close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Yûsuf Sûresi 76. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Febedee bi-ev’iyetihim kable vi’â-i eḣîhi śümme-staḣracehâ min vi’â-i eḣîh(i)(c) keżâlike kidnâ liyûsuf(e)(s) mâ kâne liye/ḣuże eḣâhu fî dîni-lmeliki illâ en yeşâa(A)llâh(u)(c) nerfe’u deracâtin men neşâ/(u)(c) vefevka kulli żî ‘ilmin ‘alîm(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Yusuf, kardeşinin yükünden önce onların yüklerini araştırmaya başladı, sonra da yitiğini kardeşinin yükünden çıkardı. Yusuf'a, böyle bir düzende bulunmasını emrettik, yoksa Allah dilemedikçe padişahın dinince kardeşini esir edemezdi; dilediğimizin derecelerini yüceltiriz ve her bilgi sahibinin üstünde bir bilen var.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Bunun üzerine (Hz.) Yusuf, kardeşi (Bünyamin)nin yükünden önce, (bu danışıklı dövüş anlaşılmasın diye) diğerlerinin yüklerini (aramaya) başladı. Sonunda (kaybolan eşyayı öz) kardeşi (Bünyamin)nin yükünden (bulup) çıkardı. (Böylece hem Bünyamin’i yanında alıkoymak için artık geçerli bir gerekçesi vardı, hem de öz kardeşini Kralın kanunlarına göre feci şekilde dövülmekten ve ağır tazminata mahkûm edilmekten kurtarmıştı.) İşte Biz, Yusuf’a bu şekilde bir "Keyd" (hile-tedbir, plan) öğretmiştik. Aksi halde Melikin dinine (Kralın kanunlarına) göre kardeşini (yanında) tutamayacaktı (tutsa da ağır cezadan kurtaramayacaktı). Ancak Allah’ın dilemesi başka. Biz, dilediğimiz kimsenin derecesini (ve şerefini) yükseltiriz. Zira her ilim sahibinin üstünde, (ondan) daha iyi bilen birisi vardır.
[Not: Bu ayetler Hz. Yusuf’un, Mısır Melikinin gayri İslami düzeninde görev isteyip aldığını, bu yetkili ve etkili makamları halka hizmet ve Hakka davet için bir imkân ve fırsat olarak kullandığını, ve adil bir düzen kuruluncaya kadar, mevcut sistemin kanun ve kurallarından yararlanmanın cevazını göstermektedir.]  
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Bunun üzerine kovuşturma için Yûsuf'un yanına getirildiler. Yûsuf arama işine küçük kardeşi Bünyamin'in yükünden önce ötekilerin yüklerinden başladı ve sonunda su kabını küçük kardeşinin yükünde bulup çıkardı. Yûsuf'un, dileğine erişmesi için biz olayları işte böyle düzenledik. Allah böyle dilemeseydi o hükümdarın yasalarına göre Yûsuf kardeşini başka türlü yanında alıkoyamazdı. Biz dilediğimiz kimseyi bilgice yüksek düzeylere çıkarırız, fakat her bilgi sahibinin üstünde herşeyi bilen Allah vardır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Bunun üzerine Yûsuf, kardeşi Bünyamin'in yükünden önce, öteki kardeşlerinin yüklerini aramaya başladı. Sonra da tası Bünyamin'in yükünden çıkarttı. Bu tür bir çare üretebileceğini Yusuf'a biz ilham ettik. Yoksa, kralın mevzuatına, kanunlarına göre kardeşini alıkoyamayacaktı. Ancak Allah'ın sünnetinin, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olduğu takdirde, diyecek yoktur. Biz, sünnetimize, düzenimizin yasalarına uygun olarak, irademizin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu kullarımızdan bazılarının ilim ve hikmetteki derecelerini yükseltiriz. Her ilim sahibinin üstünde daha iyi bilen biri, Allah vardır.
bk. Kur’an-ı Kerim, 58/11.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Bunun üzerine (Yusuf) kardeşinin kabından önce onların kaplarını aramaya başladı. Sonra onu (öz) kardeşinin kabından çıkardı. İşte Yusuf için böyle bir plan düzenledik. Yoksa, Allah dilemedikçe, hükümdarın dinine (kanununa) göre kardeşini alıkoyamazdı. Dilediğimizi derecelerle yükseltiriz. Her ilim sahibinin üstünde daha iyi bilen biri vardır.
Ali Bulaç
swap_vert close
Böylece (Yusuf) kardeşinin kabından önce onların kablarını (yoklamaya) başladı, sonra onu kardeşinin kabından çıkardı. İşte biz Yusuf için böyle bir plan düzenledik. (Yoksa) Hükümdarın dininde (yürürlükteki kanuna göre) kardeşini (yanında) alıkoyamazdı. Ancak Allah'ın dilemesi başka. Biz dilediğimizi derecelerle yükseltiriz. Ve her bilgi sahibinin üstünde daha iyi bir bilen vardır.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Bunun üzerine (Yûsuf aramaya başlarken) kardeşinin eşyasından önce onların (baba bir kardeşlerinin) eşyalarından başladı. Nihayet su tasını kardeşinin (ana-baba bir kardeşi Bünyamin'in) eşyasından çıkaradı. İşte biz Yûsuf'a (kardeşini geri almak için) böyle bir tedbir öğrettik, yoksa hükümdarın dinine (kanunlarına) göre kardeşini alıkoymasına çare yoktu. Ancak Allah'ın dilemesi bundan müstesnadır. Biz dilediğimizi derecelerle yükseltiriz ve her ilim sahibinin üstünde bir alîm vardır.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Bunun üzerine, kardeşinin çuvalından önce onların çuvallarını teftiş etmeye başladı. Sonra o su kabını kardeşinin çuvalından çıkarttırdı. Yusuf’a böyle bir düzen öğrettik. Yoksa Kralın dininde Allah’ın dilediği durum hariç kardeşine başka şekilde el koyamazdı. “Biz istediğimizi derecelerce yükseltiriz. Ve her bilenden daha yüksek bir bilen vardır.”
