close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Yûsuf Sûresi 19. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vecâet seyyâratun feerselû vâridehum feedlâ delveh(u)(s) kâle yâ buşrâ hâżâ ġulâm(un)(c) veeserrûhu bidâ’a(ten)(c) va(A)llâhu ‘alîmun bimâ ya’melûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Derken bir yolcu kafilesi geçerken kuyudan su almak için birini yollamışlardı, o da kovasını kuyuya salınca müjde diye bağırmıştı, burada bir genç var ve onu çıkarıp bir ticaret malı gibi gizlemişlerdi; Allah'sa onların yaptıklarını biliyordu.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Derken) Bir yolcu-kafilesi gelmiş, sucularını, (kuyuya su almak için) göndermişlerdi. O da kovasını sarkıtınca; "Hey müjde, bu bir erkek çocuk!" demişti. Ve onu (kuyudan çıkarıp) ‘ticaret konusu bir mal’ olarak tutup saklayıvermişlerdi. Oysa Allah yapmakta olduklarını (ve bu işin nereye varacağını) Bilendi. (Çünkü onlara gereken en yakın yerleşim merkezine haber vermekti.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Derken bir kervan çıkageldi ve sucularını su kuyusuna gönderdiler, o da kovasını suya saldı ve “Müjdeler olsun, ne güzel kısmet” diye bağırdı. “Güzel bir oğlan çocuğu bu.” Ve böylece kervandakiler, Yûsuf'u bir ticaret malı gibi sakladılar. Allah onların her yaptığını adım adım biliyordu.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Bir kervan gelmiş, sakalarını-sucularını, kuyuya su almaya göndermişlerdi. Su kovasını dibe saldığında, Yûsuf'u görünce: “Hey, müjde! İşte bir erkek çocuk!” dedi. Onu ticaret malı olarak gizleyip korudular. Allah onların ne yapacaklarını biliyordu.
Ahmet Varol
swap_vert close
Bir kervan geldi. Sucularını gönderdiler. O da (kuyuya) kovasını sarkıttı. "Müjde! Bu bir oğlan" dedi. Onu bir ticaret malı gibi sakladılar. Oysa Allah onların yaptıklarını biliyordu.
Ali Bulaç
swap_vert close
Bir yolcu-kafilesi geldi, sucularını (kuyuya su almak için) gönderdiler. O da kovasını sarkıttı. 'Hey müjde... Bu bir çocuk.' dedi. Ve onu (kuyudan çıkarıp) 'ticaret konusu bir mal' olarak sakladılar. Oysa Allah, yapmakta olduklarını bilendi.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Mısır'a gitmekte olan) bir yolcu kafilesi gelip sucularını kuyuya gönderdiler. Sucu kovasını sarkıttı, “ay müjde! bu bir erkek çocuk” dedi. Onu satıp ticaret yapmak için gizlediler. Allah ise, ne yapacaklarını biliyordu.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ve bir kervan geldi. Sucularını kuyuya gönderdiler. Sucu, kovayı kuyuya sarkıtınca: “Müjde, işte bir çocuk!” dedi. Onu köle olarak satmak üzere gizlediler. Hâlbuki Allah, onların ne yaptıklarını çok iyi biliyordu.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Bir kervan geldi, sucularını gönderdiler, kovasını sarkıttı: “Müjde” dedi, “İşte bir erkek çocuk!” Onu ticaret için sakladılar. Halbuki Allah onların ne yaptıklarını biliyordu.
Besim Atalay
swap_vert close
Bir kervan geçiyordu, sucuların gönderdiler, kovasını salladı «Müjde ola, işte size bir oğlan» diyerekten bağırdı, bir mal gibi onu sakladılar, Allah bilir ne yaptığın onların
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Daha sonra bir kafile geldi, sucularını su almak için (kuyuya) gönderdiler. Adam kovasını kuyuya sarkıtınca (Yusuf kovaya sımsıkı yapıştı, kovanın Yusuf'la dışarı çıktığını gören adam): “Hey müjde! İşte size bir oğlan çocuğu” dedi. Kafiledekiler onu bir ticaret malı olarak (başkalarına) satmak üzere sakladılar. Oysa Allah onların ne yaptıklarını biliyordu.
