close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Yûsuf Sûresi 3. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Nahnu nakussu ‘aleyke ahsene-lkasasi bimâ evhaynâ ileyke hâżâ-lkur-âne ve-in kunte min kablihi lemine-lġâfilîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Sana bu Kur'an'ı vahyederek kıssaların en güzelini hikaye edeceğiz ve bundan önce sen elbette onu bilmeyenlerdendin.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Biz bu Kur’an’ı vahyetmekle Sana kıssaların (ibretli ve hikmetli tarihi olayların) en güzelini aktarıyoruz; oysa daha önce Sen bundan haberdar değildin.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ey Muhammed! Biz sana bu Kur'ân'ı vahyetmekle her türlü haberleri, sana en güzel ifade biçimiyle anlatıyoruz. Gerçek şu ki, sen bundan önce bu haberleri bilmeyenlerden idin.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Sana, bu Kur'ân'ı vahyetmekle, geçmiş milletlerin kıssalarını, kıssaların en güzelini biz anlatmış oluyoruz. Daha önce bunlardan senin haberin yoktu.
Ahmet Varol
swap_vert close
Biz, bu Kur'an'ı sana vahyetmekle kıssaların en güzelini sana anlatıyoruz. Oysa daha önce (bunlardan) haberi olmayanlardandın.
3.İbnu Cerir`in Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiğine göre insanlar Resulullah (a.s.)`tan kendilerine geçmiş peygamberlerin kıssalarını anlatmalarını istedi. Bunun üzerine ayeti kerime ve devamındaki ayeti kerimeler (yani Hz. Yusuf (a.s.)`un kıssası) indirildi.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Biz bu Kur'an'ı sana vahyetmemizle, en güzel kıssaları gerçek bir haber (kıssa) olarak sana aktarıyoruz, oysa sen, daha önce, bundan haberi olmayanlardandın.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Sana bu sûreyi vahyetmemizle, en güzel kıssayı sana anlatacağız. Halbuki sen, daha önce bundan asla haberdar değildin.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Biz bu Kur’anı sana vahyetmekle, bu kıssayı en güzel şekilde senin hayatına uygulatıyoruz. Şüphesiz bundan önce sen, (bu kıssadan) habersizlerden idin..
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Biz, bu Kur'ân'ı sana vahyetmekle, geçmiş milletlerin haberlerini en güzel bir şekilde anlatıyoruz. Gerçek şu ki, sen bundan önce bu haberleri bilmeyenlerdendin.
Besim Atalay
swap_vert close
Biz, sana vahiy etmekle işbu Kur'anı, haberlerin en güzelini sana anlatıyoruz, her ne kadar önce bilmezdinse de
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Ey Resul!) Biz sana bu Kur'an'ı vahyetmekle, (aynı zamanda) geçmiş kavimlere ait haberlerin en güzelini anlatıyoruz. Hâlbuki daha önce bunlardan haberin yoktu.
Bu ayetten itibaren Hz. Yusuf’un ibret dolu hikâyesi anlatılmaktadır. Hz. Yusuf, Hz. Yakup’un oğludur, Hz. Yakup Hz. İshak’ın, Hz. İshak da Hz. İbrahim’in oğludur. Hz. İbrahim hem Kureyş boyu Araplarının hem de İsrailoğullarının atasıdır. Araplarla İsrailoğulları köken itibariyle kardeştirler. Hz. İbrahim ise putperest bir babanın evladıdır. “Hani İbrahim, babası Âzer’e, ‘Sen putları ilâh mı ediniyorsun? Şüphesiz, ben seni de kavmini de apaçık bir sapıklık içinde görüyorum’ demişti.” (En’am 6/74) Demek ki babanın putperest olması evladının Allah katındaki yerini değiştirmez, evladın peygamber olması da babanın durumunda değişiklik yapmaz. Kişinin Allah katındaki değeri amelleriyle orantılıdır. Kimse Hz. Muhammed’in ümmetiyim diye kendine bir pay çıkarmasın. Öyle olsaydı örnek peygamber ve model insan Hz. İbrahim babasını kurtarırdı.  
