close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Zuhrûf Sûresi 13. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Litestevû ‘alâ zuhûrihi śümme teżkurû ni’mete rabbikum iżâ-steveytum ‘aleyhi ve tekûlû subhâne-lleżî saḣḣara lenâ hâżâ vemâ kunnâ lehu mukrinîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Binip oturun da sonra onların üstünde doğruldunuz mu Rabbinizin nimetini anın ve yücedir, münezzehtir noksan sıfatlardan o mabut ki ram etmiştir bunu bize, yoksa biz, zaptedemezdik onu deyin diye.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Ki onların sırtında istikrar bulasınız (binesiniz), sonra onlara bindiğiniz zaman Rabbinizin nimetini anıp (şükredesiniz de şöyle diyesiniz): "Bunu (bineklerimizi) bize baş eğdiren Allah’ı tesbih (ve O’na teşekkür) ederiz; yoksa biz bunu (binek hayvanlarını emrimize almayı ve binek araçlarını yapmayı) başaramazdık. (Bunlar Allah’ın Lütfu Keremidir.)"
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
ki, böylece onlara üzerlerine binip yerleşince, Rabbinizin bunca nimetlerini hatırlayıp bütün bunları bizim hizmetimize veren Allah ne yücedir, yoksa biz onu zaptedip kendimize yanaştıramazdık.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Gemilerin güvertelerine ve hayvanların sırtlarına, hayvanlı araçlara binip, Rabbinizin ihsan ettiği nimetlerini anarak üzerlerine yerleşince: “Emrine boyun eğdirerek bunları, bizim hizmetimize vereni tesbih ve takdis ederiz. Yoksa biz bunlara güç yetiremezdik.” dersiniz.
Ahmet Varol
swap_vert close
Onların sırtlarına binmeniz sonra onlara bindiğinizde Rabbinizin nimetini anmanız ve (şöyle) demeniz için: "Bunu bize boyun eğdiren (Allah)'ın şanı pek yücedir, yoksa biz bunu (hizmetimize) yanaştıramazdık.
Ali Bulaç
swap_vert close
Onların sırtlarına binip-doğrulmanız, sonra doğrulduğunuz zaman, Rabbinizin nimetini zikretmeniz ve: 'Bunlara bizim için boyun eğdiren (Allah) ne yücedir, yoksa biz bunu (kendi hizmetimize) yanaştıramazdık' demeniz için.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Ki, sırtlarında kurulasınız, sonra da üzerlerine kurulunca Rabbinizin nimetini hatırlayıp şöyle diyesiniz: “- Bunları bizim hizmetimize bağlıyan Allah'ın şanı ne yücedir! O bütün noksanlıklardan münezzehtir. Yoksa biz, bunlara güç yetiremezdik;
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ki sırtlarına binesiniz, sonra onlara bindiğiniz zaman, Rabbinizin verdiği nimeti anasınız ve şöyle diyesiniz: “Emrimiz altına almaya gücümüz yetmediği halde, bunları bize musahhar eden Allah, münezzeh ve yücedir.”
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Onların sırtına kurulasınız ve üzerlerine yerleştiğinizde, Rabbinizin nimetini hatırlayarak şöyle diyesiniz diye, “Bunları bizim emrimize veren Allah, her türlü eksiklikten uzaktır. Aksi takdirde biz bunları emrimizin altına alamazdık.”
Besim Atalay
swap_vert close
«Biz de Tanrımıza tövbe ederiz !»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Bu sayede sırtlarına/üzerlerine bin(ip yolculuk ed)esiniz ve onlardan her faydalandığınızda Rabbinizin nimetini düşünerek şöyle diyesiniz: “Bütün bunları bizim yararımıza bir yasaya bağlayan Allah'ın şanı ne yücedir. O lütfetmeseydi biz bunlardan istifade etmeye güç yetiremezdik.
