close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Yûsuf Sûresi 96. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Felemmâ en câe-lbeşîru elkâhu ‘alâ vechihi fertedde basîrâ(an)(s) kâle elem ekul lekum innî a’lemu mina(A)llâhi mâ lâ ta’lemûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Müjdeci gelip de gömleği gözlerine sürünce Yakup'un gözleri açıldı, görmeye başladı. Demedim mi size, şüphe yok ki Allah bana bildirmiştir, sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim ben dedi.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Vaktâki müjdeci gelip de onu (gömleği) onun (Hz. Yakub’un) yüzüne sürdüğü zaman, hemen gözleri görür olarak (sağlığına) dönüverdi. (Yakub) Dedi ki: "Ben size, sizin bilmediklerinizi (ve akıl erdiremediklerinizi) Allah’tan (bir basiret ve ferasetle) hakikaten bildiğimi (ve Allah’ın Kitabına ve hitabına dayanarak haber verdiğimi) söylemedim mi?"
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Fakat müjdeci çıkagelip Yûsuf'un gömleğini Ya'kub'un yüzüne sürünce, gözü açılıverdi de Ya'kub: “Ben size Allah katından sizin bilmediğinizi biliyorum dememiş miydim?” dedi.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Müjdeci gelip, gömleği Yâkup'un yüzüne koyduğu zaman sevinçten gözleri sağlığına kavuşarak görmeye başladı. “Ben size söylememiş miydim, sizin bilemeyeceğiniz şeyleri Allah'tan gelen vahiylerle ben biliyorum” dedi.
Ahmet Varol
swap_vert close
Müjdeci gelip onu (gömleği) yüzüne koyunca hemen görür hale döndü. (Bunun üzerine): "Ben Allah'tan sizin bilmediğinizi biliyorum, dememiş miydim?" dedi.
Ali Bulaç
swap_vert close
Müjdeci gelip de onu (gömleği) onun yüzüne sürdüğü zaman, gözü görür olarak (sağlığına) dönüverdi. (Yakub) Dedi ki: 'Ben, size bilmediğinizi Allah'tan gerçekten biliyorum demedim mi?'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Fakat, hakikaten müjdeci gelip de gömleği (Yâkub'un) yüzüne bırakınca, gözü açılıverdi: “- Ben size, Allah katından vahy ile, sizin bilemiyeceklerinizi bilirim demedim mi?” dedi.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ne zaman ki müjdeci geldi, gömleği Yakub’un yüzünün üzerine attı, gözleri yeniden görmeğe başladı. “Ben size demedim mi? Allah’tan gelen bilgi ile sizin bilmediğinizi bilirim.” dedi.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Müjdeci gelince, gömleği onun yüzüne koyar koymaz, Yakub görür oldu. Bunun üzerine Ya‘kûb, “Ben size Allah tarafından vahiy ile sizin bilemeyeceğiniz şeyleri bilirim, demedim mi?” dedi.
Besim Atalay
swap_vert close
Müjdeci gelince, onu yüzüne koydu, hemencecik görür oldu, dedi ki : «Size demedim mi? Sizin bilmediğinizi, bilirim Allahın bildirmesiyle»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Öncü olarak gönderilen) müjdeci gelip gömleği (Yakup'un) yüzüne koyunca derhal gözleri açılıverdi. (Bunun üzerine Yakup:) “Ben size, Allah tarafından, sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum dememiş miydim?” dedi.
Hz. Yâkûb’un;“Ben acımı ve ıstırabımı yalnız Allah’a arz ediyorum ve Allah’ın bildirmesi sebebiyle sizin bilmediklerinizi de biliyorum.” (Yusuf 12/86) söylemi bir mucize olarak gerçekleşmiş oluyor.  
