close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Yûsuf Sûresi 88. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Felemmâ deḣalû ‘aleyhi kâlû yâ eyyuhâ-l’azîzu messenâ veehlenâ-ddurru veci/nâ bibidâ’atin muzcâtin feevfi lenâ-lkeyle vetesaddek ‘aleynâ(s) inna(A)llâhe yeczî-lmutesaddikîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Huzuruna girdikleri zaman ey aziz dediler, biz de darda kaldık, açlığa düştük, ailemiz de ve pek değersiz bir karşılıkla geldik, bize zahire ver ve tasadduk et bize, şüphe yok ki Allah lutfedenleri sever.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Vaktâki (üvey kardeşleri gidip) böylece onun (Yusuf’un) huzuruna girdikleri zaman, dediler ki: "Ey Vezir, bize ve ailemize şiddetli bir darlık (kıtlık) dokunmuş vaziyettedir; (bu nedenle bizler, sizin yanınızda) önemi olmayan az bir sermaye ile (tekrar kapınıza) gelmişizdir. Bize artık (yine) ölçeği (ihtiyacımız olan şeyleri) tam olarak ver ve bize ilave bir bağışta (sadaka ve hayırda) bulunup (sevindir). Şüphesiz Allah, tasaddukta bulunanlara karşılığını verir."
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Bunun üzerine Ya'kub'un oğulları, tekrar Mısır'a gidip Yûsuf'un yanına girdikleri zaman dediler ki: “Ey aziz! Biz ve ailemiz yine darlık ve sıkıntıya düştük ve pek değersiz bir sermaye ile geldik. Sen bizim için, ölçeği tam tut ve bize karşı cömert ol. Çünkü Allah cömertçe verenleri ödüllendirir.”
Ahmet Tekin
swap_vert close
Sonra tekrar Mısır'a gidip, Yûsuf'un huzuruna girince: “Ey Devletlü vezir, biz ve ailemiz felâketler, sıkıntılar içinde, ekonomik dar boğazda, kıtlık seneleri yaşıyoruz. Pek az bir sermaye ile geldik. Bize dolu dolu ölçeklerle ver; ayrıca bize, zekâtına, sadakana sayarak bağışta bulun. Allah, imanda sadakatlerinin ve kemallerinin ifadesi olan sadaka, zekât verenleri, bağışta bulunanları mükâfatlandırır.” dediler.
Ahmet Varol
swap_vert close
(Kardeşleri Yusuf'un) yanına girdiklerinde: "Ey Aziz! Bize ve ailemize darlık dokundu ve pek değersiz bir sermaye ile geldik. Sen yine de bize tam ölçek ver ve bize ayrıca bağışta bulun. Allah bağışta bulunanları mükâfatlandırır" dediler.
Ali Bulaç
swap_vert close
Böylece onun (Yusuf'un) huzuruna girdikleri zaman, dediler ki: 'Ey Vezir, bize ve ailemize şiddetli bir darlık dokundu; önemi olmayan bir sermaye ile geldik. Bize artık (yine) ölçeği tam olarak ver ve bize ilave bir bağışta bulun. Şüphesiz Allah, tasaddukta bulunanlara karşılığını verir.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Bunun üzerine Yâkub'un oğulları Mısıra gidip Yûsuf'un huzuruna varınca şöyle dediler: “- Ey Vezir! Bize ve ailemize zaruret ve ihtiyaç çöktü; çok kıymetsiz bir sermaye ile de geldik. Yine bize tam ölçek zahire ver; ayrıca sadaka da ihsan et. Şüphe yok ki Allah, sadaka verenleri mükâfatlandırır.”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Yusuf’un yanına girdiklerinde: “Ey güçlü Bakan! Biz ve ailemiz, zararlı bir duruma düşmüşüz. Ve çok az bir sermaye ile gelmişiz. Sen bize tam bir ölçek ver. Ve bir miktar da bağışla. Çünkü Allah, bağış yapanları mükâfatlandırır..” dediler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Ya‘kûb'un oğulları tekrar Mısır'a, Yûsuf'un yanına döndüklerinde dediler ki: “Ey Aziz! Bize ve çocuklarımıza darlık dokundu, değersiz bir sermaye ile geldik; ama sen bizim için tam ölçü ver, bize bağışta bulun. Şüphesiz, Allah bağışta bulunanları ödüllendirir.”