Cemil Said
swap_vert close
Seyyâhlar oradan geçdiler kuyûdan su çekmek içün birini gönderdiler bu âdem koğayı kuyuya sarkıtdı ve "Ne güzel tesâdüf işte bir çocuk" diyu bağırdı ânı satmak içün sakladılar lâkin Allâh yapdıklarını biliyor idi.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Bir kervan geldi, sucularını gönderdiler; sucu kovasını kuyuya saldı, "Müjde! İşte bir oğlan" dedi. Yusuf'u alıp onu ticari bir mal olarak sakladılar. Oysa Allah yaptıklarını bilir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Bir kervan gelmiş, sucularını suya göndermişlerdi. Sucu kovasını kuyuya salınca, “Müjde! Müjde! İşte bir oğlan!” dedi. Onu alıp bir ticaret malı olarak sakladılar. Oysa Allah, onların yaptıklarını biliyordu.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Derken bir kervan geldi, sucularını gönderdiler, adam kovasını kuyuya saldı; “Müjde! İşte bir oğlan çocuğu!” diye bağırdı. Onu alıp bir ticaret malı olarak sakladılar. Allah onların yaptıklarını çok iyi biliyordu.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Bir kervan geldi ve sucularını (kuyuya) gönderdiler, o da (gidip) kovasını saldı, (Yusuf'u görünce) «Müjde! İşte bir oğlan!» dedi. Onu bir ticaret malı olarak sakladılar. Allah onların yaptıklarını çok iyi bilir.
Edip Yüksel
swap_vert close
Oradan geçmekte olan bir kervan, sucularını gönderdi, kovasını sarkıtınca: "Müjde, burada bir erkek çocuğu var!," dedi. Onu ticari bir mal olarak sakladılar. ALLAH onların yaptıklarını biliyordu.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Daha sonra bir kafile gelmiş, sucularını da göndermişlerdi. Vardı, kovasını kuyuya saldı, "Müjde hey, müjde! İşte bir çocuk!" dedi. Ve onu satılık bir mal olarak gizleyip korudular. Allah ise onların ne yapacaklarını biliyordu.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Öteden bir kafile gelmiş, sucularını göndermişlerdi, vardı koğasını saldı, â... müjde bu bir gulâm dedi ve tuttular onu ticaret için gizlediler, Allah ise biliyordu ne yapacaklar
Emrah Demiryent
swap_vert close
Ve (nihâyet Mısır’a giden) bir kervan (Yûsuf’un bırakıldığı kuyunun yakınında bir yere) geldi. (Burada konakladılar ve) sucularını (su aramak üzere) gönderdiler. (Derken sucu bir kuyu buldu ve) kovasını (kuyuya) sarkıttı (ve o anda kuyunun dibinde olan Yûsuf’u görünce,) “Müjde! (Mısır’da köle olarak satabileceğimiz) bir erkek çocuk!” dedi. Ve (böylece) onu (satıp para kazanacakları) bir ticaret malı olarak sakladılar. Oysa Allah, onların (ne çirkin bir iş) yaptıklarını çok iyi biliyordu.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ve bir kervan geldi. Sucularını gönderdiler. Kovasını sarkıtan, “Müjde! Burada bir çocuk var” dedi. Satmak için onu yanlarına aldılar. Allah, yapmak istedikleri şeyi çok iyi biliyordu.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Bir yolcu kaafilesi gelib sakalarını (kuyu başına) yolladılar²¹, o da kofasını saldı.²² «A, müjde, dedi, işte bir civan»! Onu bir ticâret malı gibi sakladılar.²³ Allah ise ne yapacaklarını pek a'lâ bilici idi.
