close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Yûsuf Sûresi 40. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Mâ ta’budûne min dûnihi illâ esmâen semmeytumûhâ entum veâbâukum mâ enzela(A)llâhu bihâ min sultân(in)(c) ini-lhukmu illâ li(A)llâh(i)(c) emera ellâ ta’budû illâ iyyâh(u)(c) żâlike-ddînu-lkayyimu velâkinne ekśera-nnâsi lâ ya’lemûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Sizin, ondan başka taptığınız şeyler, ancak sizin ve atalarınızın uydurup adlandırdığı şeylerden ibaret, Allah, onların tanrılığına dair hiçbir delil indirmemiştir; hüküm ancak Allah'ındır. Ancak ona kulluk etmenizi emretmiştir, başkasına değil. İşte dosdoğru din de budur, fakat insanların çoğu bilmez.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
"Sizin, Allah’tan başka ibadet (ve hizmet) ettikleriniz, birtakım (kendi taktığınız) isimlerden (düzmece amblem ve alâmetlerden) ibaret şeylerdir ki, onları siz ve atalarınız uyduruvermiştir. Allah onların (gerçekliği) hakkında hiçbir delil indirmemiştir. (Oysa) Hüküm, yalnızca Allah’a aittir. O, Kendisinden başkasına kulluk etmemeniz (gerektiğini) emretmiştir. Dosdoğru olan din işte budur, ancak insanların çoğu (gerçeği) bilmeyen (cahil sürüleri)dir" (dedikten sonra rüyalarını şöyle te’vil etmişti:)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Siz Allah'ı bırakıp, sadece sizin ve atalarınızın taptığı birtakım anlamsız isimlere tapıyorsunuz ki, Allah onların haklılığı hakkında hiçbir belge ve kanıt indirmemiştir. Neyin eğri, neyin doğru olduğu konusunda hüküm, yalnızca Allah'a aittir. O da, kendisinden başkasına kulluk etmemenizi buyuruyor. İşte dosdoğru olan tek din budur. Ama insanların çoğu bilmezler.
Ahmet Tekin
swap_vert close
“- Sizin Allah'ı bırakıp, kulu durumundakilerden taptıklarınız, sizin ve atalarınızın uydurduğu hayal mahsûlü isimlerden-düzmece tanrılardan ibaret. Bu konuda, Allah size bir ferman indirmiş de değildir. Hükümranlık, yargı ve icra kesinlikle Allah'a aittir. O size, kendisinden başkasını ilâh tanımamanızı, candan bağlanarak teslim olmamanızı, başkasına kulluk ve ibadet etmemenizi, yalnızca kendi şeriatına bağlanmanızı, kendisine boyun eğmenizi emretti. İşte doğru ve insanlığı, insanî değerleri ayakta tutan din, medeniyet, zamanla değişmeyen tabii hukuk kurallarını içeren şeriat, düzen budur. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler.” dedi.
Ahmet Varol
swap_vert close
O'nun dışında taptıklarınız Allah'ın haklarında hiç bir hüccet indirmediği, sizin ve atalarınızın taktığı adlardan başka şeyler değildir. Hüküm ancak Allah'ındır. O, kendinden başkasına tapmamanızı emretti. Dosdoğru din işte budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.
Ali Bulaç
swap_vert close
'Sizin Allah'tan başka taptıklarınız, Allah'ın kendileri hakkında hiç bir delil indirmediği, sizin ve atalarınızın ad olarak adlandırdıklarınızdan başkası değildir. Hüküm, yalnızca Allah'ındır. O, kendisinden başkasına kulluk etmemenizi emretmiştir. Dosdoğru din işte budur, ancak insanların çoğu bilmezler.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Sizin Allah'dan başka taptıklarınız, bir takım isimlerden ibaret putlardır ki, o isimleri siz ve atalarınız uydurmuşsunuzdur. Allah, bunlara (ibadet için) hiç bir delil indirmemiştir. Hüküm ancak Allah'ındır; ve o, yalanız kendisine ibadet etmenizi emretmiştir. İşte doğru ve gerçek din budur. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
“Allah dışında sizin ve babalarınızın uydurduğu bir kısım isimlerden başka bir şeye tapınmıyorsunuz. Hâlbuki Allah bu isimlerle ilgili hiçbir delil ve dayanak indirmemiştir. Hâkimiyet yalnızca Allah’ındır. O’ndan başka hiçbir şeye ibadet etmemenizi size emretmiştir. İşte doğru din budur. Fakat insanların çoğu bu sonsuz inancı bilmiyorlar.”
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
“Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, sizin ve atalarınızın taktığı birtakım isimlerden başka bir şey değildir. Allah onlar hakkında herhangi bir delil indirmemiştir. Hüküm sadece Allah'a aittir. O size kendisinden başkasına ibadet etmemenizi emretmiştir. İşte dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.”
Besim Atalay
swap_vert close
«Sizler ancak, Allahı bırakarak, atalarınızla sizin takmış olduğunuz, birtakım adlara tapıyorsunuz, Allah bunlar için, belge göndermemiştir, hüküm ancak Allahındır, o buyurur, yalnız Allaha tapasınız siz, işte doğru din budur, insanların pek çoğuysa bilmezler»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
“O'ndan başka taptıklarınız, sizin ve atalarınızın takmış olduğu bir takım kuru isimlerden ibarettir. Allah, onların (kendisi adına) yetkili olduklarına dair herhangi bir delil indirmemiştir. Hüküm ancak Allah'ındır. O, size kendisinden başkasına kulluk etmemenizi emretmiştir. İşte dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.”
Odak noktasını Allah’ın birliği ve yegâne hüküm koyuculuğu öğretisinin oluşturduğu ayette, Allah’a şirk koşulmaması, aracılar tutulmaması konusunda insanların dikkati çekilmektedir. Allah’tan başka varlıklarda tanrısal özellikler bulunduğunu vehmeden kişinin müşrik olacağı bütün ilahi mesajlarda açık olarak bildirilmesine rağmen putçuluk hiçbir zaman eksik olmamıştır.  