Besim Atalay
swap_vert close
Yusuf'un yanına geldiklerinde, dediler ki: «Ey başkan! Darlık geldi bize de, bizim ailemize de, az parayla gelmişiz, bize tüm ver ölçeği, üstünü sadaka say, Allah ödüllendirir sadaka verenleri»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Bunun üzerine (hem araştırmak hem de erzak almak için Mısır'a geldiler), Yusuf'un yanına girdiklerinde: “Ey vezir! “Biz ve ailemiz sıkıntıya düştük, (bu sefer) pek az bir sermaye ile geldik. (Sen yine de) zahiremizi tam ölçekle ver ve bize bağışta bulun. Şüphesiz Allah, sadaka verenleri mükâfatlandırır” dediler.
Cemil Said
swap_vert close
Evlâd-ı Ya’kûb ’avdet idüb de Yûsuf’ın yanına dâhil oldukları vakit âna didiler ki: "Ey ’Azîz bize ve ’âilemize zarûret çökdi sana az bir şey getüriyoruz lâkin bize sadaka vir, ölçüyi doldır Allâh sadaka virenlerin mükâfâtını i’tâ ider."
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Kardeşleri vezirin yanına vardıklarında: "Ey Vezir! Biz ve çoluk çocuğumuz darlığa uğradık; pek değersiz bir malla geldik; ölçeği bize tam yap ve sadaka ver; Allah sadaka verenleri şüphesiz mükafatlandırır" dediler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Bunun üzerine (Mısır’a dönüp) Yûsuf’un yanına girdiklerinde, “Ey güçlü vezir! Bize ve ailemize darlık ve sıkıntı dokundu. Değersiz bir sermaye ile geldik. Zahiremizi tam ölç, ayrıca bize sadaka ver. Şüphesiz Allah, sadaka verenleri mükâfatlandırır” dediler.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Yûsuf’un huzuruna girdiklerinde dediler ki: “Ey Aziz! Bizi ve ailemizi kıtlık bastı ve biz, az bir bedel ile geldik. Yine de bize talebimizi karşılayacak kadar ver; bize bağışta da bulun. Şüphesiz Allah bağış yapanları mükâfatlandırır.”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Yusuf'un yanına girdiklerinde dediler ki: Ey aziz! Bizi ve ailemizi kıtlık bastı ve biz değersiz bir sermaye ile geldik. Hakkımızı tam ölçerek ver. Ayrıca bize bağışta da bulun. Şüphesiz Allah sadaka verenleri mükâfatlandırır.
Edip Yüksel
swap_vert close
(Yusuf'un) Huzuruna girince, "Sayın ekselans, bize ve ailemize darlık dokundu; bu yüzden değersiz bir eşya ile geldik. Ama sen bize tam ölçü ver, bize yardımda bulun. ALLAH sadaka verenleri ödüllendirir," dediler.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Sonra (Mısır'a gidip) onun huzuruna girince, dediler ki: "Ey şanlı vezir! Biz ve çoluk çocuğumuz sıkıntı içindeyiz. Pek az bir sermaye ile geldik. Sen bize yine ölçek (zahire) ver, ayrıca sadaka da ihsan eyle. Çünkü Allah sadaka verenleri muhakkak mükafatlandırır."
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bunun üzerine vataki huzuruna girdiler, ey şanlı Azîz, dediler: bize ve ıyalimize zaruret messeti, pek ehemmiyetsiz bir sermaye ile de geldik, yine bizi tam ölçü ver ve bize tesadduk buyur, çünkü Allah, tasadduk edenlere mükâfatını verir
Emrah Demiryent
swap_vert close
Bunun üzerine (Ya‘kûb’un evlatları hem kardeşlerini araştırmak, hem de erzak almak için Mısır’a geldiler). Yûsuf’un yanına girdiklerinde, “Ey vezir! Biz ve ailemiz sıkıntıya düştük, (bu sefer) pek az bir sermaye ile geldik. (Sen yine de) zahîremizi tam ölçekle ver ve bize bağışta bulun. Şüphesiz Allah, sadaka verenleri mükâfatlandırır” dediler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Sonra onun yanına girdiklerinde: “Ey saygıdeğer Azîz!¹ Bize ve ailemize darlık dokundu. Az bir sermaye ile geldik. Bize tam ölçek ver ve bize tasaddukta² bulun. Kuşkusuz, Allah tasadduk edenlerin ödülünü verir.” dediler.
