close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Zuhrûf Sûresi 23. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve keżâlike mâ erselnâ min kablike fî karyetin min neżîrin illâ kâle mutrafûhâ innâ vecednâ âbâenâ ‘alâ ummetin ve-innâ ‘alâ âśârihim muktedûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve böylece senden önce de hiçbir şehre bir korkutucu göndermedik ki o şehrin, halivakti yerinde olanları, şüphe yok ki biz, atalarımızı bir dine, bir inanca sahip bulduk ve şüphe yok ki biz de onların izine uyduk demesinler.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
İşte böyle, Senden önce de (herhangi) bir memlekete bir elçi göndermiş olmayalım ki; mutlaka oranın ’varlık ve rahatlık içinde şımarıp azan önde gelenleri’: "Gerçekten biz, atalarımızı (hangi) ümmet (din) üzerinde bulduk ise, doğrusu biz de, (şimdi) onların izlerine (eserlerine) uymuş kimseleriz" demiş olmasınlardı.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
İşte böyle ey Muhammed! senden önce de hiçbir memlekete bir uyarıcı göndermedik ki, o şehrin hali vakti yerinde olanları şöyle dediler: “Doğrusu biz babalarımızı bir din ve inanç üzerinde bulduk ve biz de onların izinden gideriz.”
Ahmet Tekin
swap_vert close
Buna benzeyen misalleri çoğaltabiliriz: Biz senden önce hangi memlekete sorumluluk, hesap ve cezayı hatırlatan özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere bir uyarıcı göndermişsek mutlaka oranın şımarık, varlıklı, ileri gelenleri: “Biz, babalarımızı veraseten sahip oldukları bir dinî geleneği yaşarlarken, işleyen müesseseleri varken gördük. Biz de, yalnız onların izlerinden gideriz.” derlerdi.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 11/38; 17/16.  
Ahmet Varol
swap_vert close
İşte böyle senden önce hangi beldeye bir uyarıcı gönderdiysek muhakkak oranın varlıklıları: "Biz atalarımızı bir din üzere bulduk ve biz onların izlerine uymaktayız" demişlerdir.
Ali Bulaç
swap_vert close
İşte böyle, senden önce de (herhangi) bir memlekete bir elçi göndermiş olmayalım, mutlaka onun 'refah içinde şımarıp azan önde gelenleri' (şöyle) demişlerdir: 'Gerçekten biz, atalarımızı bir ümmet (din) üzerinde bulduk ve doğrusu biz, onların izlerine (eserlerine) uymuş kimseleriz.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Yine böyle (senin kavmin dediği gibi), senden önce hangi memlekete bir peygamber gönderdikse, (o memleket halkının) ileri gelenleri şöyle demişti: “- Biz, atalarımızı bir din üzerinde bulduk. Biz de onların izlerine uyarız.”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
İşte böylece hangi şehre uyarıcı bir peygamber gönderdiysek, mutlaka oranın zenginleri: “Biz babalarımızı bir din ve gelenek üzere gördük. Ve biz onların izine uyarız” dediler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Senden önce, peygamber gönderdiğimiz bütün beldelerin şımarıkları da aynı şekilde, “Şüphesiz biz babalarımızı bir yol üzerinde bulduk, biz de onların izlerini takip ediyoruz” demişlerdi.
Besim Atalay
swap_vert close
Bunculayın, senden önce bir kente göndermiş olduğumuz kocundurana, oranın zenginleri dediler ki: «Bu yolda bulmuşuz atalarımızı, biz onların izlerine uyarız»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
İşte böyle, biz senden önce hiçbir memlekete/topluma bir uyarıcı göndermedik ki, oranın refah içinde şımarmış seçkinleri: “Biz atalarımızı geleneksel bir inanç üzerinde bulduk. Şu hâlde bize düşen onların izinden gitmektir” demiş olmasınlar.