[21] Bu kaafile "Medyen"den "Mısır"a giden bir kaafile idi. Kuyunun yakınında bir yere inmişlerdi. O gün Yuusuf aleyhisselâmın kuyuya atıldığının üçüncü günü idi. Suya gönderilen adamın adı "Huzâa" kabilesinden (Mâlik bin Za'r) idi "Beyzâvî" [22] (Yuusuf) aleyhisselâm bu kofaya sımsıkı yapışdı "Beyzâvî" [23] (Mâlik) le beriberinde bulunanlar (Yuusuf aleyhisselâmı kaafilenin diğer efrâdından saklamışlar, söylememişlerdi. Yahud onlara; "Bunu bize, Mısır'da kendileri nâmına satmamız için, su saahibleri teslim etdiler" demişlerdi. Ba'zılarına göre saklayanlar (Yuusuf) aleyhisselâmın kardeşleri idi. (Yehûdâ) her gün ona yiyecek getirirdi. O gün de gelmiş, kuyuda onu bulamayınca birâderlerine haber salmışdı. Onlar da kaafileye yetişib: "Bu, bizim kölemizdir. Bırakıb gitmiş. İsterseniz satın alın" demişlerdi. (Yuusuf) aleyhisselâm buna karşı ölüm korkusuyla bir şey diyememişdi. "Beyzâvî"  
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Derken (Mısır'a giden) bir kafile gelip sucularını (kuyuya) gönderdiler (o) da kovasını saldı. (Aşağıdaki Yûsuf'u gördü ve:) “Hey, müjde! Bu bir erkek çocuk!” dedi. Onu bir ticâret malı olarak sakladılar. Hâlbuki Allah, onların ne yapacaklarını hakkıyla bilendir.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Derken (Mısır’a doğru gitmekte olan) bir kervan (Yusuf’un atıldığı kuyuya yakın bir yere) geldi, sucularını su almak için (kuyuya) gönderdiler. O, (kuyunun başına gelip) kovasını daldırdı. (Kuyunun içinde bir oğlan olduğunu görünce,) “Hey müjde! İşte bu (köle olarak satabileceğimiz) bir oğlan”dedi. (Sonra onu kervan sahiplerinin yanına getirdi.) Böylece (kervancılar, Yusuf’u ailesine teslim etmek yerine,) onu (başkalarına) satmak üzere (onu köle kabul edip) sakladılar. Oysa Allah, onların ne (çirkin bir iş) yaptıklarını (gayet iyi) biliyordu .*
(*) Kitâb-ı Mukaddes’e göre (Tekvîn xxxvii, 25) sözü geçen kervancılar İsmailoğullarındandı-yani, “Gilead’dan gelip baharat, pelesenk ve mür yüklü develeriyle Mısır’a giden” Araplar. /Gilead, Ürdün’ün doğu bölgesi için Kitâb-ı Mukaddes’te kullanılan isimdir. (M. Esed. Mal Açıklaması)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
(Yusuf’u attıkları kuyunun yanına) Bir kervan gelip konaklamış ve sulama ile görevli adamlarını kuyudan su çıkarmaya göndermişlerdi. Kuyuya sarkıp baktıklarında, Yusuf’u görmüşler ve “Yaşasın bir oğlan çocuğu” diyerek satacakları eşyalar arasına koyup esir almışlardı. Allah onların yaptıklarını bilendir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Derken bir kervan geldi. Sakalarını kuyuya gönderdiler. Saka kovasını kuyuya sarkıttı. "Müjde bir oğlan çocuğu var burada!" diye seslendi. Yusuf’u satmak için sakladılar. Allah ise onların bütün işlediklerini iyice biliyordu.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Kuyu başına bir kervan kondu, sakalarını kuyuya gönderdiler. Saka kovasını kuyuya sarkıttı. «Müjde! İşte bir çocuk» dedi. Onlar [⁴] ticaret metaı olmak üzere onu başkalarından gizlediler. Allah onların yaptıklarını hakkıyle bilir.
[4] Yolcular veya haber alan kardeşleri.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Derken kervan geldi ve sucularını gönderdiler. O da kovasını sarkıttı. “Müjde! Bu bir oğlan çocuğu!” diye bağırdı. Onu ticaret/satmak için sakladılar. Hâlbuki Allah onların yaptıkları şeyleri en iyi bilendir.
