close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Yûsuf Sûresi 30. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vekâle nisvetun fî-lmedîneti-mraetu-l’azîzi turâvidu fetâhâ ‘an nefsih(i)(s) kad şeġafehâ hubbâ(en)(s) innâ lenerâhâ fî dalâlin mubîn(in)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Şehirdeki kadınlar, azizin karısı, kölesinden murat almak istemiş, sevgi, bütün kalbini kaplamış, görüyoruz ki o, apaçık bir sapıklıkta dediler.
Ayette geçen "aziz" Mısır'ın maliye işlerine bakan en büyük memûru olduğu ve aziz kelimesinin, onun adı olmayıp memûriyetine verilen ad bulunduğu rivâyet edilmiştir. Firavun, yani Mısır hükümdarıdır diyenler de vardır. Ahd-i Atıyk, Yûsuf'u satın alan kişinin, Firavun’un maiyet askeri kumandanı Yutıfar olduğunu söylüyor (Tekvin, 39).  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Şehirde (birtakım) kadınlar: "Aziz (Vezir)’in karısı kendi uşağının nefsinden murad almak istiyormuş. Öyle ki (şehvet tutkulu) sevgi onun bağrına sinip oturmuş... Biz doğrusu onu açıkça bir sapkınlık içinde görüyoruz" diyerek (dedikodu yapmaktalardı).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Şehirde olayı duyan bir takım kadınlar birbirleriyle: “Azizin karısı, genç kölesinin gönlünü çelmeye kalkmış, kölesine olan aşkı yüreğinin derinliğine işlemiş; doğrusu biz onu açık bir sapıklık içinde görüyoruz” diye dedikodu yapıyorlardı.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Şehirdeki kadınlar fikir birliği etmişçesine: “Şu devletlü vezirin karısı, genç kölesine, sık sık yakınlık gösterip hile yaparak sahip olmaya kalkışıyormuş. Yûsuf'un sevdası onun yüreğini yakıp kavuruyormuş. Kadını açıkça yoldan çıkmış biri olarak görüyoruz.” dediler.
Ahmet Varol
swap_vert close
Şehirde birtakım kadınlar: "Azizin hanımı kendi uşağının nefsine yaklaşmak istiyormuş. Sevgi onun bağrını yakmış. Doğrusu biz onu açık bir sapıklık içinde görüyoruz" dediler.
Ali Bulaç
swap_vert close
Şehirde (birtakım) kadınlar: 'Aziz (Vezir)'in karısı kendi uşağının nefsinden murad almak istiyormuş. Öyle ki sevgi onun bağrına sinmiş. Doğrusu onu açıkça bir sapıklık içinde görüyoruz.' dedi.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Şehirdeki bir takım kadınlar da dediler ki: “- Vezir'in karısı, delikanlısının nefsine yaklaşmak istiyormuş. Ona olan aşkı, kalbinin içine nüfuz etmiş. O hanımı görüyoruz ki, çıldırmış besbelli...
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ve şehirde olan bir grup kadın: “Bakanın hanımı, hizmetkârını elde etmeye çalışıyor. Yusuf’un sevgisi, onun kalbine işlemiş. Şüphesiz biz onu apaçık bir sapıklık içinde görüyoruz” dediler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Şehirde bazı kadınlar şöyle dedikodu yapmaya başladılar: “Azizin karısı genç uşağının nefsinden gönlünü eğlendirmek istemiş. Aşktan yüreğinin zarı delinmiş. Biz onu açık bir sapıklık içinde görüyoruz.”
Besim Atalay
swap_vert close
Bir takım kadınlar, şehir içerisine: «Başkanın karısı kölesinden dilek almak istemiş, kölenin sevgisi yüreğine işlemiş, onu açık sapkınlıkta görürüz» diye yaydılar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Şehirde birtakım kadınlar: “Vezirin karısı, (hizmetçisi olan) genç (delikanlı) kölesinin gönlünü çelmeye kalkmış. Öyle ki Yusuf'un sevdası onun kalbine işlemiş. Doğrusu biz onu açık bir sapıklık içinde görüyoruz” dediler.
“Aziz” kişinin adı olmayıp Mısır’ın maliye işlerine bakan en yüksek makamında bulunan zâtın unvanıdır. Bugünkü ifade ile maliye bakanı ya da müsteşarı.  