Cemil Said
swap_vert close
Senden evvel de teblîgât icrâsı içün bir karyeye rasûller gönderdiğimiz vakit en zengin sükânı ânlara "Biz bu dîni babalarımızdan gördük ve ânların eserlerine iktidâ idiyoruz" didiler idi.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Senden önce, herhangi bir şehre gönderdiğimiz uyarıcıya, şımarık varlıklıları sadece: "Doğrusu babalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerini izlemekteyiz" dediler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
İşte böyle, biz senden önce hiçbir memlekete bir uyarıcı göndermedik ki, oranın şımarık zenginleri, “Şüphe yok ki biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk. Biz de elbette onların izlerinden gitmekteyiz” demiş olmasınlar.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Aynı şekilde senden önce de hiçbir topluluğa bir uyarıcı göndermedik ki, topluluğun zevku sefâya dalmış kesimi şöyle demiş olmasınlar: “Biz atalarımızı bir inanç üzerinde bulduk ve biz onların izlerinden gitmekteyiz.”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Senden önce de hangi memlekete uyarıcı göndermişsek mutlaka oranın varlıklıları: Babalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerine uyarız, derlerdi.
Edip Yüksel
swap_vert close
Tıpkı bunun gibi, senden önce, bir kente her ne zaman bir uyarıcı gönderdiysek elit tabaka, "Biz, atalarımızı bir yol üzerinde bulduk ve biz onların öğretilerini izliyoruz," derlerdi.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ey Muhammed! Yine böyle biz senden önce de hangi memlekete bir uyarıcı göndermişsek, mutlaka oranın şımarık varlıklı kimseleri: "Biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerine uyarız." dediler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Yine böyle senden evvel hangi memlekette bir nezîr gönderdikse onun refahlı takımı demişti ki: bizler atalarımızı bir ümmet üzerinde bulduk biz de onların izlerine uyarız
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Resûlüm!) İşte böyle! Biz senden önce hangi memleket (in ahalisin) e bir uyarıcı/peygamber göndermişsek, muhakkak oranın şımarık zenginleri, (senin kavmindeki müşriklerin dediği gibi): “Şüphesiz, biz atalarımızı bu inanç üzerinde bulduk ve biz ancak onların izinden gideriz” demişlerdi.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Tıpkı bunun gibi, senden önce de ne zaman bir beldeye uyarıcı gönderdiysek, oranın refah içinde olanları: “Biz, atalarımızı bir ümmet üzerinde bulduk. Biz de kesinlikle onların izinden gidiyoruz.” dediler.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Senden evvel her hangi bir memlekete fena akıbetleri haber verici hiçbir peygamber göndermedik ki ille oranın refah erbabı da böylece «Gerçek biz atalarımızı bir ümmet (bir dîn) üzerinde bulduk. Biz de hakîkaten onların izlerine uymuşlarız» demiş (ler) dir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
İşte böyle, (biz) senden önce de hangi şehre bir korkutucu gönderdiysek, mutlaka oranın ni'met içinde (şımarmış) olanları dedi ki: “Doğrusu biz atalarımızı bir din üzerinde bulduk, elbet biz de onların izlerine tâbi' olanlarız.”
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve (işte) böyle, biz senden önce de hiçbir memlekete bir uyarıcı göndermedik ki, oranın (lüks ve refah içinde) şımarmış ileri gelenleri; (halkı sömürerek kurdukları kölelik sisteminin yıkılacağı ve böylece alışageldikleri lüks ve refah dolu yaşantının sona ereceği endişesiyle elçiye) “Doğrusu biz atalarımızı (geleneksel) bir inanç üzerinde bulduk ve biz de onların izinden gitmekteyiz.” demiş olmasınlar. *
(*) Kurulu zulüm çarkından makam ve menfaate kavuşan varlıklı ve ayrıcalıklı tabaka ise, bu düzenin atalarının eseri ve kutsal mirası olduğunu ve bunu değiştirmek ve düzeltmek isteyenlerin kötü niyetler peşinde koştuğunu söyleyip, toplumu aldatmaktadır. (A-Ahmet Akgül Meali 24. Ayet Açıklaması]  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Senden önce birtakım şehirlere ne zaman uyarıcılardan birini gönderdiysek, o şehrin önde gelenleri “Biz atalarımızı bir inanç üzerinde bulduk ve biz ancak atalarımızın açtıkları yolu takip ederiz” demişlerdi.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Böylece senden önce hangi ile bir uyarıcı göndermişsek o ilin varlıklıları: "Biz babalarımızı bu dinin yolu üzerinde bulduk. Biz onların izlerine ayak uyduruyoruz" demişlerdir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Böylece senden evvel her ne zaman bir kasabaya azapla korkutur bir peygamber gönderdikse o kasabanın zenginleri [¹] itaat etmeyip «— Babalarımızı bu yolda bulduk, biz onların izlerince gideceğiz» demişlerdi.