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Bunun üzerine Yûsuf, kendi kardeşinin yükünden önce onların yüklerini aramaya başladı. Sonra da eşyayı, kardeşinin yükünden çıkarttı. İşte biz Yûsuf'a böyle bir tedbir öğrettik; yoksa kralın hukukuna göre kardeşini alıkoyamayacaktı. Ancak Allah'ın dilemesi hariç. Biz kimi dilersek onu derecelerle yükseltiriz. Zira her ilim sahibinin üstünde daha iyi bilen birisi vardır.
Besim Atalay
swap_vert close
Öz kardeşinin yükünden önce, öbürlerin yüklerinden başlayıp, onu öz kardeşinin çuvalından çıkardı, işte böyle Yusuf'a bir çare öğrettik, yoksa, Hâkan türesince kardeşini alamazdı, meğer Allah dileye, dilediğimiz kimsenin yüceltiriz derecesin, her bilginin üstünde, daha çok bir bilgin var
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Bunun üzerine) Yusuf, (öz) kardeşinin yükünden önce (şüphe çekmemek için) diğerlerinin yüklerini (aramaya) başladı ve sonunda onu kardeşinin yükünden bulup çıkardı. İşte biz Yusuf'a (kardeşi Bünyamin'i yanında tutması için) böyle bir plân öğrettik. Yoksa Allah'ın dilemesi dışında kralın hukuk sistemine göre kardeşini alıkoyamazdı. (Biz) dilediğimiz kimseyi (iyi niyetinden ve güzel amellerinden dolayı) yükseltiriz. Her ilim sahibinin üstünde daha iyi bir bilen vardır.
Bkz. 58/11Hz. Yusuf, Allah’ın kendisine kurdurduğu bir planla kardeşi Bünyamin’i yanında alıkoymak istemiştir. Ancak o günkü Mısır yasalarına göre öteki kardeşlerin izni olmadıkça hükümdar da olsa Hz. Yusuf’un küçük bir çocuğu tutsak olarak alıkoyması mümkün değildir. Ayrıca babalarına verdikleri sözden dolayı kardeşleri Bünyamin’i bırakmaları da imkânsızdır. Hz. Yusuf’, kardeşlerine kim olduğunu açıklamak konusunda henüz hazır olmadığı için iradesini rahat kullanamamıştır.  Aşağıdaki ayetlerde de görüleceği gibi Hz. Yusuf’un iyi niyeti ve Allah’ın öğretisiyle bir aile trajedisine son verilmiştir.   
Cemil Said
swap_vert close
Yûsuf evvelâ diğerlerinin torbasını aradı, [1] nihâyet birâderinin torbasını aradı ve maşrabayı oradan çıkardı. Bu hud’ayı Yûsuf’a telkîn iyledik. Eğer Allâh istemiye idi hükümdârın kānûnı mûcibince birâderini ele geçiremez idi. Biz istediğimizin derecesini terfî’ ideriz, tekmîl ’âlimlerden daha ’âlim vardır.
[1] Birâderleri Yûsuf’ın huzûrına getürdikleri vakit.  
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Yusuf kardeşinin yükünden önce onlarınkini aramaya başladı; sonra kardeşinin yükünden su kabını çıkardı. İşte biz Yusuf'a böyle bir plan kullanmasını vahyettik. Çünkü hükümdarın kanunlarına göre kardeşini alıkoyamazdı, meğer ki Allah dileye. Dilediğimizi derecelerle yükseltiriz. Her ilim sahibinden üstün bir bilen bulunur.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Bunun üzerine Yûsuf, kardeşinin yükünden önce onların yüklerini aramaya başladı. Sonra su kabını kardeşinin yükünden çıkardı. İşte biz Yûsuf’a böyle bir plan öğrettik. Yoksa kralın kanunlarına göre kardeşini alıkoyamazdı. Ancak Allah’ın dilemesi başka. Biz dilediğimiz kimsenin derecelerini yükseltiriz. Her ilim sahibinin üstünde daha iyi bir bilen vardır.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Bunun üzerine Yûsuf, kardeşinin yükünden önce onların yüklerini aramaya başladı. Sonra da su kabını kardeşinin yükünden çıkardı. İşte biz Yûsuf’a böyle bir tedbiri öğrettik, yoksa Allah dileyip bunu öğretmeseydi kralın kanununa göre kardeşini alıkoyamazdı. Biz dilediğimizi derecelerle yükseltiriz. Her bilenin üstünde daha çok bilen biri vardır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Bunun üzerine Yusuf, kardeşinin yükünden önce onların yüklerini (aramaya)  başladı. Sonra da onu, kardeşinin yükünden çıkarttı. İşte biz Yusuf'a böyle bir tedbir öğrettik, yoksa kralın kanununa göre kardeşini tutamayacaktı. Ancak Allah'ın dilemesi hariç. Biz kimi dilersek onu derecelerle yükseltiriz. Zira her ilim sahibinin üstünde daha iyi bilen birisi vardır.
Edip Yüksel
swap_vert close
(Yusuf) kardeşinin yükünden önce onların yüklerinden başladı ve sonra su kabını kardeşinin yükünden çıkardı. Biz Yusuf'a böyle bir planı öğretmiştik. Kralın yasasını uygulasaydı kardeşini alıkoyamazdı; ALLAH dilese başka. Dilediğimizi derecelerle yükseltiriz. Her bilenin üstünde daha iyi bir bilen vardır.
