close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Yûsuf Sûresi 75. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Kâlû cezâuhu men vucide fî rahlihi fehuve cezâuh(u)(c) keżâlike neczî-zzâlimîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Kimin yükünde bulunursa dediler, o, malını çaldığı adama köle olur. Biz zulmedenleri böyle cezalandırırız.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Onlar da: "Bizim kanunlarımızda) Bunun cezası (çalınan şey, onun) yükünde bulunan kimsenin, kendisi(nin rehin alınıp esir edilmesi)dir. Biz (ülkemizde) zalimleri (hırsızlık edenleri) böyle cezalandırırız" yanıtını vermişlerdi.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ya'kub'un oğulları: “Bunun cezası, su kabı kimin yükünde çıkarsa, yaptığının cezası olarak o kimse tutuklanır. İşte suç işleyen, yaratılış gayeleri dışında yaşamaya çalışanları biz böyle cezalandırırız.”
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onlar: “Yükünde hırsızlık mal bulunanın cezalandırılmasıdır. O şahsı bir sene alıkoyup çalıştırmak, bir kısım özgürlüklerini kısıtlamaktır. Biz, zâlimlere, haksızlara işte böyle ceza veririz.” dediler.
Ahmet Varol
swap_vert close
"Cezası yükünde (çalıntı mal) bulunan kimsenin kendisidir. [4] Biz zalimleri böyle cezalandırırız" dediler.
4.Yani bu kişi hırsızlığına karşılık alıkonulur.  
Ali Bulaç
swap_vert close
'Bunun cezası“ dediler, “(su tası) yükünde bulunanın kendisidir. İşte biz zulmedenleri böyle cezalandırırız.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Kardeşler de: “- Kimin yükünde çıkarsa, işte o kimse, bunun cezasıdır (köle olarak alınır), biz zalimlere böyle ceza veririz.” dediler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Yusuf’un kardeşleri: “Kimin yükünün içinde bulunursa, kendisi onun yerinde alıkonsun” dediler. İşte Biz, zalimleri böyle cezalandırırız.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Kardeşleri dedi ki: “Cezası, kayıp eşya kimin yükünde bulunduysa, ona aittir. Biz hırsızları böyle cezalandırırız.”
Besim Atalay
swap_vert close
Cevap verip dediler ki: «Cezası kimin yükünde çıkarsa, malın sahibine o köle olur; zalimlere böyle ceza veririz»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Onlar da: “Cezası, su kabı kimin yükünde bulunursa, o kimsenin kendisinin alıkonması onun cezasıdır. Biz haddi aşanları böyle cezalandırırız” dediler.
Hz. İbrahim’in ve Hz. Yakup’un şeriatına göre suçu sabit olan hırsız yakalandıktan sonra çaldığı mala göre cezalandırılırdı. Eğer çok değerli bir mal değilse belli bir süre mal sahibinin hizmetinde çalıştırılırdı. Eğer çalınan mal çok değerli ise hırsız malını çaldığı kişinin kölesi yapılırdı.  
Cemil Said
swap_vert close
"Torbasının içinden maşraba zuhûr ideni size teslîm ideriz. Biz zâlimlere böyle mücâzât ideriz" cevâbını virdiler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
"Cezası, kimin yükünde bulunursa, ceza olarak ona el konulur; biz zalimleri böyle cezalandırırız" dediler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Onlar da: “Cezası, su kabı kimin yükünde bulunursa, o kimsenin kendisi(nin alıkonması) onun cezasıdır. Biz zalimleri böyle cezalandırırız” dediler.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
“Onun cezası, kayıp eşya kimin yükünde bulunursa onun buna karşılık alıkonulmasıdır. Biz zalimleri böyle cezalandırırız” dediler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
«Onun cezası, kayıp eşya, kimin yükünde bulunursa işte o (şahsa el koymak)  onun cezasıdır. Biz zalimleri böyle cezalandırırız» dediler.  
 Ya’kub (a.s.)ın şeriatına göre hırsız yakalanarak çaldığı malın karşılığında mal sahibine bir sene köle olarak hizmet ettirilirdi. Mısır kanunlarında ise hırsıza sopa vurulur ve çaldığı malın iki misli ödettirilirdi. Hz. Yusuf onlara babalarının şeriatına göre ceza vermek istedi.  
Edip Yüksel
swap_vert close
"Onun cezası," dediler, "Kimin torbasında bulunursa o kişi alıkonur. Biz zalimleri böyle cezalandırırız."
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
"Kimin yükünde çıkarsa, o kendisi onun cezasıdır. Biz zalimlere işte böyle ceza veririz."