[1] Veya elebaşıları.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
İşte böyle, senden önce Biz bir beldeye bir uyarıcı göndermemiş olalım ki, oranın şımarık zenginleri, “Biz babalarımızı/atalarımızı bir inanç toplumu [ummet] üzerinde bulduk ve biz de onların izleri üzerinden gitmekteyiz” dememiş olsunlar.
Kadri Çelik
swap_vert close
Senden önce hangi memlekete bir uyarıcı gönderdiysek, mutlaka oranın şımarık varlıklıları, “Babalarımızı bir ümmet (din) üzerinde bulduk, biz onların izlerine uymuşlarız” dediler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Zaten senden önce de, ey Muhammed, Biz ne zaman bir ülkeye uyarıcı bir Peygamber veya dâvetçi gönderdiysek, oranın lüks ve refah içinde yüzen ileri gelenleri, halkı sömürerek kurdukları kölelik sisteminin yıkılacağı ve böylece alışageldikleri lüks ve refah dolu yaşantının sona ereceği endişesiyle elçiye, “Biz atalarımızı belli bir inanç üzerinde bulduk ve yalnızca onların izinden gideriz!” demişlerdi.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
İşte böyle! Senden önce de bir şehre her bir uyarıcı gönderdiğimizde, oranın refah (konfor) içindeki ileri gelenleri ancak: “Biz, atalarımızı bir ümmet (din) üzerinde bulduk; biz, onların izleri üstü yol tutmuşlarız” dediler.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Hep aynı laflar. Nitekim biz senden önce hangi kente bir uyarıcı gönderdiysek, oranın ağaları hep şunu söylemişlerdir: " biz atalarımızı bu şekilde bulduk, onların yolunu izlemeye de devam edeceğiz. "
Mehmet Çoban
swap_vert close
Senden önce hangi memlekete elçi gönderdiysek şımarık zenginleri, azgın egemenleri; "Şüphe yok ki biz babalarımızı bir yol üzerinde bulduk. Biz de elbette onların izlerinden gitmekteyiz!" dediler.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Senden önce de hangi şehre uyarıcı göndermişsek oranın şımarıkları [*] mutlaka “Şüphesiz ki babalarımızı (böyle) bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerine uyanlarız.” derlerdi [*]
Benzer mesajlar: A‘râf 7:76; Sebe’ 34:34.,Benzer mesajlar: Bakara 2:170; Mâide 5:104; A‘râf 7:28; Yûnus 10:78; Hûd 11:53-54, 62, 87; Enbiyâ 21:52-53; Şu‘arâ 26:70-74; Lokmân 31:21; Sebe’ 34:43; Sâffât 37:69-74; Zuhruf 43:22.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Senden önce hangi ülkeye uyarıcı göndermişsek, tıpkı bunlar gibi oranın şımarmış elebaşları da mutlaka ona: “Biz, atalarımızı bir din üzerinde bulduk ve biz ancak onların izinden gideriz.” dediler.