Mısır devletinin bir görevlisi olarak, Yusuf'un kralın yasası yerine İsrailoğullarının yasasını uygulaması etiksel olarak yanlış görülebilir; ancak Yusuf'un bu yasadışı uygulamada herhangi bir kişiye ve topluma zarar vermemesi ve niyetinin dürüstlüğü kendisi için bir savunma oluşturur. Nitekim bu iyi niyetli "hile" ile bir aile trajedisine son vermiştir.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Bunun üzerine Yusuf, kardeşinin eşyalarından önce onların eşyalarını aramaya başladı. Sonra su kabını kardeşinin yükünün içinden çıkardı. İşte Yusuf'a biz böyle bir oyun öğrettik. Melikin kanunlarına göre, kardeşini alıkoymasına imkan yoktu. Ancak Allah dilerse o başka. Biz dilediğimizi derecelerle yükseltiriz. Ve her bilgi sahibinin üstünde bir başka bilen vardır.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bunun üzerine kardeşinin kabından evvel onların kaplarından başladı, sonra onu kardeşinin kabından çıkardı, işte Yusüf için böyle bir tedbir yaptık, Melikin dininde (ceza kanununda) kardeşini almasına çare yoktu, lâkin Allahın dilemesi başka, biz dilediğimizi derecelerle yükseltiriz ve her ilim sahibinin fevkında bir alîm vardır.
Emrah Demiryent
swap_vert close
Bunun üzerine (Yûsuf), kardeşinin (Bünyâmin’in) yükünden önce, (şüphe çekmemek için) diğerlerinin yüklerini aramaya başladı. Sonunda (kaybolan eşyayı) kardeşinin (Bünyâmin’in) yükünün içinden (bulup) çıkardı. (Hırsıza uygulanacak olan cezayı, kardeşlerinin söylemiş olduğu hükme göre tatbik etti. Böylece hem Bünyâmin’i yanında alıkoymak için artık geçerli bir gerekçesi vardı, hem de Bünyâmin’i, melikin kanunlarına göre, hırsıza uygulanan feci bir şekilde dövülme cezasından ve ağır tazminata mahkûm edilmekten kurtarmıştı.) İşte biz, Yûsuf’a bu şekilde bir tedbir öğretmiştik. Yoksa Allah’ın, (melike aynı hükmü verdirmeyi) dilemesi hariç, melikin kanunlarına göre kardeşini (yanında) tutamayacaktı (tutsa da ağır cezadan kurtaramayacaktı). Biz, dilediğimiz kimsenin derecesini yükseltiriz. Zira her ilim sahibinin üstünde, (ondan) daha iyi bilen birisi vardır.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Bunun üzerine, kardeşinin yükünden önce diğerlerinin yükünü aramaya başladı. Sonra su kabını öz kardeşinin yükünden bulup çıkardı. İşte Yûsuf için böyle bir tedbir aldık. Allah, böyle dilemeseydi hükümdarın dinine¹ göre kardeşini alıkoyamayacaktı. Dilediğimizi derecelerle yükseltiriz. Her bilenin üstünde bir bilen vardır.
1- Yasasına.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Bunun üzerine (Yuusuf), kardeşinin kabından evvel onların kablarını (aramıya) başladı. Nihayet onu kardeşinin kabından çıkardı. İşte biz Yuusuf için böyle bir tedbir kullandık. Yoksa o, pâdişâhın dînine göre kardeşini (esîr olarak) tutabilecek değildi: Meğer ki Allahın irâdesi ola. Biz kimi dilersek onu nice derecelerle yükseltiriz. Her ilim saahibinin üstünde daha iyi bilen vardır.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Bunun üzerine (Yûsuf, su kabını aramak üzere), kardeşinin yükünden önce onların yüklerine başladı; (en) sonra onu kardeşinin yükünden çıkardı. İşte Yûsuf'a böyle bir çâre öğrettik. Yoksa Melik'in kanûnuna göre (Yûsuf) kardeşini alıkoyamayacaktı; ancak Allah'ın dilemesi müstesnâ. (Biz) kimi dilersek derecelerle yükseltiriz. Her ilim sâhibinin üstünde, bir bilen vardır.(1)
(1)“Bazen ehemmiyetli bir hakīkat, sathî nazarlara (dikkatsiz bakışlara) görünmediğinden ve bazı makamlarda cüz’î ve âdî (küçük ve sıradan) bir hâdiseden yüksek bir fezleke-i tevhîdi (tevhîd hulâsasını)veya küllî (büyük) bir düstûru beyân etmekte münâsebet bilinmediğinden, bir kusur tevehhüm (zan)edilir. Meselâ: Hazret-i Yûsuf Aleyhisselâm, kardeşini bir hîle ile alması içinde وَفَوْقَ كُلِّ ذ۪ي عِلْمٍ عَل۪يمٌ [Her ilim sâhibinin üstünde, bir bilen vardır] diye gāyet yüksek bir düstûrun zikri (söylenmesi), belâğatça (kelâmın güzelliği cihetiyle) münâsebeti görünmüyor. Bunun sırrı ve hikmeti nedir? El-cevab: Herbiri birer küçük Kur’ân olan uzun sûrelerde ve mutavassıtlarda (orta uzunlukta olanlarda) ve çok sahîfelerde ve makamlarda yalnız iki-üç maksad değil, belki Kur’ân’ın mâhiyeti (husûsiyeti), hem bir kitâb-ı zikir ve îman ve fikir, hem bir kitâb-ı şeriat ve hikmet ve irşad gibi, çok kitabları ve ayrı ayrı dersleri tazammun ettiğinden (içine aldığından), rubûbiyet-i İlâhiyenin (Allah’ın herşeyi terbiye ve idâre etmesinin) herşeyi ihâta ettiğini (kuşattığını) ve haşmetli tecelliyâtını (heybetli ve yüce icrâatlarını) ifâde etmek cihetiyle, kâinât kitâb-ı kebîrinin (büyük kâinât kitâbının) bir nevi‘ kırâeti (okunması) olan Kur’ân, elbette her makamda, hattâ bazen bir sahîfede çok maksadları ta‘kīben ma‘rifetullahdan (Allah’ı tanımaktan) ve tevhîdin mertebelerinden ve îman hakīkatlerinden ders verdiği haysiyetiyle, öbür makamda, meselâ zâhirce (görünüşte) zaîf bir münâsebetle, başka bir ders açar ve o zaîf münâsebete çok kuvvetli münâsebetler iltihâk ederler (eklenirler). O makāma gāyet mutâbık (uygun) olur, mertebe-i belâğatı yükseklenir.” (Şuâ‘lar, 11. Şuâ‘, 238)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Bunun üzerine (kovuşturma için Yusuf’un yanına getirildiler,) kardeşinin yükünden önce (şüphe çekmemek için) onların yüklerini aratmaya başladı. Sonra onu kardeşinin yükü arasından çıkarttı. İşte Yusuf için böyle bir plan düzenledik. Yoksa Allah dilemedikçe, hükümdarın dinine (kanununa) göre kardeşini alıkoyamazdı. Biz, dilediğimiz kimseyi (iyi niyet ve güzel amellerinden dolayı ilmen) kat kat yüceltiriz; fakat her bilenin üstünde daha iyi bilen de vardır.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Yusuf, küçük kardeşinden önce diğer kardeşlerinin yüklerini arattırarak başlattı, sonra küçük kardeşinin yükleri içinden kayıp tasın çıkartılmasını istemişti. Yusuf için bu hileyi böyle düzenlemiştik. Melikin koyduğu kurallara (dinine) göre, kardeşini Allah’ın dilemesiyle ancak böyle alıkoyabilirdi. İşte biz dilediğimizi en yüksek derecelere çıkarırız. Her bilenin üzerinde mutlaka bir bilen vardır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Kardeşinin çuvalından önce ötekilerin çuvallarını aramıya başladılar. Sonra da tası kardeşinin çuvalından çıkardılar. Biz Yusuf için böyle bir yol tuttuk. Yoksa hakanın dinine göre Yusuf’un kardeşini alıkoyması doğru olmazdı. Bu da ancak Allah’ın dilemsiyle oldu. Biz kimi dilersek onu kat kat yükseltiriz. Her bilenin üstünde daha iyi bilen vardır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Yusuf [⁴] kardeşinin kabından evvel onların kaplarından başladı. Sonra maşrapayı kardeşinin kabından çıkardı. «— Biz Yusuf/a böyle bir tedbiri öğrettik, yoksa padişahın din ve şeriatta kardeşi tutmak yoktu. Bu, ancak Allah/ın dilemesiyle oldu [⁵].Biz dilediğimizin derecelerini yükseltiriz, her ilim sahibinin üstünde hakkıyle bilen kimse vardır.»
[4] Veya münadi.[5] Allah'ın dilediği Yakup şeriatı ile.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Bunun üzerine Yûsuf’un huzuruna getirildiler) O, kardeşinin yükünden önce ötekilerin yüklerini aramaya başladı. Sonra su tasını kardeşinin yükünden çıkardı. Yûsuf’a böyle bir tuzak/çare öğrettik. Yoksa hükümdarın yasasına [dîn] göre, Allah’ın dilemesi hariç, kardeşini alıkoyamazdı. Biz dilediğimizin derecesini yükseltiriz her ilim sahibinin üstünde daha iyi bilen biri vardır.
Kadri Çelik
swap_vert close
Yusuf kardeşinin yükünden önce onlarınkini aramaya başladı; sonra kardeşinin yükünden su kabını çıkardı. İşte biz Yusuf için böyle bir plan düzenledik. (Yoksa) Hükümdarın dininde (yürürlükteki kanuna göre) kardeşini (yanında) alıkoyamazdı. Ancak Allah'ın dilemesi başka. Biz dilediğimizi derecelerle yükseltiriz ve her bilgi sahibinin üstünde daha iyi bir bilen vardır.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