Kadri Çelik
swap_vert close
Bir kervan geldi, sucularını (su almak için kuyuya) gönderdiler. Sucu kovasını (sudan) çekince (kovayla birlikte Yusuf'un kuyudan çıktığını gördüğünde), “Müjde! Bu genç bir oğlan!” dedi. Yusuf'u alıp onu bir ticaret sermayesi olarak sakladılar. Oysa Allah yaptıklarını bilendi.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Şam diyârından Mısır’a doğru gitmekte olan bir kervan, Yûsuf’un atıldığı kuyuya yakın bir yere gelip konakladı. Kervan sahipleri, her zamanki gibi su görevlisini kuyuya gönderdiler. Su görevlisi, kuyunun başına gelip kovasını daldırdı. Kuyunun içinde bir çocuk olduğunu görünce, “Yaşasın! Mısır’da köle olarak satabileceğimiz bir erkek çocuk bu!” diye sevinçle bağırdı. Sonra onu kervan sahiplerinin yanına getirdi. Böylece kervancılar, Yûsuf’u ailesine teslim etmek yerine, onu satmak amacıyla, onu köle kabul edip sakladılar. Oysa Allah, ne çirkin bir iş yaptıklarını gâyet iyi biliyordu.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Bir kervan geldi; sucularını gönderdiler; derken kovasını sarkıttı. “Heyy müjde! Bu bir oğlan çocuk!” dedi. Onu bir ticarî emtia olarak sakladılar. Ne işliyorlarsa Allah bilmektedir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Derken bir kervan geldi. Sucularını suya saldılar. Kovasını sarkıttı. Sucu: " Aa! bir çocuk! " Onu ticarî bir mal gibi sarıp sarmalayıp götürdüler. Allah ise yaptıklarını biliyordu.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Kuyunun bulunduğu yere bir kervan geldi. Sucularını kuyuya gönderdiler. Sucu kuyuya kovasını sarkıttı. Yusuf kovayı görünce kovanın içine oturdu. Sucu kova doldu zannederek yukarıya çekti. Sonra haykırarak arkadaşlarına "Müjde! İşte bir oğlan!" diye seslendi. Kervandakiler Yusuf’u satıp para kazanmak istediler. Ancak bu niyetlerini gizli tuttular. Hâlbuki Allah onların ne yaptıklarını çok iyi biliyordu.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Bir kervan gelmiş ve sucularını (kuyuya) göndermişler, o da kovasını (kuyuya) salmıştı. (Yusuf’u görünce) “Aa, müjde! İşte bir erkek çocuk!” demişti. Onu bir ticaret için saklamışlardı. Allah onların yaptıklarını bilendir.
Mehmet Türk
swap_vert close
(Bir süre sonra kuyunun civarına) bir kervan geldi ve sucularını (kuyuya) gönderdiler. O da kovasını (kuyuya) sarkıtınca: “Hey, Müjde! Bu(rada) bir çocuk (var).” dedi. Ve onu bir ticaret malı olarak esir aldılar. Oysa Allah, onların (ne) yapacaklarını çok iyi biliyordu.
Muhammed Esed
swap_vert close
VE BİR KERVAN çıkageldi; ¹⁹ (kervancılar) sucularını (su kuyusuna) gönderdiler; onlardan biri kovasını kuyuya salıyordu ki [orada Yusuf’u gördü] ve: “Ne kısmet!” ²⁰ diye bağırdı, “Bir oğlan çocuğu bu!” Ve böylece kervancılar o’nu, satmak niyetiyle yanlarına aldılar. Oysa, Allah yaptıklarını (adım adım izliyor ve) biliyordu.
19 Kitâb-ı Mukaddes’e göre (Tekvîn xxxvii, 25) sözü geçen kervancılar İsmailoğullarındandı -yani, “Gilead’dan gelip baharat, pelesenk ve mür yüklü develeriyle Mısır’a giden” Araplar. (Gilead, Ürdün’ün doğu bölgesi için Kitâb-ı Mukaddes’te kullanılan isimdir.)20 Lafzen, “Ne güzel haber!”  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ve bir kervan geldi. Sucularını kuyuya gönderdiler. Sucu kovasını kuyuya saldı; “Hey müjde, bu bir erkek çocuğu!” dedi. Onu satmak için gizlediler. Allah ise ne yapacaklarını çok iyi biliyordu. 13/9-10, 67/13
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
BERİ yandan, bir kervan geldi[¹⁸⁴⁰] ve sucularını suya gönderdi; kovasını kuyuya salmasıyla (gördüğü karşısında) bağırması bir oldu: “Â, ne kısmet! Bir oğlan çocuğu bu!” Onu ticarî bir mal olarak satmak üzere yanlarında gizlediler; oysa Allah ne yaptıklarını/yapacaklarını çok iyi bilendi.
[1840] Veriler bunun, Mısır’a güneyden emtia götüren İsmailoğulları kervanı olduğunu gösteriyor.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Derken bir kervan geldi; sucularını (kuyuya) gönderdiler, kovasını saldığı zaman Yusuf'u gördüğünde "A, müjde kuyuda bir oğlan var!" diye bağırdı.. Onu bir ticaret malı olarak sakladılar, Allah elbet onların yapacakları herşeyden haberdardı!
