close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Zuhrûf Sûresi 24. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Kâle eve lev ci/tukum bi-ehdâ mimmâ vecedtum ‘aleyhi âbâekum(s) kâlû innâ bimâ ursiltum bihi kâfirûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Peygamber, onlara, ben dedi, atalarınızdan bulduğunuz dinden daha doğru bir dinle gelsem de gene atalarınızın yoluna mı gideceksiniz? Şüphe yok ki biz dediler, sizin gönderildiğiniz şeyleri zaten inkar etmedeyiz.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(O peygamberlerden her biri de onlara şöyle) Demişti: "Ben size atalarınızı (babalarınızı) üstünde bulduğunuz şeyden (uydurma din ve düzenden) daha doğru olanını getirmiş olsam da mı (yine hâlâ bâtıl yolda inat edeceksiniz?)" Onlar da demişlerdi ki: "Doğrusu biz, kendisiyle gönderildiğiniz şeye (Kur’ani emirlere karşı, kasten ve peşinen inkâr edip) kâfir olanlarız."
[Not: Kurulu zulüm çarkından makam ve menfaate kavuşan varlıklı ve ayrıcalıklı tabaka ise, bu düzenin atalarının eseri ve kutsal mirası olduğunu ve bunu değiştirmek ve düzeltmek isteyenlerin kötü niyetler peşinde koştuğunu söyleyip, toplumu aldatmaktadırlar.]  
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Peygamberleri onlara dedi ki: “Ben size, babalarınızdan kalma dininizden daha doğrusunu getirecek olsam da, yine babalarınızın yolunu mu tutarsınız?” Onlar da: “Biz senin getirdiğin şeyleri tanımıyoruz” dediler.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Gönderilen uyarıcı: “Eğer size, bildiğiniz, gördüğünüz babalarınızın yolundan, hayat tarzından daha doğrusunu, hak olanını getirmişsem de mi, bana uymazsınız?” deyince, onlar: “Biz sizin özgürce tebliğ ile görevlendirildiğiniz dini kabul etmiyoruz, inkâr ediyoruz” dediler.
Ahmet Varol
swap_vert close
(Peygamberlerin her biri): "Ya ben size atalarınızı üzerinde bulduğunuz şeyden daha doğrusunu getirdiysem?" dedi. Onlar: "Doğrusu biz sizinle gönderileni inkâr edenleriz" dediler.
Ali Bulaç
swap_vert close
(O peygamberlerden her biri de şöyle) Demiştir: 'Ben size atalarınızı üstünde bulduğunuz şeyden daha doğru olanını getirmiş olsam da mı?' Onlar da demişlerdi ki: 'Doğrusu biz, kendisiyle gönderildiğiniz şeye (karşı) kafir olanlarız.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Her peygamber de ümmetine şöyle) demişti: “Atalarınızı, üzerinde bulduğunuz dinden daha doğrusunu size getirdimse de mi? (bunu kabul etmiyeceksiniz?)” Onlar da dediler ki: “- Biz, sizin peygamber olarak getirdiğiniz şeylere inanmıyoruz.”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
O peygamber. “Ben, atalarınızı üzerinde bulduğunuz gelenekten daha doğru bir bilgi ile size gelmiş olsam da (böyle kalacaksınız..)” dedi. Onlar: “Biz asla, senin ve senden öncekilerin getirdiği bilgileri kabul etmiyoruz.” dediler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Peygamberler, “Size, babalarınızı üzerinde bulduğunuz yoldan daha doğrusunu getirmiş olsak da mı?” diye sormuştu. Onlar da, “Şüphesiz biz, seninle gönderileni kesinlikle inkâr ediyoruz” diye cevap vermişlerdi.
Besim Atalay
swap_vert close
O dedi ki: «Eğer atalarımızın bulunduğu şeyden, daha doğrusunu getirsem de mi?»; «Senin gönderildiğin, hiçbir şeye inanmayız!» diye cevap verdiler
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Her peygamber onlara:) “Ben size, atalarınızı üzerinde bulduğunuz inançtan daha doğrusunu getirmiş olsam da mı yine onların yolunu tutacaksınız?” deyince, dediler ki: “Doğrusu biz seninle gönderileni inkâr ediyoruz.”