Cemil Said
swap_vert close
13,14. Tâ ki üzerlerine emîn bir sûretde râkib oldığınız zamân rabbinizin ni’metlerini tahattur idesiniz ve "Bizim emrimize bunları mutî’ kılan Allâh’a şükür olsun yoksa mümkün değil biz bunları zabt idemez idik. Hepimiz rabbimize rücû’ ideceğiz" dirsiniz.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
12,13,14. Her sınıf varlığı yaratan O'dur. Gemiler ve hayvanlardan binesiniz diye size binekler var etmiştir. Bütün bunlar; üzerlerine oturunca Rabbinizin nimetini anarak: "Bunları buyruğumuza veren ne yücedir; zaten bizim takatimiz bunlara yetmezdi; şüphesiz Rabbimize döneceğiz" demeniz içindir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
12,13,14. O, bütün çiftleri yaratan, üzerlerine kurulasınız, sonra da, kurulduğunuzda, Rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve “Bunu hizmetimize veren Allah’ın şanı yücedir. Bunlara bizim gücümüz yetmezdi. Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz” diyesiniz diye sizin için bindiğiniz gemileri ve hayvanları yaratandır.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
13-14. Var etti ki, sırtlarına binesiniz, sonra üzerine yerleştiğinizde rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve şöyle diyesiniz: “Bunu bize boyun eğdiren Allah noksanlardan münezzehtir, yoksa biz buna güç yetiremezdik! Ve biz kuşkusuz rabbimize geri döneceğiz.”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
12, 13. Bütün çiftleri O yaratmıştır. Ve size bineceğiniz gemiler ve hayvanlar vâretmiştir ki, böylece onların sırtına binip üzerlerine yerleşince, Rabbinizin ni'metini anarak: Bunu bizim hizmetimize vereni tesbih ve takdis ederiz, yoksa biz bunlara güç yetiremezdik, diyesiniz.  
 Binekler, düşünmeye ve Allah’ı tesbihe sevkeden varlıklardır. Bu yüzden sahâbe-i kiram hayvanlarına bindiklerinde, ahireti ve tabutla başlayacak yolculuğu düşünürlerdi. Resûlullah, yolculuğa çıkarken bu âyetleri okurdu.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Ki onların üstüne binesiniz ve onlara bindiğiniz zaman Rabbinizin size olan nimetini düşünerek şunları diyesiniz: "Bunu bizim emrimize veren çok yücedir. Onları kendi başımıza kontrol altına alamazdık."
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Siz onların sırtına binip üzerlerine yerleştiğiniz zaman, Rabbinizin nimetini anarak şöyle diyesiniz: "Bunları bizim hizmetimize veren Allah'ı tenzih ve tesbih ederiz. Yoksa bizim bunlara gücümüz yetmezdi."
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ki sırtlarına kurulasınız, sonra üzerine kurulduğunuzda rabbınızın ni'metini anıp diyesiniz: tenzih o sübhâne ki bunu bize müsahhar kılmış, yoksa biz bunu yanaştıramazdık
Emrah Demiryent
swap_vert close
13-14. Siz onların (gemi ve hayvanların) sırtına binip, üzerlerine yerleştiğiniz zaman: “Bunları bizim hizmetimize veren Allah’ı bütün noksan sıfatlardan tenzih ederiz, O’nun şanı çok yücedir, yoksa biz bunlardan istifade etmeye güç yetiremezdik. Ve şüphesiz (hesaba çekilmek üzere) biz, Rabbimizin manevi huzuruna döneceğiz” diyerek (şükredesiniz de) Rabbinizin nimetini hatırlayasınız diye onları sizin istifadenize verdi.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Üzerlerine binip, onlardan yararlanınca, Rabb'inizin verdiği nimetleri anarak: “Bunları, hizmetimize veren Allah ne yücedir; yoksa bizim bunlara gücümüz yetmezdi.” deyin.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