Cemil Said
swap_vert close
"Allâh’ın yerine tapdığınız putlar sizin ve ecdâdınızın îcâd itdiği boş isimlerdir. Ânlar hakkında Allâh size hiç bir şey inzâl itmemişdir. Hüküm ancak Allâh’a mahsûsdur size kendinden başka Allâh’a ’ibâdet itmemenizi emr idiyor. Hakîki dîn budur lâkin insânların ekserîsi bilmez."
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
"Allah'ı bırakıp taptığınız, sizin ve babalarınızın adlandırdığı putlardan başka bir şey değildir. Allah onların doğru olduğuna dair bir delil indirmemiştir. Hüküm vermek ancak Allah'a aittir; kendisinden başkasına değil, O'na tapmanızı emretmiştir. Bu, dosdoğru dindir, fakat insanların çoğu bilmezler".
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
“Siz Allah’ı bırakıp; sadece sizin ve atalarınızın taktığı birtakım isimlere (düzmece ilâhlara) tapıyorsunuz. Allah, onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Hüküm ancak Allah’a aittir. O, kendisinden başka hiçbir şeye tapmamanızı emretmiştir. İşte en doğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Allah’ı bırakıp da taptıklarınız, sizin ve atalarınızın taktığı birtakım isimlerden başka bir şey değildir. Allah onlar hakkında herhangi bir delil indirmemiştir. Hüküm sadece Allah’a aittir. O size kendisinden başkasına ibadet etmemenizi emretmiştir. İşte dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, sizin ve atalarınızın taktığı birtakım isimlerden başka bir şey değildir. Allah onlar hakkında herhangi bir delil indirmemiştir. Hüküm sadece Allah'a aittir. O size kendisinden başkasına ibadet etmemenizi emretmiştir. İşte dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.
Edip Yüksel
swap_vert close
"O'ndan başka taptıklarınız, sizin ve atalarınızın uydurduğu isimlerden ibarettir. ALLAH onlara her hangi bir güç vermemiştir. Hüküm, ancak ALLAH'ındır. Yalnızca kendisine kulluk etmenizi emretmiştir. Dosdoğru din işte budur. Ne var ki halkın çoğu bunu bilmiyor."
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
"Sizin Allah'ı bırakıp da o taptıklarınız, sizin ve atalarınızın uydurduğu birtakım isimlerden başka bir şey değildir. Bunlara tapmanız için Allah hiçbir delil indirmiş değildir. Hüküm ancak Allah'a aittir: O, size, kendisinden başkasına tapmamanızı emretti. İşte dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler."
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Sizin ondan başka taptıklarınız bir takım kuru isimlerden ıbarettir ki onları siz ve atalarınız takmışsınızdır, yoksa Allah, onlara öyle bir saltanat indirmemiştir, huküm oncak Allahındır, o size kendisinden başkasına tapmamanızı emretti, doğru ve sabit din budur velâkin nâsın ekserisi bilmezler
Emrah Demiryent
swap_vert close
Allah’ı ilâh edinmekle birlikte, (Allah’a şirk koşup) taptıklarınız, sizin ve atalarınızın (putlara takmak üzere) uydurmuş olduğu (birtakım) isimlerden ibarettir ki, Allah, onlar hakkında, (o putlara tapılacağına ve onlar için ibadet yapılacağına dair) hiçbir delil/hüküm bildirmemiştir. (Putların ilâh olduğuna ve onlar için de ibadet yapılacağına dair, kendi kafanızdan uydurma hükümler veriyorsunuz.) Hüküm (koymak) sadece Allah’a aittir. O, (peygamberleri aracılığı ile size hükümlerini bildirmiş) kendisinden başka hiçbir şeye tapmamanızı emretmiştir. İşte dosdoğru din (tevhid inancı) budur. Fakat insanların çoğu (bu hakikati) bilmezler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Sizin, O'nun yanı sıra kulluk ettiğiniz şeyler, ancak sizin ve atalarınızın uydurup adlandırdığı şeylerdir. Allah, onlara hiçbir sultan¹ indirmedi. Hüküm yalnızca Allah'ındır; kendisinden başkasına kulluk etmemenizi emretmiştir. Dosdoğru din yalnızca budur. Ancak insanların çoğu bu gerçeği bilmezler.
1- Sultan, yetki belgesi, görev pusulası demektir; bir kimsenin yetkili kılındığına; yetkili olduğuna dair verilen yetki belgesi anlamına gelmektedir. Söz ve yetki sahibi demek olan “Sultan” sözcüğü de bu sözcükten türemiştir.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
«Sizin onu bırakıb tapdıklarınız kendinizin ve atalarınızın takmış oldukları (kuru) adlardan başkası değildir. Allah bunlara hiç bir bürhan indirmemişdir. Hüküm Allahdan başkasının değildir. O, kendisinden gayriye ibâdet etmemenizi emr eylemişdir. Dosdoğru dîn işte budur. Fakat insanların çoğu bilmezler».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
“O'nu bırakıp tapmakta olduklarınız, sizin ve atalarınızın onlara taktığı birtakım isimlerden başka bir şey değildir! Allah, onların hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Hüküm ancak Allah'ındır! (O, size) kendisinden başkasına ibâdet etmemenizi emretmiştir. İşte doğru din budur; fakat insanların çoğu bilmezler.”