Muhammed Esed
swap_vert close
İşte böyle: Biz, ne zaman, senden önce herhangi bir topluluğa bir uyarıcı gönderdiysek, halkın keyif ve haz peşinde koşan ²² kesimi daima şöyle dediler: “Biz atalarımızı bir inanç üzerinde bulduk, biz ancak onların izinden gideriz!” ²³
22 Mutraf teriminin (tarafe fiilinden türetilmiştir) bu şekilde çevrilmesi konusunda bk. 11:116 ile ilgili not 147.23 Râzî, bu pasaj ile ilgili yorumunda şunları söyler: “Kur’an’da başka hiçbir ayet olmasaydı bile, bu ayetler, [bir Müslüman’ın] başka bir kimsenin dini görüşlerini körü körüne, hiç sorgulamadan kabul etmesinin yanlışlığını (ibtâlu’l-kavl bi’t-taklîd) göstermeye yeterdi: Çünkü Allah, [bu ayetlerde] sözkonusu hakikat inkarcılarının bu tavırlarını ne akıllarıyla ne de vahyedilmiş bir metnin açık otoritesine dayanarak oluşturmadıklarını, yalnızca atalarının ve kendilerinden önce gelip geçmiş olanların görüşlerini körü körüne kabul etmekle yetindiklerini açıklığa kavuşturmuştur: ve Allah bütün bunları itham edici ve aşağılayıcı bir dille işlemiştir”.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Biz senden önce de hangi beldeye bir uyarıcı gönderdiysek oranın zenginlikle şımarmış seçkinleri de aynen bunlar gibi: ‘‘Biz atalarımızı geleneksel bir din üzerinde bulduk ve tabii ki onların izini takip edeceğiz’’ demişlerdi. 37/68...71
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
İşte böyle: Biz senden önce hangi beldeye bir uyarıcı göndermişsek, oranın refah içinde şımarmış seçkinleri hep şunu söylediler: “Biz atalarımızı geleneksel bir inanç üzerinde bulduk; şu halde bize düşen onların izini takip etmektir.”
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) Senden önce hangi beldeye uyarıcı gönderdiysek, oranın elebaşları (aynı iddiada bulundular) muhakkak "Doğrusu, biz atalarımızı bir din üzerinde bulduk ve onların izinde gitmekteyiz" dediler.
Osman Fırat
swap_vert close
İşte böyle... Biz senden önce hiçbir beldeye bir uyarıcı göndermedik ki, oranın önde olanları "Şüphe yok ki biz babalarımızı bir topluluk üzere bulduk. Biz de elbette onların izlerinden gitmekteyiz" demiş olmasınlar.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve böylece senden evvel bir kasabaya bir korkutucu göndermedik ki, illâ onun refah içinde yaşayanları dedi ki: «Biz babalarımızı bir büyük tarikat üzere bulduk ve şüphe yok ki, biz de onların emrine uymuş kimseleriz.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
İşte böylece senden önce, uyarıcı bir resul gönderdiğimiz hiçbir şehir yoktur ki oraların varlıklı kişileri: “Biz babalarımızı bir dine bağlanmış gördük. Biz de onların izlerine uyduk! ” demiş olmasınlar. [11, 38; 17, 16]
Varlıklı kişilerin hak dine karşı çıkmaları şundandır: 1.Bunlar mal mülk ile o derecede meşguldürler ki hak - batıl mücadelesine fikir yormazlar. Zihnen ve bedenen tembelleşmişlerdir. Kurulu düzen dışında bir şey düşünmezler. 2.Mevcut sistem sayesinde zenginleştiklerinden o düzenin devamını isterler.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
İşte böyle, senden önce de hangi kente uyarıcı gönderdiysek mutlaka oranın varlıklıları: "Biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerine uyarız." dediler.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Bunların sana didikleri gibi senden evvel memleketlere gönderdiğimiz peygamberlere ağniyâsı: "Bizim babalarımızı bir dîn üzerinde bulduk, onların eserlerine iktidâ idiyoruz" didiler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Hep böyle olmuştur; senden önce de hangi kente bir uyarıcı göndermişsek onların şımarık olanları şöyle demişlerdir: “Biz kalktık, atalarımızı bir ümmete (bir inanca) bağlı bulduk, biz onların izinden gideriz.”