Osman Fırat
swap_vert close
Bir kervan gelmiş, sucularını suya göndermişlerdi. (Sucu) kovasını kuyuya salınca, "Müjde! Müjde! İşte bir oğlan!" dedi. Onu alıp bir ticaret malı olarak sakladılar. Oysa Allah, onların yaptıklarını biliyordu.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve bir yolcu kâfilesi geldi, sucularını gönderdiler, hemen kovasını salıverdi. «Ey, müjde! Bu genç bir köle,» dedi ve O'nu bir sermaye olarak sakladılar. Allah Teâlâ ise onların yapacaklarını tamamen bilicidir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
(Gelelim Yusuf'a) Öteden bir kafile gelmiş, sucularını kuyuya göndermişlerdi. Saka vardı, kovasını sarkıttı. “A müjde! müjde! işte bir civan! ” dedi. Sucu ile yanındakiler, onu ticaret malı olarak satmak niyetiyle, kafilede olanlara onu bildirmeyip gizlediler. Ama Allah Teâlâ, onların ne yapacaklarını pek iyi biliyordu!
Süleyman Ateş
swap_vert close
Bir kervan geldi, sucularını gönderdiler,(o da gidip kuyuya) kovasını sarkıttı: "Müjde, dedi, işte bir oğlan!" Onu ticaret için sakladılar, halbuki Allah, onların ne yaptıklarını biliyordu.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
(Bir müddet sonra) Kuyunun civârına bir kervan gelerek sakalarını kuyuya gönderdiler. Saka kovasını daldırub çekdiği zamân (Yûsuf berâber çıkdığından) "Âh! Ne a'lâ! Bir çocuk buldum" diye bağırdı ve onı kıymetdâr bir mal gibi sakladılar. Allâh Te'âlâ işledikleri şeyleri bilir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Bir kervan geldi, sucularını gönderdiler. Kovasını suya sarkıttı. “Ne mutlu bana! İşte bir oğlan çocuğu!” diye haykırdı. Yusuf’un kardeşleri satılık köle olsun diye gerçeği gizlediler. Allah onların ne yaptıklarını biliyordu.
Şaban Piriş
swap_vert close
Bir kervan geldi. Sucularını gönderdiler. Kuyuya kovayı saldı. “Müjde, bir çocuk!” dedi. Onu satmak için gizlediler. Allah ise ne yapacaklarını çok iyi biliyordu.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Derken bir kafile geldi. Sucularını gönderdiler; kovasını daldırdı. “Müjde, bir erkek çocuk!” dedi. Ve onu satmak üzere sakladılar. Allah ise onların ne yaptığını biliyordu.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Bir yolcu kafilesi gelmişti. Sucularını gönderdiler. O da kovasını sarkıttı. "Müjde! Bu bir oğlan!" diye haykırdı. Ticaret maksadıyla onu sakladılar. Allah ne yaptıklarını çok iyi biliyordu.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı geldi yüriyiciler pes viribidiler śuya gelicilerini pes bıraķdı ķuyıya ķoġasını eyitti “iy sevünmegüñ benüm uşbu oġlandur!” daħı gizlediler anı bir pāre bezirgenlık malı-y-iken daħı Tañrı bilicidür anı kim işlerler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı ol ḳuyuya misāfirler geldi, ḳondı. Pes gönderdiler saḳḳālarını ṣu ge‐türmeg‐içün. Pes ḳoġasın ḳuyuya ṣaldı, Yūsuf yapışdı. Saḳḳā eyitdi: Nebaḥtlu, uşbu güzel oġlan elüme girdi, didi. Daḫı ṣaḳladı anı, kimseye bildür‐medi. Tañrı Ta‘ālā bilicidür, anlar işledügi işi daḫı.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Nəhayət, (Mədyəndən Misirə gedən) bir dəstə müsafir (karvan əhli bu yerə) gəlib suçularını (su dalınca) göndərdilər. (Suçu) qabını suya salan kimi: “Müjdə! Bu bir oğlandır! – dedi. Onlar (müsafirlər və ya qardaşları Yusifi) satdıq bir şey (ticarət malı) kimi gizlədib saxladılar. Allah onların nələr etdiyini (Yusifin başına nə oyunlar açdığını) biləndir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And there came a caravan, and they sent their water- drawer. He let down his pail (into the pit). He said: Good luck! Here is a youth. And they hid him as a treasure, and Allah was Aware of what they did.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Then there came a caravan(1653) of travellers: they sent their water-carrier (for water), and he let down his bucket (into the well)...He said: "Ah there! Good news!(1654) Here is a (fine) young man!" So they concealed him(1655) as a treasure! But Allah knoweth well all that they do!(1656)