13,14. Tâki sırtlarında karaar kılasınız, sonra üzerlerine yerleşince (kalblerinizle) Rabbinizin ni'metini iyice düşünesiniz ve (dilinizle de) «Bunları bize râmeden Allahın şânı ne yücedir, münezzehdir. Yoksa biz bunlara güc yetiremezdik. Biz herhalde, ancak Rabbimize dönüb gidicileriz», diyesiniz.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
13,14. Tâ ki, onların sırtlarına kurulasınız; sonra üzerlerine yerleştiğiniz zaman, Rabbinizin ni'metini anarak: “Münezzehtir O (Allah) ki, bunu bize itâatkâr kıldı; yoksa (biz)buna güç yetirici kimseler değildik; çünki şübhesiz biz, gerçekten Rabbimize dönecek olanlarız” diyesiniz.(1)
(1)Resûlullah Aleyhissalâtü Vesselâm Efendimiz bir bineğe bindiği zaman, üç kere tekbir getirir, sonra da: سُبْحاَنَ الَّذ۪ي سَخَّرَلَناَ هَذَا وَماَ كُنَّا لَهُ مُقْرِن۪ينَ۞وَاِنَّٓا اِلٰي رَبِّناَ لَمُنْقَلِبُونَ âyetlerini okurdu. (İbn-i Kesîr, c. 3, 286)“Şu meşhud (görünen) saltanat-ı insâniyet ve terakkıyât-ı beşeriye ve kemâlât-ı medeniyet (insanlığın medeniyette ilerlemeleri); celb ile (kendine çekmekle) değil, galebe (üstün gelmek) ile değil, cidâl (mücâdele)ile değil, belki ona onun za‘fı (zayıflığı) için teshîr edilmiş (emrine verilmiş), onun aczi için ona muâvenet(yardım) edilmiş, onun fakrı için ona ihsân edilmiş, onun cehli (câhilliği) için ona ilhâm edilmiş, onun ihtiyâcı için ona ikrâm edilmiş. Ve o saltanatın sebebi, kuvvet ve iktidâr-ı ilmî (ilim gücü) değil, belki şefkat ve re’fet-i Rabbâniye (Cenâb-ı Hakk’ın şefkat ve merhamet etmesi) ve rahmet ve hikmet-i İlâhiyedir ki; eşyâyı(varlıkları) ona teshîr etmiştir. Evet, bir gözsüz akreb ve ayaksız bir yılan gibi haşerâta mağlûb olan insana, bir küçük kurttan ipeği giydiren ve zehirli bir böcekten balı yediren; onun iktidârı değil, belki onun za‘fının semeresi(zayıflığının netîcesi) olan teshîr-i Rabbâniye ve ikrâm-ı Rahmânîdir.” (Sözler, 23. Söz, 117)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ki, sırtlarına kurulasınız (binesiniz), sonra onlara kurulduğunuz (bindiğiniz) zaman, Rabbinizin verdiği nimeti anasınız ve şöyle diyesiniz: “Emrimiz altına almaya gücümüz yetmediği hâlde, bunları bize musahhar eden Allah, münezzeh ve yücedir.”
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Sonra bineklerin her birinin üzerine çıktığınızda Rabbinizin bu nimetlerini hatırlamanız ve “Bizim Allah’a yakınlığımız (kulluğumuz tam) olmadığı halde, bu nimetleri bizim emrimize veren Allah, bütün eksikliklerden uzak ve yücedir”.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
üzerlerine binesiniz de çalabınızın iyiliğini anasınız diye. Üzerlerine binince de şöyle deyin: "Bunlara bizim için boyun eğdiren Allah uludur. Yoksa biz onlarla başa çıkamazdık.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Ta ki onların arkasına doğrulurken [¹] Rabbinizin nimetlerini hatırlayasınız. Üzerine doğrulduğunuz vakitte şöyle diyesiniz: «— Bunu bize müsahhar kılan Tanrı tamamıyle münezzehtir. Yoksa onu zaptedemezdik.
[1] Ayağını üzengiye korken.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Böylece onların sırtlarına/üzerlerine binip yararlanasınız, sonra da yararlandığınızda Rabbinizin nimetini anarak, “Bunları bizim hizmetimize veren Allah’ı her türlü noksanlıktan tenzih ederiz. Yoksa bunlara gücümüz yetmezdi” diyesiniz.