Cemil Said
swap_vert close
Şehrin kadınları vak’ayı biri birilerine anlatıyorlar idi " ’Azîz’in karısı delice sevdiği kölesinden istifâde itmek istemiş âşikâr bir dalâlete düşmüş" diyorlardı.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Şehirde bir takım kadınlar: "Vezirin karısı kölesinin olmak istiyormuş; sevgisi bağrını yakmış; doğrusu onun besbelli sapıtmış olduğunu görüyoruz." dediler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Şehirde birtakım kadınlar, “Aziz’in karısı, (hizmetçisi olan) delikanlısından murad almak istemiş. Ona olan aşkı yüreğine işlemiş. Şüphesiz biz onu açık bir sapıklık içinde görüyoruz” dediler.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Şehirdeki bazı kadınlar, “Aziz’in karısı, hizmetindeki genç ile birlikte olmak istiyormuş; (Yûsuf’un) sevdası kalbine işlemiş! Biz onu gerçekten açık bir sapkınlık içinde görüyoruz” dediler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Şehirdeki bazı kadınlar dediler ki: Azizin karısı, delikanlısının nefsinden murat almak istiyormuş; Yusuf'un sevdası onun kalbine işlemiş! Biz onu gerçekten açık bir sapıklık içinde görüyoruz.
Edip Yüksel
swap_vert close
Şehirde bir takım kadınlar: "Valinin karısı hizmetçisini baştan çıkarmaya çalışıyor," dediler, "Ona çılgıncasına aşık. Onu açık bir sapıklık içinde görüyoruz."
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Şehirde bazı kadınlar da "Azizin karısı, delikanlısından murad almaya kalkmış, sevgi yüreğini yakıp kavuruyormuş, görüyoruz ki, kadın çıldırmış besbelli..." dediler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Şehirde bir takım kadınlar da Azîzin karısı, dediler: delikanlısının nefsinden murad isteyormuş ona aşkından yüreğinin zarı çatlamış, karı bes belli çıldırmış
Emrah Demiryent
swap_vert close
Şehirde birtakım kadınlar (şöyle) dediler: “Vezirin karısı, (hizmetçisi olan) delikanlısının nefsinden murad almak istemiş. Ona olan sevdası, yüreğine işlemiş. Şüphesiz biz onu açık bir sapıklık içinde görüyoruz.”
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ve şehirdeki bir takım kadınlar: “Azizin hanımı, genç hizmetlisiyle birlikte olmak istemiş; delikanlının sevgisi yüreğine işlemiş. Onu açıkça sapıtmış görüyoruz.” diye dedikodu yaptılar.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Şehirdeki bir kısım kadınlar: «Azîzin karısı, delikanlısının nefsinden murad almak istiyormuş. Sevgi, yüreğinin zarına işlemiş! Görüyoruz ki o, muhakkak apaçık bir sapıklıkdadır» dedi (ler).
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Şehirdeki birtakım kadınlar ise dedi ki:(2) “Vezîrin karısı, delikanlısının nefsinden murâd almak istiyormuş. Doğrusu (ona duyduğu) aşk, kalbine işlemiş. Muhakkak ki biz, onu apaçık bir sapıklık içinde görüyoruz.”
(2)“(Âyet-i kerîme Arabca’da kadın ve erkek fiilleri ayrı kalıplarda olmasına rağmen) müenneslerin(kadınların) cemâatine, iki katlı müennes olduğu hâlde, müzekker (erkek) fiili olan قاَلَ [O erkek dedi] buyurması; hem قاَلَتِ الْأَعْرَابِ [Bedevîler dedi] buyurmakla, müzekkerlerin cemâatine müennes fiili olan قاَلَتْ [O kadın dedi] ta‘bîriyle, latîfâne işâret ediyor ki, zayıf ve halîm ve yumuşak kadınların cem‘iyeti (topluluğu) kuvvetleşir, sertlik ve şiddet kesb edip (kazanıp), bir nevi‘ racûliyet (erkeklik)kazanır. Onun için müzekker fiilini iktizâ ettiğinden (gerektirdiğinden) وَقاَلَ نِسْوَةٌ [(Erkeklere âid fiil yapısıyla) ve kadınlar dedi] ta‘bîri, gāyet güzel düşmüştür. Erkeklerin ise, husûsan bedevî ve Arab olsalar, kuvvetlerine güvendikleri için cem‘iyetleri zayıf olup; hem ihtiyatkârlık, hem yumuşaklık vaziyetini aldığından, bir nevi‘ kadınlık hâsiyeti (husûsiyeti) takındıkları için, müennes fiilini iktizâ ettiğinden: قاَلَتِ الْأَعْرَابِ buyurmakla, müennes fiiliyle ta‘bîri tam yerinde olmuştur.” (Lem‘alar, 20. Lem‘a, 161)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Şehirde birtakım kadınlar: ’Azizin (vezirin) hanımı kendi uşağının nefsine yaklaşmak istiyormuş. Sevgi onun bağrını yakmış. Doğrusu biz onu açık bir sapıklık içinde görüyoruz’ dediler.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Şehirdeki kadınlar (kendi aralarında) “Azizin karısı, hizmetçi gençlerden birisini arzulamış, sevgisinden dolayı ona gönlü kaymış. Biz o kadını açıkça bir sapıklık içinde görüyoruz” demişlerdi.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Kentin bir takım kadınları şöyle dediler: "Vezirin karısı kölesinin olmak istiyormuş. Kölenin sevgisi bağrını yakmış. Besbelli, iyice azıtmış."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Şehirde birtakım kadınlar bunu işitmekle vezirin karısı kölesinden murat almak istemiş de kölesinin muhabbeti kalbini yakmış [⁸]. Biz onu apaşikâr bir sapıklıkta görüyoruz [⁹], dediler.
