.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Sonunda bize geldiği zaman: -“Ah keşke benim ve senin aramızda İki Doğu’nun uzaklığı bulunsaydı! Ne kötü Yakın Arkadaş!” dedi.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Sonunda insan, huzurumuza gelince kendi şeytanına: " seni tanımaz olaydım. Ne belâ yoldaşmışsın meğer! "diye hayıflanır.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Dünya hayatını yalan üzerine yaşayanlar ahiretteki hesabımıza gelince; bütün gerçeklerin farkına varırlar. İşte o gün şeytana dostluk yapan kimse; “Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı, ne kötü arkadaşmışsın!” der.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Arkadaşı), bize (huzurumuza) gelince (şeytana) “Ah, keşke benimle senin aranda iki doğular kadar uzaklık olsaydı; ne kötü arkadaşmışsın!” diyecektir.
Mehmet Türk
swap_vert close
(Böyleleri,) sonunda Bizim huzurumuza gelince (kendi şeytanlaşmış kişiliklerine): “Keşke ikimiz birbirimize doğu ile batı¹ arası kadar uzak olsaydık. Meğer sen ne kötü dostmuşsun.”² der.
1 “İki doğu” ifâdesi Arapçada; a- Mecâzen “doğu ile batı” anlamında kullanılır. (Tıpkı “İki Basra” denilince Basra ve Kufe’nin anlaşıldığı gibi.) b- Kelime anlamı olarak; kış doğusuyla yaz doğusu şeklinde de anlaşılabilir.2 Tırnak içerisindeki bölüm, “Keşke benimle senin aranda, doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı. Meğer sen ne kötü dostmuşsun.” şeklinde de tercüme edilebilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ama sonunda ³² [bu şekilde günaha batmış olan] kişi, [Hesap Günü] önümüze geldiği zaman, [öteki kişiliğine,] “Keşke benimle senin aranda doğu ile batı ³³ kadar bir mesafe olsaydı!” diyecektir; şu öteki kişilik ne kadar da kötüymüş!
32 Lafzen, “... e kadar”.33 Lafzen, “iki doğu” (meşrikayn) olarak okunan yukarıdaki ifadeyi birçok müfessir bu şekilde yorumlamaktadır. Bu yorum klasik Arapça’da hiç de az bulunmayan bir deyimsel kullanıma, iki karşıt -veya kavramsal olarak birbiriyle ilintili- nesneden/varlıktan birinin ikili formda kullanılmasına dayanmaktadır: mesela, “iki ay”, ay ile güneşi; “iki Basra”, Kûfe ile Basra’yı vb. gösterir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Nihayet o kişi yoldaşıyla birlikte huzurumuza çıktığında: – Keşke seninle aramızda doğu ile batı kadar uzak bir mesafe olsaydı. Sen ne kötü bir yoldaşmışsın! Der. 7/38-39, 14/21-22
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
En sonunda çıkıp huzurumuza geldiği zaman, (şeytanî kişiliğine) der ki: “N’olaydı, keşke benimle senin aranda doğuyla batı kadar bir mesafe olaydı. Meğer (uydusu olduğum) yoldaş, ne kadar da berbatmış.”
Orhan Kuntman
swap_vert close
Sonunda (kıyamet gününde huzurumuza) geldiğinde, (acı gerçek ile karşılaşır ve kendisini yoldan çıkaran şeytanına): "Keşke benimle senin arasında, doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı da. (Seninle hiç karşılaşmamış olsaydın) meğer sen ne kötü arkadaşmışsın" der.
Osman Fırat
swap_vert close
Nihayet bize geldiğinde, arkadaşına, "Keşke benimle senin iki doğu kadar uzaklık olsaydı! Ne kötü arkadaşmışsın!" der.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Nihâyet Bize geldiği zaman (o refikine) der ki: «Keşki benim ile senin aranda ki maşrıkın uzaklığı olsa idi, (sen) ne kötü refîk!»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Ta ki huzurumuza gelinceye kadar böyle devam eder. Huzurumuza çıktığında arkadaşına: “Keşke seninle aramız doğu ile batı arası kadar uzak olsaydı! Meğer sen ne kötü arkadaşmışsın! ” der.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Nihayet (Zikr'imize karşı körlük edip yoldan çıkan o adam) bize geldiği zaman (kötü arkadaşına) der ki: "Keşke benimle senin aranda iki doğu (doğu ile batı) arası kadar uzaklık olsaydı (seni hiç görmeseydim); meğer ne kötü arkadaş(mışsın sen)!"
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Karîni ile berâber huzûrumuza geldiği zamân: "Nolaydı aramızda meşrikle mağrib kadar uzaklık olaydı, sen ne kabîh karîn ve mesâhibsin." dir
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Huzurumuza gelince şöyle diyecektir: “Keşke benimle senin aranda doğu ile batı kadar bir mesafe olsaydı! Bu ne kötü bir birliktelikmiş!”
Şaban Piriş
swap_vert close
Nihayet, bize geldiği zaman:-Keşke benimle senin aranda doğu ve batı kadar uzaklık olsaydı. Ne kötü bir dostmuşsun!
Ümit Şimşek
swap_vert close
Nihayet huzurumuza geldiğinde, “Keşke seninle aramız iki doğunun(9) arası kadar uzak olsaydı! Sen ne kötü arkadaşsın!” der.
(9) 37:5’in açıklamasında da geçtiği gibi, (1) Güneş her an Dünyanın bir yerinde doğmaktadır; bu itibarla, her yer için Güneşin doğduğu bir yer vardır. (2) Yılın her günü için Güneşin doğacağı bir yer vardır. Farklı enlemler için, bu doğuş noktaları çok daha fazla çeşitlilik ortaya çıkarır. (3) Güneş Sistemi uzayda sürekli hareket halinde olduğu için, Güneş, Dünyaya nispetle her an uzayın ayrı bir yerinden doğar. Bunların herbirinin nihaî noktaları, “iki doğu” olarak nitelendirilebilir. Bu durumda, birinci şıkka göre doğu-batı yönünde en uzak iki nokta, ikinci şıkka göre kuzey-güney yönünde en uzak iki nokta, üçüncü şıkka göre ise, Dünyanın tarihinde Güneşin ilk doğduğu nokta ile en son doğacağı nokta söz konusu olur.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Sonunda bize geldiğinde, şeytan, yoldaşına şöyle der: "Keşke aramızda iki doğu arası kadar uzaklık olsaydı. Ne kötü yoldaşmışsın sen!"
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
tā ķaçan kim gele bize ya'nį kāfirler eyide “iy, keşki aramda daħı senüñ arañda ya'nį şeyŧān maşriķ-ıla maġrıb ıraķlıġımıssa! pes ne yavuz işdür!”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ḥattā ol vaḳt ki bize gele, eyide: Kāşki benümle senüñ arañda maġrib‐ilemaşrıḳ arasınca ola‐y‐dı. Ne yaman yoldaşsın, diye.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Nəhayət, o, (qiyamət günü) hüzurumuza gəldikdə (öz yanında olan yoldaşına) belə deyər: “Kaş ki, mənimlə sənin aranda şərqlə qərb arasındakı məsafə qədər uzaqlıq olaydı. Sən nə pis yolda imişsən!”
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Till, when he cometh unto Us, he saith (unto his comrade): Ah, would that between me and thee there were the distance of the two horizons, an evil comrade!
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
At length, when (such a one)(4640) comes to Us, he says (to his evil companion): "Would that between me and thee were the distance of East and West!"(4641) Ah! evil is the companion (indeed)!
4640 If ever the presence of Allah is felt, or at the time of J udgement, a glimmering of truth comes to the deceived soul, and it cries to its evil companions in its agony, "Would that I had never come across thee! Would that we were separated poles apart!" But it cannot shake off evil. By deliberate choice it had 4641 Distance of East and West literally, 'distance of the two Easts'. Most Commentators understand in this sense, but some construe the phrase as meaning the distance of the extreme points of the rising of the sun, between the summer solstice and the winter solstice. Cf. n. 4034 to 37:5. A good equivalent idiom in English would be "poles apart", for they could never meet.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
حَتّٰٓى
nihayet
اِذَا
o va- kit ki
جَٓاءَنَا
bize geldi
قَالَ
dedi
يَا لَيْتَ
keşke olsaydı
بَيْن۪ي
aramda
وَبَيْنَكَ
ve aranda
بُعْدَ
uzak- lığı
الْمَشْرِقَيْنِ
iki doğu
فَبِئْسَ
ne kötü
الْقَر۪ينُ
arkadaş- (mışsın)
Nihayet (o kimse şeytanıyla beraber hesap günü) Bize geldiğinde (arkadaşına), "keşke benimle senin aranda iki doğu (doğu ile batı) arası kadar uzaklık olsaydı, (meğer sen) ne kötü arkadaşmış(sın)!" der.
حَتّٰى
Edat
حَتّٰى
Nihayet, -e kadar, hatta, ta ki, sonuçta
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
يَا
Nida edatı
يَا
Ey!
لَيْت
Zamir
لَيْت
Keşke
بَيْن
İsim
ب ي ن
Arasında
بُعْد
İsim
ب ع د
Uzak olsun, uzaklık
مَشْرِق
İsim
ش ر ق
Doğu
بِئْسَ
Fiil-I
ب ا س
Ne kötü!
قَرِين
İsim
ق ر ن
Arkadaş, karîn, beraber olan