İhsan Aktaş
swap_vert close
Onun (Allah’ın) yanı sıra taptığınız şeyler, başka değil, yalnızca sizin ve atalarınızın takmış olduğu (uydurduğu) bir takım kuru isimlerden (düzmece ilahlardan) ibarettir, Allah onların (o düzmece ilahların gerçekliği) hakkında hiçbir delil indirmiş değildir. Hüküm, ancak Allah’ındır. (Evrenin mutlak hâkimiyeti, hüküm koyma, dinde teşrî yapma, helal ve haram kılma yetkisi sadece onundur.) O, kendisinden başkasına kulluk/kölelik etmemenizi (ve ondan başkasına yalvarıp yakarmamanızı, başkasından medet ve yardım dilememenizi) emretmiştir. İşte (insanlığı, insani evrensel değerleri, medeniyeti ve değişmeyen tabii hukuk kurallarını içeren) dosdoğru din (ilahi düzen) budur. Ama insanların çoğu bilmezler.*
(*) Odak noktasını Allah’ın birliği ve yegâne hüküm koyuculuğu öğretisinin oluşturduğu ayette, Allah’a şirk koşulmaması, aracılar tutulmaması konusunda insanların dikkati çekilmektedir. Allah’tan başka varlıklarda tanrısal özellikler bulunduğunu vehmeden kişinin müşrik olacağı bütün ilahi mesajlarda açık olarak bildirilmesine rağmen putçuluk hiçbir zaman eksik olmamıştır. (C. Külünkoğlu Meal Açıklaması) Şirk, Kur’an dışında hüküm kaynağı aramaktır: Şirkin temel niteliklerinden biri de dini Allah’a özgülememek, onu bir panteonun, bir şirketin ortak işlev alanına dönüştürmektir. Oysa gerçek din yalnızca Allah’ın tekelindedir. İbadet yalnızca O’na yapılır, O’nunla insan arasına aracılar ve şefaatçiler sokulamaz. Dini Allah’a özgülemek, din konusunda Allah dışında hüküm kaynağı tanımamak, tevhidin ruhudur. Din adına hüküm ve söz yetkisi yalnız Allah’ındır. Allah bu yetkisinden kaynaklanan bütün verileri Kur’an’da toplamıştır. Dolayısıyla Din’in içeriğini ve çerçevesini Kur’an belirler. Bunun dışında hüküm kaynağı aramak aldanış, kabullenmek ise şirktir. Bu nedenle Kur’an, şirkin görünümlerinden biri olan “kurtarıcı” anlayışını da reddeder. “Kurtarıcı- Mesih” fikri Allah’ın yetkilerini insana veren örtülü bir şirk pazarlamasıdır. Kurtarıcı-Mesih tipin en büyük temsilcisi olarak Hz. İsa öne çıkarılmıştır. Bu anlayış biraz hafifletilmiş şekliyle tarikat zihniyetinde de egemen olagelmiştir. Pîrlere, efendilere, mürşitlere, kendilerine bağlı insanların günahlarını sildirici roller verilmiştir. Bu yüzden, bir tarikat mensubu için ibadetten çok daha önemli bir şey vardır: Mürşidi olan zâtın gönlüne girip onun koruyuculuğundan faydalanmak. İşte bu, açık bir şirktir! Kur’an ise günahta veraset ve intikal kabul etmez. Günahların kişiselliği esastır. Af mekanizması ise yalnızca Allah’ın elindedir. Hz. Muhammed’e bile böyle bir yetki verilmemiştir. Peygambere bile verilmeyen bu yetki ne yazık ki- tarih boyunca binlerce şeytan evliyası tarafından fütursuzca kullanılmıştır. Kur’an, müşriklere yedek ilahlara neden ihtiyaç duyduklarını sorduğunda, onların yanıtı şudur: -Bunlar bizim Allah katındaki şefaatçilerimizdir. (Bkz: Yunus suresi-18) Bu nedenle bir aracılık kurumu olarak işletilen şefaat şirkte son derecede önemlidir. Şefaat inancının çok esaslı bir yer tutması; şirk dinini, Kur’an dininden ayıran önemli bir özelliğidir. Şefaat yüksek sayılan bir kişinin, yardım amacıyla diğer bir kişiye nispet edilmesidir. Maalesef İslam dünyasında yürürlükte olan şefaat, Cahiliye dönemi şirkinin şefaat anlayışıyla aynıdır. Hatta ondan daha yıkıcıdır… (alıntı) Not: Ayetlerde geçen (مِن دُونِهِ)’’min dünihi’’nin iki anlamı vardır. Birincisi ‘’Allah’ın yanı sıra veya Allah’la birlikte’’, ikincisi ise, ‘’Allah’tan başka’’şeklindedir. Fakat bu ifade müşrikler hakkında söylendiği zaman, ki Kur’an’da hep öyledir, o zaman, ‘’Allah’ın yanı sıra’’ demek daha uygundur. Çünkü müşrikler hem Allah’a inanırlar hem de onunla birlikte başka şahıs veya nesnelere yalvarıp yakarmakta, onları kul ile Allah arasına koyarak Allah’tan değil de bunlardan medet ve yardım dilemektedirler. Maalesef bu şekildeki şirk, yani meded beklemek ve yardım dilemek tarikatlerde aynen vardır. Ayrıca ayette geçen (إِنِ الْحُكْمُ إِلاَّ لِلّهِ) ifadesinden kesin olarak anlaşılıyor ki, gerek tekvini, gerkse teşriî olsun hükümranlık yalnız yüce Allah’a aittir. Yani evrenin tek hâkimi yüce Allah olduğu gibi dinin şariî, helal ve haram kılma yetkisi