Cemil Said
swap_vert close
Haber-i beşâreti getüren gelüb gömleği Ya’kûb’ın yüzine sürdiği gibi Ya’kûb görmeğe başladı.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Müjdeci gelip, gömleği Yakub'un yüzüne bırakınca, hemen gözleri açıldı. Bunun üzerine Yakub "Ben size, Allah katından sizin bilmediğinizi biliyorum dememiş miydim?" dedi.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Müjdeci gelip gömleği Yakub’un yüzüne koyunca gözleri açılıverdi. Yakub, “Ben size, Allah tarafından, sizin bilemeyeceğiniz şeyleri bilirim demedim mi?” dedi.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Müjdeci gelince, gömleği yüzüne koyar koymaz Ya‘kūb tekrar görür hale geldi. Dedi ki: “Ben size, ‘Allah tarafından sizin bilmediklerinizi bilirim’ demedim mi?”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Müjdeci gelince, gömleği onun yüzüne koyar koymaz (Ya'kub)  görür oldu. Ben size: «Allah tarafından (vahiy ile)  sizin bilemeyeceğiniz şeyleri bilirim» demedim mi! dedi.  
 Bu müjdeci Yehuda idi. «Kanlı gömleği babama ben götürmüş ve onu kedere boğmuştum, şimdi de bu gömleği yine ben götüreyim ve sevincine sebep olayım» diyerek Mısır’dan Ken’an iline kadar yalınayak başaçık yürüdüğü rivayet edilir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Müjdeci gelip de onu (gömleği) onun yüzüne atınca, tekrar görmeye başladı ve şöyle dedi: "ALLAH'tan sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum dememiş miydim?"
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Fakat ne zaman ki, gerçekten müjdeci geldi, gömleği Yakub'un yüzüne koydu, hemen gözü açıldı. "Ben size demedim mi, ben Allah'dan sizin bilmediklerinizi bilirim." dedi.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Fakat vaktâ ki hakıkaten müjdeci geldi gömleği yüzüne bıraktı gözü açılıverdi, ben size, dedi: Allahdan sizin bilemeyeceklerinizi bilirim demedim mi?
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Öncü olarak gönderilen) müjdeci gelip gömleği (Ya‘kûb’un) yüzüne koyunca (gözleri) görür hâle geldi. (Bunun üzerine Ya‘kûb,) “Ben size, Allah tarafından, sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum dememiş miydim?” dedi.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Haberci geldiği zaman, onu yüzüne koyunca gözü hemen görmeye başladı. “Ben size demedim mi, ben Allah'tan sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim.” dedi.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Fakat müjdeci gelib de onu (Ya'kubun) yüzüne koyduğu, o da derhal (yeni başdan) görür bir haale geldiği zaman dedi ki: «Ben size bilmeyeceğiniz şeyleri Allahdan muhakkak biliyorum demedim mi»?
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Nihâyet müjdeci gelip onu (o gömleği Ya'kubun) yüzüne koyunca, hemen(gözleri) görür hâle geri geldi. “Size, 'Bilemeyeceğiniz şeyleri Allah tarafından şübhesiz ki ben biliyorum' demedim mi?” dedi.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ne zaman ki müjdeci geldi, gömleği onun (Yakub’un) yüzünün üzerine koydu, (hüzünden dolayı görme yetisi zayıflanmış olan Yakub’un gözleri) tekrar görmeye başladı. “Ben size dememiş miydim? Allah’tan gelen bilgi ile sizin bilmediğinizi bilirim.” dedi. *
(*) Ayrıca oğlu Bünyâmin’in Mısır’da tutulduğunu haber alan Hz. Yakūb’un, diğer oğlu Yûsuf hakkındaki üzüntüleri yeniden depreşti ve üzüntünün şiddetinden gözlerine boz geldi. (Yusuf-86) Bu olay iki şekilde açıklanmıştır: a) 96. âyette “Tekrar görmeye başladı” buyurulduğu için bunu karîne olarak alanlar, boz gelmekten/ ağarmaktan maksat “Üzüntüden ve ağlamaktan dolayı gözünün kapanmasıdır” demişlerdir. Uzmanların açıklamalarına göre nâdir de olsa üzüntüden gözde katarakt oluştuğu ve sonra bir şokla bunun zâil olduğu görülmüştür. b) Râzî’nin de katıldığı (XVIII, 195) ikinci anlayışa göre göze boz gelmesinden maksat ağlayanın göz yaşlarına boğulmasıdır; açılması ise üzüntü ve ağlama sebebinin ortadan kalkması, göz yaşının dinmesidir. Kaynak: (Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 3 Sayfa: 252).  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Müjdeci Yakup’a gelip, (Yusuf’un gömleğini) yüzüne sürdüğünde, Yakup yeniden görmeye başladı ve “Ben, Allah tarafından sizin bilmediklerinizi biliyorum diye, size söylememiş miydim?” dedi.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Ancak, müjdeci gelip de gömleği yüzüne sürünce Yakup’un görmiyen gözleri görür oldu. Yakup dedi: "Ben size demedim mi ki sizin bilmediklerinizi Allah’ın yardımıyla ben bilirim diye?"
