close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Zuhrûf Sûresi 37. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve-innehum leyesuddûnehum ‘ani-ssebîli ve yahsebûne ennehum muhtedûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve şüphe yok ki Şeytanlar, onları yoldan çıkarır ve şüphe yok ki doğru yolu bulduklarını sanırlar.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Gerçekten bunlar (şeytanlaşmış insanlar), onları (kandırıp saptırdıkları insanları, Hakk) yoldan alıkoyup (bâtılın ve barbarlığın peşine takmaktadırlar). Bunlara (aldananlar) ise, (hâlâ) kendilerinin, gerçekten hidayete erdiklerini (en doğru ve hayırlı yönde yürüdüklerini) sanmaktadırlar.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
O şeytanlar bunları yoldan çıkardıkları halde, bunlar doğru yolda olduklarını sanırlar.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Şeytanlar, şeytanî güçler onları doğru yoldan alıkorlar. Onlar da, kendilerinin doğru yolda olduğunu sanırlar.
Ahmet Varol
swap_vert close
Şüphesiz onlar bunları yoldan alıkoyarlar, bunlarsa kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar.
Ali Bulaç
swap_vert close
Gerçekten bunlar (bu şeytanlar), onları yoldan alıkoyarlar; onlar ise, kendilerinin gerçekten hidayette olduklarını sanırlar.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Muhakkak ki bu şeytanlar, onları yoldan çıkarırlar. Onlar da kendilerinin hidayete erdirildiklerini sanırlar.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ve şüphesiz o şeytanlar, onları doğru yoldan alıkorlar. Fakat o körler, kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Şüphesiz bu şeytanlar onları doğru yoldan alıkoyarlar. Ama onlar hâlâ kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar.
Besim Atalay
swap_vert close
Şeytanlar onları, yoldan çıkarır, onlarsa, doğru yolu tuttukların sanırlar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Şüphesiz ki bu (şeyta)nlar onları yoldan çıkarırlar. Onlar da kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar.
Cemil Said
swap_vert close
Şeytânlar ânlarıAllâh’ın yolundan ayıracaklar halbuki ânlar doğrı yolı ta’kîb idiyoruz zan ideceklerdir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Şüphesiz onlar bunları yoldan alıkorlar, bunlar da doğru yola eriştiklerini sanırlar.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Şüphesiz bu şeytanlar onları doğru yoldan saptırırlar. Onlar ise doğru yolda olduklarını sanırlar.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Kendilerini doğru yolda zannederken bu şeytanlar onları yoldan saptırıp dururlar.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Şüphesiz bu şeytanlar onları doğru yoldan alıkoyarlar da onlar, kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar.
Edip Yüksel
swap_vert close
Nitekim onları yoldan çıkarırlar. Buna rağmen onlar doğru yolda olduklarını sanırlar
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Şüphesiz ki bu şeytanlar onları yoldan çıkarırlar. Onlar da kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve her halde onlar onları yoldan çıkarırlar, onlar ise onları doğru sanırlar
Emrah Demiryent
swap_vert close
Şüphesiz bu (şeyta) nlar onları (vesveseler ve telkinlerle, hak) yoldan alıkoyarlar da onlar, kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Şeytanlar, onları doğru yoldan saptırdıkları halde, onlar hâlâ kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Şübhesiz ki bunlar onları yoldan çıkarırlar. Onlar da kendi lerinin hidâyete erdirilmiş olduklarını sanırlar.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Hâlbuki şübhesiz onlar (o şeytanlar), bunları mutlaka (doğru) yoldan çıkarırlar da,(o kâfirler) gerçekten kendilerinin hidâyete erdirilmiş kimseler olduklarını sanırlar.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve gerçekten onlar (o şeytanlamış yandaşlar) onları yoldan alıkoymaya çalışırlar. Ama onlar (o aldananlar) kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Aldatıcı şeytanlar o kimseleri doğru yoldan çevirirler ve onlarda kendilerinin doğru yolda olduklarını zannederler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
İşte bu onları yoldan çıkarırlar. Oysaki onlar kendilerini doğru yol üzerinde sanırlar.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Şeytan onları her halde doğru yoldan çevirirler, halbuki onlar kendilerini doğru yolda sanırlar.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Hiç şüphesiz, (bu şeytanlar) onları yoldan çıkarttıkları hâlde onlar hâlâ doğru yolda olduklarını sanırlar.¹²
12 Krş. A’râf, 7/30; Fussilet, 41/25  
Kadri Çelik
swap_vert close
Gerçekten bunlar (şeytanlar), onları yoldan alıkoyarlar; onlar ise kendilerinin gerçekten hidayette olduklarını sanırlar.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Böylece bu şeytanlar, birtakım vesveselerle, telkinlerle onuhak yoldan alıkoyarlar; o ise, hâlâ doğru yolda olduğunu zanneder.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onlar, elbette onları Yol’dan çıkarırlar / alıkoyarlar / uzaklaştırırlar. Bir de kendilerini mühtedî / hidayete ermiş sayarlar.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Çünkü şeytanlar, insanları yoldan çıkarırken, İnsanlar hep, doğru yolda olduklarını sanırlar.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Üstelik musallat olan şeytanlar onları doğrulardan, gerçeklerden alıkoyar. İnsanların yalan yanlış yasalarını onlara süslü gösterir. Büyük bir yanlışın, büyük bir yalanın içinde oldukları halde; kendilerinin en doğru yolda olduğuna inanırlar. Siyasi, ekonomik, sosyal, psikolojik sorunlar içinde kaybolur giderler. Onların egemenliğinde haksızlık, zulüm, ayrımcılık, adaletsizlik alır başını gider.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Şüphesiz ki bu (şeyta)nlar, onları doğru yoldan alıkoyarlar da onlar kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar. [*]
Benzer mesaj: A‘râf 7:30. Ayrıca Kehf 18:104-105’te ise her yaptığını güzel sananların en çok ziyanda olanlar oldukları bildirilmektedir. Kendini doğru sananlar kendilerini düzeltme ihtiyacı hissetmezler.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Böylece bu (şeytanlaşmış) kişilikler, kendilerini hak yoldan alıkoyar, onlar da kendilerinin gerçekten hak yolda olduklarını sanırlar.