de sadece yüce Allah’a aittir. Bu nedenle Allah’ın elçisi de bizim gibi yüce Allah’ın bir kulu ve bir beşer olduğundan din konusunda hüküm koyucu ve şariî olma özelliği olmadığı gibi, helal ve haram kılma yetkisi de yoktur. Bütün bunlar sadece yüce Allah’ın elindedir. Ama bugün Hz. Peygamber’e de yüce Allah’a ait bu yetkileri veren, sünnet ve hadisleri vahiy ürünü sanıp, buna Vahyi Gayri Metluv diyen zihniyet sahibi kimselerin de farkına varmadan yüce Allah’a, Kur’an’a ve Hz. Peygamber’e nasıl iftira ettiklerini bilmemiz gerekir. Ayrıca bu vb. ayetlere göre de Allah’tan başkasına kulluk ve kölelik yoktur. Çünkü Arapçada (تعبدوا)’’ubudiyet’’ kökünden türemiş olup kulluk ve kölelik etmek gibi anlamlara gelir. Bundan türeyen isim ise (عبد)’’abd’’kelimesi olup anlamı da ‘’kul ve köle’’ demektir. Demek ki, Kur’an’a göre Allah’tan başkasına kulluk veya kölelik kesinlikle yasaktır. İşte bu ayetlere göre yüce Allah köleliği yani iradeyi başkalarına teslim etmeyi kesinlikle yasaklamıştır. Ki, bunlar gibi nice ayetler vardır ve hepsi de Allah’tan başkasına kulluk ve köleliği yasaklamaktadır. لقد نهى الله عن العبودية أي تسليم الإرادة لغيره (من دون الله) عند علماء التفسير وعلماء التحقيق يراد بها شيئان: الأول: أن تكون بمعنى (مع)، (من دون اللّهِ) يعني مع الله، وعبَّر عن المعية بلفظ (من دون اللّهِ) لأن كل من دُعِيَ مع الله فهو دون الله جل وعلا فهم دونه، والله جل وعلا هو الأكبر هو العظيم وفي هذا دليل على بشاعة عمله -والثاني: أن قوله (من دون اللّهِ) يعني غير الله -- هل الرسول شارِع أم مُشرَّع له؟ الأصل أن الرسول مشرع له أي ناقل و مطبق للشرع و أن الله هو الشارع أي خالق و فارض التشريع لا شريك له في ذلك. (وَلَا يُشْرِكُ فِي حُكْمِهِ أَحَدًا) (إِنِ الْحُكْمُ إِلَّا لِلَّهِ ۚ أَمَرَ أَلَّا تَعْبُدُوا إِلَّا إِيَّاهُ ۚ ذَٰلِكَ الدِّينُ الْقَيِّمُ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ» و المعنى الأول الذي تقصده هذه الآية هي وحدانية الله كما يتضح من سياق الآيات. لكن، اليس التوحيد الأشمل هو الإيمان بإنفراد الله في القوانين و التشريعات الدينية و عدم إشراك مصادر غير القرآن في التشريع؟ «أَوَلَمْ يَكْفِهِمْ أَنَّا أَنزَلْنَا عَلَيْكَ الْكِتَابَ يُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ ۚ الخ) لنا القرآن مصدر تشريع واحد و وحيد لا خلاف فيه. أما فيما يتعلق بكتب الحديث، فكيف نبني ديننا على مصادر مهما صحت فهي تبقى ظنية الثبوت؟ لا يوجد كتاب حديث واحد لم يتم تضعيف العديد من الأحاديث الموجودة فيه! أما كتاب الله فهو صحيح ثابت و قطعي الثبوت، “وَإِنَّهُ لَكِتَابٌ عَزِيزٌ لَّا يَأْتِيهِ الْبَاطِلُ مِن بَيْنِ يَدَيْهِ وَلَا مِنْ خَلْفِهِ ۖ تَنزِيلٌ مِّنْ حَكِيمٍ حَمِيدٍ”! ” إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا الظَّنَّ الخ )”. الا يجب أن نبني معتقداتنا و تشريعاتنا على يقين؟ «إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ حَقُّ الْيَقِينِ». أما ما نظن انها مصادر شرعية ثابتة فهي مهما علا توثيقها تظل ظنية، أي أن لا تأكيد تام أن النبي فعلا قال ما فيها بدقيق اللفظ أو حتى الدلالة «إِنَّ الظَّنَّ لَا يُغْنِي مِنَ الْحَقِّ شَيْئًا»ثم لنسأل أنفسنا، «مَنْ أَصْدَقُ مِنَ اللَّهِ حَدِيثًا”؟ أليست «تِلْكَ آيَاتُ اللَّهِ نَتْلُوهَا عَلَيْكَ بِالْحَقِّ ۖ فَبِأَيِّ حَدِيثٍ بَعْدَ اللَّهِ وَآيَاتِهِ يُؤْمِنُونَ»؟ لِمَ حفظ الله كتابه و لم يحفظ أقوال النبي؟ لم نهى النبي عن كتابة أحاديثه و التزم كبار صحابته بذلك بعد وفاته؟ فلنتذكر اننا مسؤوولون أمام الله عن آياته لا عن كتب الحديث، «يَا مَعْشَرَ الْجِنِّ وَالْإِنسِ أَلَمْ يَأْتِكُمْ رُسُلٌ مِّنكُمْ يَقُصُّونَ عَلَيْكُمْ آيَاتِي»؟الا يخاف من يروج لمصيبة الناسخ و المنسوخ و تحليل ما حرم الله في كتابه و تحريم ما حلل الله في كتابه من هذه الآيات؟ «إِنَّ الَّذِينَ يَكْتُمُونَ مَا أَنزَلْنَا مِنَ الْبَيِّنَاتِ وَالْهُدَىٰ مِن بَعْدِ مَا بَيَّنَّاهُ لِلنَّاسِ فِي الْكِتَابِ ۙ أُولَٰئِكَ يَلْعَنُهُمُ اللَّهُ وَيَلْعَنُهُمُ اللَّاعِنُونَ إِلَّا الَّذِينَ تَابُوا وَأَصْلَحُوا وَبَيَّنُوا فَأُولَٰئِكَ أَتُوبُ عَلَيْهِمْ ۚ وَأَنَا التَّوَّابُ الرَّحِيمُ».و الله يريدنا ان نتفكر و نعقل لا نقلد و ننقل. المهلكة في التقليد و إشراك السنة القولية الظنية الثبوت بالقرآن الخالد المحفوظ. - أكرر، العقيدة و التشريع الديني مصدره القرآن فقط. و الحلال هو الأصل في كل شيء إلا ان يُحرّم بنص قرآني لا نص من حديث أو فقيه - ! الحرام و الحلال بيد الله فقط أي وليس بيد أي إنسان حتى لو كان نبيا رسولا. - سألونك ، يستفتونك .. هي آيات من كتاب الله تدل على أن النبي لم يكن يجيب الناس و يفتيهم بالتحليل أو التحريم حتى ينزل الوحي وَيَسْأَلُونَكَ مَاذَا يُنفِقُونَ قُلِ الْعَفْو - وَيَسْأَلُونَكَ عَنِ الْيَتَامَى قُلْ إِصْلاَحٌ لَّهُمْ خَيْرٌ - «يَسْأَلُونَكَ عَنِ الْخَمْرِ وَالْمَيْسِرِ قُلْ فِيهِمَا إِثْمٌ كَبِيرٌ..» مبيناً ماذا عليه أن يقول يَسْأَلُونَكَ مَاذَا أُحِلَّ لَهُمْ قُلْ أُحِلَّ لَكُمُ الطَّيِّبَات ُ ..» يَسْأَلُونَكَ عَنِ السَّاعَةِ أَيَّانَ مُرْسَاهَا قُلْ إِنَّمَا عِلْمُهَا عِندَ رَبِّي» وأمثال ذلك من الايات كثيرة ُ- اليس الذي ينتظر الوحي في الأهلة والنفقة والمحيض والكلالة والخمر الخ لا يفتي إلا بما آتاه ربه في قرآنه لكي يشهد عليه الناس جميعا؟ اليس الأصل في التشريع الإشهار و التوثيق بالنص المكتوب ليصبح الشرع عقدا موثوقا بين الله و الناس؟  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
“Sizin ve atalarınızın isimlendirdikleri, ama Allah’ın onlar hakkında hiçbir sağlam delil indirmediği, Allah’dan başkalarına kulluk ediyorsunuz. Hüküm vermek yalnızca Allah’a aittir. Allah yalnızca kendisine kulluk etmenizi emrediyor. İşte en doğru yaşama biçimi (din) budur. Fakat insanların çoğu bunu bilmiyor” dedi.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Sizin Onu bırakıp da taptıklarınız ancak sizin, atalarınızın uydurduğu birtakım adlardır. Onlar için Allah yönünden hiç bir kanıt gönderilmemiştir. Doğrusu yalnız Allah’ın dediği olur. O, kendinden başkasına tapmamanızı buyurmuştur. Dosdoğru din işte budur. Ancak, insanların pek çoğu bunu bilmezler.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
39,40. «— Ey zindan arkadaşlarım! Dağınık Rabler mi hayırlıdır, yoksa yegâne olan, kahhar olan Allah mı? Allah/ı bırakarak ancak sizlerin, babalarınızın takmış olduğu birtakım abes adlara tapıyorsunuz ki Allah onun hakkında hiçbir burhan indirmemiştir. Hüküm ancak Allah/ındır. O, ancak kendisine tapmanızı emretmiştir. İşte dosdoğru din budur. Fakat birçok insanlar onu bilmezler.»
İsmail Yakıt
swap_vert close
O’nun dışında ibadet ettikleriniz, sizin ve atalarınızın adlandırdığı birtakım adlardan başka bir şey değildir/sadece adı var kendi olmayan şeylerdir. Çünkü Allah onlara bir yetki [sultân] indirmemiştir. Hüküm ancak Allah’a aittir. O, kendisinden başka hiçbir şeye tapmamanızı emretmiştir. İşte dosdoğru olan din budur ama insanların çoğu bilmezler.”
Kadri Çelik
swap_vert close
“Sizin Allah'tan başka taptıklarınız, Allah'ın kendileri hakkında hiç bir ispatlayıcı delil indirmediği, sizin ve babalarınızın ad olarak adlandırdıklarınızdan başkası değildir. Hüküm, yalnızca Allah'ındır. O, kendisinden başkasına kulluk etmemenizi emretmiştir. Dosdoğru olan din işte budur; ancak insanların çoğu bilmezler.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
Allah’ı bırakıp da kendilerine kulluk ettiğiniz varlıklar, sizin ve sizden önceki atalarınızın uydurmuş olduğu birtakım hayal ürünü isimlerden başka bir şey değildir. O sözde ilâhların yetki alanlarını, kudret sınırlarını, verdikleri ve verecekleri hükümleri; kısaca, sahip oldukları tüm özellikleri belirleyen de, onlara kulluk edilmesi gerektiğini iddia eden de sizsiniz. Oysa Allah, onlara ilâhî bir yetki verildiğine dâir haklarında herhangi bir delil göndermemiştir. Ama kitap ve Peygamber göndererek eşi ortağı olmayan bir tek ilah olduğunu ve yalnızca kendisine kulluk etmeniz gerektiğini sizlere bildirmiştir. O hâlde, neyin iyi neyin kötü olduğunu belirleme konusunda hüküm verme yetkisi, ancak ve sadece Allah’a aittir. Ve O, tüm sahte ilâhları reddederek, yalnızca kendisine kulluk etmenizi emrediyor. İşte dosdoğru din budur; ne var ki, insanların çoğu bunu bilmiyor.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
“O’ndan başka taptıklarınız sizin ve atalarınızın taktığı adlardan başkası değildir. Allah onlar hakkında hiçbir delil indirmedi. Hüküm ancak Allah’ındır. ‘O’ndan başkasına kulluk etmeyin!’ diye emretti. Bu, Kayyim (Yürürlükte / Geçerli / Gerçek) Din’dir; ama İnsanlar’ın en çoğu bilmez”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Allah dışında ibadet ettiğiniz tanrı isimleri, sizin ve atalarınızın taktığı özel takma lâkaplardır. Allah o tanrılara, herhangi bir yetki falan da vermemiştir. Egemenlik sadece Allah'ındır. Allah, sadece kendisine kulluk etmenizi emretmiştir. İnsanların çoğu bilincinde olmasa da gerçek din budur ...
Mehmet Çoban
swap_vert close
"Siz ancak sizin ve atalarınızın uydurduğu bir takım anlamsız inançlarla insanların yasalarına uyarak tapıyorsunuz. Bütün taptığınız ilahları siz uydurdunuz. Allah; yasalarına uyarak taptığınız şeylerin ilah olduğu hakkında hiç bir delil vahyetmemiştir. Doğru adil hüküm yalnız Allah’ındır. Sizin uydurduklarınız hiç bir şey bilmeyen, doğru hüküm veremeyen bir takım aciz varlıklardır. Yasalarıyla insanlar arasına kini nefreti yayarlar. Hâlbuki onlar da Rabbime muhtaçtır. Rabbimiz Allah sadece kendi yasalarına uymanızı emretmiştir. Doğru olan budur. Allah’ın yasalarıyla belirlediği düzen adalet, eşitlik ve gerçeklik üzerinedir. Ama insanların çoğu bilmez!"
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Allah’ın) peşi sıra taptıklarınız, haklarında Allah’ın hiçbir delil indirmediği, sizin ve atalarınızın taktığı isimlerden başka bir şey değildir. [*] Hüküm yalnızca Allah’a aittir. O, size kendisinden başkasına ibadet etmemenizi emretmiştir. İşte doğru din budur fakat insanların çoğu (bu gerçeği) bilmezler. [*]
Benzer mesajlar: En‘âm 6:81; A‘râf 7:71; Necm 53:23.,Benzer mesaj: Rûm 30:30. Hz. Yusuf’un 37-41. ayetlerde dile getirilen sözleri onun hapishaneyi bir tebliğ alanına çevirdiğinin delilidir. Zira bir peygamber günün her saatinde imkân buldukça hakikati muhataplarına tebliğ etmekle yükümlüdür.  
Mehmet Türk
swap_vert close
“Sizin Allah’ı bırakıp da kendilerine taptıklarınız, Allah’ın kendileri hakkında hiç bir delil indirmediği, sizin ve atalarınızın uydurduğu birtakım kuru isimlerden başka bir şey değildir.¹ Hâkimiyet, sadece Allah’a aittir ve O asla kendisinden başkasına kulluk etmemenizi emretmiştir. İşte dosdoğru olan hak din, budur. Fakat insanların çoğu bunu bilmiyorlar.”²
1 Âyetin bu bölümü; “Siz, sadece Allah’ı bırakarak, Allah’ın kendileri hakkında hiç bir delil indirmediği, sizin ve atalarınızın uydurduğu birtakım kuru isimlere tapıyorsunuz...” şeklinde de tercüme edilebilir.2 37. Ayetten buraya kadar Hz. Yusuf (a.s.)’ın söyledikleri, 15. Ayetteki ifadelerle birlikte düşünülürse Hz. Yusuf (a.s.) kuyuya atılınca vahiyle muhatab olmuş ve tebliğ görevini kadının yanında ve zindanda icra etmeye başlamıştır.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Allah’ı bırakıp tapındığınız her şey gerçekte sizin ve atalarınızın kendi muhayyilenizden çıkardığınız [anlamsız] isimlerden öteye geçmemektedir; çünkü bunlar hakkında hiçbir kanıt indirmemiştir Allah. ⁴² [Neyin doğru, neyin eğri olduğu konusunda] hüküm yalnızca Allah’a aittir. Ve O da kendisinden başkasına kulluk etmemenizi buyuruyor. İşte dosdoğru olan [tek] din budur; ama insanların çoğu bunu bilmez. ⁴³
42 Lafzen, “sizin isimlendirdiğiniz isimler” -yani, “sizin kendi muhayyilenizin mahsulu birtakım isimler”.43 Karş. 30:30’un son cümlesi.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Allah ile aranıza koyup kulluk ettikleriniz, sizin ve atalarınızın uydurduğu birtakım isimlerden başka bir şey değildir. Oysa Allah, bu konuda herhangi bir bilgi ve belge indirmemiştir. Zira hüküm yalnızca Allah’ındır. O ise, kendisinden başkasına kulluk edilmemesini emretmiştir. İşte doğru ve sağlam din budur; fakat insanların çoğu bu geçeği bilmiyorlar.” 3/151, 13/33, 30/35, 98/5
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
O’nu bırakıp da taptığınız şeyler, başka değil, yalnızca sizin ve atalarınızın (Allah’a ait) nitelikleri kendilerine yakıştırdığınız isimlerdir, Allah bunlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. (Varlıkların konumları hakkındaki) nihâî yargı yalnızca ve yalnızca Allah’a aittir:[¹⁸⁵⁹] O size kendisinden başkasına kulluk etmemenizi emretmiştir: İşte bu dosdoğru olan tek dindir, fakat insanların çoğu bunu bilmezler.[¹⁸⁶⁰]
[1859] Bu cümle kıssanın anahtarıdır. Zımnen: Ey insan, Allah yokmuş gibi davranamazsın! Kök anlamı “bağlamak” olan hukm, doğru seçeneğin dışındakileri mahkûm edip bağlamaktır (Ayrıntılı bir not için bkz: 21:74). Burada “nihaî yargı” ile karşıladığımız hukmün, din ve kulluk tayiniyle ilgili olduğu bağlamdan açıkça anlaşılmaktadır (Zemahşerî). [1860] Onlar ve ataları Allah’a ait nitelikleri, gerçekte o niteliklere sahip olmayan varlıklara takmaktaydılar. Dolayısıyla takılan isim, o ismin kendisine takıldığı müsemmâya uymadığı için ortada kalmakta, müsemmâsız isim durumuna düşmekteydi. Çünkü isim taktıkları varlıklar, o isimlerin hakiki sahibi değillerdi ve olamazlardı da. İsimle müsemmâ uyuşmayınca, gerçekte onlar Allah’a ait isimleri yakıp yakıştırdıkları varlıklar yerine, içini boşalttıkları ve karşılıksız koydukları “isimlere” tapmış oluyorlardı. Hakikatte ise bu, kendi heva ve heveslerine tapmaktan başka bir şey değildi. Sonuçta onların taptığı, içi boş, hiçbir hakikati olmayan isimlerdi. Tanrılık yakıştırılan putlar, gerçekte birer sahte özneydiler. Gerçek özne ise, onlara tanrılık yakıştıranlar, yani kendileriydi. Bu tavır, her tür şirkin bir aldanma ve aldatma olduğunu ortaya koyuyordu. Müşrikin taptığı sahte tanrı, kendi atadığı tanrıydı. Önce tanrısını atamak, sonra da ona taptığını iddia etmek... İşte yaman çelişki buydu. Bununla, iki büyük yanlışı birden işliyorlardı: Birincisi Allah’a ait bir niteliği, O’ndan keyiflerince çekip alabilecekleri vehmine kapılmak; ikincisi Allah’a ait bu niteliği istediklerine takma yetkisini kendilerinde görmek. Zaten âyette de, isim takma (tesmiye) işi onlara izafe edilmekteydi (M. İslamoğlu; Âlemlerin Rabbi Allah, s. 26).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Allah'ı bırakıp da taptığınız putlar, sizin ve atalarınızın taktığı bir takım uydurma adlardan başka bir şey değildir. Allah onlara (ibadet ve itaat edilmesine dair) hiçbir delil indirmemiştir. Hüküm sadece Allah’a aittir. O ise, kendisinden başkasına ibadet etmemenizi emretmiştir. İşte dosdoğru din budur, fakat insanların çoğu bilmezler, (de Rablerine ortak koşmakta sakınca görmezler)
Osman Fırat
swap_vert close
O Allah’dan başka kullukta bulunduklarınız, sizin ve ve atalarınızın(uydurup) isimlendirdiği bir takım isimlerdir. Halbuki onlar hakkında Allah size bir delil/hüccet indirmedi. Eğer bir hüküm varsa o da Allah’a aitir O sadece kendisine kulluk etmenizi emretmiştir. Sağlam din budur. Lakin insanların çoğu bilmezler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
«Sizin Allah'tan başka ibadet ettiğiniz şeyler birtakım isimlerden başka değildirler. O isimleri siz ve babalarınız takmışsınızdır. Allah Teâlâ bununla hiçbir hüccet indirmemiştir. Hüküm ise başka değil, ancak Allah'a mahsustur. Başkasına değil, ancak O'na ibadet ediniz diye emretmiştir. Müstakim olan din bundan ibarettir, velâkin nâsın çokları bilmezler.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Sizin Allah'tan başka ibadet ettiğiniz tanrılar, sizin ve atalarınızın uydurduğu birtakım boş isimlerden ibarettir. Allah onların tanrı olduklarına dair hiçbir delil indirmemiştir. Hüküm yetkisi yalnız Allah'ındır. O ise, başkasına değil, yalnız Kendisine ibadet etmemizi emir buyurmuştur. İşte dosdoğru din! Fakat insanların çoğu bunu bilmezler. ”
Hz. Yusuf (a.s.)’ın esas hizmeti olan bu nübüvvet tebligatı da ne Tekvin, ne de Talmud’da yer almaz. Bu hitabe ve Hz. Yusuf’un güzel tutumu, din hizmetinde olan insanlar için örneklerle doludur.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Siz, o'nu bırakıp ancak sizin ve atalarınızın taktığı birtakım (boş) isimlere tapıyorsunuz. Allah onlar(ın gerçekliği) hakkında hiçbir delil indirmemiş(onlara hiçbir güç vermemiş)tir. Hüküm, yalnız Allah'ındır. O, yalnız kendisine tapmanızı buyurmuştur. İşte doğru din budur. Ama insanların çoğu bilmezler."
Süleyman Tevfik
swap_vert close
"Sizin Allâh'dan başka 'ibâdet iyledikleriniz sizin ve babalarınızın uydurdukları isimlerden başka bir şey değildir. Allâh Te'âlâ buna bir huccet ve burhân inzâl itmemişdir. Dünyâ ve âhiretde hükm itmek Allâh'a mahsûsdur. Ancak kendisine 'ibâdeti emr itdi. İşte dîn-i müstakîm budur. Lâkin nâsın ekserîsi bunı bilmez" didi.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
O’nunla aranıza koyarak kulluk ettiğiniz şeyler, sizin ve atalarınızın koyduğu isimlerden başkası değildir. Allah’ın onlar hakkında indirdiği bir yetki (sulta) yoktur. Hüküm, Allah’ın hükmüdür. O, kendinden başkasına kul olmamanızı emretmiştir. Dosdoğru din işte budur. Ancak, insanların çoğu bunu bilmezler.
Şaban Piriş
swap_vert close
Siz ve atalarınız, Allah'ı bırakıp kendi icadınız olarak, kutsadığınız şeylere kulluk ediyorsunuz. Oysa Allah, onlar hakkında hiç bir delil indirmemiştir. Hüküm, yalnız Allah'ındır. Kendisinden başkasına kulluk etmemenizi emretmiştir. Dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmez.
Ümit Şimşek
swap_vert close
“Allah'tan başka taptığınız şeyler ise, sizin ve atalarınızın taktığı isimlerden ibarettir ki, Allah bu konuda hiçbir delil indirmemiştir. Halbuki hüküm Allah'ındır; O ise kendisinden başka hiçbir şeye kulluk etmemenizi emretmiştir. Dosdoğru din işte budur; fakat insanların çoğu bilmiyor.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
"O'nun yanında nelere kulluk ediyorsunuz? Sadece bir takım isimlere ki, adlarını siz ve atalarınız koymuştur. Onlar hakkında Allah, hiçbir kanıt indirmemiştir. Hüküm yalnız Allah'ındır. O, yalnız ve yalnız kendisine kulluk etmenizi emretti. Eskimez ve pörsümez din işte budur. Ama insanların çokları bilmiyorlar."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
“ŧapmazsız andan ayruġa illā adlara kim ad virdüñüz anlara siz daħı atalaruñuz indürmedi Tañrı aña hįç ḥüccet. degül hükm eyleye illā Tañrı’nuñ buyurdı kim ŧapmayasız illā anı. şol dindür ŧoġru lįkin [122a] ādemįlerüñ eyregi bilmezler.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
‘İbādet eylemezsiz Allāhdan özgeye illā adlara ki siz anlara adlarḳomışuñuz siz atalaruñuz ile. İndürmedi Tañrı anlara hīç burhān. Ḥükm de‐güldür illā Tañrıya. Buyurdı size ṭapmayasız illā Allāha. Oldur ḥaḳ dīn vedoġrı dīn. Lākin çoḳ kişiler anı bilmezler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Allahdan) qeyri ibadət etdikləriniz sizin və atalarınızın (özündən uydurub) qoyduğunuz (Allaha heç bir aidiyyəti olmayan) adlardan (bütlərdən) başqa bir şey deyildir. Allah isə onlara (ibadət edilməsinə dair) heç bir dəlil nazil etməmişdir. Hökm ancaq Allahındır. O sizə yalnız Onun Özünə ibadət etmənizi buyurmuşdur. Doğru (həqiqi) din budur, lakin insanların çoxu (bu həqiqəti) bilməz!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Those whom ye worship beside Him are but names which ye have named, ye and your fathers. Allah hath revealed no sanction for them. The decision rests with Allah only, Who hath commanded you that ye worship none save Him. This is the right religion, but most men know not.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
"If not Him, ye worship nothing but names which ye have named,-(1693) ye and your fathers,- for which Allah hath sent down no authority: the command is for none but Allah. He hath commanded that ye worship none but Him: that is the right religion, but most men understand not...
1693 'If you name other gods, they are nothing but your inventions—names which you and your fathers put forward without any reality behind them. Who gave you authority to do any such thing? The only reality is Allah. Authority can come from Him alone. It is only for Him to command. And He has distinctly commanded you to worship none other than Him. That is the only religion that is right—that has stood and will stand and endure forever. He has revealed it at all times by His Messengers and by His Signs. If men fail to understand, It is their own fault (Cf. 7:71, 13:33, and 53:23).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
مَا تَعْبُدُونَ
tapmıyorsunuz
مِنْ دُونِه۪ٓ
ondan başka
اِلَّٓا
an- cak
اَسْمَٓاءً
birtakım isimlere ki
سَمَّيْتُمُوهَٓا
onları isimlendirdiniz
اَنْتُمْ
siz
وَاٰبَٓاؤُ۬كُمْ
ve atalarınız
مَٓا اَنْزَلَ
indirmemiştir
اللّٰهُ
Allah
بِهَا
onların hakkında
مِنْ سُلْطَانٍۜ
hiçbir delil
اِنِ الْحُكْمُ
hüküm değildir
اِلَّا
an- cak
لِلّٰهِۜ
Allah'
ın
اَمَرَ
emret- miştir
اَلَّا تَعْبُدُٓوا
tapmamanızı
اِلَّٓا
an- cak
اِيَّاهُۜ
kendi- sine
ذٰلِكَ
işte budur
الدّ۪ينُ
din
الْقَيِّمُ
dosdoğru
وَلٰكِنَّ
fakat
اَكْثَرَ
çoğu
النَّاسِ
insanların
لَا يَعْلَمُونَ
bilmezler
"Siz Allah'ı bırakıp sadece sizin ve atalarınızın taktığı birtakım isimlere (düzmece ilâhlara) tapıyorsunuz. Allah onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Hüküm ancak Allah'a aittir. O (size), kendisinden başkasına tapmamanızı emretmiştir. İşte, dosdoğru din budur; fakat insanların çoğu (bunu) bilmezler."
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
عَبَدَ
Fiil-I
ع ب د
Âbd oldu, taptı, kulluk etti
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
دُون
İsim
د و ن
Başka, başkası, arka, hariç, önce, dışında
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
اِسْمٌ
İsim
س م و
Ad, isim
سَمّٰى
Fiil-II
س م و
Ad verdi, adlandırdı, isimlendirdi
اَنْتُمْ
Zamir
اَنْتُمْ
Siz
اٰبَاء
İsim
ا ب و
Ataları, babaları
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اَنْزَلَ
Fiil-IV
ن ز ل
İndirdi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
بِهَا
Zamir
بِهَا
Onunla, onlar hakkında
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
سُلْطَان
İsim
س ل ط
Delil, yetki, güç, hakimiyet, kuvvet, hüccet, sultan, saltanat
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
حُكْم
İsim
ح ك م
Hikmet, hüküm
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
اَمَرَ
Fiil-I
ا م ر
Emretti, buyurdu
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
عَبَدَ
Fiil-I
ع ب د
Âbd oldu, taptı, kulluk etti
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
اِيَّا
Edat
اِيَّا
Yalnız, sadece, ancak
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
دِين
İsim
د ي ن
Din, kanun, ceza
قَيِّمُ
Sıfat
ق و م
Dosdoğru
لٰكِنّ
Harf-i istidrak
لٰكِنّ
Ancak, fakat, lakin, başka, hariç
اَكْثَر
İsim
ك ث ر
Çoğu, daha çok, daha fazlası
نَاس
İsim
ن و س
İnsanlar
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi