Üstelik, üzerinde sahte bir kan lekesi bulunan gömleğini de getirmiştiler. (Yakub) “Olamaz” dedi, “tasavvurlarınız[¹⁸³⁷] size tumturaklı bir oyun oynayarak sizi yanıltmış olmalı![¹⁸³⁸] Artık (bana düşen) güzel bir sabırdır;[¹⁸³⁹] ve anlattığınız bütün bu şeyler karşısında kendisinden yardım dilenilecek tek merci Allah’tır.”
[1837] Nefs (lügat anlamı için bkz: 4:1, not 2) ve nufûs şeklindeki kullanımların ötesinde, enfus’un bu sûredeki kullanımları, belirgin bir biçimde diğerlerinden farklılaşmaktadır. (Krş: Âyet 23, 26, 30, 32, 53 vd.) Sanki bu farklılaşma anlam daralması biçiminde olmakta ve nefis kavramı bizim kimi yerde “ters dönmüş tasavvur” kimi yerde “ayartıcı sahte benlik” olarak karşıladığımız özel anlamlarıyla öne çıkmaktadır. Nefis kavramındaki bu anlam farklılaşması, zihnimizde Kur’an’ın indiği dönemdeki insan tasavvurundan farklı olarak, bu olayların yaşandığı Hermetizm’in vatanı olan Eski Mısır’da carî olan insan tasavvurunu çağrıştırmaktadır. Bu durumda Kur’an’ın, eşsiz bir anlatım tekniğiyle olayları, kahramanlarının kendi zamanlarına dair temel tasavvurlarıyla birlikte aktardığı gibi bir sonuç çıkar. Bu konuda hiçbir metin Kur’an’la kıyaslanamaz. Bununla amaçlanan tarihsel bir aklı ve o aklın temellerini yansıtmanın da ötesinde, bu olaydan çıkarılacak ahlâkî derslerin ve ilâhî yasaların daha net ve doğru bir biçimde çıkarılmasını temin etmektir.
[1838] Tesvil, (Müfredât se-e-le, Muhtar ise se-ve-le maddesine yerleştirmiş) insan tasavvurunun, çirkini güzel göstererek sahibini yanıltması (Râğıb). Bu, hakikate müdâhaleye girişen tasavvurun, sahibine kurduğu bir tuzaktır. Bu tuzağın en bariz özelliği, gerçeğin fark edilmesini zorlaştıran albenili gerekçelerle bezenmiş olmasıdır. Aynı ifade, bu sûrenin 83. âyetinde de yer almaktadır (Krş: 47:25). Bu ve 83. âyet, Hz. Yakub’un kalbinin bu senaryoya yatmadığını îmâ etmektedir.
[1839] Allah Rasûlü fe-sabrun cemîl’i “şikâyet içermeyen sabır” olarak açıklamıştır (İbn Ebi Hatim).