1- Yönetici, vezir. 2- Karşılıksız yardımda bulun.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Bunun üzerine (Ya'kubun oğulları tekrar Mısıra gidib Yuusufun) huzuruna girdikleri zaman dediler ki: «Ey azîz, bizi de, ailemizi de darlık basdı. Pek ehemmiyyetsiz bir sermâye ile geldik. Bize yine tam ölçek ver. Hakkımızda ayrıca lütufkârlık da et. Zîrâ Allah lûtufkârları mükâfatlandırır».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Bunun üzerine (kardeşleri tekrar Mısır'a gelip Yûsuf'un) huzûruna girdiklerinde dediler ki: “Ey azîz! Bize ve âilemize zarûret (kıtlık ve açlık) dokundu ve pek ehemmiyetsiz bir sermâye ile geldik; (sen) yine de bize ölçeği tam olarak ver ve bize(ayrıca) bağışta bulun! (Bize fazladan erzak ver ve kardeşimiz Bünyâmin'i bize lûtfet!)Muhakkak ki Allah, sadaka verenleri mükâfâtlandırır.”
İhsan Aktaş
swap_vert close
Onlar (Mısır’a dönüp) Yusuf’un yanına girdiklerinde: “Ey Aziz! Biz ve ailemiz sıkıntıya düştük, (bu sefer) pek az bir sermaye ile geldik. Bize (yine) ölçüyü (ihtiyacımız olan şeyleri) tam ver. Bize bağışta bulun. Şüphesiz ki Allah bağışta bulunanları mükâfatlandırır.”
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Yusuf’un huzuruna girdiklerinde “Ey Aziz! Bize ve ailemize zarar (sıkıntı) isabet etti. Vereceğin ürüne karşılık, az karşılık getirdik. Eğer, getirdiklerimizin karşılığından fazlasını verirsen, bu fazlalık senin için sadaka olur. Allah sadaka verenlerin karşılığını verir” dediler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Bunun üzerine Yusuf’un yanına varınca dediler: "Ey vezir! Biz de, çoluğumuz çocuğumuz da darlık içindeyiz. Buraya değersiz mallarla gelmiş bulunuyoruz. Sen bize yine ölçeği tam ver. Bu, senin bize sadakan olsun. Çünkü Allah sadak verenlerin karşılığını verir."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Vaktaki Yusuf/un nezdine girdiler, dediler ki Vezir! Bizi ve ailemizi zaruret sardı. Biz az bir sermaye ile geldik, bize ölçeği tam ver, bize sadaka ver [¹], Allah sadaka verenlerin mükâfatını verir.
[1] Sermayemizin naçizliğine bakma, veya kardeşimizi bize bağışla.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Bunun üzerine (Mısır’a dönüp) Yûsuf’un huzuruna girdiklerinde, “Ey Vezir [Azîz]! Bize ve ailemize yine sıkıntı ve darlık dokundu. Değersiz şeylerle geldik. Sen tartımızı tam yap ve ayrıca bize bağışta bulun! Muhakkak ki Allah tasaddukta bulunanları/bağış yapanları¹⁶ ödüllendirir” dediler.