Bugün de maalesef buna benzer tepkileri görmekteyiz. Ne zaman Kur’an’ı anlamaktan ve ona gidilerek din adına önümüze konan hurafeleri sorgulamaktan bahsedilse cahiliye müşriklerinin itirazına benzer sesler yükselmeye başlıyor. “Asırlardır kimse yaşadıklarımızı Kur’an’a giderek sorgulamayı akıl edemedi de şimdi bunlar mı ediyor? Atalarımız bütün bunları düşünemedi de bunlar mı düşünüyor? Nice âlimler geldi geçti, onlar bilemedi de bunlar mı biliyor?” gibi aşağılayıcı ve dışlayıcı söylemlerle çalışmaların önü kesilmek istenmektedir. Oysa Kur’an bütün aydınlatıcı öğretilerini çağın vitrinine taşıyacak içeriğe sahiptir. Birileri bildi ya da bilemedi, düşündü ya da düşünmedi o bizi ilgilendirmez. Bizi ilgilendiren; yaşadıklarımızın Kur’an’la örtüşüp örtüşmediğidir. Kur’an’la yüzleştiğimiz zaman yaşadıklarımızın Kur’an’da karşılığı yoksa İslam’dan bahsedemeyiz.  
Cemil Said
swap_vert close
Rasûller ânlara: "Eğer ben sizin babalarınızın dîninden daha doğrı bir dîn getürir isem ne yaparsınız?" didikleri vakit "Hayır biz senin peygamberliğine inanmıyoruz" didiler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Gönderilen uyarıcı: "Eğer size, babalarınızı üzerinde bulduğunuz dinden daha doğrusunu getirmiş isem de mi bana uymazsınız?" dedi. Onlar: "Doğrusu sizinle gönderilen şeyi inkar ediyoruz" dediler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
(Gönderilen uyarıcı,) “Ben size, babalarınızı üzerinde bulduğunuz dinden daha doğrusunu getirmiş olsam da mı?” dedi. Onlar, “Biz kesinlikle sizinle gönderilen şeyi inkâr ediyoruz” dediler.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Peygamber, “Size, atalarınızı üzerinde bulduğunuz yoldan daha doğrusunu getirsem de mi?” diye sordu. Onlar da, “Biz sizin getirdiğiniz mesajı inkâr ediyoruz” cevabını verdiler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Ben size, babalarınızı üzerinde bulduğunuz (din)den daha doğrusunu getirmişsem (yine mi bana uymazsınız)? deyince, dediler ki: Doğrusu biz sizinle gönderilen şeyi inkâr ediyoruz.
Edip Yüksel
swap_vert close
O da, "Size, atalarınızı üzerinde bulduğunuzdan daha doğrusunu getirmiş isem de mi?" derdi. Onlar da, "Sizin getirdiğiniz mesajı inkar ediyoruz," derlerdi.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Gönderilen uyarıcı; "Eğer size babalarınızı üzerinde bulduğunuz dinden daha doğrusunu getirmişsem de mi bana uymazsınız?" deyince, onlar: "Gerçekten biz sizin tebliğ için gönderildiğiniz şeyi tanımıyoruz." dediler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ya, dedi: size atalarınızı üzerinde bulunduğunuzdan daha doğrusunu getirdimse de mi? Ha! dediler: biz o sizin gönderildiğiniz şeylere inanmıyoruz
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Körü körüne/inatla, hakkı inkârda ısrar eden bu kimselere peygamberleri güzel bir üslûp ile) “Size atalarınızı üzerinde bulduğunuz şeyden (inançtan) daha doğrusunu getirmiş olsam da (yine atalarınızın inancına) mı (devam edeceksiniz)” deyince, onlar, “(ne olursa olsun) kesinlikle biz, sizinle gönderileni inkâr ediyoruz!” demişlerdi.
Âyet-i kerîmedeki “Size atalarınızı üzerinde bulduğunuz şeyden (inançtan) daha doğrusunu getirmiş olsam da” ifadesindeki “daha doğrudan” kasıt; sizin inancınız da doğru ancak benim tebliğ ettiğim inanç daha doğru demek değildir. Dalâlet içerisinde olan kimselere, “bu yaptığınız şey yanlış, siz batıldasınız” dendiğinde, bu söz o kimseleri öfkelendirir. Kişi öfkelenince de fikrî doğruluk diye bir şey kalmaz. Fikir ve düşünce bozulunca da anlama ümidi kalmaz. Velâkin bu tebliğ üslûbu, insaf sahibi olan muhatabı, düşünmeye, o hususu gözden geçirmeye ve taassubu bırakmaya sevk eder. Bunca tebliğe/uyarıya rağmen inatla hakkı inkâr edenler ise artık müstahak oldukları üzere azap görürler.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
Size, “Atalarınızı üzerinde bulduğunuz yoldan daha doğrusunu getirmiş olsam da mı?” deyince, onlar: “Biz, sizinle gönderilene kafirlik¹ ediyoruz.” dediler.
1- Gerçeğin üzerini örten, onu yok sayan, görmezden gelen.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(O peygamberlerden her biri şöyle) dedi: «Ben, atalarınızı üstünde bulunduğunuzdan daha doğrusunu size getirdimse de mi»? Onlar da «Biz, dediler, o sizin gönderildiğiniz şeylere (doğru da olsa) küfr edicileriz».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Peygamberleri onlara:) “(Ben) size, atalarınızı üzerinde bulduğunuz şeyden daha doğrusunu getirmiş olsam da mı?” dedi. (Onlar:) “Doğrusu biz, kendisiyle gönderildiğiniz şeyi inkâr edicileriz” dediler.
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Gönderilen uyarıcılardan her biri de şöyle) demişti: “Ben size atalarınızı üstünde bulduğunuz şeyden (uydurma din ve düzenden) daha doğru olanını getirmiş olsam da mı? (Yine bana uymaz ve bâtıl yolda inat edeceksiniz?)” Onlar da demişlerdi ki: “Biz kesinlikle sizinle gönderilen şeyi inkâr edicileriz.” *
(*) Peygamberi inkâr etmek, onun tebliğini engellemeye çalışmak yalnızca son peygamberin mâruz kaldığı bir tepki değildir; hak dinden uzaklaşmış, şirki bir kültür mirası olarak içselleştirmiş bütün topluluklar peygamberlerine karşı bu tepkiyi göstermişlerdir. Bunun tipik bir örneği de tevhidin bayrak isimlerinden olan Hz. İbrâhim’in inkârcı kavmidir. Kaynak: (Tefsir (Kur’an Yolu)) Bugün de maalesef buna benzer tepkileri görmekteyiz. Ne zaman Kur’an’ı anlamaktan ve ona gidilerek din adına önümüze konan hurafeleri sorgulamaktan bahsedilse cahiliye müşriklerinin itirazına benzer sesler yükselmeye başlıyor. “Asırlardır kimse yaşadıklarımızı Kur’an’a giderek sorgulamayı akıl edemedi de şimdi bunlar mı ediyor? Atalarımız bütün bunları düşünemedi de bunlar mı düşünüyor? Nice âlimler geldi geçti, onlar bilemedi de bunlar mı biliyor?” gibi aşağılayıcı ve dışlayıcı söylemlerle çalışmaların önü kesilmek istenmektedir. Oysa Kur’an bütün aydınlatıcı öğretilerini çağın vitrinine taşıyacak içeriğe sahiptir. Birileri bildi ya da bilemedi, düşündü ya da düşünmedi o bizi ilgilendirmez. Bizi ilgilendiren; yaşadıklarımızın Kur’an’la örtüşüp örtüşmediğidir. Kur’an’la yüzleştiğimiz zaman yaşadıklarımızın Kur’an’da karşılığı yoksa İslam’dan bahsedemeyiz. (C. Külünkoğlu Meali 24. Ayet Açıklaması)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Uyarıcılar onlara “Biz size daha doğru olan bir yol getirsek de mi? (Onlara uyacaksınız)” demişti. O şehrin halkı ”Biz sizinle gönderilenleri kesinlikle inkâr ediyoruz” demişlerdi,
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
De ki: "Ya ben size o bulduğunuzdan daha doğru bir din getirdimse, buna ne diyeceksiniz?" Dediler: "Doğrusu, biz o senin getirdiğin dini yine de tanımayacağız."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Kavmine de ki ben size babanızdan bulduğunuz dinden daha doğrusunu getirecek olsam da yine babalarınızın dininde kalacak mısınız? Onlarsa «— Sizin getirdiğiniz dini yine tanımıyoruz» dediler.
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Peygamberleri de) dedi ki: “Size, babalarınızı/atalarınızı üzerinde bulduğunuzdan daha doğrusunu getirmiş olsam da mı?” Onlar, “Muhakkak ki biz sizinle gönderilen şeyleri inkâr ediyoruz” dediler.
