close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Yûsuf Sûresi 50. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vekâle-lmeliku-/tûnî bih(i)(s) felemmâ câehu-rrasûlu kâle-rci’ ilâ rabbike fes-elhu mâ bâlu-nnisveti-llâtî katta’ne eydiyehun(ne)(c) inne rabbî bikeydihinne ‘alîm(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Padişah, o zatı getirin bana dedi. Elçi gelince dön efendine de dedi, ellerini doğrayan kadınların neydi zorları, bir sor ona; şüphe yok ki Rabbim, onların düzenini bilir.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Bu aydınlatıcı ve tedbir aldırıcı yorumları duyan) Hükümdar dedi ki: "Onu bana getirin." Bunun üzerine ona elçi geldiğinde (Yusuf kendisine dedi ki:) "Efendine (mürebbin olan Melik’e veya yetkili Vezir’e) dön de ona sor: Ellerini kesen o kadınların durumu neydi? Doğrusu benim Rabbim, onların hileli düzenlerini gerçekten Bilendir. (Ama benim de bu iftiradan temizlenmem gerekir.)"
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve Yûsuf'un yorumu kendisine ulaşır ulaşmaz hükümdar: “O'nu bana getirin” dedi. Ama elçiler kendilerine geldiğinde, Yûsuf dedi ki: “Efendinize gidin ve ona sorun, ellerini kesen o kadınların maksadı neydi? Bunu araştırıp ortaya çıkarsın. Çünkü Rabbim, şüphesiz o kadınların tuzaklarını bütün gerçeğiyle bilmektedir.”
Ahmet Tekin
swap_vert close
Kral: “Yûsuf'u bana getirin.” dedi. Kralın habercisi yanına gelince Yûsuf: “Efendine geri dön, ona, ellerini kesen kadınların zoru ne imiş, bir sor. Benim Rabbim onların sinsice hazırladıkları kötülük tuzaklarını çok iyi bilir.” dedi.
Ahmet Varol
swap_vert close
Hükümdar: "Onu bana getirin" dedi. Bunun üzerine ona elçi gelince: "Efendine dön de ona sor: "Ellerini kesen kadınların durumları neydi? Şüphesiz Rabbim onların düzenlerini bilir" dedi.
Ali Bulaç
swap_vert close
Hükümdar dedi ki: 'Onu bana getirin.' Ona elçi geldiğinde (Yusuf:) 'Efendine dön de ona sor: 'Ellerini kesen o kadınların durumu neydi? Doğrusu benim Rabbim, onların hileli düzenlerini gerçekten bilendir.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Bu tâbiri duyan hükümdar: “- Yûsuf'u bana getirin” dedi. Bunun üzerine, kendisini dâvet için elçi gelince, Yûsuf ona şöyle dedi: “- Efendine dön de, o ellerini kesen kadınların hâli neydi, kendisinden sor. Muhakkak ki benim Rabbim, onların hilelerini bilendir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Kral: “Onu bana getirin!” dedi. Elçi, Yusuf’a gidince, Yusuf: “Efendine dön… Ellerini kesen o kadınların durumlarını sor. Şüphesiz benim efendim onların tuzağını biliyor.” dedi.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Adam bu yorumu getirince kral dedi ki: “Onu bana getirin!” Elçi, Yûsuf'a geldiği zaman, Yûsuf dedi ki: “Efendine dön de ona ‘Ellerini kesen o kadınların zoru neydi?' diye sor! Şüphesiz benim Rabbim onların hilesini çok iyi bilir.”
Besim Atalay
swap_vert close
Hakan dedi ki: «Onu bana getirin!», gönderilen kimse ona gelince Yusuf dedi ki: «Git efendine, ne oldu ellerin kesen kadınlar? Ona sorasın, bilir benim Tanrım kadın hilesini»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Adam bu yorumu getirince) Kral: “Onu bana getirin” dedi. Elçi, Yusuf'a gelince (Yusuf) dedi ki: “Efendine dön de ellerini kesen o kadınların derdi ne idi? diye sor. Şüphesiz Rabbim onların tuzaklarını/hilelerini hakkıyla bilendir.”
Kralın kendisini huzuruna çağırmasına rağmen Hz. Yusuf ‘un bu çağrıyı reddetmesi vakarlı ve onurlu duruşunun bir göstergesidir. Suçsuzluğu kanıtlanmasına rağmen zindana atılan Hz. Yusuf’un kralın huzuruna çıkarak boyun eğmesi onun için hem bir züldü hem de karakterine tersti. Nitekim Hz. Yusuf, hakkın örtbas edilemeyeceğinden, adaletin er ya da geç tecelli edeceğinden ve gerçeğin mutlaka ortaya çıkacağından emindi.  
Cemil Said
swap_vert close
Bunı işidince hükümdar bu âdemi bana getüriniz didi. Gönderdiği âdem Yûsuf’ı buldığı zamân Yûsuf âna didi ki: "Metbû’un yanına ’avdet it ve parmaklarını kesen kadınların niçün kesdiklerini ne yapmak istediklerini sorsun, benim rabbim ânların hîlelerini bilür."
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Hükümdar: "Onu bana getirin" dedi. Yusuf'a elçi gelince, "Efendine dön, kadınlar niçin ellerini kesmişlerdi bir sor; doğrusu Rabbim onların hilesini bilir" dedi.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Kral, “Onu bana getirin” dedi. Elçi, Yûsuf’a gelince (Yûsuf) dedi ki: “Efendine dön de, ellerini kesen o kadınların derdi ne idi, diye sor. Şüphesiz Rabbim onların hilesini hakkıyla bilendir.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Kral “Onu bana getirin!” dedi. Elçi Yûsuf’a geldiğinde Yûsuf, “Efendine dön de sor ona, ‘Ellerini kesen o kadınların zoru neydi?’ Şüphesiz rabbim onların hilesini çok iyi bilir” dedi.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(Adam bu yorumu getirince)  kral dedi ki: «Onu bana getirin!» Elçi, Yusuf'a geldiği zaman, (Yusuf)  dedi ki: «Efendine dön de ona: Ellerini kesen o kadınların zoru neydi? diye sor. Şüphesiz benim Rabbim onların hilesini çok iyi bilir.»
Edip Yüksel
swap_vert close
Kral, "Onu bana getirin," dedi. Elçi ona gelince (Yusuf,) "Rabbine dön ve parmaklarını kesen kadınların durumunu ondan sor. Kuşkusuz benim Rabbim, onların entrikalarını bilir," dedi
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
O hükümdar "Onu bana getirin" dedi. Emir üzerine Yusuf'a gönderilen adam yanına gelince, Yusuf ona dedi ki: "Haydi efendine geri dön de, ona sor bakalım, o ellerini kesen kadınların maksatları ne imiş? Hiç şüphe yok ki, Rabbim, onların oyunlarını çokiyi bilir."
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bunu duyan Melik de getirin bana onu, bunun üzerine ona gönderilen adem gelince, haydi Efendine dön de sor ona: o ellerini doğrayan kadınların maksadları ne imiş, şüphe yok ki rabbim onların hiylelerine alîmdir dedi
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Bu aydınlatıcı ve tedbir aldırıcı yorumları duyan) melik, “Onu bana getirin!” dedi. Elçi ona (Yûsuf’a) gelince (Yûsuf, zindandan çıkmayı hemen kabul etmeyip, elçiye, “Benim suçsuz olduğum ispatlanmadan, melikinizin yardımı ile buradan çıkmak istemiyorum!) Efendine dön ve ona ellerini kesen kadınların o andaki hâlleri ne imiş sor. Şüphe yok ki Rabbim onların hilelerini hakkıyla bilendir,” dedi.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Hükümdar: “Onu bana getirin.” dedi. Hükümdarın elçisi ona gelince, rabbine¹ dön ve ona, ellerini kesen kadınların durumunu sor.² Kuşkusuz Rabb'im onların hilesini bilendir.
1- Efendine, krala. 2- Önce bunu bir aydınlatsın bakalım.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Bunu duyan) padişah dedi ki: «Onu (Yuusufu) bana getirin». Bunun üzerine ona elçi gelince: «Efendine dön de ellerini kesen o kadınların zoru neydi, kendisine sor. Şübhe yok ki benim Rabbim onların fendini hakkıyle bilicidir» dedi.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Elçi bu ta'bîri anlatınca) bunun üzerine hükümdar: “Onu bana getirin!” dedi. Nihâyet elçi kendisine gelince, (Yûsuf, hakkındaki ittihâmı gidermek için bu da'vete hemen icâbet etmedi ve ona) şöyle dedi: “Efendine dön de ona sor; ellerini kesen o kadınlarınmaksadı ne imiş?(2) Şübhesiz ki Rabbim, onların hîlesini hakkıyla bilendir.”