16 Burada “tasadduk”tan yani bağıştan amacın, Bünyamin’in bağışlanması anlamında olduğunu da düşünebiliriz.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Kardeşleri (Yusuf'un) yanına vardıklarında, “Ey Aziz! Biz ve ailemize şiddetli bir darlık dokundu. Pek değersiz bir sermayeyle geldik. Ölçeği bize tam yap ve sadaka ver. Allah sadaka verenleri şüphesiz mükâfatlandırır” dediler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Böylece hem araştırma, hem de erzak temin etme amacıyla Mısır’a geldiler. Yûsuf’un huzuruna çıkınca, “Ey vezir hazretleri!” dediler, “Bizi ve çoluk çocuğumuzu kıtlık perişan etti ve işte, yine erzak satın almak üzere, şu gördüğün değersiz sermaye ile huzuruna geldik; sen yine de bize tam ölçekle dolu dolu erzak ver ve bize bağışta bulun; elbette Allah, muhtaç kullarına bağışta bulunanları ödüllendirecektir.”İşte o anda, Yusuf’un kendisini tanıtma zamanı gelmişti:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onun (Yûsuf’un) yanına girdiklerinde: “Ey Azîz! Bize ve ailemize Zorluk / Sıkıntı / Zaruret çöktü. Çok değersiz bir takas bedeli / sermaye ile geldik. Bize Ölçeği tam tut; sadaka ver! Allah, Sadakaverenler’i mükâfatlandırır” dediler.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Kardeşler Yusuf'un huzuruna çıktılar: " Sayın bakan! Ailecek başımız dertte. Getirdiğimiz mal eksik ama, sen yine bize tam versen de, üstünü bize bağışlasan olur mu, Allah bağışta bulunanlara karşılığını verecektir. "
Mehmet Çoban
swap_vert close
Bunun üzerine Yakup’un oğulları tekrar Mısır’a döndüler. Yusuf’un huzuruna çıkarak dediler ki; "Ey Aziz! Bize ve çocuklarımıza darlık sıkıntı dokundu. Çok az bir parayla geldik. Ama sen bizim için bu seferde tam ölçü ver. Fazla vereceğin şeyler bize yardımın olsun. Çünkü Allah ihtiyaç içinde olanlara yardım edenleri mükâfatlandırır."
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Kardeşleri) Yusuf’un yanına girdiklerinde şöyle demişlerdi: “Ey vezir! Bizi ve ailemizi kıtlık bastı ve biz değersiz (az) bir sermaye ile geldik. Hakkımızı tam ölçerek ver! (Ayrıca) bize bağışta da bulun! Şüphesiz ki Allah bağışta bulunanları ödüllendirir.”
Mehmet Türk
swap_vert close
(Yûsuf’un kardeşleri Mısır’a gidip Yûsuf’un) huzuruna girdikleri zaman: “Ey Vezir! Biz ve çoluk çocuğumuz çok sıkıntı içerisindeyiz, az bir sermaye ile de geldik ama bize biraz ihsanda bulunarak erzakımızı tam ver. Şüphesiz ki Allah tasaddukta bulunanları mükâfatlandırır.” dediler.
Muhammed Esed
swap_vert close
[YAKUB’un oğulları Mısır’a geri dönüp Yusuf’un] huzuruna çıktıklarında, “Ey soylu kişi!” dediler, “Biz ve ailemiz (yine) darlık ve sıkıntıya düştük ve pek değersiz bir şeyle ⁸⁹ çıkıp geldik; sen yine de bizim için tartıyı tam tut ve bize karşı cömert ol; çünkü Allah cömertçe verenleri ödüllendirir!”
89 Yani, zahireyle takas etmeyi düşündükleri mallar (bkz. yukarıda 60. not).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Kardeşleri Yusuf’un yanına girdiklerinde: “Ey Aziz! Biz ve ailemiz sıkıntı ve darlık içindeyiz, üstelik size getirdiğimiz para da çok az bir miktar. Ama sen yine de bize ölçeği dolu dolu ver ve bize fazladan bağışta bulun. Şüphe yok ki Allah, bağışta bulunanları ödüllendirir.” dediler. 3/195, 16/97, 39/34-35
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
DERKEN onlar (tekrar Mısır’a gelip Yusuf’un) huzuruna çıktılar: “Ey saygın yönetici!” dediler, “Biz ve ailemiz kıtlıktan dolayı perişan olduk; üstelik bedel (olarak) getirdiğimiz şeyler de pek yetersiz. Buna rağmen sen (yine de) bize tam ölçek ver! İstersen üzerine ikramını (da ilave) et! Unutma ki Allah ikram edenlerin karşılığını verir.”
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Bunun üzerine tekrar Mısır'a gittiler) Yusuf’un huzuruna vardıklarında: "Ey Aziz, bizi de ailemizi de darlık bastı, (çok sıkıntı içindeyiz). Buraya kadar az bir sermaye ile geldik, bize gene tam ölçek ver, ayrıca bizlere bağışta da bulun. Şüphe yok ki Allah sadaka verenleri mükafatlandırır" diye yalvardılar.
Osman Fırat
swap_vert close
(Ya’kub’un oğulları) Ne zaman ki Yûsuf’un yanına girdiklerinde dediler ki: "Ey vezir ailemize darlık dokundu, değersiz de bir sermaye ile geldik, ama sen bizim için tam ölçü ver, bize tasadduk eyle; çünkü Allâh, tasadduk edenleri mükâfâtlandırır."