Şaban Piriş
swap_vert close
Senden önce de bir beldeye uyarıcı gönderdiğimizde hemen oranın ileri refahtan şımarmış gelenleri:-Biz atalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izinden gidiyoruz, demişlerdi.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Bunun gibi, senden önce hangi beldeye Biz bir peygamber gönderdiysek, oranın refah içindeki ileri gelenleri de “Biz atalarımızı bir din üzerinde bulduk; onların izine uymuş gidiyoruz” dediler.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
İşte böyle! Senden önce de hangi kente bir uyarıcı göndermişsek oranın servetle şımarmış kodamanları mutlaka şöyle demişlerdir: "Biz atalarımızı bir ümmet/bir din üzerinde bulduk; onların eserlerine uyarak yol alacağız."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı acılayın viribimedük senden ilerü bir köyde hįç ķorķıdıcı illā kim eyitdi bayladı “bayıķ biz bulduķ atalarumuzı bir millet üzere daħı bayıķ biz izleri üzere uyıcılaruz.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Anuñ gibi biz viribimedük senden burun bir şehr ḳavmine birpeyġamber, illā eydürdi uluları: Biz atalarumuzı bir ṭarīḳat üzere ṭapduḳ.Daḫı biz anlar eẟerine uyar‐biz, dirlerdi.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Rəsulum!) Biz səndən əvvəl hər hansı bir məmləkətə (Allahın əzabı ilə) qorxudan bir peyğəmbər göndərdiksə, onun naz-ne’mət içində yaşayan böyükləri (valıları) sadəcə olaraq: “Biz atalarımızı bir din üzərində gördük və biz də (təqlidlə) onların ardınca getməkdəyik!” – dedilər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And even so We sent not a warner before thee (Muhammad) into any township but its luxurious ones said: Lo! we found our fathers following a religion, and we are following their footprints.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Just in the same way, whenever We sent a Warner before thee to any people, the wealthy ones among them(4628) said: "We found our fathers following a certain religion, and we will certainly follow in their footsteps."
4628 It is some privileged position, and not ancestral custom, which is really at the bottom of much falsehood and hypocrisy in the world. This has been again and again in religious history.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَكَذٰلِكَ
ve işte böyle
مَٓا اَرْسَلْنَا
göndermedik
مِنْ قَبْلِكَ
senden önce
ف۪ي قَرْيَةٍ
herhangi bir ülkeye
مِنْ نَذ۪يرٍ
hiçbir uyarıcı
اِلَّا
an- cak
قَالَ
dedi
مُتْرَفُوهَٓاۙ
oranın sefahata dalmış olanları
اِنَّا
şüphe- siz biz
وَجَدْنَٓا
bulduk
اٰبَٓاءَنَا
babala- rımızı
عَلٰٓى
üze- rinde
اُمَّةٍ
bir din
وَاِنَّا
elbette biz
عَلٰٓى
üzerine
اٰثَارِهِمْ
onların izleri
مُقْتَدُونَ
uyanlarız
İşte böyle, Biz hangi ülkeye bir uyarıcı göndermişsek mutlaka oranın (varlık içinde) sefahate dalmış olanları (resullerimize), "şüphesiz biz, babalarımızı bir din üzerinde bulduk ve elbette biz, onların izlerine uymaktayız" demiş olmasınlar.
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اَرْسَلَ
Fiil-IV
ر س ل
Gönderdi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
قَبْل
İsim
ق ب ل
Önce, öteden beri
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
قَرْيَة
İsim
ق ر ي
Her türlü yerleşim yeri (memleket, kasaba, şehir, ülke, köy, belde)
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
نَذِير
İsim
ن ذ ر
Uyarıcı
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
مُتْرَفِين
Edilgen fiil-IV
ت ر ف
Sefahate dalmış olanlar
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
وَجَدَ
Fiil-I
و ج د
Buldu
اٰبَاء
İsim
ا ب و
Ataları, babaları
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
اُمَّة
İsim
ا م م
Ümmet, topluluk
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
اَثَر
İsim
ا ث ر
İz, eser
مُقْتَدُون
Etken fiil-VIII
ق د و
Uyanlar