Cemil Said
swap_vert close
Bu sûrede sana vahy iylediğimiz hikâyelerin en güzelini anlatacağız bu hikâyeden şimdiye kadar gâfil idin.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Biz bu Kuran'ı vahyederek, sana en güzel kıssaları anlatıyoruz.. Oysa daha önce sen bunlardan habersizdin.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Sana bu Kur’an’ı vahyetmekle kıssaların en güzelini anlatıyoruz. Hâlbuki daha önce sen bunlardan habersiz idin.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Biz bu Kur’an’ı sana vahyetmekle (başka konular yanında) en güzel kıssayı da anlatıyoruz. Gerçek şu ki, sen daha önce bunları bilmiyordun.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Biz, sana bu Kur'an'ı vahyetmekle geçmiş milletlerin haberlerini sana en güzel bir şekilde anlatıyoruz. Gerçek şu ki, sen bundan önce (bu haberleri) elbette bilmeyenlerden idin.
Edip Yüksel
swap_vert close
Sana bu Kuran'ı vahyederek, sana en güzel bir anlatımla tarihi aktarıyoruz. Sen daha önce bundan habersizdin.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Sana bu Kur'ân'ı vahyetmekle biz, sana kıssaların en güzelini anlatıyoruz. Gerçek şu ki, daha önce senin bundan hiç haberin yoktu.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Sana bu Kur'anı vahyetmemizle biz bir kıssa anlatıyoruz ki ahsenülkassas senin ise doğrusu bundan evvel hiç hâberin yoktu
Emrah Demiryent
swap_vert close
Biz, bu Kur’ân’ı vahyetmekle, sana kıssaların en güzelini anlatıyoruz. Oysa sen daha önce, ondan (bu kıssadan) habersizdin.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Biz, Sana bu kuranı¹ iletmekle, daha önce hakkında bilgi sahibi olmadığın kıssaları en doğru şekilde bildirmiş oluyoruz.
1- Beyanı. Beyan, bir şeyin kanıtlarıyla ortaya konması, ilan edilmesi demektir. Günümüzde Kur'an sözcüğüne, yaygın olarak Allah'tan gelen vahin kitaplaşmış hali anlamı verilmektedir. Bu tek başına doğru bir tanımlama değildir. Zira vahyin kitaplaşmış haline kimi ayetlerde bağlamından dolayı isim olarak Kur'an denmiş olsa da esas isim, “Mushaf”tır, “Kitap”tır. Aslında Kara'e kökünden türeyen Kur'an, kök anlamı itibariyle Kitap veya Mushaf demek değil, “okumak”, “toplamak” “bir araya getirmek”, “nakletmek”, “aktarmak” demektir.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Biz sana bu Kur'ânı (bu sûreyi) vahyetmek suretiyle en güzel beyânı kıssa olarak anlatacağız. Halbuki sen daha evvel bundan elbet haberdâr olmayanlardandın.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Biz, bu Kur'ân'ı sana vahyetmekle, sana kıssaların en güzelini anlatıyoruz. Elbette(sen) ondan önce (bunlardan) habersiz olanlardan idin.
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Ey Resul!) Biz sana bu Kur’an’ı vahyetmekle, kıssaların (geçmiş kavimlere ait haberlerin) en güzelini anlatıyoruz. Hâlbuki sen bundan önce (bunlardan) haberi olmayanlardan idin.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Bu Kur’an da sana vahyederek, kıssaların en güzelini anlatacağız ve sen bu güzel kıssayı daha önce bilmiyordun.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Biz bu Kur’an’ı senin gönlüne bildirmekle sana olaycaların en güzellerini anlatmış oluyoruz. Oysaki sen bundan önce bunlardan büsbütün bilgisiz bulunuyordun.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Biz bu Kur/an/ı [⁴] sana vahiy etmekle en güzel kıssayı [⁵] sana hikâye ediyoruz, gerçi sen evvelce ondan gafil isen de.
[4] Bu sûreyi.[5] Diğer sûrelerde bulunmayan ibretler, nükteler, hükümler, acip şeyler bulunmakla. Veya bu kıssayı hüsn-ü beyan ile beyan ederiz.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Biz bu Kur’an’ı vahyetmekle sana kıssaların en güzelini anlatıyoruz. Oysa sen daha önce bunlardan habersizdin.