(2)Hazret-i Yûsuf (as) onca çilesine rağmen, yine de peygamberliğe lâyık bir nezâketle, vaktiyle evinde kaldığı Züleyhâ’nın hukūkuna riâyet etmiş ve onu rencîde etmemek için adını açıkça söylemeyip, ellerini kesen kadınları nazara vermişti. Yûsuf (as) hapisten çıktıktan sonra, kocası ölen Züleyhâ ile evlenmiş ve ondan iki çocuğu olmuştur. Yûsuf (as)’ın, hanımına: “Bu, senin daha önce istediğinden daha hayırlı değil mi?” dediği rivâyet edilir. (Râzî, c. 9/18, 166)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Adam bu yorumu getirince) Kral: “Onu bana getirin” dedi. Elçi, ona (Yusuf’a) gelince (Yusuf) dedi ki: “Efendine dön de (meyveleri soyarken) ellerini kesen (parmak uçlarını kesip yaralayan) kadınların durumu ne idi? diye sor. (Önce bunu bir aydınlatsın bakalım!) Şüphesiz benim Rabbim, onların hileli düzenlerini hakkıyla bilendir. *
(*) Kralın kendisini huzuruna çağırmasına rağmen Hz. Yusuf ‘un bu çağrıyı reddetmesi vakarlı ve onurlu duruşunun bir göstergesidir. Suçsuzluğu kanıtlanmasına rağmen zindana atılan Hz. Yusuf’un kralın huzuruna çıkarak boyun eğmesi onun için hem bir züldü hem de karakterine tersti. Nitekim Hz. Yusuf, hakkın örtbas edilemeyeceğinden, adaletin er ya da geç tecelli edeceğinden ve gerçeğin mutlaka ortaya çıkacağından emindi. (C. Külünoğlu Meali Yusuf-50. Ayet Açıklaması)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Melik “(Bu yorumu yapanı) bana getirin” dedi. Melik’in elçisi Yusuf’a geldiğinde Yusuf “Efendine dön ve ellerini kesen kadınların, neden ellerini kestiklerini ona sor. Şüphesiz benim Rabbim o kadınların hilelerini en iyi bilendir” dedi.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Hakan dedi: "Onu bana getirin!" Bunun üzerine gönderilen kimse yanına varınca Yusuf dedi: "Efendinin yanına dön de ona sor bakalım, ellerini doğrıyan kadınların düşüncesi nedir? Çünkü benim onların dolanlarını bilicidir."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Padişah tâbiri öğrenmekle «— Onu bana getirin» dedi. Elçi Yusuf a gelince Yusuf ona beraetini izhar için «Efendine dön, ne oldu da kadınlar ellerini kestiler? diye kendisinden sor. Rabbim onların desiselerini hakkıyle bilir» dedi.
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Yorum kendisine gelir gelmez hükümdar), “Onu bana getirin!” dedi. Elçi, Yûsuf’a gelince (Yûsuf) dedi ki: “Efendine dön de ellerini kesen o kadınların derdi ne idi?” diye sor! Muhakkak ki Rabbim onların tuzaklarını çok iyi bilendir!”
Kadri Çelik
swap_vert close
Hükümdar, “Onu bana getirin” dedi. Yusuf'a elçi gelince, “Efendine dön de böylece ondan ellerini kesen kadınların macerasını bir sor. Doğrusu Rabbim onların hilesini bilir” dedi.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Bu sözleri dikkatlice dinleyen kralın hizmetçisi, hemen saraya döndü ve Yûsuf’un yorumunu olduğu gibi krala aktardı. Bundan son derece etkilenen kral, “Onu bana getirin!” diye emretti. Kralın özel dâvetçisi olan elçi,Yûsuf’u zindandan çıkarıp saraya götürmek üzere yanına gelince, Yûsuf ona, “Benim suçsuz olduğum ispatlanmadan, kralınızın himmetiyle buradan çıkmak istemiyorum. Şimdi, efendine dön ve ona, “Ellerini kesen o kadınların durumu neymiş?” diye benim adıma sor.Sor ki, olup bitenleri iyice araştırsın ve gerçek ortaya çıksın. Senin efendin olayın içyüzünü öğrenebilir mi bilmem fakat benim Rabb’im, o kadınların sinsi tuzaklarını ve ne çirkinlikler peşinde koştuklarını gâyet iyi biliyor!”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Melik: -“Onu bana getirin!” dedi. Ona Elçi geldiğinde: -“Efendine dön! Ona sor ki; ellerini kesmiş olan Kadınlar’a ne oldu? Benim rabbim, onların aldatmalarını çok iyi bilmektedir” dedi.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Vezir: " onu bana getirin " diye emretti. Elçi kendisini götürmeye geldiğinde Yusuf: " Efendine git ve ellerini kesen hanımlara ne yapıldığını sor bakalım. Aslında Rabb’im yaptıklarını biliyor ya. "
Mehmet Çoban
swap_vert close
Elçi rüyanın yorumunu kralına gelip anlattı. Bunun üzerine kral; "O’nu bana getirin!" dedi. Elçi zindandan çıkarmak için Yusuf’un yanına gelince Yusuf; "Efendine dön de O’na sor! Ellerini kesen o kadınların maksadı neydi? Bunu tahkik edip ortaya çıkarsın! Şüphesiz benim Rabbim onların tuzaklarını bilir. Ancak insanların beni haksız olarak suçlamalarından, haksızca cezalandırmalarından aklandığım zaman burayı terk ederim. Aksi halde buradan bir yere ayrılmam!" dedi.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Hükümdar “Onu bana getirin!” demişti. Elçi [*] ona geldiğinde (Yusuf) şöyle demişti: “Efendine [*] dön ve ona ‘Ellerini kesen o kadınların derdi neydi?’ diye sor! Şüphesiz ki Rabbim onların hilesini çok iyi bilendir.” [*]
Bu ayette geçen [er-rasûl] kelimesi, bilinen anlamda “peygamber” değil, insanlar arasındaki iletişimi sağlayan “elçi, ulak” demektir.,Yûsuf 12:23, 41, 42 ve 50. ayetlerde geçen [rabb] kelimeleri, “efendi, sahip” anlamındadır.,Yaklaşık 12 yıl hapiste kalan birisinin Kral’ın affına mazhar olması herkesin özlemle beklediği bir durum olmasına rağmen, Hz. Yusuf bunu tercih etmemiş, hapse atılmasındaki haksızlığın ortaya çıkarılmasını ve bunu bütün kamuoyunun böylece duyup bilmesini istemişti. Aksi takdirde üzerine atılı iftira ile ömür boyu yaşayacaktı. Hapisten hatır belası çıkmak yerine, zalim mi yoksa mazlum mu olduğunun ortaya çıkmasını sağlayarak ve aklanarak çıkmak onun en tabiî hakkıydı ki o da bunu uygulamıştı.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Hükümdar: “Onu bana getirin.” dedi. (Hükümdarın) elçisi gelince (Yûsuf ona): “Efendine git de ona; ellerini kesen o kadınların esas maksatları neydi? diye bir soruver. Şüphesiz, benim Rabbim onların tuzaklarını çok iyi bilir.”¹ dedi.
1 Hz. Yûsuf (a.s), gerçeği Allah’ın bildiğini bildiği halde, bir de halk nazarında masumiyetini ispat etmek ve zindandan masum olarak çıkmak için hükümdarın tahkikat yaptırmasını istemiştir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve [Yusuf’un yorumu kendisine ulaşır ulaşmaz] Kral: “Onu bana getirin!” dedi. Ama elçiler kendisine geldiğinde [Yusuf:] “Efendinize gidin ve ondan [önce] ellerini kesen kadınlar hakkındaki gerçeği [ortaya çıkarmasını] isteyin; çünkü, Rabbim onların oyunlarını/tuzaklarını bütün gerçeğiyle bilmektedir!”
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Kral: “Onu bana getirin.” dedi. Kral’ın adamı Yusuf’u almaya gelince, Yusuf ona: “Şimdi efendine git ve ona, ‘Vaktiyle ellerini kesen kadınların derdi neymiş?’ bir sor. Elbette Rabbim, onların hilesini çok iyi bilmektedir!” dedi. 12/31-32
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
(Bu yorum kendisine iletilince,) kral “Onu bana getirin!” emrini verdi. Görevli kendisine gelince (Yusuf) dedi ki: “Efendine dön ve ona sor bakalım, ellerini kesen hanımların derdi neymiş? Şunu da iyi bil ki, benim Rabbim onların tuzaklarını çok iyi bilmektedir.”
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Bu yorumu duyan) Kral: "Onu bana getirin" diye emretti. (Ve bir elçi gönderdi) Elçi geldiğinde Yusuf ona: "Efendine dön de, ellerini kesen o kadınların maksadı ne imiş sor! (O da soruştursun) Şüphe yok ki Rabbim onların hilelerini pek iyi bilir” dedi. (Böylece kralın davetini hemen kabul etmedi)
Osman Fırat
swap_vert close
Ve Melik dedi ki: ’’Onu bana getirin" dedi. Elçi, ona gelince (Yûsuf) dedi ki: "Efendine dön de, ellerini kesen o kadınların derdi ne idi, diye sor. Şüphesiz Rabbim onların hilesini hakkıyla bilendir."
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve hükümdar dedi ki: «O'nu bana getiriniz.» Vaktâ ki O'na elçi geliverdi. Dedi ki: «Efendine dön, O'na sor ki, o ellerini kesen kadınların maksatları ne imiş? Şüphe yok ki, benim Rabbim onların hilelerini bihakkın bilicidir.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Bunu duyan Hükümdar: “Onu bana getirin! ” dedi. Hükümdarın elçisi gelince Yusuf: “Sen önce dönüp efendine de ki: “O ellerini kesen kadınların meselesi neydi, kendisine soruver. ” Zaten benim efendim, o kadınların fendini pek iyi bilir. ”
İsrail kaynakları kıssanın bu bölümünde de; Kur’ân’dan farklı ayrıntılar ve Hz. Yusuf’un değerini düşürecek taraflar naklederler. Oysa Kur’ân’ın anlatımı, onun bir Peygamberden beklenen örnek tutumunu özetler. Onun bu davranışlarıdır ki kralı, onu Maliye bakanı (hatta Başbakan) olarak görevlendirmeye sevk etmiştir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
(Elçi bu yorumu getirince) Kral: "Onu bana getirin." dedi. Elçi, Yusuf'un yanına gelince (Yusuf): "Efendine dön de ona sor, ellerini kesen o kadınların maksadı neydi? (Bunu ortaya çıkarsın). Şüphesiz Rabbim, onların tuzaklarını biliyor", dedi.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
(Sâkî Melik'in nezdine 'avdetle haber virdikde) Melik: "Onı bana getiriniz" didi. Vaktâ ki Yûsuf'un nezdine adam geldi ona: "Efendinin yanına dön ellerini kesen kadınlara ne oldığını ondan sor" didi. Allâh onların hîlelerini bilicidir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Kral dedi ki “Onu bana getirin!” Elçi geldiğinde Yusuf şunları söyledi: “Efendine dön de sor bakalım, ellerini kesen kadınların derdi neymiş? Benim efendim (olan Allah) onların oyunlarını bilir.”
Şaban Piriş
swap_vert close
Hükümdar: -O'nu bana getirin, dedi. Yusuf'a elçi gelince:-Efendine dön, kadınların niçin ellerini kestiğini sor. Şüphesiz Rabbim, onların hilesini bilir, dedi.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Hükümdar “Onu bana getirin” dedi. Elçi geldiğinde, Yusuf ona dedi ki: “Geri dön ve efendine sor, ellerini kesen kadınların derdi neymiş? Rabbim onların tuzaklarını biliyor.”
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Kral: "Bu yorumu yapanı bana getirin!" dedi. Elçi kendisine gelince, Yûsuf dedi ki: " Rab edindiğin kişiye dön de sor bakalım, o ellerini kesen kadınların derdi neydi? Rabbim, o kadınların hilelerini çok iyi bilmektedir."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı eyitti pādişāh “getürüñ baña anı.” pes ol vaķt kim geldi aña yalavaç eyitti ya'nį yūsuf “dön çalabuña pes śor aña nedür halı 'avratlaruñ anlar kim kesdiler ellerini. bayıķ çalabum yavuz śanduġunı anlaruñ bilicidür.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Melik eyitdi: Yūsufı baña getürüñüz. Ḳaçan kim resūl geldi çıḳarmaġa,Yūsuf eyitdi: Çün var ḫocaña ṣor ol ‘avratlar ḥālini ki ellerin kesmişler‐idi.Taḥḳīḳ Tañrı anlaruñ fikrini bilici‐y‐di.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Bunları eşidən) hökmdar: “Onu mənim yanıma gətirin!” – dedi. (Onun göndərdiyi) elçi (Yusifin) yanına gəldikdə o: “Ağanın yanına qayıdıb soruş ki, (Züleyxanın məclisində) əllərini kəsən o qadınların məqsədi nə idi? Həqiqətən, Rəbbim onların məkrini biləndir!”
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And the King said: Bring him unto me. And when the messenger came unto him, he (Joseph) said: Return unto thy lord and ask him what was the case of the women who cut their. hands. Lo! my lord knoweth thee guile.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
So the king said: "Bring ye him unto me."(1707) But when the messenger came to him, (Joseph) said: "Go thou back to thy lord, and ask him, ´What is the state of mind of the ladies who cut their hands´?(1708) For my Lord is certainly well aware of their snare."(1709)
1707 The cupbearer must have reported Joseph's interpretation to the king, and the king naturally wanted to see Joseph himself. He sent a messenger to fetch him. 1708 The king's messenger must have expected that a prisoner would be only too overjoyed at the summons of the king. But Joseph, sure of himself, wanted some assurance that he would be safe from the sort of nagging and persecution to which he had been subjected by the ladies. We saw in verse 33 above that he preferred prison to their solicitations. He must therefore know what was in the mind of the women now. 1709 If the king ("thy lord") did not know of all the snares which had been laid for Joseph by the ladies, Allah ("my Lord") knew all their secret motives and plots.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَقَالَ
ve dedi
الْمَلِكُ
kral
ائْتُون۪ي
bana getirin
بِه۪ۚ
onu
فَلَمَّا
ne za- man ki
جَٓاءَهُ
ona geldi
الرَّسُولُ
resul
قَالَ
dedi
ارْجِعْ
dön
اِلٰى رَبِّكَ
efendine
فَسْـَٔلْهُ
ve ona sor
مَا
ne (imiş)
بَالُ
mak-sadı
النِّسْوَةِ
o kadınların
الّٰت۪ي
onlar ki
قَطَّعْنَ
kestiler
اَيْدِيَهُنَّۜ
ellerini
اِنَّ
mu-hakkak
رَبّ۪ي
Rabbim
بِكَيْدِهِنَّ
onların hilesini
عَل۪يمٌ
hakkıyla bilendir
(Yûsuf'un bu yorumunu duyan) Kral dedi ki: "Onu bana getirin!" Nihayet resul (elçi) ona gelince, (Yûsuf, hakkındaki iftiraları ortaya çıkarmak için elçiye) dedi ki: "Efendine dön de ona, ellerini kesen o kadınların maksadı neydi, diye sor. Muhakkak ki benim Rabbim onların hilesini hakkıyla bilendir."
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
مَلِك
İsim
م ل ك
Melik (Allah'ın ismi, esmasıdır. Mülkündeki herkesi ve her şeyi idare eden demektir), hükümdar, efendi, kral
اَتَى
Fiil-I
ا ت ي
Geldi, getirdi
بِه
Zamir
بِه
Onunla, kendisiyle
لَمَّا
Zaman zarfı
لَمَّا
Ne zaman ki, zaman, vakit
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
رَجَعَ
Fiil-I
ر ج ع
Döndü
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
سَاَلَ
Fiil-I
س ا ل
İstedi, sorguya çekti, sordu
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
بَال
İsim
ب و ل
Maksat, hâl
نِسَٓاء
İsim
ن س و
Kadınlar
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
قَطَّعَ
Fiil-II
ق ط ع
Kesti, ayırdı, böldü, parçaladı, biçti, kopardı
يَد
İsim
ي د ي
El
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
كَيْد
İsim
ك ي د
Hile yapmak, tuzak kurmak
عَلِيم
İsim
ع ل م
Alîm (Allah'ın ismi, esmasıdır. İlmiyle her şeyi ve herkesi bilen demektir), çok bilgili, en iyi bilen, bilgin, âlim