Kadri Çelik
swap_vert close
(O uyarıcılar,) “Ben size, babalarınızı üstünde bulduğunuz şeyden daha doğru olanını getirmiş olsam da mı?” deyince onlar, “Doğrusu biz, kendisiyle gönderildiğiniz şeyi inkâr edicileriz.” dediler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Peygamberleri de onlara, “Size, atalarınızı üzerinde bulduğunuz yoldan daha doğru bir inanç sistemi getirmiş olsam da mı böyle yapmaya devam edeceksiniz?” dedi. Buna karşılık onlar, “Ne olursa olsun, biz sizin getirdiğiniz her şeyi peşinen inkâr ediyoruz!” demişlerdi.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
-“Atalarınızı üzerinde bulduğunuz yoldan daha doğrusu ile size geldiysem de mi?” dedi. “Biz, birlikte gönderildiğiniz şeyi inkâr etmekteyiz” dediler.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Uyarıcı: " Ya ben size atalarınızın izlediği yoldan daha iyisini getirdiysem! " dese de ağalar: " Biz sizin getirdiğiniz şeyi kabul etmiyoruz. " şeklinde kestirip atmışlardır.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Onlara gönderdiğimiz her elçi; "Ben size babalarınızın üzerinde bulduğunuz yoldan daha doğrusunu getirmiş olsam da mı?" diye sordu. Onlar, "Biz kesinlikle sizinle gönderilenleri inkâr ediyoruz!" dediler.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Elçi) “Ben size, babalarınızı üzerinde bulduğunuz (din)den daha doğrusunu getirmişsem (yine de bana uymaz mısınız?)” deyince, onlar “Doğrusu biz sizinle gönderileni inkâr ediyoruz!” demişlerdi. [*]
Benzer mesajlar: A‘râf 7:76; Sebe’ 34:34.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Her uyarıcı da onlara): “Ben size, atalarınızı üzerinde bulduğunuz (dinden) daha doğrusunu getirmiş olsam da mı?” deyince, onlar: “İşin doğrusu biz, sizinle gönderilen (mesajları) inkâr ediyoruz.”¹ dediler.
1 Yani, “Bizim o mesajın doğruluğunu düşünecek halimiz yok. Biz, körü körüne ve toptan inkâr ediyoruz.” dediler.  
Muhammed Esed
swap_vert close
[Bunun üzerine her peygamber] “Nasıl?” derdi, ²⁴ “Atalarınızı inanır bulduğunuzdan daha iyi bir kılavuz getirmiş olsam da mı?” Berikiler, buna, “Sizin mesajlarınızda bir doğruluk payı olduğunu inkar ediyoruz!” diye cevap verirlerdi.
24 Kur’an’ın bazı okunuşlarında (kıraat) bu ayetin ilk kelimesi, bir emir olarak kul (“de”) şeklinde telaffuz edilmiş olmasına rağmen, bu çevirinin de esas aldığı Hafs b. Süleyman el-Esedî’nin kıraatinde kâle (“dedi” veya tekrarlanan bir vakıa olduğundan, “derdi”) olarak telaffuz edilmiştir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Elçi de: “Peki ya ben size atalarınızın dininden daha doğru bir din getirmişsem?” deyince onlar da: “Biz seninle gönderileni tanımıyoruz diyerek kâfir oldular. 5/104
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
(O peygamberler de): “Ne yani, ben size atalarınızı üzerinde bulduğunuz yoldan daha doğrusunu göstersem de mi?” dedi(ler).[⁴³⁸⁷]
[4387] Âyetin başındaki kâle, Allah Rasûlü’ne hitaben “de ki” anlamına gelen kul olarak da okunmuştur. Müşrik akıl “hakikat sabık olanındır” der. Kur’an ise “Hayır, hakikat sadık olanındır” der.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Bunun üzerine peygamberleri onlara) "Şayet ben size, atalarınızı üzerinde bulduğunuz dinden daha doğrusunu getirmişsem, bana gene tabi olmayacak mısınız?" diye sorduklarında onlar, "Doğrusu biz, (sizin peygamber olduğunuza ve) sizinle gönderilen şeylere inanmıyoruz" diyerek peygamberlerine karşı çıktılar.
Osman Fırat
swap_vert close
Ben size, babalarınızı, üzerinde bulduğunuzdan daha doğrusunu getirmiş olsam da mı ? Dedi. Onlar da: " Kesinlikle biz sizinle gönderileni tanımıyoruz" dediler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Dedi ki: «Ya size atalarınızı üzerinde bulduğunuz şeyden daha doğrusunu getirdimse de mi?» Dediler ki: «Şüphe yok biz, kendisiyle gönderilmiş olduğun şeyi inkâr edicileriz».
Suat Yıldırım
swap_vert close
Peygamber onlara: “Peki, size babalarınızın bağlandığı dinden daha doğrusunu getirmişsem, yine de sürüp gidecek misiniz? ” deyince onlar: “Şunu bilin ki, ” dediler, “biz, sizinle gönderilen mesajı reddediyoruz. ”
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ben size, babalarınızı, üzerinde bulduğunuz(din)den daha doğrusunu getirmiş olsam da (yine babalarınızın yolunu)mu (tutacaksınız)? dedi. "Doğrusu biz sizinle gönderilen mesajı tanımıyoruz." dediler.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Rasûlleri onlara: "Eğer ben size babalarınızı üzerinde bulduğınız dînden hidâyete daha yakın bir dîn getirsen ne dirsiniz?" didikde: "Biz sizin onunla irsâl olundığınız dine kâfirleriz" didiler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Uyarıda bulunan kişi de onlara:“Size getirdiğim, atalarınızı bağlı bulduğunuz dinden daha doğruysa ne olacak?” deyince şöyle demişlerdir: “İşin doğrusu biz sizinle gönderilen dinin kafirleriyiz (onu görmek ve duymak istemiyoruz)”.
Şaban Piriş
swap_vert close
-Size, atalarınızı üzerinde bulduğunuzdan daha doğru bir şey getirmiş olsam da mı? dedi. Onlar:-Biz, sizinle gönderileni tanımıyoruz, dediler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Peygamberleri, “Ya ben size atalarınızdan gördüğünüz şeyden daha doğrusunu getirmişsem?” dedi. Onlar ise “Biz sizinle gönderileni inkâr ediyoruz” dediler.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Uyarıcı dedi: "Peki, ben size, atalarınızı üzerinde bulduğunuz şeyden daha iyi yol göstereni getirmiş olsam da mı?" Dediler: "Doğrusu, biz seninle gönderilen şeyi tanımıyoruz."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
eyitti “daħı eger getürdüm-ise size ŧoġru yol göstericirek andan kim bulduñuz anuñ üzere atalaruñuzı?” eyittiler “bayıķ biz aña kim viribinildüñüz anuñ-ile kāfirlerüz.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Eyit yā Muḥammed: Eger ben size gelsem daḫı mı hidāyeti artuḳraḳ nesnebile atalaruñuz ṭarīḳasından? Eydürler: Biz sizüñ getürdügüñüz nesneyekāfirler‐biz, didiler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Hər peyğəmbər öz ümmətinə) belə dedi: “Əgər sizə atalarınızın sitayiş etdiyini gördüyünüz dindən daha doğrusunu gətirmiş olsam necə?!” Onlar: “Biz sizinlə göndərilənləri (şəriəti, mö’cüzələri) inkar edirik!” – deyə cavab verdilər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
(And the warner) said: What! Even though I bring you better guidance than that ye found your fathers following? They answered: Lo! in what ye bring we are disbelievers.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
He said: "What!(4629) Even if I brought you better guidance than that which ye found your fathers following?" They said: "For us, we deny that ye (prophets) are sent (on a mission at all)."
4629 The Warner or messenger pointed out the merits and the truth of his teaching, and how superior it was to what they called their ancestral customs. But they denied his mission itself or the validity of any such mission. In other words they did not believe in inspiration or revelation, and went on in their evil ways, with the inevitable result that they brought themselves to destruction.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
قَالَ
dedi
اَوَلَوْ
velev ki (olsada) mı
جِئْتُكُمْ
size getirdim
بِاَهْدٰى
daha doğruyu
مِمَّا
o şey- den ki
وَجَدْتُمْ
buldunuz
عَلَيْهِ
üzerinde
اٰبَٓاءَكُمْۜ
babalarınızı
قَالُٓوا
dediler
اِنَّا
doğru- su biz
بِمَٓا
o şe- yi ki
اُرْسِلْتُمْ
gönderildiniz
بِه۪
onun- la
كَافِرُونَ
inkâr edenleriz
(Resulleri onlara) "Ben size, babalarınızı üzerinde bulduğunuz şeyden daha doğrusunu (asıl hidâyeti) getirmiş olsam da mı?" dedi. (Onlar da) "Doğrusu biz sizinle gönderilen şeyi inkâr ediyoruz" dediler.
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
لَو
Masdar harfi
لَو
Olsa, şayet, keşke
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
اَهْدٰى
İsim
ه د ي
Daha doğru, daha çok hidâyete eren
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
وَجَدَ
Fiil-I
و ج د
Buldu
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
اٰبَاء
İsim
ا ب و
Ataları, babaları
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اَرْسَلَ
Fiil-IV
ر س ل
Gönderdi
بِه
Zamir
بِه
Onunla, kendisiyle
كَافِرُون
Etken fiil
ك ف ر
Kâfirler, inkâr edenler, nankörler