Kadri Çelik
swap_vert close
Biz bu Kur'an'ı vahyederek, sana en güzel kıssayı anlatıyoruz. Oysa daha önce sen bundan habersizdin.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Dinle, ey Muhammed! Sana gönderdiğimiz bu Kur’an ayetleri sayesinde, insanlık tarihinde yaşanmış öykülerin en güzelini anlatacağız. Yoksa sen, bundan önce geçmiş Peygamberlerin kıssaları hakkında hiçbir bilgiye sahip değildin. İşte, İbrahim oğlu İshak oğlu Yakup oğlu Yûsuf’un ibretlerle dolu hayat hikayesi:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Biz, sana bu Kur’ân’ı vahyetmekle, bundan önce Gâfiller’den olduğun Kıssalar’ın en güzelini anlatıyoruz.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Biz bir taraftan sana Kuran’ı vahyederken bir yandan da öykülerin en güzelini anlatacağız. Çünkü daha önce sen, bunları bilmiyordun.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Okuduğunuz kitapta önceki hayatların gerçeklerini anlatıyoruz. Sana vahyimiz gelmeden önce anlatılan gerçeklerden haberdar değildin.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Biz sana bu Kur’an’ı vahyetmekle (eskilere dair) haberleri sana en güzel şekilde anlatıyoruz. [*] Elbette sen bundan önce habersizlerdendin.
Burada Hz. Yusuf kıssasının “kıssaların en güzeli” olmasına işaret edilmesinin yanında, anlatılan bütün kıssaların en güzel şekilde sunulduğuna dikkat çekilmektedir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Biz, bu Kur’an’ı sana vahyederek¹ daha önce hakkında hiçbir şey bilmediğin en güzel kıssayı,² anlatıyoruz.
1 Bu sûrenin indiriliş sebebi: a- Yahûdî âlimlerinin Mekkeli müşriklerin reislerine “Muhammed’e İsrâil oğullarının Mısır’a gidiş sebebini sorun bakalım ne diyecek” diye telkin etmeleri ve onların da sormalarıdır. b- Muhammed b. İshak’a göre; Allah bu sûrede Rasûlüllah’a kavminin yaptığı eziyetler üzerine, Hz. Yûsuf’a kardeşlerinin yaptığı eziyetlere karşılık Allah’ın ihsanını anlatarak onu teselli etmiştir. 2 Âyetin bu bölümü, “kıssaların en güzelini” diye de tercüme edilebilir. Kıssa kelimesinin hikâye ile tercüme edilmemesinin sebebi hikâyenin; “olmuş veya olması muhtemel olaylar,” kıssa’nın ise; “yaşanmış olayların aktarılması” demek olduğundan dolayıdır. Yani Yûsuf kıssası, hikâye değil, bizatihi yaşanmış bir olaydır.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Biz bu Kur’an’ı sana vahyettikçe, ⁴ [ey Peygamber,] bundan önce senin de [vahyin ne olduğundan] habersiz kimselerden olduğunu bilerek ⁵ onu sana mümkün olan en iyi, en güzel üslupla ⁶ açıklıyoruz.
4 Yahut: “Bu Kur’an’ı sana vahyederken/vahyetmekle”.5 Bu noktada Râzî, tefsirinde okuyucunun dikkatini 42:52’ye çekiyor: “Sen kitap nedir, iman nedir, bilmezdin”: Bu ifade, işaret etmek istediği husus bakımından, yukarıdaki ayetin son cümlesiyle benzeşmektedir; bizim parantez içindeki “vahyin ne olduğundan” şeklindeki ilavemiz bu mülahazaya dayanıyor.6 Lafzen, “açıklamaların en iyisi ile (ahsenu’l-iktisâs)”. İbarenin bu şekilde çevirilmesi, Zemahşerî’nin yaptığı açıklamaya en yakın olanıdır: “Biz bu Kur’an’ı sana, mümkün olan en iyi/en güzel bir yolla vahyediyoruz/dile getiriyoruz”. Râzî’ye göre, “en iyi” sıfatı burada, dile getirilen/nakledilen şeyin muhtevasını -yani, bu surede anlatılan belirli kıssayı- değil, fakat daha çok Kur’an’ın (ya da surede anlatılan belirli kıssanın) dile getiriliş, naklediliş biçimini ya da üslubunu nitelendirmektedir. Bu noktada Râzî’nin Zemahşerî’yle birleştiği görülüyor. Bu arada, hatırlanmalıdır ki, kassa (masdarları kasas ve