1653 Then comes the caravan of unknown travellers-Midianite or Arab merchants travelling to Egypt with merchandise, such as the balm of Gilead in Transjordania. In accordance with custom the caravan was preceded by advance parties to search out water and pitch a camp near. They naturally went to the well and let down their bucket. 1654 The water carrier is surprised and taken aback, when he finds a youth of comely appearance, innocent like an angel, with a face as bright as the sun! What is he to make of it? Anyhow, to see him is a delight! And he shouts it out as a piece of good news. Some Commentators think that "Bushra", the Arabic word for "Good news", is a proper noun, the name of the companion to whom he shouted. 1655 It was a caravan of merchants, and they think of everything in terms of the money to be made out of it! Here was an unknown, unclaimed youth, of surpassing beauty, with apparently a mind as refined as was his external beauty. If he could be sold in the opulent slave markets of Memphis or whatever was the capital of the Hyksos Dynasty then ruling in Egypt (see Appendix IV following S. 7), What a price he would fetch! They had indeed lighted upon a treasure! And they wanted to conceal him lest he was another's slave and had run away from his master who might come and claim him! The circumstances were peculiar and the merchants were cautious. Bida'ah - stock in trade: capital; money; wealth; treasure (Cf. 12:62). 1656 To different minds the situation appeared different. Joseph must have felt keenly the edge of his brethren's treason. His father Jacob was lost in the sorrow of the loss of his best-beloved son. The brethren were exulting in their plan of getting rid of one whom they hated. The merchants were gloating over their gains. But the horizon of all was limited. Allah knew their deeds and their feelings and motives, and He was working out His own Plan. Neither the best of us nor the worst of us know whether our Destiny is leading us-how evil plots are defeated and goodness comes to its own in marvelous ways!  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَجَٓاءَتْ
derken geldi
سَيَّارَةٌ
bir kervan
فَاَرْسَلُوا
ve gönderdiler
وَارِدَهُمْ
sucularını
فَاَدْلٰى
ve sarkıttı
دَلْوَهُۜ
kova- sını
قَالَ
dedi
يَا
hey
بُشْرٰى
müjde
هٰذَا
bu
غُلَامٌۜ
bir erkek çocuk
وَاَسَرُّوهُ
ve onu sakladılar
بِضَاعَةًۜ
bir ticaret malı olarak
وَاللّٰهُ
ve Allah
عَل۪يمٌ
en iyi bilendir
بِمَا
o şeyi ki
يَعْمَلُونَ
yapıyorlar
Derken (Mısır'a giden) bir kervan geldi ve sucularını (Yûsuf'un bulunduğu kuyuya) gönderdiler, o da (gidip) kovasını sarkıttı (kovasını geri çektiğinde su yerine kovanın içindeki Yûsuf'u görünce), "hey, müjde! Bu bir erkek çocuk!" dedi. Böylece onu bir ticaret malı olarak sakladılar. Allah onların yaptıklarını en iyi bilendir.
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
سَيَّارَة
İsim
س ي ر
Yolcular, kervan
اَرْسَلَ
Fiil-IV
ر س ل
Gönderdi
وَارِد
Etken fiil
و ر د
Varan
اَدْلٰى
Fiil-IV
د ل و
Aktardı, teklif etti, attı, sarkıttı
دَلْو
İsim
د ل و
Kova
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
يَا
Nida edatı
يَا
Ey!
بُشْرَى
İsim
ب ش ر
Müjde
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
غُلَام
İsim
غ ل م
Oğul, erkek çocuk, genç
اَسَرَّ
Fiil-IV
س ر ر
Gizledi, sakladı, gizli tuttu
بِضَاعَة
İsim
ب ض ع
Bir ticaret malı, sermaye
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
عَلِيم
İsim
ع ل م
Alîm (Allah'ın ismi, esmasıdır. İlmiyle her şeyi ve herkesi bilen demektir), çok bilgili, en iyi bilen, bilgin, âlim
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
عَمِلَ
Fiil-I
ع م ل
İşledi, yaptı, amel etti, çalıştı, iş yaptı