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Vaktaki müjdeci geldi. Gömleği Yakub/un yüzüne sürdüğü gibi gözü açıldı. Yakup «— Ben size bilmediğinizi Allah tarafından bilirim demedim mi?» dedi.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Müjdeci gelip (gömleği) Yakup’un yüzüne/önüne bırakınca [elkâhu] derhâl görür hâle geldi. (Yakup), “Ben size Allah tarafından bilmediklerinizi bilirim dememiş miydim?” dedi.
Kadri Çelik
swap_vert close
Müjdeci gelip, gömleği Yakub'un yüzüne bırakınca, hemen gözü görür olarak (eski haline) dönüverdi. Bunun üzerine Yakup, “Ben size, Allah katından sizin bilmediğinizi biliyorum dememiş miydim?” dedi.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Nihâyet, uzun bir yolculuğun ardından kervan, Kenan topraklarına ayak bastı. Öncü olarak gönderilen müjdeci, koşa koşa Yakup’un yanına gelip gömleği onun yüzüne sürünce, Yakupmûcizevî bir şekilde yeniden görmeye başladı ve büyük bir heyecanla, “Ben size, ‘Allah tarafından, sizin bilmediklerinizi bilirim.” dememiş miydim!” diye haykırdı.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Müjdeci gelip gömleği onun yüzüne attığında, görmeye başladı. -“Ben size demedim mi? Ben Allah’tan, bilmeyeceğiniz şeyleri iyi bilirim” dedi.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Müjdeci gelir gelmez gömleği babasının yüzüne doğru fırlattı, gözleri açılıverdi. Babaları: " Demedim mi ben. Allah bana, sizin bilemeyeceğiniz şeyleri fısıldıyor " diye.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Kervandan önce bir müjdeci gelip Yusuf’un gömleğini Yakup’un yüzüne koyunca; Yakup’un gözü açıldı! Hasretle kapanan gözleri görmeye başladı. Yakup çevresindekilere; "Size demedim mi? Ben Allah’ın yardımıyla sizin bilmediklerinizi bilirim?" dedi.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Müjdeci gelince, gömleği yüzüne koyar koymaz (Yakup) görür olmuştu. [*] “Ben size ‘Allah tarafından (Vahiy ile) sizin bilemeyeceğiniz şeyleri bilirim’ dememiş miydim!” demişti.
Bu ifade, Hz. Yakup’un sevinç dolu hali nedeniyle yaşayacağı huzuru ortaya koymaktadır. Hz. Yusuf ve kardeşi Bünyamin’in hüznü sebebiyle gözleri âdeta başka bir şey görmeyen Hz. Yakup, artık her şeyi görür olmuştu. Olay, kör olup sonra da görür olmak anlamında ise zaten bu türden izahlara gerek kalmamaktadır. Yüce Allah gerçeği bilendir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Müjdeci gelip o (gömleği), Yâkûb’un yüzüne sürüp de gözü görmeye başlayınca (Yâkûb): “Ben, Allah tarafından (verilen bir bilgi ile) sizin bilmediğiniz (birçok) şeyi biliyorum demedim mi?” ¹ dedi.
