(Önceki) rasuller (öylesine zorlandılar ki), en sonunda neredeyse (toplumlarına ilişkin) tüm umutlarını yitirdiler; artık iyiden iyiye aldatıldıklarını/yalanla(n)dıklarını zannetmeye başlayınca,[¹⁹²⁸] yardımımız kendilerine ulaştı; sonuçta istediğimizi kurtuluşa ulaştırmışızdır; fakat azabımız günaha gömülüp gitmiş bir toplumdan asla geri çevrilmez.
[1928] Tercihimiz Medineli ve bir kısım Kûfeli otoritenin tercihi olan mevcut mushaftaki kuzibû okuyuşuna dayanır. Kelimenin okunuşuna göre bu cümlenin anlamı değişir. Kezebû okuyanlar, ennehumdaki zamirin inkârcı muhataplara değil “peygamberlere” gittiğini söyler. Bu durumda mâna şöyle olur: “Gönderildikleri toplumlar, iyiden iyiye onların yalan söyledikleri kanaatine vardıklarında..” Bu okuyuş aynı zamanda İbn Mes’ud ve Said b. Cübeyr’e de atfedilmiştir. Tercihimiz olan kuzibu okuyuşunun alternatif bir anlamı da şudur: “Kendilerine yalan söylendiğine iyice kanaat getirdiklerinde”. Bunun açılımı şu: “Peygamberler, kendilerine yardım vaadi gecikip de başlarına olmadık işler gelince ‘acaba bize yalan mı söylendi, peygamberlik konusunda kendi kendimizi mi kandırdık, dolduruşa mı geldik’ diye içlerinden geçirince..” Tüm farklı okuma seçenekleri içinde Kur’an’ın genel tavrıyla en uyumlu olan mana budur. Diğer okuyuşlar gibi bu okuyuşun da kendisine nisbet edildiği İbn Abbas, bu okuyuşu “Onlar ölümlü birer insan değiller miydi?” diye savunmuştur. Onun bu yaklaşımı Hz. Âişe’ye nakledilince, o bunu reddetmiş ve kelimeyi kuzzibu olarak okumayı tercih etmiştir. Buna göre anlam “Peygamberler, kendilerine (ilk elde) inanıp güvenen insanların (sonuna kadar) kendilerini destekleyeceğini sandılar. Fakat onlar zaferin gecikmesinden dolayı peygamberlerini yalan söylemekle itham edip dinlerinden döndüler.” Bu son okunuşun alternatif bir anlamı da şudur: “Peygamberler gönderildikleri toplumları tarafından yalanlanacaklarını tahmin ediyorlardı.” Bir önceki âyet, kendilerinden önce peygamberlerini yalanladıkları için cezalandırılan toplumlardan söz etmektedir (Krş: Taberî).