[8] Yahut kalbinde sabr-u takat bırakmamış, kendisini çıldırtmış.[9] Ne oluyor da bu köleye tutuluyor!  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Şehirdeki birtakım kadınlar dediler ki: “Vezir [Aziz]’in karısı genç kölesini elde etmek/ondan murat almak istemiş. Onun sevgisiyle yanıp tutuşuyormuş. Muhakkak ki biz onu apaçık bir sapıklık içinde görüyoruz.”
Kadri Çelik
swap_vert close
Şehirde bir takım (sosyete) kadınlar, (kışkırtmak için), “Azizin karısı, delikanlısının nefsinden murat almak istiyormuş; (adeta) delikanlının sevgisi kalp perdesini yırtıp yüreğine sinmiş. Biz doğrusu onu açıkça bir sapıklık içinde görmekteyiz” dediler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Şehirdeki saray çevresine mensup bazı kadınlar, kendi aralarında, “Duydunuz mu? Vezirin karısı, kölesine göz koymuş; onun aşkıyla yanıp tutuşuyormuş. Ne ayıp, âşık olmak için bula bula bir köleyi mi bulmuş? Bize öyle geliyor ki, bu kadın düpedüz sapıtmış!” diyorlardı.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Şehir’deki kadınlar da: “Azîz’in karısı, genç hizmetçisinin nefsinden istekte bulunmuş! Kara sevdaya tutulmuş! Biz, onu açık bir sapkınlık içinde görüyoruz” dediler.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Şehirde olup bitenleri duyan kadınlar: " Vezirin hanımı kölesine asılmış. Delikanlı, yüreğini hoplatmış kadının. Herhalde zavallı bunalıma girmiş olmalı. "
Mehmet Çoban
swap_vert close
Olay gizli kalmamış bir takım kadınlar; "Aziz’in karısı uşağıyla aşk yaşamak istemiş! Sevda onun bağrını yakmış! Biz onu açık bir sapıklık içinde görüyoruz!" diyerek konuşmaya başlamışlardı.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Şehirdeki bazı kadınlar şöyle demişti: “Aziz’in hanımı cinsel olarak delikanlısından yararlanmak istiyormuş. (Yusuf’un) sevdası onu tamamen kaplamış! Doğrusu biz onu apaçık bir şaşkınlık içinde görüyoruz.” [*]
Burada geçen [dalâl-i mübîn] tamlaması, inanç olarak “apaçık bir sapkınlık” anlamında değil de Yûsuf 12:8’de de olduğu gibi “apaçık bir şaşkınlık, yanlışlık” anlamında yorumlanmalıdır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
O şehirdeki kadınlar: “Vezirin karısı kendi uşağına yaltaklanıyormuş hatta uşağının sevgisi onun gönlüne yerleşmiş. Biz doğrusu onu apaçık bir sapıklık içerisinde görüyoruz.” dediler.
Muhammed Esed
swap_vert close
VE ŞEHİRDE kadınlar [birbirleriyle]: “Falan kişizadenin karısı genç kölesinin gönlünü çelmeye kalkmış!” diye dedikodu etmeye başladılar, “Tutkudan yüreği paralanmış kadının; doğrusu, açıkça yoldan çıkmış biri olarak görüyoruz onu!” ²⁷
27 Lafzen, “doğrusu biz onu apaçık bir sapıklık içinde görüyoruz”.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Şehirde bazı kadınlar; “Azizin hanımı, kölesinden murat almak istemiş, belli ki ona olan aşkı yüreğini yakmış, ona sırılsıklam âşık olmuş. Biz onun iyice azıtmış olduğunu görüyoruz.” dediler. 49/11-12
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
VE ŞEHİRDE hanımlar (birbirine) şöyle dedi: “Malum yöneticinin[¹⁸⁴⁸] karısı genç hizmetçisini baştan çıkarmaya yeltenip duruyormuş. Belli ki tutku kadının yüreğine işlemiş.[¹⁸⁴⁹] Bakın: bizim ona dair düşüncemiz işi iyice azıttığı yönündedir.”
[1848] Lafzen: “Saygın kişinin karısı”. el-‘Azîz, Eski Ahid’de geçen ve aslı eski Mısır’ca olan Puti-phare’nin (puti: izzet, lütuf; phare: nasihatlı) Arapça karşılığıdır. Muhafız birliği komutanının adı ya da unvanıdır. [1849] Kur’an’da sadece burada kullanılan şeğaf “yürek zarı”, ya da “gönül dili” gibi mecazi ifade kalıplarıyla dile getirilen insanın duygu merkezine tekabül eder (Keşşaf). Burada “sevgi” anlamına gelen hubb ile birlikte kullanılarak, sözü edilen sevginin “haddi aşmış bir sevgi” olduğuna atıf yapılmıştır. Bu nedenledir ki, Kur’an’ın bir çok yerinde olumlu anlamda sevgiyi ifade için kullanılan hubbu, şeğaf ile birlikte kullanıldığı tek yer olan bu bağlamda “tutku” ile karşıladık. Genellikle Arapça’da, sahibinin aklını tutuklayıp basiretini bağlayan şehvete dayalı beşerî sevgi ‘aşk ile, sahibinin basiretine basiret katan sevgi hubb ile ifade edilir. Dilci İbn Fâris, Kur’an’da hiç geçmeyen ‘aşkı, “muhabbetin haddi aşmış şekli” olarak tarif eder (Mekâyîs).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Şehirdeki bazı kadınlar: "Zeliha, genç kölesi ile birlik olmak istemiş; Yusuf'un sevdası bağrını yakmış, görüyoruz ki o muhakkak sapıklardan olmuş" dediler. (Dedikodu yapmaya başladılar)
Osman Fırat
swap_vert close
Şehirde birtakım kadınlar: Azizin (Vezir’in) karısı, gencinin (Yusuf’un) nefsinden murâd almak istemiş! O’na sevdalanmış! Biz onu apaçık bir sapıklık içinde görüyoruz!" dediler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve şehirdeki birtakım kadınlar dedi ki: «Azîz'in refikası, genç kölesinin nefsinden muradını almak istiyormuş. Muhakkak ki, onun yüreğini kaplayan ince deriyi bir sevgi parçalamış. Şüphe yok ki, biz onu elbette bir apaçık sapıklık içinde görüyoruz.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Şehirde birtakım kadınlar: “Duydunuz mu? ” dediler: “Vezirin hanımı uşağına gönlünü kaptırmış, ondan kâm almak istemiş! Sevda ateşi bağrını yakmış. Kadın besbelli çıldırmış! ”
Süleyman Ateş
swap_vert close
Şehirde birtakım kadınlar: Vezir'in karısı, uşağının nefsinden murad almak istemiş! Sevda, onun bağrını yakmış! Biz onu açık bir sapıklık içinde görüyoruz!" dediler.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Memleketde ba'zı kadınlar, " 'Azîz'in zevcesi kölesinden münâsebet istemiş, onı sevmiş, Zeliha'yı bu haliyle âşikâr dalâletde göriyoruz" didiler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Şehirdeki kadınlardan bir takımı şöyle dedi: “ O vezirin karısı genç kölesini çok istiyormuş. Aşkı yüreğini kaplamış. Bize göre o, açık bir sapkınlık içindeymiş.”
Şaban Piriş
swap_vert close
Şehirde bazı kadınlar:-Vezirin karısı, kölesiyle beraber olmak istiyormuş, onun sevdası bağrını delmiş. Biz, onu açıkça sapıtmış görüyoruz, dediler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Şehirdeki kadınlar “Azizin hanımı genç kölesinden kâm almak istemiş,” dediler. “Besbelli onun aşkı yüreğine işlemiş. Görüyoruz ki kadın iyice şaşırmış.”
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Şehirde bazı kadınlar şöyle konuştular: "Azîz'in karısı, genç uşağının nefsinden gönlünü eğlendirmek istemiş. Aşktan yüreğinin zarı delinmiş. Öyle anlıyoruz ki, kadın tam bir çılgınlığa düşmüş."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı eyitti 'avratlar şehr içinde 'azįz 'avratı ister ķulından gendüzini bayıķ terkin urdı anuñ sevmekdin yaña bayıķ biz görürüz anı 'azġunlıķ içinde bellü.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı nice ‘avratlar eyitdi Mıṣr şehrinde: Melik ‘avratı kendü ḳulından ya‐manlıḳ istedi, didiler. Yüregin anuñ sevmegi ḳapladı. Taḥḳīḳ biz anı uluazġunluḳ içinde görürüz, didiler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Şəhərdəki qadınlar dedilər: “Vəzirin övrəti cavanı (cavan qulunu) tovlayıb yoldan çıxartmaq (onunla yaxınlıq etmək) istəyir. (Yusifin) məhəbbəti onun bağrını qan etmişdir. Biz onun açıq-aşkar (doğru) yoldan çıxdığını görürük.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And women in the city said: The ruler's wife is asking of her slave boy an ill deed. Indeed he has smitten her to the heart with love. We behold her in plain aberration.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Ladies said in the City: "The wife of the (great) ´Aziz(1677) is seeking to seduce her slave from his (true) self: Truly hath he inspired her with violent love: we see she is evidently going astray."(1678)
1677 'Aziz: title of a nobleman or officer of Court, of high rank. Considering all the circumstances, the office of Grand Chamberlain or minister may be indicated. But "Aziz" I think is a title, not an office. I have not translated the tide but left it as it is. "Excellency or "Highness" would have specialised modem associations which I want to avoid. 1678 The Aziz's just, wise, and discreet conduct would have closed the particular episode of his wife's guilt)' conduct if only The women had left her alone and she had not foolishly thought of justifying her conduct to them. The 'Aziz had reproved her, and he had the right and authority so to do. He also probably understood her, Joseph by his behavior had upheld the highest standard both for himself and for her. (R).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَقَالَ
ve dedi
نِسْوَةٌ
birtakım kadınlar
فِي الْمَد۪ينَةِ
şehirdeki
امْرَاَتُ
karısı
الْعَز۪يزِ
azizin
تُرَاوِدُ
murâd almak istiyormuş
فَتٰيهَا
delikan- lısından
عَنْ نَفْسِه۪ۚ
onun nefsinden
قَدْ
doğru- su
شَغَفَهَا
kalbine işlemiş
حُباًّۜ
aşk
اِنَّا
muhak-kak biz
لَنَرٰيهَا
elbet onu görüyoruz
ف۪ي ضَلَالٍ
bir dalâlet içinde
مُب۪ينٍ
apaçık
(Ama bu olay duyuldu ve) Şehirdeki birtakım kadınlar dediler ki: "Azizin karısı, (kölesi olan) delikanlısının nefsinden murâd almak istiyormuş, doğrusu (ona duyduğu) aşk, onun kalbine işlemiş! Muhakkak ki biz, onu apaçık bir dalâlet içinde görüyoruz."
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
نِسَٓاء
İsim
ن س و
Kadınlar
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
مَدِينَة
İsim
م د ن
Şehir, Medine
اِمْرَاَت
İsim
م ر ا
Kadın, hanım, eş
عَزِيز
İsim
ع ز ز
Azîz (Allah'ın ismi, esmasıdır. Bütün şeref ve kudretin sahibi olan demektir), üstün, aziz, güçlü, şerefli, izzet sahibi, meşakkatli
رَاوَدَ
Fiil-III
ر و د
Murâd almak istedi, murâd etti, istedi
فَتٰي
İsim
ف ت ي
Delikanlı, genç
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
نَفْس
İsim
ن ف س
Kendi, kendisi, nefis, can
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
شَغَفَ
Fiil-I
ش غ ف
Kalbine işledi
حُبّ
İsim
ح ب ب
Sevgi, muhabbet, aşk
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
رَاَى
Fiil-I
ر ا ي
Gördü, anladı, bildi, düşündü
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
ضَلَال
İsim
ض ل ل
Dalâlet, sapma, şaşkınlık, boşa çıkma, boşa gitme
مُبِين
Etken fiil-IV
ب ي ن
Mubîn (Allah'ın esması, ismidir. Apaçık hakk olan demektir), apaçık, Mübin, açıklayıcı, açıklayan