Yûsuf, şüphe çekmemek için kardeşi Bünyamin’den önce, diğerlerinin eşyalarından başladı aramaya ve sonunda, su tasını kardeşinin eşyaları arasında bulup çıkardı. Bünyamin ise, plân gereğince hiç sesini çıkarmadı. Yûsuf, bunları kendiliğinden yapmış değildi. Tüm olup bitenler, ilâhî kudretin yönlendirmesiyle şekilleniyordu: İşte biz, Bünyamin’i yanında tutabilmesi için Yûsuf’a böyle bir çıkış yolu öğrettik; yoksa O’nun, Allah’ın dinini bir kenara bırakıp kendisinden önceki kralın Mısır’da uyguladığı cezakanunlarına göre, kardeşini Mısır’da alıkoyması —Allah başka türlüsünü dilemedikçe— olacak şey değildi. Nitekim O diledi, Bünyamin Mısır’da kaldı. O hâlde, kulağınıza küpe olsun:Biz, dilediğimizi işte böyle derece derece yüceltiriz.Unutmayın, her ilim sahibinin üzerinde, daha iyi bilen birisi vardır. Ve hepsinin üstünde, her şeyi bilen bir Allah var!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Yûsuf, kardeşinin kabından önce onların kaplarını aramaya başladı. Sonra onu, kardeşinin kabından çıkardı. İşte Yûsuf için böyle düzenek tasarladık. Allah’ın dilemesi dışında Melik’in dininde kendi kardeşini alamazdı. Dileyeceğimiz kimseleri derece derece yükseltiriz. Her ilim sahibinin üstünde çok iyi bir bilen vardır.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Yusuf arama işine ,öz kardeşini atlayıp üvey kardeşlerinin kaplarından başladı. Sonra su kabını öz kardeşinin kapları arasından çıkardı. Biz Yusuf için böyle bir oyun ayarladık. Aksi halde ülke kanunlarına göre kardeşini Allah'tan bir sebep olmadıkça alıkoyamazdı. Biz, beylediğimiz kulları tutar kaldırırız. Her bilenin, bir üs bileni vardır.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Bunun üzerine Yusuf kardeşinin yükünden önce onların yüklerini aramaya başladı. Sonra tası kardeşinin yükünden çıkardı. İşte biz Yusuf’a böyle bir çare öğrettik. Yoksa Mısır’ın yasalarına göre kardeşini yanına alamazdı. Ancak Allah’ın dilemesi hariç! Allah dilediğine yol gösterir. Allah kendi hükmünü daima üste çıkarır. Her bilgi sahibinin üstünde daha iyi bilen vardır. Rabbin Yusuf’a her yasanın üstünde hüküm verme hakkı vererek, O’nu diğer hükümranların üstüne çıkardı. Yusuf sadece Allah’ın yasalarına tabiydi. Allah’ın yasaları dışındaki her yasaya karşı özgürdü. Onun için Yusuf Mısır’da dilediği yasayı uygulayabiliyordu. Ta ki Allah’ın yasasına aykırı olmasın! Kral Yusuf’a tam yetki vermişti. Bu nedenle Yusuf sadece Mısır Kralının yasalarına bağlı değildi. Rabbinin gösterdiği yolda Rabbinin yasalarını uygulayarak hakkı adaleti ayakta tutuyordu.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Bunun üzerine (Yusuf), kardeşinin (Bünyamin’in) yükünden önce onların (diğer kardeşlerinin) yüklerini (aramaya) başlamıştı. [*] Sonra da onu (kayıp su kabını) kardeşinin (Bünyamin’in) yükünden çıkartmıştı. İşte biz Yusuf’a böyle bir tedbir (çare) öğretmiştik; [*] (yoksa) –Allah’ın dilemesi hariç– hükümdarın kanununa göre kardeşini (yanında) tutamayacaktı. Biz dilediğimizi (layık olanı) derecelerle yükseltiriz. Her bilgi sahibinin üzerinde daha iyi bilen (birisi) vardır.
Bünyamin’in yükünden başlansaydı bir şüphe meydana gelebilirdi. O nedenle Hz. Yusuf önceliği diğer yüklere vermiş, kardeşinin yükünü en sona bırakmıştı.,Burada hırsızlık suçlaması nedeniyle hiç kimse zarar görmemiş ve mağduriyet yaşamamıştı. Bu olay nedeniyle kardeşler üzüntü yaşamışlarsa da bu onların fazlasıyla hak ettiklerinin bir kısmı bile değildi.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Yûsuf,) kardeşinin eşyasından önce onların eşyalarını (aramaya) başladı, sonra da o (su kabını) kardeşinin eşyalarının arasından çıkardı. İşte Yûsuf için böyle bir planlamayı, Biz düzenledik. (Yoksa Yûsuf) hükümdarın dinine¹ göre, -Allah’ın dilemesi hariç- (böyle bir sebeple) kardeşini (yanında) alıkoyamazdı. (İşte) Biz, kimi dilersek, onu kat kat yükseltiriz. Şüphesiz her ilim sahibinin üzerinde (her şeyi) daha iyi bilen (Allah) vardır.²
1 O dönemde Mısırdaki geçerli beşerî, yani kral tarafından konulan kanunlara göre.2 56. ayette geçtiği gibi Yusuf (a.s)’ın tüm işleri hep Allah’ın emri ve düzenlemesi ile cereyan ediyordu. Yani Hz. Yusuf’un yaptığı bu işi Allah takdir etti ve ona vahyetti. Kardeşini alıkoymak için fetvasını kardeşlerine verdirdi ve bu suretle babasının şeriatını Mısırda uygulattı. Yoksa Melikin dininde göre kardeşini alıkoymasına ihtimal yoktu. 76. ayette “din” kelimesi, o zaman Mısır’da geçerli olan hukuk ve bilhassa “ceza kanunu” demektir. O ceza kanununa göre hırsızlığın cezasının; hırsızı dövmek ve çaldığı malı iki katı ile ödetmek olduğu rivayet edilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Bunun üzerine [kovuşturma için Yusuf’un yanına getirildiler,] Yusuf, arama işine küçük kardeşi [Bünyamin]in yükünden önce üvey kardeşlerinin yüklerinden ⁷⁵ başladı; ve sonunda kupayı ⁷⁶ (küçük) kardeşinin yükünde bulup çıkardı. Yusuf[un dileğine erişmesi] için Biz olayları işte böyle düzenledik; Allah (böyle) dilemeseydi, Kral’ın yasalarına göre, [Yusuf] kardeşini [başka türlü] alıkoyamazdı. Biz dilediğimiz kimseyi (bilgice) yüksek düzeylere çıkarırız, fakat her bilgi sahibinin üstünde her şeyi bilen (Allah) var-dır. ⁷⁷
75 Lafzen, “onların denklerinden/yüklerinden”.76 Lafzen, “onu”.77 Kıssanın anlamı artık açıkça ortada: kıssa, “[olacak olana dair] nihaî hüküm ancak Allah’a aittir” (yukarıda 67. ayet) temel öğretisinin yeni bir ifadesi durumundadır. Hz. Yusuf kardeşi Bünyamin’i yanında alıkoymak istemektedir; ama Mısır yasalarına göre küçük kardeşlerinin hukukî vasîsi durumunda olan öteki kardeşlerin izni olmadıkça bunu yapması mümkün değildir. Beri yandan kardeşlerin de babalarına verdikleri sözden ötürü Bünyamin’in kalmasına hiçbir şekilde razı olamayacakları ortadadır. Tek çare Hz. Yusuf’un onlara kim olduğunu açıklamasıdır; ama Hz. Yusuf buna henüz hazır olmadığı için Bünyamin’in onlarla eve dönmesine katlanmak zorunda kalır (bkz. yukarıda 72. not). Ona verdiği armağanın, Hz. Yusuf’un hiç beklemediği tarzda kazara ortaya çıkması her şeyi umulmadık biçimde değiştirir: çünkü şimdi artık Bünyamin hırsızlık yapmış gözükmekte ve ülke yasalarına göre Hz. Yusuf’un onu tutsak olarak alıkoyması, evinde tutması gerekmektedir. Kupa olayını îma eden “Hz. Yusuf[un dileğine erişmesi] için “Biz olayları işte böyle düzenledik (kidnâ)” sözü göstermektedir ki, kaydettiği bu gelişmeler itibariyle olay Hz. Yusuf tarafından planlanmadığı gibi, sonuçları itibariyle de onun tahminlerinin üstünde seyretmiştir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Yusuf, önce öteki kardeşlerinin yükünü aradı. Sonra da öz kardeşinin yükünden su kabını çıkarttı. Biz Yusuf’a böyle bir plan öğrettik. Allah böyle dilemeseydi, Kral’ın yasasına göre kardeşini alıkoyamazdı. Biz, dilediğimiz kimsenin derecelerini yükseltiriz.1 Zira her bilgi sahibinin üstünde mutlaka bir bilen vardır.2, 16/83, 40/15, 218/45
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Bunun ardından, (Yusuf’un huzuruna getirildiler). O, öz kardeşinin yükünden önce diğerlerinin yüklerini aratarak işe başladı. Sonunda onu[¹⁸⁹²] öz kardeşinin yükünden çıkarttı. İşte Yusuf’un (arzusunu gerçekleştirmek) için böyle bir planı yürürlüğe Biz koyduk.[¹⁸⁹³] Kralın hukuk sistemine göre[¹⁸⁹⁴] kardeşini alıkoyması doğru olmazdı;[¹⁸⁹⁵] tabii ki Allah’ın tercih etmesi müstesna. Biz, tercih ettiğimiz kimseyi (ilmen) kat kat yüceltiriz; fakat her bilenin üstünde her şeyi bilen bir (Allah) vardır.
[1892] 70. âyette sözü edilen kapla, 72. âyette sözü edilen kabın aynı olmadığı düşünülürse, burada kullanılan dişilik zamirinden yola çıkarak, bulunan kabın 70. âyette sözü edilen kap olduğunu kesin bir biçimde söyleyebiliriz. [1893] Veya kâdeye tam fiil anlamı vererek “..diledik” (Krş: 20:15). [1894] Dînin terim anlamlarından biri de budur (Bkz: 109:6, not 7). [1895] “Doğru olmazdı” şeklindeki tercümemiz, Kur’an’daki “mâ kâne li…” kalıbı kullanılan cümlelerin genel karakteristiğine uygundur. Bu gibi hukukî olmayan konumlarda bu kalıp “düşünülemez” olanı ya da “yakışık almaz” ve “şık düşmez” olanı ifade eder (Bkz: 13:38; 14:11; 33:36; 40:78). Öte yandan, krallıkların tabiatı düşünüldüğünde, “alıkoyamazdı” gibi bir anlam vakıaya uygun düşmemektedir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Yusuf geldi) öz kardeşinin yükünden önce onların yüklerini aramaya başladı, sonra da -kaybolan su kabını- kardeşinin yükünden çıkarıverdi. (Böylece Bünyamin'i yanında alıkoymuş oldu) İşte biz Yusuf için böyle bir tedbir öğrettik, yoksa Kral'ın dinine göre (bu suçun karşılığında) kardeşini alıkoyabilecek değildi. Meğer ki Allah dileye; (Allah dileyince başka bir şeriatın hükmünü kullandırmak suretiyle kulunun kardeşine kavuşmasını sağlar) Biz dilediğimiz kimseyi derecelerle yükseltiriz ve her bilgi sahibinin üstünde bir bilen vardır.
Osman Fırat
swap_vert close
Bunun üzerine (Yûsuf), kardeşinin yükünden önce onların yüklerini aramağa başladı; sonra tası kardeşinin yükünden çıkardı. İşte Yûsuf’a böyle bir çare öğrettik. Yoksa kralın dini(kanunu)na göre (Yûsuf) kardeşini alıkoyamazdı. Allâh’ın dilemiş olması müstesna. (Biz) dilediğimizi derecelerle yükseltiriz. Her ilim sahibinin üstünde bir bilen vardır.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Artık kardeşinin yükünden önce onların yüklerini aramaya başladı. Sonra onu kardeşinin yükünden çıkarıverdi. İşte Yusuf için böyle bir tedbir yaptık. Yoksa hükümdarın dinine göre kardeşini alıkoyabilecek değildi. Meğer ki, Allah Teâlâ dilesin. Biz dilediğimiz kimseyi derecelerle yükseltiriz. Ve her bilgi sahibinin üstünde daha ziyâde bir bilgin vardır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Yusuf, öz kardeşinin yükünden önce, öbürlerinin yüklerini aratmaya başladı. Sonra su kabını kardeşinin yükünden çıkarttı. İşte Biz Yusuf'a, kardeşini alıkoyması için böyle bir plan öğrettik. Yoksa, Allah dilemedikçe Hükümdarın kanununa göre, kardeşini alması uygun olmazdı. Biz dilediğimiz kimseleri pek üstün derecelere yükseltiriz. Her ilim sahibinin üstünde daha iyi bir bilen bulunur. [58, 11]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Bunun üzerine (Yusuf), kardeşinin yükünden önce ötekilerin yüklerini aramağa başladı; sonra tası kardeşinin yükünden çıkardı. İşte Yusuf'a böyle bir çare öğrettik. Yoksa kralın dini(kanunu)na göre (Yusuf) kardeşini alamazdı. Meğer Allah dilemiş olsun. (Biz) dilediğimizi derecelerle yükseltiriz. Her bilgi sahibinin üstünde daha bir bilen vardır.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Me'mûrlar, Bünyamin'in çuvalından evvel diğer kardaşlarının çuvallarından aramağa başladılar. Sonra maşrabayı, kardaşının (Bünyamin'in) çuvalından çıkardılar. Onların evvelce Yûsuf'a yapdıkları hîle gibi biz de Yûsuf'ı onlara hîle itdirdik. Mısır Melik'inin nizâmına göre Yûsuf'un, kardaşını almağa hakkı olamazdı. Ancak Allâh Te'âlâ böyle istedi. Dilediğimize yüksek dereceler ihsân ideriz. Her 'ilim sâhibinin üzerinde daha ziyâde bilici vardır.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Yusuf, öz kardeşinin yükünden önce ötekilerinin yüklerinde arama yapmaya başladı. Sonra tası öz kardeşinin yükünden çıkardı. Biz Yusuf için böyle bir oyun kurduk. Yoksa kralın kanununa göre Yusuf kardeşini alıkoyamazdı, Allah tercih ederse başka. Biz tercih ettiğimiz kişiyi kat kat yükseltiriz. Her bilenin üstünde daha iyi bilen vardır.
Şaban Piriş
swap_vert close
Yusuf kardeşinin eşyalarından önce onlarınkini aramaya başladı. Sonra kardeşinin yükünden su kabını çıkardı. Yusuf'a böyle bir plan öğrettik. Çünkü hükümdarın dinine göre kardeşini Allah dilemeseydi alıkoyamazdı. Dilediğimizin derecesini yükseltiriz. Her ilim sahibinden üstün bir bilen vardır
Ümit Şimşek
swap_vert close
Yusuf, öz kardeşinin yükünden önce onların yüklerini açmaya başladı, sonra da tası öz kardeşinin yükünden bulup çıkardı. Yusuf'a Biz böylece bir tedbir öğrettik. Yoksa, Allah dilemedikçe, Hükümdarın yasalarına göre kardeşini alıkoymasına imkân yoktu. Biz dilediğimizin mertebesini yükseltiriz. Her bilenin üstünde bir başka bilen vardır.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Bunun üzerine Yûsuf öz kardeşinin heybesinden önce, öteki kardeşlerin heybelerini aramaya başladı. Nihayet su kabını, öz kardeşinin heybesinden çıkardı. Yûsuf'a böyle bir tuzak öğretmiştik. Yoksa Yûsuf, Allah'ın dilemesi dışında, kralın dinine göre öz kardeşini alamazdı. Dilediklerimizi derece derece yükseltiriz biz. Her bilgi sahibinin üstünde bir başka bilen vardır.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes başladı ķaplarını öñdin ķarındaşı ķabından andan çıķardı anı ķarındaşı ķabından. ancılayın mekr eyledük yūsuf’a. olmadı kim ala ķarındaşını pādişāh dįninde illā kim dileye Tañrı götürürüz derecetler anı kim dilerüz. daħı her bir 'įlm issi üzere bilicidür.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Pes başladı anlaruñ ḳaplarını aramaġa, ḳardaşı ḳabından evvel.Andan ṣoñra çezdi anı ḳardaşı ḳabından. Anuñ gibi ögretdük mekr ve ḥīleYūsufa. Almadı Yūsuf ḳardaşını melik dīni üstine. Lākin Allāh irādeti‐y‐ilealdı. Yüceldürüz biz derecesin ‘ilm‐ile kimi dilersevüz. Daḫı her ‘ilm issi üsti‐ne özinden ‘ālim vardur.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Yusif doğma) qardaşının yükündən (qabından) əvvəl onların yüklərini axtarmağa başladı, sonra su qabını qardaşının yükündən (tapıb) çıxartdı. Biz Yusifə (qardaşını yanında saxlamaq üçün) belə bir tədbir öyrətdik. Yoxsa padşahın (Misir hökmdarının) dininə (şəriətinə, qanunlarına) görə, o, qardaşını tutub öz yanında saxlaya bilməzdi. Allahın istədiyi isə müstəsnadır. (Yalnız Allah istədiyi üçün bu belə oldu). Biz istədiyimiz kimsəni dərəcələrlə yüksəldərik. Hər biləndən üstün bir bilən də vardır!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Then he (Joseph) began the search with their bags before his brother's bag, then he produced it from his brother's bag. Thus did We contrive for Joseph. He could not have taken his brother according to the king's law unless Allah willed. We raise by grades (of mercy) whom We will, and over every lord of knowledge there is one more knowing.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
So he(1742) began (the search) with their baggage, before (he came to) the baggage(1743) of his brother: at length he brought it(1744) out of his brother´s baggage. Thus did We plan for Joseph. He could not take his brother by the law of the king except that Allah(1745) willed it (so). We raise to degrees (of wisdom) whom(1746) We please: but over all endued with knowledge is one, the All-Knowing.
1742 The pronoun "he" can only refer to Joseph. He may have been present all the time, or he may just have come up, as the supposed theft of the king's own cup (12:72 above) was a very serious and important affair, and the investigation required his personal supervision. All that his officers did by his orders was his own act. As the lawyers say: Qui facit per alium, facit per se (whoever does anything through another, does it himself). 1743 The Arabic word here used is wia', plural aw'iyah, which includes bags, lockers, boxes, or any receptacles in which things are stored. Notice the appropriateness of the words used. The cup was concealed in a saddlebag (rahl) , verse 70 above. When it comes to searching, they must search all the baggage of every description if the search was to be convincing and effective. 1744 It refers to the drinking cup, the siqayah, which is a feminine noun: hence the feminine pronoun, ha, in Arabic. 1745 Let no one suppose that it was a vulgar or wicked trick, such as we sometimes hear of in police courts, when property is planted on innocent men to get them into trouble. On the contrary, it was a device or stratagem whose purpose was to show up wickedness in its true colours, to give it a chance of repentance, to bring about forgiveness and reconciliation, to give solace to the aged father who had suffered so much, and above all, to further that larger plan for the instruction of the world, which is unfolded in Israel's religious history. Joseph was a Prophet of Allah, but he could not have carried out this plan or taken the first step, of detaining his brother, except with the will and permission of Allah, Whose Plan is universal and for all His creatures. (R). 1746 If we examine this world's affairs, there are all sorts of plans, and all degrees of folly and wisdom. The wicked ones plan; the foolish ones plan; the simple ones plan; then there are men who think themselves wise and are perhaps thought to be wise, but who are foolish, and they have their plans: and there are degrees of real and beneficent wisdom among men. Allah, the Universal Planner, is above all. Anything good in our wisdom is but a reflection of His wisdom, and His wisdom can even turn folly and wickedness to good.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَبَدَاَ
bunun üze- rine başladı
بِاَوْعِيَتِهِمْ
kablarına
قَبْلَ
önce
وِعَٓاءِ
kabın- dan
اَخ۪يهِ
karde- şinin
ثُمَّ
son- ra
اسْتَخْرَجَهَا
onu çıkardı
مِنْ وِعَٓاءِ
kabından
اَخ۪يهِۜ
karde- şinin
كَذٰلِكَ
işte böyle
كِدْنَا
bir tedbir öğrettik
لِيُوسُفَۜ
Yûsuf'a
مَا كَانَ
değildi
لِيَاْخُذَ
alıkoyacak
اَخَاهُ
karde- şini
ف۪ي د۪ينِ
kanununa göre
الْمَلِكِ
kralın
اِلَّٓا
ancak
اَنْ يَشَٓاءَ
dilemesi
اللّٰهُۜ
Allah'
ın
نَرْفَعُ
yüksel- tiriz
دَرَجَاتٍ
derecelerle
مَنْ
o kim- seyi ki
نَشَٓاءُۜ
dileriz
وَفَوْقَ
zira üstünde
كُلِّ
her
ذ۪ي
sahi- binin
عِلْمٍ
ilim
عَل۪يمٌ
daha iyi bir bilen
Bunun üzerine (onlar Yûsuf'un huzuruna getirildiler. Yûsuf da arama işine) kardeşinin yükünden önce onların yüküyle başladı sonra da o (kralın su kabı)nı kardeşinin yükünden çıkarttı. İşte, Biz Yûsuf'a böyle bir tedbir öğrettik, yoksa kralın kanununa göre kardeşini (yanında) alıkoyamayacaktı. Ancak Allah'ın dilemesi müstesna. Biz dilediğimiz kimseyi derecelerle yükseltiriz; zira her ilim sahibinin üstünde daha iyi bir bilen vardır.
بَدَاَ
Fiil-I
ب د ا
İlk yarattı, ilk kez başladı, ilk defa başladı
وِعَاء
İsim
و ع ي
Kap
قَبْل
İsim
ق ب ل
Önce, öteden beri
وِعَاء
İsim
و ع ي
Kap
اَخ
İsim
ا خ و
Erkek kardeş, kardeş
ثُمّ
Zarf
ثُمّ
Sonra
اِسْتَخْرَجَ
Fiil-X
خ ر ج
Çıkarttı
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
وِعَاء
İsim
و ع ي
Kap
اَخ
İsim
ا خ و
Erkek kardeş, kardeş
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
كَادَ
Fiil-I
ك ي د
Tuzak kurdu, hile yaptı
يُوسُف
Özel isim
يُوسُف
Hz. Yusuf (a.s.)
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
اَخَذَ
Fiil-I
ا خ ذ
Aldı, yakaladı, tuttu, alıkoydu
اَخ
İsim
ا خ و
Erkek kardeş, kardeş
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
دِين
İsim
د ي ن
Din, kanun, ceza
مَلِك
İsim
م ل ك
Melik (Allah'ın ismi, esmasıdır. Mülkündeki herkesi ve her şeyi idare eden demektir), hükümdar, efendi, kral
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
شَاءَ
Fiil-I
ش ي ا
Diledi, istedi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
رَفَعَ
Fiil-I
ر ف ع
Kaldırdı, yükseltti, yüceltti
دَرَجَة
İsim
د ر ج
Derece, basamak, mertebe
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
شَاءَ
Fiil-I
ش ي ا
Diledi, istedi
فَوْق
İsim
ف و ق
Üstünde, yukarıda
كُلّ
İsim
ك ل ل
Hep, hepsi, bütün
ذُو
İsim
ذُو
Sahibi
عِلْم
İsim
ع ل م
İlim, bilgi
عَلِيم
İsim
ع ل م
Alîm (Allah'ın ismi, esmasıdır. İlmiyle her şeyi ve herkesi bilen demektir), çok bilgili, en iyi bilen, bilgin, âlim