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Cezası dediler: kimin yükünde çıkarsa işte o, onun cezası, biz zalimlere böyle ceza veririz.
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Yûsuf’un kardeşleri) dediler ki: “(Hırsızlığın) cezası, (çalınan mal) kimin yükü arasından çıkarsa, bizzat o kişinin kendisi (o cezayı çekmeli) dir. (Çaldığı malın miktarına göre, belli bir süre mal sahibinin hizmetinde çalıştırılır, çok değerli bir mal çalmışsa, onun kölesi yapılır.) Biz, (hırsızlık yapan) zâlimleri böyle cezalandırıyoruz” dediler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
“Su kabı kimin yükünde bulunursa, bunun cezası, yük sahibinin kendisidir.¹ Biz haksızları böyle cezalandırırız.” dediler.
1- Suça karşılık, suçu işleyene el koyarız.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
«Onun cezası yükünde (hırsızlık mal) bulunan kimsenin kendisidir. İşte o kimse (şahsan) bunun cezasıdır. Biz (memleketimizde) zaalimleri (hırsızları) böyle cezalandırırız» dediler.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Onlar da:) “Bunun cezâsı, (su kabı) kimin yükünde bulunursa, işte o (kişinin köle olarak alıkonması) onun cezâsıdır. O zâlimleri böyle cezâlandırırız” dediler.
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Onlar da: “Bizim kanunlarımızda) ‘’Onun cezası, kayıp eşya, kimin yükünde bulunursa, işte o (şahsa el koymak, onu esir almak, tutuklamak) onun cezasıdır. (Bu hırsızlık suçunu işleyen) zalimleri (hırsızlık edenleri) biz (ülkemizde) işte böyle cezalandırırız.’’dediler. *
(*) Not: Bu ayetten de anlaşılıyor ki daha önceki ilahi dinlerde de hırsızın cezası, fiziksel anlamda elinin kesilip koparılması değildi. Çünkü daha önceki ilahi dinlerde hırsızın cezası, onu tutuklamak ve hapse atmak idi. İşte Hz. Yakup ve Hz. Yusuf’un şeriatında da böyle idi. Peki âlemlere rahmet elçisi olarak gönderilen Hz. Muhammed’in şeriatında (ona vahyidilen Kur’an’da) hırsızın cezası fiziksel anlamda elinin kesilip koparılması olabilir mi? Yani insanlığa rahmet dini olarak gönderilen İslam dininde böyle bir şey düşünülebilir mi? Kesinlikle hayır! Demek ki, hırsızlık yapanın elinin fiziksel anlamda kesilmesi söz konusu değil, zira ilgili ayetin doğru anlamı: ‘’Ellerini (hırsızlıktan) kesin!’’ veya ‘’Güçlerini kesin!’’ şeklinde de olur. (الله اعلم) Detaylı bilgi için Maide-38. Ayetin dipnotuna bkz:  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Muhafızlar “Çalıntı kimin yükünde bulunursa, o cezalandırılır. Biz zalimleri böyle cezalandırırız” dediler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
"Su kabı kimin yükünden çıkacak olursa onun kul olmasıdır. İşte biz kıyıcıları böyle cezalandırırız."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Yakup oğulları «— Bunun cezası yükünde çalınan şey bulunan kimsenin kulluğudur. İşte bu kimse onun cezasıdır [³]. Biz zalim olan hırsızlara böyle ceza veririz» dediler.
[3] Yani yalnız hırsızı, malı çalınan adamın ceza olarak kullukla tutmasıdır.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Yûsuf’un kardeşleri) “Bunun cezası (bizde), su tası kimin yükünde bulunursa, o kişinin kendisinin alıkonmasıdır. Biz zalimleri böyle cezalandırırız!” dediler.
Kadri Çelik
swap_vert close
“Onun cezası, (su tası) yükünde bulunanın kendisidir. İşte biz zulmedenleri böyle cezalandırırız” dediler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
“Bunun cezasını,çalınan mal kimin eşyaları arasından çıkarsa, bizzat o kişinin kendisi çekmelidir.Çaldığı malın miktarına göre, belli bir süre mal sahibinin hizmetinde çalıştırılır, çok değerli bir mal çalmışsa, onun kölesi yapılır. Biz, ülkemizdeki geçerli kanunlara göre, hırsızlık yapan zâlimleri böyle cezalandırıyoruz!” dediler. Böylece, yüklerinin aranması için Yûsuf’un huzuruna çıkarıldılar. Ve aramayı, Yûsuf bizzat kendisi yaptı:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
-“Onun cezası!... Kimin yükünün içinde bulunduysa, onun cezası artık kendisidir. Zâlimler’i böyle cezalandırırız” dediler.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Kervancılar: " bize göre, yükünde çalıntı bulunduran tutuklanır. Haksız kazanç sağlayanları biz, bu şekilde cezalandırırız. "
Mehmet Çoban
swap_vert close
Kardeşleri; "Hırsızlığın cezası tas kimin yükünde bulunursa O kişi tutuklanır. Babamız Yakup’un yasası böyledir. Biz zalimleri böyle cezalandırırız!" dediler.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Onlar da) “Onun cezası, kayıp eşya kimin yükünde bulunursa işte o (şahsın alıkonulması) onun cezasıdır. Biz zalimleri böyle cezalandırırız.” cevabını vermişlerdi. [*]
Hz. Yusuf, babasının şeriatında hırsızlığa bu cezanın verildiğini bildiği için kardeşinin yüküne bu su kabını koydurmuş ve onu geri bıraktırma tedbirine başvurmuştu. Muhtemelen ana baba bir kardeşi olan Bünyamin’e durumu önceden bildirerek onun da güvende olmasını sağlamıştı. Kaldı bu uygulama 76. ayette Yüce Allah tarafından öğretilmiş bir tedbir olarak da ilan edilmektedir.   
Mehmet Türk
swap_vert close
(Yûsuf’un kardeşleri): “(Çalınan mal) kimin yükünde bulunursa, cezâsının karşılığı kendisidir. İşte biz, suçluları böyle cezâlandırırız.”¹ dediler.
1 Yani hırsızlık yapanlara böyle cezâ veririz. Hz. Yâkûb (a.s)’ın dininde hırsızlığın cezâsı, hırsızı, çaldığı malın sahibine köle yapmaktı. Rivâyetlere göre bunun süresi, bir sene idi.  
Muhammed Esed
swap_vert close
“Bunun cezası”: diye cevap verdi [Yakub’un oğulları], “[kupa] kimin denkleri arasından çıkarsa [yaptığının] ceza(sı) olarak tutsak edilir! [Bu suçu işleyen] zalimleri biz işte böyle cezalandırırız”. ⁷⁴
74 Müfessirlerin çoğu -belki de Tevrat’a (Çıkış xxii, 3) dayanarak- eskiden İbranîler arasında hırsıza verilen cezanın bu olduğunu ileri sürmüşlerdir. Oysa, Râzî, bu son cümlenin Hz. Yakub’un oğullarına ait sözlerin bir devamı değil, fakat Mısırlı çığırtkana ait olduğunu ve “[Zaten] biz [Mısırlılar da] bu suçu işleyenleri böyle cezalandırırız” anlamında teyid edici bir anlam taşıdığını söylemektedir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Onlar, “Hırsızlık malı kimin yükünde bulunursa, ceza olarak o alıkonulur. Biz, hırsızlık yapan zalimleri böyle cezalandırırız.” dediler. 5/38
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
“Onun cezası” dediler, “kimin denkleri arasında bulunursa, onun ona karşılık rehin alınmasıdır:[¹⁸⁹⁰] biz bu (suçu işleyen) zalimleri işte böyle cezalandırırız!”[¹⁸⁹¹]
[1890] İbranilerin böyle bir ceza geleneği olduğu Eski Ahid’de kayıtlıdır (Çıkış, 22:3). [1891] Bu son cümle, Hz. Yakub’un oğullarına ait değil de Mısırlı tellala ait sayılırsa, takdirî mâna şöyle olur: “Zaten biz (Mısırlılar) da bu (suçu işleyen) zalimleri böyle cezalandırırız!” Fakat bu varsayım âyetle uyumlu değildir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Kardeşler de): "Bunun cezası (bizim şeriatımıza göre, çalınan mal) yükünde bulunan kimsenin kendisidir. (Bir yıl köle olarak malını çalmış olduğu şahsın yanında çalışmaya mahkum olur) İşte o kimsenin cezası budur, biz zalimleri (hırsızları) böyle cezalandırırız" diye cevap verdiler.
Osman Fırat
swap_vert close
Onlar dediler ki: "Hırsızlığın Cezası, su kabı kimin yükünde bulunduysa, o kimse onun karşılığıdır(tutuklanmasıdır). Biz zalimleri böyle cezalandırırız. "
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Dediler ki: «Onun cezası, kimin yükünde bulunur ise, işte o, onun cezasıdır. Biz zalimleri böylece cezalandırırız.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
“Cezası, dediler, kimin yükünde çıkarsa, işte o onun cezasıdır (yani çalması sebebiyle kendisi rehin ve mahkûm olur). ” Biz zalimleri böyle cezalandırırız! ” {KM, Çıkış 22;2; Yeşu 7, 10-12}
Hz. İbrâhim (a.s.)’ın şeriatına göre suçu sabit olan hırsız, eşya veya parasını çaldığı adamın kölesi yapılırdı.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Cezası, (tas) kimin yükünde bulunursa işte o, onun karşılığıdır. (Hırsızlığına karşılık kendisine el konur). Biz haksızları böyle cezalandırırız! dediler.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Evlâd-ı Ya'kûb: "Onun cezâsı, kimin yükünde bulunur ise o, mesrûkun sâhibine köle olmakdır. Biz zâlimleri böyle tecziye ideriz" didiler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
“Kimin yükünden çıkarsa ceza olarak o alınır[*]. Biz yanlış yapanları böyle cezalandırırız.” dediler.
[*] Köleleştirilir.  
Şaban Piriş
swap_vert close
-Kimin yükünde bulunursa, ceza olarak o alıkonulur. Biz zalimleri işte böyle cezalandırırız, dediler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Yusuf'un kardeşleri dedi ki: “Çalınan kimin yükünde bulunursa, o kimse onun cezasıdır. Zalimleri biz böyle cezalandırırız.”
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Kardeşler dedi: "Cezası şu: Çalınan mal kimin yükünde çıkarsa yükün sahibi çalınan mala karşılık olacaktır. Biz zalimleri böyle cezalandırıyoruz."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
eyittiler “cezāsı anuñ her kim bulına yükinde ol cezāsıdur ancılayın cezā virürüz žālimlere.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Eyitdiler: Cezāsı oldur ki kimüñ yükinde bulunursa, özüni alup ḳul eyle‐yesiz. Anuñ gibi cezā eylerüz biz ẓālimlere.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Qardaşlar: ) “Onun cəzası yükündə (oğurluq şey) tapılan adamın özüdür (onun kölə edilməsidir). Biz zalımları belə cəzalandırırıq!” – deyə cavab verdilər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
They said: The penalty for it! He in whose bag (the cup) is found, he is the penalty for it. Thus we requite wrongdoers.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
They said: "The penalty should be that he in whose saddle-bag it is found, should be held (as bondman) to atone(1740) for the (crime). Thus it is we punish the wrongdoers!"(1741)
1740 We must try to picture to ourselves the mentality of the ten. They understood each other perfectly, in their sins as well as in other things. For themselves, the search held out no fears. Besides they had had no opportunity of stealing. But what of that young fellow Benjamin? They were ready to believe anything against him, the more so as the Wazir's partiality for him had lent a keen edge to their jealousy. Judging by their own standards, they would not be surprised if he had stolen, seeing that he had had such opportunities — sitting at the High Table and staying with the Wazir. They felt very self-righteous at the same time that they indulged in the luxury of accusing in their thoughts the most innocent of men! Supposing he had stolen, here would be a fine opportunity of getting rid of him. What about their solemn oath to their father? Oh! that was covered by the exception. He had done for himself. They had done all they could to protect him, but they were powerless. The old man could come and see for himself, 1741 This was their family custom. It was of course long anterior to the Mosaic Law, which laid down full restitution for theft, and if the culprit had nothing, he was to be sold for his theft (Exod. xxii. 3). But here the crime was more than theft. It was theft, lying, and the grossest abuse of confidence and hospitality. While the ten felt a secret satisfaction in suggesting the penalty, they were unconsciously carrying out Joseph's plan. Thus the vilest motives often help in carrying out the most beneficent plans.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
قَالُوا
dediler
جَزَٓاؤُ۬هُ
onun cezası
مَنْ
kimin
وُجِدَ
bulunur- sa
ف۪ي رَحْلِه۪
yükünde
فَهُوَ
işte o
جَزَٓاؤُ۬هُۜ
onun ce- zasıdır
كَذٰلِكَ
işte böyle
نَجْزِي
cezalan- dırırız
الظَّالِم۪ينَ
zalimleri
(Onlar da) "Onun cezası, (kayıp eşya) kimin yükünde bulunursa, o (kişinin köle olarak alıkonması) onun cezasıdır. Biz (kendine zulmeden) zalimleri işte böyle cezalandırırız" dediler.
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
جَزَٓاء
İsim
ج ز ي
Ceza, mükâfat, karşılık
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
وَجَدَ
Fiil-I
و ج د
Buldu
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
رَحْل
İsim
ر ح ل
Yük
هُوَ
Zamir
هُوَ
O
جَزَٓاء
İsim
ج ز ي
Ceza, mükâfat, karşılık
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
جَزٰى
Fiil-I
ج ز ي
Ödedi, mükâfatlandırdı, cezalandırdı, karşılığını verdi
ظَالِم
Etken fiil
ظ ل م
Zalim, zulmeden