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Vaktâ ki, O'nun huzuruna girdiler. Dediler ki: «Ey azîz! Bizi de, ailemizi de zaruret kapladı ve bir değersiz sermaye ile gelmiş olduk. Artık bize ölçüyü tamamla, ve bize tasaddukta bulun. Şüphe yok ki, Allah Teâlâ tasaddukta bulunanları mükâfaata erdirir.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Onlar Mısır'a varıp Yusuf'un huzuruna girerek “Aziz vezir! dediler, biz de, ailemiz de yine darlık ve sıkıntıya düştük, biz bu sefer pek az bir meblağ getirebildik. Lütfen bize tahsisatımızı tam ölçek ver de, parasını veremediğimiz kısmı da sadakanız olsun. Şüphesiz ki Allah tasadduk edenleri fazlasıyla ödüllendirir. ”
Süleyman Ateş
swap_vert close
(Ya'kub'un oğulları, tekrar Mısır'a) Yusuf'un yanına döndüklerinde dediler ki: "Ey vezir, bize ve çocuklarımıza darlık dokundu, değersiz de bir sermaye ile geldik, ama sen bizim için tam ölçü ver, bize tasadduk eyle; çünkü Allah, tasadduk edenleri mükafatlandırır."
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Evlâd-ı Ya'kûb (Mısır'a gelerek) Yûsuf'un huzûrına girdiklerinde: "Ey 'Azîz! Bizi ve ehlimizi muzâyaka mess itdi. Az ve i'tibârsız sermâye ile sana geldik, bize zahîre vir ve tasadduk it. Allâh Te'âlâ tasadduk idenleri mükâfât ider" didiler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Gidip Yusuf’un huzuruna çıkınca şöyle dediler: “Sayın vezirim! Darlık bizi ve ailemizi de vurdu. Buraya derleyip toplayabildiğimiz bir sermayeyle geldik. Sen bize tahsisatımızı tam ver; sadakan olsun. Allah sadaka verenlere karşılığını verir.”
Şaban Piriş
swap_vert close
Kardeşleri Yusuf'un yanına girdiklerinde: -Ey Aziz! Biz ve ailemiz sıkıntı ve ihtiyaç içerisindeyiz; pek değersiz bir malla geldik; ölçeği bize bol tut ve sadaka ver; Allah sadaka verenleri şüphesiz mükafatlandırır, dediler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Yusuf'un huzuruna girdiklerinde, “Ey Aziz,” dediler. “Biz ve ailemiz darlığa düştük; bu defa pek az bir sermaye ile gelebildik. Sen bize yine erzakımızı tam ver de üstü senin bağışın olsun. Allah bağışta bulunanları muhakkak ödüllendirir.”
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Tekrar Yûsuf'un yanına girdiklerinde şöyle dediler: "Ey Vezir! Bize de ailemize de zorluk dokundu. Önemsiz bir sermaye ile geldik. Sen bize tam ölçü zahire ver, bize sadaka vermiş ol. Allah, karşılıksız verenleri ödüllendirir."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes ol vaķt kim girdiler anuñ üzere eyittiler “iy 'azįz ya'nį meliki yoķandı bize daħı ķavmumuza ziyān ya'nį açlıķ daħı getürdük bezirgenlik malın sürilmiş pes tamām eyle bizüm içün ölçmeġi daħı śadaķa vir bize bayıķ Tañrı yanud virür śadaķa viricilere.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ol vaḳt ki girdiler Yūsuf üstine, eyitdiler: Yā mālik ki ‘azīzsin, yitişdi veehlümüze daḫı ziyān açlıḳdan. Daḫı geldük azacuḳ biżā‘at‐ıla. Pes tamām virbize ölçegi, daḫı bize iḥsān eyle ḳardaşumuzı. Tañrı çoḳ müzd virür ṣadaḳaidenlere.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Yə’qubun oğulları Misirə gəlib Yusifin) hüzuruna daxil olanda dedilər: “Ey vəzir! Bizə və ailəmizə müsibət (quraqlıq, qıtlıq, aclıq) üz vermişdir. Bir az dəyərsiz malla (sənin yanına) gəlmişik. (Buna baxmayaraq, yenə də onun müqabilində) bizim üçün ölçünü düz elə (bolluca ərzaq ehsan et) və bizə sədəqə ver. Həqiqətən, Allah sədəqə verənləri mükafatlandırar!”
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And when they came (again) before him (Joseph) they said: O ruler! Misfortune hath touched us and our folk, and we bring but poor merchandise, so fill for us the measure and be charitable unto us. Lo! Allah will requite the charitable.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Then, when they came (back) into (Joseph´s) presence(1764) they said: "O exalted one! distress has seized us and our family: we have (now) brought but scanty capital: so pay us full measure, (we pray thee), and treat it as charity to us: for Allah doth reward the charitable."
1764 The nine brothers come back to Egypt according to their father's direction. Their first care is to see the WazTr. They must tell him of all their father's distress and excite his pity, if perchance he might release Benjamin. They would describe the father's special mental distress as well as the distress which was the common lot of all in famine time. They had spent a great part of their capital and stock in trade. They would appeal to his charity. It might please so great a man, the absolute governor of a wealthy state. And they did so. Perhaps they mentioned their father's touching faith, and that brought Joseph out of his shell, as in the next verse.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَلَمَّا
bunun üzerine ne zaman ki
دَخَلُوا
girdiler
عَلَيْهِ
huzu- runa
قَالُوا
dediler
يَٓا اَيُّهَا
ey
الْعَز۪يزُ
aziz
مَسَّنَا
bize do- kundu
وَاَهْلَنَا
ve ailemize
الضُّرُّ
bir zarar
وَجِئْنَا
ve geldik
بِبِضَاعَةٍ
bir sermaye ile
مُزْجٰيةٍ
değersiz
فَاَوْفِ
yinede tam ver
لَنَا
bize
الْكَيْلَ
ölçeği
وَتَصَدَّقْ
ve bağışta bulun
عَلَيْنَاۜ
bize
اِنَّ
şüp- hesiz
اللّٰهَ
Allah
يَجْزِي
mükâfat- landırır
الْمُتَصَدِّق۪ينَ
sadaka verenleri
Bunun üzerine (kardeşleri tekrar Mısır'a gidip Yûsuf'un) huzuruna girdiklerinde dediler ki: "Ey aziz! Bize ve ailemize bir zarar dokundu (kıtlık belimizi büktü) ve biz değersiz bir sermaye ile (sana) geldik. Sen yine de bize ölçek(le buğday)ı tam olarak ver ve bize (ayrıca bir) bağışta bulun (da kardeşimiz Bünyamin'i bize geri ver)! Şüphesiz ki Allah sadaka verenleri mükâfatlandırır."
لَمَّا
Zaman zarfı
لَمَّا
Ne zaman ki, zaman, vakit
دَخَلَ
Fiil-I
د خ ل
Girdi, (zifafa) girdi, dâhil oldu, sokuldu
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
يَا
Nida edatı
يَا
Ey!
اَيُّهَا
Edat
اَيُّهَا
Ey! (Bir hitap biçimidir)
عَزِيز
İsim
ع ز ز
Azîz (Allah'ın ismi, esmasıdır. Bütün şeref ve kudretin sahibi olan demektir), üstün, aziz, güçlü, şerefli, izzet sahibi, meşakkatli
مَسَّ
Fiil-I
م س س
Dokundu, gelip çattı
اَهْل
İsim
ا ه ل
Ehl, halk, aile, sahip
ضُرّ
İsim
ض ر ر
Zarar, sıkıntı
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
بِضَاعَة
İsim
ب ض ع
Bir ticaret malı, sermaye
مُزْجٰية
Edilgen fiil-IV
ز ج و
Değersiz
اَوْفٰى
Fiil-IV
و ف ي
Yerine getirdi, tam yaptı, vefa gösterdi
لَنَا
Zamir
لَنَا
Bizim için, bize, bizim
كَيْل
İsim
ك ي ل
Ölçü, ölçek
تَصَدَّقَ
Fiil-V
ص د ق
Sadaka verdi, bağışladı
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
جَزٰى
Fiil-I
ج ز ي
Ödedi, mükâfatlandırdı, cezalandırdı, karşılığını verdi
مُتَصَدِّقِين
Etken fiil-V
ص د ق
Sadaka veren erkekler