Kadri Çelik
swap_vert close
(Bütün bunlar) Sonuçta sırtlarına binip üzerlerine yerleşince, Rabbinizin nimetini anarak, “Bunu bize ram kılan Allah münezzehtir; aksi takdirde biz buna güç yetirenler değil idik” demeniz içindir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ki, üzerlerine binip dilediğiniz yere rahatça yolculuk edebilesiniz ve onlardan her faydalandığınızda, Rabb’inizin nîmetlerini hatırlayıp şöyle duâ edesiniz: “Bunları bizim hizmetimize veren Allah ne yücedir! Eksik ve noksandan uzak, tam ve mükemmeldir. Sübhandır! O’na sonsuz şükürler olsun! Bize lütfetmiş olmasaydı, biz onları asla boyun eğdiremezdik!”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onun sırtlarına kurulup oturmanız ve sonra üzerine kurulup oturduğunuz zaman rabbinizin nimetlerini anmanız / hatırlamanız için; dersiniz ki: “Bunu bizim için kullanıma sunmuş olan sübhandır / yücedir. Bunu yanaştırmaya güç yetirecek değildik”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Her biri, üzerine atlayıp, Rabb’inizin nimetlerini hatırlamanız için birer vesiledir. Yani, üzerine kurulup: " bunları bizim emrimize veren şu kusursuz ve erişilmez gücün hakkı ödenemez! Yoksa biz bu imkanları sağlayamazdık.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Rabbinizin verdiği nimetleri saygıyla sevgiyle anın! Nimetleri hizmetimize veren Allah’a inanır, yasalarına uyarız deyin! Eğer Allah sizi bu yeteneklerle yaratmasaydı, size bunları vermeseydi, siz güç yetiremezdiniz. Düşünün! Allah sizden akıl etme, bir şeyleri yapma yeteneklerini alsa; ne yapabilirsiniz? Doğru düşünün! Dosdoğru karar verin! Allah sizden çok şey istemiyor. Size adaleti sağlayacak yasalar bildiriyor ki; aranızdaki işler iyi olsun! Çıkarlarınızın peşinde birbirinizin haklarını yemeyin! Barış, esenlik, huzur içinde yaşayın!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Böylece onların (hayvanların) sırtına binip (gemilerin) üzerlerine yerleşince, Rabbinizin nimetini anarak şöyle diyesiniz diye: “Bunu bizim hizmetimize veren (Allah) yücedir, (yoksa) biz bunları (hizmetimize) yanaştıramazdık.
Mehmet Türk
swap_vert close
12,13,14. Bütün çiftleri¹ yaratan ve sizin için gemilerden ve hayvanlardan üzerlerine binmeniz, üzerlerine binince de Rabbinizin nîmetini anarak: “Bizim asla gücümüzün yetmeyeceği bu şeyleri hizmetimize veren (Allah)ın şânı çok yücedir.² Ve biz elbette Rabbimize döneceğiz.” demeniz için³ binitler var eden de O (Allah)’tır.
1 Bk. (Ra’d: 3, Yasin: 36, Zariyat: 49) 2 Eğer Allah, suya kaldırma kuvvetini, petrole enerjiyi, demire dayanma gücünü, yeryüzüne çekim, atmosfere kaldırma kuvvetini, bazı hayvanlara evcilleşme özelliğini vermeseydi, insanın bunları emrinin altına alması, hiç mümkün olur muydu?3 İbnu Ömer (r.a.)’dan: Rasûlullah (s.a.v.) yolculuğa çıkarken hayvanı üzerine binip iyice yerleşince üç defa tekbir alır ve: “-Bizim asla gücümüzün yetmeyeceği bu şeyleri, hizmetimize veren (Allah)’ın şânı çok yücedir. Ve biz elbette, Rabbimize döneceğiz. Ey Allah’ım! Bu yolculuğumuzda senden iyilik, takva ve razı olacağın ameller işlemeyi nasip etmeni dileriz. Ey Allah’ım! Bu yolcuğumuzu kolay kıl, uzağını yakın et. Ey Allah’ım! Yolculukta yardımcımız Sensin, geride bıraktığımız ailemizin koruyucusu da Sensin. Ey Allah’ım! Yolculuğun zorluklarından üzücü şeylerle karşılaşmaktan ve dönüşte malımızda çoluk çocuğumuzda kötü haller görmekten sana sığınırım” der, dönüşünde de bunları söyler ve: -“Biz yolcular, tövbe ederek, Rabbimize ibadet ederek ve hamd ederek dönüyoruz.” cümlelerini ilave ederdi. (Müslim)  
Muhammed Esed
swap_vert close
böyle yapar ki onlara hükmedesiniz ¹¹ ve ne zaman onlardan yararlanırsanız Rabbinizin nimetlerini hatırlayıp “[Bütün] bunları bizim hizmetimize veren O ne yücedir, çünkü [O olmasaydı] biz bunu elde edemezdik;
11 Lafzen, “sırtlarında oturasınız” -yani, bütün klasik müfessirlere göre, yukarıda zikredilen hayvanların ve gemilerin “sırtları”nda. Tekil “onun” zamiri, “bindiğiniz her şey” (mâ terkebûn), ya da başka bir ifadeyle, “taşımada kullandığınız veya kullanabileceğiniz her şey” kavramında somutlaşan kollektif varlığa yöneliktir. Li-testevû ifadesini “onlara hükmedesiniz” şeklinde çevirmeme gelince, istevâ (lafzen, “kendini oturttu/yerleştirdi”) fiilinin çoğu zaman benim kabul ettiğim muhtevaya sahip olduğuna işaret etmek isterim: bkz. Cevherî, Râğıb ve Lisânu’l-‘Arab, sevâ maddesi aynı zamanda Lane IV, 1478.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
13-14. Ki böylece onların üstüne kurulup hükmettiğinizde: “Bütün bunları bizim istifademize sunan Allah’ın şanı ne yücedir yoksa bizim buna asla gücümüz yetmezdi. Şüphe yok ki en sonunda biz Rabbimizin huzuruna çıkacağız,” diyerek Rabbinizin nimetlerini şükranla anasınız. 40/79
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Bu sayede sırtlarına kurulup hükmedesiniz; ve onlara hükmettiğiniz her zaman da, Rabbinizin nimetini anıp şöyle diyesiniz: “Bütün bunları bizim yararımıza bir yasaya bağlayan[⁴³⁷⁷] Allah’ın şanı ne yücedir; aksi halde bizim gücümüz buna asla yetmezdi.
[4377] Veya lâm harfine sıla işlevi yükleyerek: “bizim emrimize veren” (Açıklama için bkz: 14:32, not 29).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
13,14. Onların sırtına binip yerleştiğinizde, Rabbinizin nimetini anasınız ve "Bunları bizim hizmetimize sunan Allah’ın şanı ne kadar yücedir. Yoksa biz bunları kendi gücümüzle asla temin edemezdik, kuşkusuz (sonunda) Rabbimize döneceğiz. ” (bize sunmuş olduğu bu sonsuz nimetlerin hesabını elbette vereceğiz) diyesiniz.
Osman Fırat
swap_vert close
13-14. Ki onların sırtlarına binesiniz, sonra onlara bindiğiniz zaman Rabbinizin ni’metini anasınız ve: "Bunu bizim hizmetimize veren (Allâh)ın şânı yücedir, yoksa biz bunu (hizmetimize) yanaştıramazdık. " Ve biz elbette Rabbimize döneceğiz. ’’ diyesiniz.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Tâ ki, sırtlarında yerleşip oturasınız. Sonra onun üzerine yerleştiğiniz zaman Rabbinizin nîmetini düşünesiniz ve diyesiniz ki: «Bunu bize musahhar eden Rabbimizin şanı pek yücedir. Halbuki, biz bunu zabtedebilenler değil idik.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
13, 14. Ta ki onların üstüne binerken Rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve şöyle diyesiniz: “Bunları bizim hizmetimize veren Allah yüceler yücesidir, her türlü eksiklikten münezzehtir. O lütfetmeseydi biz buna güç yetiremezdik. Muhakkak ki biz sonunda Rabbimize döneceğiz. ”
Hz. Peygamber sefere çıkarken bineğine bindiğinde, “Bismillah” deyip atın üzengisine bastıktan sonra bu âyeti okuyarak üç defa el-Hamdülillah, sonra üç defa Allahu ekber derdi. Sonra bu âyetlerde bildirilen: “Sübhanellezî sehhare lena...” duasını okurdu.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ki onların sırtlarına binesiniz, sonra onlara bindiğiniz zaman Rabbinizin ni'metini anasınız ve (şöyle) diyesiniz: "Bunu bizim hizmetimize veren (Allah)ın şanı yücedir, yoksa biz bunu (hizmetimize) yanaştıramazdık."
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Onlara binesiniz. Sonra rabbinizin ni'metini zikr idesiniz. Onların üstüne bindiğinizde: "Bunı bize teshîr iden Allâh Teal'yı tenzîh ve tesbîh ideriz. Eğer O'nun teshîri olmasa idi biz bunlara yakın bile olamazdık."
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
(Bu binekler) üstünde rahat etmeniz içindir. Rahatladığınız zaman Rabbinizin nimetlerini hatırlamalı ve şöyle demelisiniz: “Bunları hizmetimize veren Allah’a boyun eğeriz; yoksa bunu kendiliğimizden başaramazdık.
Şaban Piriş
swap_vert close
13,14. -Onların sırtlarına bitip oturmanız, sonra da: Rabbiniz'in nimetlerini hatırlamanız, onlara yerleştikten sonra da:-Bunu, hizmetimize veren Allah ne yücedir. Yoksa buna bizim gücümüz yetmezdi ve biz elbette Rabbimiz'e döneceğiz demeniz için..
Ümit Şimşek
swap_vert close
Bu sayede onların sırtlarına kurulursunuz. Onlara bindiğinizde Rabbinizin nimetini hatırlayın ve deyin ki: “Her türlü kusurdan yücedir o Allah ki bunu bizim hizmetimize verdi. Yoksa bizim buna gücümüz yetmezdi.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Ki onların sırtlarına kurulasınız, sonra oraya kurulduğunuzda, Rabbinizin nimetini hatırlaya da şöyle diyesiniz: "Adı ve kudreti yücedir bunu bizim emrimize verenin! Yoksa biz bunu kendimize yanaştıramazdık."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
13-14. tā ķarar dutasız arķaları üzere andan anasız çalabuñuz ni'met in ķaçan kim ķarar dutasız anuñ üzere daħı eyidesiz “arulıġı anuñ kim musaḥḥar eyledi bizüm içün uşbunı daħı olmaduķ aña güci yiterler. daħı bayıķ biz çalabumuz dapa dönicilerüz.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Oturmaġ‐ıçun arḳalarında, üstinde. Andan ṣoñra ẕikr idesiz Tañrıni‘metleri[n] anlar üstine binicek. Daḫı eyidesiz: Münezzehdür ol Tañrı kibunları bize musaḫḫar itdi, bizüm aña gücümüz yitmez‐iken.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Ona görə ki, onları minəsiniz, sonra minib oturduğunuz zaman Rəbbinizin ne’mətini yada salaraq deyəsiniz: “Bunları bizə ram edən Allah pakdır, müqəddəsdir! (Əgər Allahın köməyi olmasaydı) bizim onlara gücümüz çatmazdı.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
That ye may mount upon their backs, and may remember your Lord's favour when ye mount thereon, and may say: Glorified be He Who hath subdued these unto us, and we were not capable (of subduing them);
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
In order that ye may sit firm and square on their backs, and when so seated, ye may celebrate the (kind) favour(4618) of your Lord, and say, "Glory to Him Who has subjected these to our (use), for we could never have accomplished this (by ourselves),
4618 See last note. People of understanding attribute all good to its true and original source viz.: Allah.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
لِتَسْتَوُ۫ا
kurulasınız diye
عَلٰى ظُهُورِه۪
sırtlarına
ثُمَّ
son- ra
تَذْكُرُوا
zikredesiniz
نِعْمَةَ
nimetini
رَبِّكُمْ
Rabb- inizin
اِذَا
o za- man ki
اسْتَوَيْتُمْ
yerleştiniz
عَلَيْهِ
üzerine
وَتَقُولُوا
ve diyesiniz
سُبْحَانَ
Subhân'dır
الَّذ۪ي
O ki
سَخَّرَ
boyun eğdirdi
لَنَا
bize
هٰذَا
bunu
وَمَا كُنَّا
ve biz değildik
لَهُ
buna
مُقْرِن۪ينَۙ
güç yetirenler
(12-14) O, bütün çiftleri yaratan, sırtlarına kurulasınız sonra da üzerlerine yerleştiğiniz zaman Rabbinizin nimetini (hatırlayıp) zikredesiniz ve, "bunu bizim hizmetimize veren (Allah) Subhân'dır (her türlü noksanlıktan münezzehtir), yoksa biz bunlara güç yetiremezdik. Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz" diyesiniz diye sizin için bindiğiniz gemileri ve hayvanları yaratandır.
اِسْتَوَى
Fiil-VIII
س و ي
Yöneldi, eşit oldu, hükümran oldu, yerleşti, istiva etti, olgunlaştı, kuruldu, dikildi
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
ظَهْر
İsim
ظ ه ر
Sırt, arka
ثُمّ
Zarf
ثُمّ
Sonra
ذَكَرَ
Fiil-I
ذ ك ر
Hatırladı, zikretti, andı, öğüt aldı, tezekkür etti
نِعْمَة
İsim
ن ع م
Nimet
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
اِسْتَوَى
Fiil-VIII
س و ي
Yöneldi, eşit oldu, hükümran oldu, yerleşti, istiva etti, olgunlaştı, kuruldu, dikildi
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
سُبْحَان
İsim
س ب ح
Subhân (her türlü noksanlıktan münezzeh olan)
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
سَخَّرَ
Fiil-II
س خ ر
Boyun eğdirdi, amade kıldı, hizmetine verdi, istifadesine verdi, musallat etti
لَنَا
Zamir
لَنَا
Bizim için, bize, bizim
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
لَهُ
Zamir
لَهُ
Onun, ona
مُقْرِنِين
Etken fiil-IV
ق ر ن
Güç yetirenler