1 Hz. Yâkûb (a.s)’ın 86. âyette söylediği bu söz, mûcize olarak gerçekleşmiş oldu.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Fakat ne zaman ki müjdeci çıkagelip [Yusuf’un gömleğini] o’nun yüzüne sürdü ve o’nun gözleri ışığına kavuştu, “Ben size, ‘ben Allah katından sizin bilmediğinizi biliyorum’ dememiş miydim?” ⁹⁵ diye haykırdı.
95 Bkz. yukarıda 86. ayet.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Nihayet müjdeci gelip gömleği Yakup’un yüzüne sürünce, hemen görmeye başladı. Bunun üzerine: “Ben size, Allah’ın lütfuna dair sizin bilmediğiniz birçok şeyi biliyorum dememiş miydim?” dedi. 12/86
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Nihayet müjdeci ulaşıp da o (gömleği) yüzüne sürünce, derhal[¹⁹¹⁴] gözleri ışığa yeniden kavuştu; “Ben size dememiş miydim’ dedi, ‘herhalde ben Allah sayesinde sizin bilmediklerinizi biliyorum’ diye?”[¹⁹¹⁵]
[1914] “Derhal” anlamı bazılarınca zaid sayılan en edatının anlama katkısıdır. [1915] Vahiy, ilâhî kudret delîli olan bir olayın ardından kendine has bir ‘rasyonellik’ üretiyor: olağanüstü ile bilgi arasında ince bir bağ kuruyor. Vahyin ürettiği bu kendine has rasyonelliğin olmazsa olmaz temeli Allah’a kayıtsız şartsız teslimiyettir. Evet teslimiyet, rasyonelliğin ulaşabileceği son sınırdır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Fakat ne zaman ki (kafileden) müjdeci geldi, gömleği yüzüne koyar koymaz Yakub görür hale geldi onlara: "Ben sizin bilmediğiniz şeyleri Allah tarafından (vahiy ile) bilirim, demedim mi?" dedi.
Osman Fırat
swap_vert close
Müjdeci gelip gömleği (Yakub’un) yüzüne koyunca gözleri açılıverdi. ( Yakub): "Ben size, Allah tarafından, sizin bilemeyeceğiniz şeyleri bilirim demedim mi?" dedi.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Vaktâ ki müjdeci geldi, onu yüzünün üzerine koydu, hemen görücü haline döndü. Dedi ki: «Ben size dememiş mi idim ki, sizin Allah'tan bilmeyeceklerinizi ben bilirim?»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Müjdeci gelip de gömleği Yâkub'un yüzüne sürünce gözleri açıldı ve: “Ben sizin bilmediklerinizi Allah tarafından vahiy yolu ile bilirim dememiş miydim? ” dedi.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Müjdeci gelip de (Yusuf'un gömleği)ni (Ya'kub'un) yüzüne koyunca, derhal (gözü açıldı), görür oldu: "Size demedim mi ben, Allah'tan sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim?" dedi.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Vaktâ ki gömleği hâmil olan müjdeci geldi. Ve onı Ya'kûb'un yüzi üzerine koydı, görmesi 'avdet itdi. Ve: "Ben size dimedim mi ki, ben Allâh tarafından sizin bilmediğinizi bilirim" didi.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Müjdeci gelip gömleği yüzünün üstüne bırakınca Yakup tekrar görmeye başladı. “Size dememiş miydim sizin bilmediğiniz bir şeyi ben, Allah’ın bildirmesiyle biliyorum, diye?”