Muhammed Esed
swap_vert close
Bu [şeytanî dürtüler] böylelerini [hakikat] yolundan alıkoyar ve bunlar kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar!
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Şeytanlar onları doğru yoldan saptırır ama onlar kendilerini hala doğru yolda sanırlar. 6/42-43, 16/63
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
artık o onları doğru yoldan çıkarır; berikiler de zanneder ki, kendileri doğru yoldadırlar.
Orhan Kuntman
swap_vert close
Kuşkusuz şeytanları onları yoldan çıkarırlar. Onlarsa kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar. (Böylece günah üstüne günah işlemekte hiç sakınca görmezler. Fakat)
Osman Fırat
swap_vert close
Onlar (şeytanlar) onları yoldan çıkardıkları halde kendilerini doğru yolda olduklarını sanırlar.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve şüphe yok ki, bunlar, onları herhalde doğru yoldan çıkarırlar. Ve onlar da zannederler ki, kendileri şüphe yok hidâyete erdirilmişlerdir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Bu şeytanlar onları yoldan çıkarırlar, ama onlar kendilerinin hâlâ doğru yolda olduklarını sanırlar.
Süleyman Ateş
swap_vert close
O(şeyta)nlar onları yoldan çıkardıkları halde bunlar doğru yolda olduklarını sanırlar.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Şeytânlar onları doğrı yola gitmekden men' iderler. Halbuki onlar hidâyetdeyiz zan iderler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Şeytanlar bu gibileri yoldan çevirirler ama bunlar doğru yolda olduklarını sanırlar.
Şaban Piriş
swap_vert close
Onlar, bunları yoldan çıkarırlar da, yine de kendilerini doğru yolda sanırlar.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Şeytanlar onları yoldan çıkarır; onlar ise kendilerini doğru yolda bilirler.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Bu şeytanlar onları yoldan saptırırlar. Onlarsa kendilerinin hâlâ hidayet üzere olduklarını sanırlar.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı bayıķ anlar döndürürler anları yoldan daħı śanurlar bayıķ anlar ŧoġru yol dutıcılardur.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Taḥḳīḳ anlar çıḳarurlar anları doġru yoldan. Daḫı ṣanurlar ki anlar doġruyol üstinedür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Şeytanlar) onları doğru yoldan çıxardar, onlar isə özlərinin haqq yolda olduqlarını güman edərlər!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And lo! they surely turn them from the way of Allah, and yet they deem that they are rightly guided;
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Such (evil ones) really hinder them from the Path,(4639) but they think that they are being guided aright!
4639 The downward course in evil is rapid. But the most tragic consequence is that evil persuades its victims to believe that they are pursuing good. They think evil to be their good. They go deeper and deeper into the mire, and become more and more callous. Them and they represent the generic plural of anyone who "withdraws himself from . . . Allah" (see last verse).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاِنَّهُمْ
ve şüphe- siz onlar
لَيَصُدُّونَهُمْ
onları mutlaka alıkoyarlar
عَنِ السَّب۪يلِ
yoldan
وَيَحْسَبُونَ
ve sanırlar
اَنَّهُمْ
şüphesiz kendileri
مُهْتَدُونَ
hidâyette olanlardır
Şüphesiz bu şeytanlar onları (hak) yoldan alıkoyarlar. Onlar ise kendilerinin hidâyette olduklarını sanırlar.
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
صَدَّ
Fiil-I
ص د د
Alıkoydu, yüz çevirdi, men etti, şamata etti
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
سَبِيل
İsim
س ب ل
Yol
حَسِبَ
Fiil-I
ح س ب
Sandı, zannetti
اَنّ
Edat
اَنّ
Muhakkak, şüphesiz, diğini. Mastar cümlesi oluşturmak için kullanılır. (Genellikle cümle ortasında kullanılır, kendisinden önce bir fiil olması gerekir.)
مُهْتَدُون
Etken fiil-VIII
ه د ي
Hidâyet bulanlar, doğru yola girenler