iktisâs) fiili öncelikle “adım adım ya da derece derece/safha safha takip etti” anlamına; ikinci dereceden de “[bir konuyu, bir haberi ya da bir hikayeyi] iz sürer gibi adım adım, belli bir sıra gözeterek anlattı, nakletti” anlamına gelmektedir; özetle: “yavaş yavaş/adım adım açıkladı” ya da “şerh etti” (karş. Lane VII, 2526, yukarıdaki ayete ilişkin özel atıfla Kâmûs ve Tâcu’l-‘Arûs’u zikrederek). Beri yandan, eğer kasas masdarı bu bağlam içerisinde kıssa (“hikaye” ya da “anlatım”) sözcüğüyle eş anlamlı olarak ele alınacak olursa, yukarıdaki cümle: “hikayelerin/anlatımların en iyisini (yani, aşağıdaki Hz. Yusuf kıssasını) anlatıyoruz sana” ifadesiyle aktarılabilir. Bununla birlikte, Kur’an’ın kendi kendini açıklayan bir metin olduğunu ifade eden surenin ilk iki ayetiyle de anlam itibariyle tamamen çakıştığına göre, bizce en doğru aktarım: “Biz onu (Kur’an’ı) en güzel bir üslupla açıklıyoruz” şeklinde olanıdır.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Biz bu Kuran’ı sana vahyederek, kıssaların en güzelini sana aktarıyoruz. Hâlbuki sen, bu vahiyden önce bunlardan habersizdin. 11/120, 14/9, 28/3
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Bu Kur’an’ı sana vahyetmekle[¹⁸²²] Biz, sana naklettiklerimizi en güzel, en açık seçik bir biçimde nakletmiş oluyoruz:[¹⁸²³] oysa sen, bu hitabtan önce (kitap ve imandan) habersizdin.[¹⁸²⁴]
[1822] Bu şekildeki çevirimiz, bi-mâ evhaynâ ibaresine, Ferrâ tarafından bi-vahyinâ anlamı verilmesine dayanmaktadır. [1823] “Adım adım izledi, izini sürdü, takip etti, aynısını yaptı” anlamındaki kassa kökünden türetilen kasas, “nakletmek, anlatmak, haber vermek” anlamına mastardır (Mekâyîs ve Lisân). “Misliyle cezalandırmak” anlamındaki kısas da aynı kökten gelir (Krş: 2:178-179). Kelime “adım adım açıklama” anlamı kazanmıştır (Krş: 27:76, not 75). Muhtelif şekillerde 21 âyette 25 kez geçer. Bu âyetteki kıssa ibaresi Katâde’ye atfen Taberî, ayrıca Zemahşerî ve Râzî tarafından sadece Yusuf kıssasına değil, Kur’an’ın tamamına teşmil edilmiştir. Biz de çevirimizde bu yaklaşımı esas aldık. Esasen kasasın mastar mânasıyla tamlama “en güzel nakil” anlamına gelir. Mastarların mef’ul yerine kullanıldığı göz önüne alınırsa, bu ibareye “kıssaların en güzeli” karşılığı da verilebilir (Keşşaf). Bu takdirde terkibin vurgusu “finali en güzel kıssa” olur. Biz birinciyi tercih ettik. Kur’an kendi hedefini tek kelimeyle açıklar: Hidayet. Kur’an’ın her parçası, dolayısıyla bu kıssalar da bu amaca hizmet için kullanılan araçlardandır. Bu kıssaları bir tarih kitabı okur gibi okumak, onlara amacının dışında anlamlar yüklemektir. Râzî, Yûnus 39’un tefsirinde, Kur’an kıssalarının mesajını şöyle açıklar: “(Müşrikler), bu kıssalarla amaçlanan şeyin sırf hikâyenin kendisi değil de daha farklı şeyler olduğunu anlamamışlardır” (XVII, 79). Kur’an kıssalarının maksadı ilâhî rehberlik olduğu için, onda zamanı tam olarak belirtilen bir tek kıssa yer almaz. [1824] Habersiz olunan şeyin niteliği konusunda Zemahşerî ve Râzî’nin yaklaşımını esas aldık. Krş: “Sen daha önce kitap nedir, iman nedir bilmezdin” (42:52). Yusuf sûresinden sonra inmiş olan Şûrâ 52, Yusuf 3’ün tefsiri olarak okunmalıdır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) Biz sana bu Kur'an'ı (Kur'an'ın bu suresini) indirmekle, en güzel kıssayı anlatacağız, oysa sen bundan önce elbette (bu kıssadan) habersizdin!
(Bu kıssayı vahiy yolu ile -en ufak ayrıntılarına kadar- anlatman muhakkak ki senin hak peygamber olduğunun kuvvetli bir delilidir.)  
Osman Fırat
swap_vert close
Biz, bu Kur’ân’ı vahyetmekle sana kıssaların en güzelini anlatıyoruz. Sen ondan önce bunlardan habersiz idin.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Biz sana bu Kur'an'ı vahyetmemizle sana en güzel kıssayı naklediyoruz. Halbuki, sen ondan evvel elbette bundan habersizdin.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Biz, bu Kur'ân'ı sana vahyetmekle, geçmiş ümmetlerin birtakım haberlerini en güzel şekilde beyan ediyoruz. Şu bir gerçek ki daha önce senin bundan hiç haberin yoktu.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Biz, bu Kur'an'ı vahyetmekle sana kıssaların en güzelini anlatıyoruz. Sen ondan önce (bunları) bilmeyenlerden idin.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Biz, bu sûrede, Kur'ân'da sana vahy iylediğimiz kıssaların en güzelini nakl ideceğiz. Sen bu kıssayı evvelden bilmezlerden idin.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Şimdi, vahyettiğimiz bu âyet kümeleriyle sana hikâyelerin en güzelini anlatacağız.Oysaki daha önce sen bundan tamamen habersizdin.
Şaban Piriş
swap_vert close
Biz, sana bu Kur'an'ı vahyederek daha önce haberdar olmadığın en güzel olayı hikaye edeceğiz.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Sana vahyettiğimiz bu Kur'ân ile, Biz kıssaların en güzelini sana anlatıyoruz. Daha önce ise sen bunlardan habersizdin.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Biz bu Kur'an'ı sana vahyederek, hikâyelerin en güzelini anlatıyoruz. Oysaki sen, bundan önce bunlardan tamamen habersiz olanlardandın.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
biz ḥikāyet eylerük saña ḥikāyet eylemek görklüregin anuñ-ile kim vaḥy eyledük saña uşbu ķur’ān’ı daħı bayıķ oldun andan ilerü ġāfillerden.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Biz ḥikāyet iderüz saña yā Muḥammed ḥikāyetlerüñ yaḫşısı[nı], biz saña vaḥyeyledügümüzle bu Ḳur’ānı. Egerçi sen Ḳur’ān indüginden burun sañaġāfil idüñ‐ise daḫı.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Rəsulum!) Biz bu Qur’anı sənə vəhy etməklə sənin üçün ən gözəl hekayəti (qissəni) danışırıq. Hərçənd ki, sən əvəlcə (ondan) əsla xəbərdar deyildin.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
We narrate unto thee (Muhammad) the best of narratives in that We have inspired in thee this Qur’an, though aforetime thou wast of the heedless.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
We do relate unto thee the most beautiful of stories,(1631) in that We reveal to thee this (portion of the) Qur´an: before this, thou too was among those who knew it not.
1631 Most beautiful of stories: see Introduction to this Surah. Eloquence consists in conveying by a word or hint many meanings for those who can understand and wish to learn wisdom. Not only is Joseph's story "beautiful" in that sense; Joseph himself was renowned for manly beauty: the women of Egypt , called him a noble angel ( 12:31 ), and the beauty of his exterior form was a symbol of the beauty of his soul.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
نَحْنُ
Biz
نَقُصُّ
anlatı- yoruz
عَلَيْكَ
sana
اَحْسَنَ
en güzelini
الْقَصَصِ
kıssaların
بِمَٓا
o şey- le ki
اَوْحَيْنَٓا
vahyediyoruz
اِلَيْكَ
sana
هٰذَا
bu
الْقُرْاٰنَۗق
Kur'ân'ı
وَاِنْ
hâl-buki
كُنْتَ
sen idin
مِنْ قَبْلِه۪
ondan önce
لَمِنَ الْغَافِل۪ينَ
elbette habersiz olanlardan
(Resulüm!) Biz bu Kur'ân'ı sana vahyetmekle sana kıssaların en güzelini anlatıyoruz. Hâlbuki sen ondan önce (bu kıssalardan) habersizdin.
نَحْنُ
Zamir
نَحْنُ
Biz
قَصَّ
Fiil-I
ق ص ص
Anlattı, takip etti
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
اَحْسَن
İsim
ح س ن
Daha güzel, en güzel
قَصَص
İsim
ق ص ص
Kıssa, takip
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اَوْحٰى
Fiil-IV
و ح ي
Vahyetti, işaret etti
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
قُرْءَان
İsim
ق ر ا
Kur'ân, okuma, okunuş
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
قَبْل
İsim
ق ب ل
Önce, öteden beri
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
غَافِل
Etken fiil
غ ف ل
Gâfil, habersiz