Şaban Piriş
swap_vert close
Müjdeci gelip, gömleği Yakub'un yüzüne atınca, hemen gözleri açıldı. Bunun üzerine:-Ben size, Allah tarafından sizin bilmediğinizi biliyorum dememiş miydim? dedi.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Müjdeci geldiğinde gömleği yüzüne sürdü ve gözü açıldı. “Ben size Allah'ın lütfuyla sizin bilmediğinizi bilirim demedim mi?” dedi.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Müjdeci gelip gömleği yüzünün üstüne bırakınca, gözü derhal görür hale geldi. Yakub: "Ben size demedim mi? Allah'ın izniyle sizin bilmediklerinizi bilirim." diye konuştu.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes ol vaķt kim geldi muştılayıcı bıraķdı anı ya'nį göñlegi yüzi üzere pes döndi görici eyitti “eyitmedüm mi size bayıķ ben bilürin Tañrı’dan anı kim bilmezsiz.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Pes ḳaçan kim muştılayıcı geldi, bıraḳdı göñlegi. Ya‘ḳūb yüzine dutdı, gözievvelki gibi görür oldı. Ya‘ḳūb eyitdi: Ben size eyitmez mi‐düm ki ben bi‐lürem Tañrı fażlından siz bilmegeni, didi.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Muştuluqçu gəlib köynəyi (Yə’qubun) üzünə sürtən kimi onun gözləri açıldı və o: “Məgər sizə demədimmi ki, mən Allahdan (gələn vəhy ilə) sizin bilmədiklərinizi bilirəm!” söylədi.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Then, when the bearer of glad tidings came, he laid it on his face and he became a seer once more. He said: Said I not unto you that I know from Allah that which ye know not?
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Then when the bearer(1772) of the good news came, He cast (the shirt) over his face, and he forthwith(1773) regained clear sight.(1774) He said: "Did I not say to you, ´I know from Allah that which ye know not?´"(1775)
1772 We may suppose this to have been Judah (see notes 1752 and 1753 above) who was pledged to his father for Benjamin, and who could now announce the good news not only of Benjamin but of Joseph. We can imagine him hurrying forward, to be the first to tell the news, though the plural pronoun for those whom Jacob addresses in this verse, and for those who reply in the next verse, shows that all the brothers practically arrived together. 1773 The particle fa ("then") has here the force of "forthwith". 1774 Jacob's sight had grown dim; his eyes had become white with much sorrow for Joseph (see 12:84 above). Both his physical and mental vision now became clear and bright as before. 1775 He had said this (12:86) when everything was against him, and his sons were scoffers. Now they themselves have come to say that his faith was justified and his vision was true.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَلَمَّٓا اَنْ
ne zaman ki
جَٓاءَ
geldi
الْبَش۪يرُ
müjdeci
اَلْقٰيهُ
onu bı- raktı
عَلٰى وَجْهِه۪
yüzüne
فَارْتَدَّ
hemen geri geldi
بَص۪يراًۚ
görür hâle
قَالَ
dedi
اَلَمْ اَقُلْ
demedim mi
لَكُمْ
size
اِنّ۪ٓي
şüphe- siz ben
اَعْلَمُ
bilirim
مِنَ اللّٰهِ
Allah tarafından
مَا
o şey-leri ki
لَا تَعْلَمُونَ
bilmiyorsunuz
Nihayet müjdeci gelince, (Yûsuf'un gömleğini) onun yüzüne koyar koymaz (Yakûb) görür oldu. (Yakûb) "Ben size, Allah tarafından sizin bilemeyeceğiniz şeyleri bilirim, demedim mi!" dedi.
لَمَّا
Zaman zarfı
لَمَّا
Ne zaman ki, zaman, vakit
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
بَشِير
İsim
ب ش ر
Müjdeci, müjdeleyici
اَلْقَى
Fiil-IV
ل ق ي
Attı, saldı, teklif etti, bıraktı, verdi, ilka etti, laf attı, karşı karşıya geldi, ulaştırdı
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
وَجْه
İsim
و ج ه
Yüz, vech, teveccüh
اِرْتَدَّ
Fiil-VIII
ر د د
Döndü, geri geldi
بَصِير
İsim
ب ص ر
Basîr (Allah'ın esması, ismidir. Gizli ve açık her şeyi gören demektir), gören, görücü
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
لَكُمْ
Zamir
لَكُمْ
Sizin için, size
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi