En sonunda, yüklerinin yüklenme işlemi tamamlanınca, su kabını öz kardeşinin denkleri arasına koydurttu.[¹⁸⁸⁶] Ardından bir görevli[¹⁸⁸⁷] “Siz ey kervancılar! Evet, kesinlikle siz yapmış olmalısınız (bu) hırsızlığı!” diye bağırdı.
[1886] Burada Hz. Yusuf’un koydurduğu kabın, kendisine ait olmayan bir kap olduğunu düşünmemizi gerektirecek hiçbir sebep yoktur (Krş: Âyet 72 ve 76, not). Aksine, ilgili metinlerin gramatik yapıları, Hz. Yusuf’un koydurttuğu kapla (sikâye) kaybolan kabın (suva’) farklı olabileceği düşüncesini pekiştirmektedir. Âyet, Yusuf’un kabı koydurttuğunu açıkça ifade etmektedir. Bünyamin’in alıkonuluşuyla sonuçlanan bu senaryonun Hz. Yusuf’a ait olmadığı 76. âyette açıkça dile getirilmektedir: “..böyle bir planı yürürlüğe Biz koyduk.” Bu sonuç ilâhî senaryo gereğidir. Bu veriler ışığında olayı şöyle açıklayabiliriz: Hz. Yusuf, kardeşine değerli bir hediye vermek istemiş, bunu ise ondan ve diğerlerinden habersiz yapmıştır. Bu, öz kardeşine bir sürpriz yapma isteğinden kaynaklanmış olabilir. Diğerlerinin kıskançlık duygularını kabartmamak için, bu durumdan onları haberdar etmemesi gayet doğal karşılanmalıdır. Onun bu tasarrufundan haberdar olmayan saray görevlileri, krala ait kayıp bir su kabı olan suvâ’ı ararken Hz. Yusuf’un gizlice hediye olarak koyduğu su kabı olan es-sikâyeyi bulmuş olmalıdırlar. Hz. Yusuf’un tek yaptığı, her anında ilâhî müdâhalenin açıkça görüldüğü bu olayın gelip dayandığı noktada, olan bitene müdâhale etmemek için, işin aslını açıklamamış olmasıdır.
[1887] Lafzen: “tellal, çığırtkan”.