close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Yûsuf Sûresi 105. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vekeeyyin min âyetin fî-ssemâvâti vel-ardi yemurrûne ‘aleyhâ vehum ‘anhâ mu’ridûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Göklerde ve yeryüzünde nice deliller vardır ki onları görmezler ve yüz çevirip giderler.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Göklerde ve yerde nice ayetler (Allah’ın varlığını ve harika sanatını gösteren öyle belge ve alâmetler) vardır ki, (gafiller) onların yanından hiç düşünmeden, yüz çevirerek geçip gitmektedirler.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Kaldı ki, göklerde ve yerde nice ayetler, işaretler var ki insanlar, üzerinde düşünmeden sırtlarını çevirerek yanlarından geçip gidiyorlar.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Bununla beraber, göklerde ve yerde Allah'ın varlığını, birliğini, kudretini gösteren ne kadar işaret, delil var ki, onlarla yüzyüze gelirler de, gene de ilgilenmezler.
Ahmet Varol
swap_vert close
Göklerde ve yerde nice ayetler vardır ki yanlarından yüzlerini çevirerek geçerler.
Ali Bulaç
swap_vert close
Göklerde ve yerde nice ayetler vardır ki, üzerinden geçerler de, ona sırtlarını dönüp giderler.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Göklerde ve yerde (Allah'ın birliğine, kudret ve azametine delâlet eden) ne kadar alâmet var ki, insanlar, üzerlerinden geçerler de, bunlardan ibret almayıp yüz çevirirler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Göklerde ve yerde nice ayetler vardır, onlar yüz çevirerek o ayetlerin üzerinden geçiyorlar.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Göklerde ve yerde nice deliller vardır ki, onlardaki delillerden yüzlerini çevirip geçerler.
Besim Atalay
swap_vert close
Göklerde de, yerde de nice belge var, bunlara karşı yüz çevirip geçerler!
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Göklerde ve yerde (iman etmek için) nice ibret içerikli deliller/kanıtlar vardır ki, yanlarından geçtikleri halde onları umursamazlar.
Cemil Said
swap_vert close
Semâvâtda ve arzda ne kadar mu’cizeler vardır ânlar geçiyorlar dönüb bakmıyorlar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Göklerde ve yerde nice belgeler vardır ki, yanlarından yüzlerini çevirerek geçerler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Göklerde ve yerde nice deliller vardır ki yanlarına uğrarlar da onlardan yüzlerini çevirerek geçerler.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Göklerde ve yerde nice deliller vardır ki onlar bu delillerden yüz çevirerek geçip giderler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Göklerde ve yerde nice deliller vardır ki, onlar bu delillerden yüzlerini çevirip geçerler.  
 «Âyet» kelimesi lügatte, alâmet, şaşılacak şey ve cemaat manalarına gelir. Terim olarak, Kur’an-ı Kerim’in kısa veya uzun bir parçası demektir. Burada «âyet» kelimesi alâmet, delil ve ibret veren şey manalarında kullanılmıştır. Yani Allah’ın varlığına, birliğine, ilmine, kudretine ve hikmetinin kemâline delâlet eden, gerek insanın kendinde, gerekse dış dünyada, göklerde ve yerde nice delil vardır ki bunlar insanların nazar-ı dikkatlerine sunulmuştur. İnsan oğlunun ilmî, fikrî, felsefî ve teknik hayatı bu olaylarla her zaman karşı karşıyadır. Buna rağmen, bu varlıkları yaratanı düşünmeden, ibret almadan yüz çevirir geçer. Halbuki insan oğlu, bu tabiat olayları üzerinde düşünse, bunlardaki incelikleri ve bunlara hakim olan ilâhî kanunları bulup keşfedecektir, dolayısıyla hem dünyada terakki edecek, hem de ahirette mutlu olacaktır.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Göklerde ve yerde nice deliller var ki yanından dikkatsizce geçerler.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Bununla beraber göklerde ve yerde ne kadar âyet var ki, onunla yüz yüze gelirler de yine de yüz çevirip geçerler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bununla beraber Göklerde yerde ne kadar âyet var ki üzerine uğrarlar onlardan yüz çevirir geçerler
Emrah Demiryent
swap_vert close
Göklerde ve yerde (Allah’ın varlığına, vahdaniyetine, kudret ve azametine delâlet eden) nice alâmetler var ki, (gafiller) onların yanından hiç düşünmeden (ibret almadan) yüz çevirerek geçip gitmektedirler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Göklerde ve yerde nice ayetler¹ var, ancak onlar yine de bunları umursamadan görmezden gelirler.
1- Allah'ı birliğini ve gücünü gösteren kanıtlar, işaretler ve belgeler.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Göklerde ve yerde (Allahın varlığını, birliğini ve kemâl-i kudretini isbat eden) nice âyetler (nişaneler) vardır ki (insanlar) bunlardan yüz çevirici olarak, üstüne basar geçerler.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Hem göklerde ve yerde nice deliller vardır(1) ki, onlar (ibret almadan) bunlardan yüz çevirici kimseler olarak üzerlerinden geçip giderler.
(1)“Bir kısmı arzımızdan (dünyamızdan) bin def‘a büyük ve o büyüklerden bir kısmı top güllesinden yetmiş derece sür‘atli yüz binler ecrâm-ı semâviyeyi (gök cisimlerini) direksiz, düşürmeden döndüren ve birbirine çarptırmadan fevka’l-had (haddinden fazla) çabuk ve berâber gezdiren, yağsız söndürmeden mütemâdiyen (devamlı) o hadsiz lâmbaları yandıran ve hiçbir gürültü ve ihtilâl çıkartmadan o nihâyetsiz büyük kütleleri idâre eden ve güneş ve kamerin (ayın) vazîfeleri gibi, hiç isyân ettirmeden o pek büyük mahlûkları vazîfelerle çalıştıran (...) ve o nihâyetsiz kalabalığın enkazları gibi göğün yüzünü kirletecek süprüntülere meydan vermeden, pek parlak ve pek güzel temizlettiren ve bir muntazam (intizamlı) ordu manevrası gibi manevra ile gezdiren ve arzı döndürmesiyle, o haşmetli (heybetli ve yüce) manevranın başka bir sûrette hakīkī ve hayâlî tarzlarını her gece ve her sene sinema levhaları gibi seyirci mahlûkātına gösteren bir tezâhür-i rubûbiyet (Allah’ın terbiye ve idâre ediciliği) içinde görünen teshîr (itâat ettirme), tedbîr, tedvîr (çevirme), tanzîm (düzenleme), tanzîf (temizleme), tavzîfden (vazîfelendirmeden)mürekkeb (meydana gelen) bir hakīkat, bu azameti ve ihâtası (büyüklüğü ve kuşatması) ile o semâvât Hâlıkının (göklerin yaratıcısının) vücûb-ı vücûduna (varlığının zarûrî oluşuna) ve vahdetine (birliğine) ve mevcûdiyeti (varlığı), semâvâtın mevcûdiyetinden daha zâhir (âşikâr) bulunduğuna bil-müşâhede (gözle görülür bir şekilde) şehâdet eder.” (Şuâ‘lar, 7. Şuâ‘, 100)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Göklerde ve yeryüzünde (Allah’ın varlığını, birliğini ve harika sanatını gösteren) nice deliller vardır ki, onlar üzerlerinden (dünyanın bir uzay gemisi gibi uzay boşluğunda sürekli hareket ederken, üzerinde yaşayan insanlar da adeta dünya ile birlikte Allah’ın belgeleri olan uzaydaki nice gök cisimlerinin yanından ve üzerinden) geçtikleri hâlde (ibret gözü ile bakıp düşünmeden) onlardan yine yüz çevirirler. *
(*) Burada «âyet» kelimesi alâmet, delil, belge, kanıt ve ibret veren şey manalarında kullanılmıştır. Yani Allah’ın varlığına, birliğine, ilmine, kudretine ve hikmetinin kemâline delâlet eden gerek insanın kendinde, gerekse dış dünyada, göklerde ve yerde nice delil vardır ki bunlar insanların nazar-ı dikkatlerine sunulmuştur. İnsanoğlunun ilmî, fikrî, felsefî ve teknik hayatı bu olaylarla her zaman karşı karşıyadır. Buna rağmen bu varlıkları yaratanı düşünmeden, ibret almadan yüz çevirir geçer. Hâlbuki insanoğlu, bu tabiat olayları üzerinde düşünse, bunlardaki incelikleri ve bunlara hâkim olan ilâhî kanunları bulup keşfedecektir, dolayısıyla hem dünyada terakki edecek hem de ahirette mutlu olacaktır. (Diy. Vakfı Meali 105. Ayet Açıklaması) Ayrıca hem aşağıda metni bulunan (الميزان في تفسير القران) ’’el-Mizan fi tefsiri-l Kur’an‘’ adlı tefsirde hem de (( حركة الأرض بينة على التوحيد - الاعجاز العلمي في القرآن adlı makalede belirtildiği gibi, 105. ayette geçen (يَمُرُّونَ عَلَيْهَا)’’ yemurrune aleyha’’cümlesini, ‘’dünyanın bir uzay gemisi gibi uzay boşluğunda güneş etrafında sürekli hareket ederken, üzerinde yaşayan insanlar da adeta dünya ile birlikte Allah’ın belgeleri olan uzaydaki nice gök cisimlerinin yanından ve üzerinden geçiyor ve bu sayede onları görebiliyorlar.’’ şeklinde anlamak mümkündür. Yani dünya gezegeni bir uzay gemisi gibi uzay boşluğunda sürekli hareket ederken, üzerinde bulunan insanlar da adeta sürekli uzay yolculuğunu yapmaktadır. Böylece insan uzayda bulunan gök cisimlerinin üzerinden ve yanından sürekli geçmektedir. Bu sayede de uzaydaki ayetleri/gök cisimlerini izleyebilmektedir. Yani ayette geçen (يَمُرُّونَ عَلَيْهَا)’’ İnsanlar uzaydaki gök cisimleri olan ayetler/belgeler/ üzerinden geçerler’’ şeklindeki cümle ile insanları uzay boşluğunda taşıyan dünya gezegeninin hareketine zımnen işaret edilmektedir. (الله اعلم) Ama en doğrusunu yüce Allah bilir. Konuyla ilgili aşağıdaki tefsir ve bilimsel makaleye bkz: و لو حمل قوله:( يَمُرُّونَ عَلَيْها ) على التصريح دون الكناية كان من الدليل على ما يبتني عليه الهيئة الحديثة من حركة الأرض وضعا وانتقالا فإنّا نحن المارون على الأجرام السماويّة بحركة الأرض الانتقاليّة والوضعيّة لا بالعكس على ما يخيّل إلينا في ظاهر الحسّ : المصدر (الميزان في تفسير القران) فهم الذين يمرون على المعالم السماوية وهم على ظهر الأرض بيانا لحركتها اليومية والسنوية كما يمرون على معالم الأرض وهم على ظهر المركوبات ولا يعتبرون ببديع الصنع ووحدة التصميم والتقدير, ووصف الحركة الفعلية مجرد من النسبة للبشر؛ وجاء التعبير عن حركة الأرض بمرور من على سطحها كشهود على دلائل القدرة ووحدة التقدير, قال الألوسي: “الآية في السماوات.. أي.. من الأجرام الفلكية” : المصدر( حركة الأرض بينة على التوحيد - الاعجاز العلمي في القرآن)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Göklerde ve yerde nice alınacak ibret ve işaretler var ama inanmayanlar onları umursamadan kafalarını çevirip her seferinde yanlarından uğrayıp geçerler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Yerlerde, göklerde nice belgeler vardır da yine de bunlardan yüz çevirip geçerler.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Göklerde, yerde nice nişanlar vardır ki ondan yüz çevirerek yanından geçerler [¹].
[1] Görürler de ibret almazlar.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Göklerde ve yerde nice ayetler/deliller vardır ki, onlar, onların yanından yüzlerini çevirerek geçerler.
Kadri Çelik
swap_vert close
Göklerde ve yerde yanlarından geçerken yüz çeviriciler oldukları nice ayetler vardır.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Göklerde ve yerde Allah’ın varlığını, birliğini, kudret ve merhametini gözler önüne seren nice deliller vardır ki, inkârcılar gece gündüz onların yanından geçer, fakat bu muhteşem mûcizelerden ibret almadan yüz çevirip giderler.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Yer ve Gökler’de nice âyet vardır ki; onlardan yüz çevirmiş olarak üzerlerinden geçerler.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Göklerde olduğu gibi yeryüzünde dahi öyle harikalar vardır ki, insanlar bunlara dokunup geçerler ama, her nedense hiç önemsemezler.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Göklerde yerde nice deliller var ki; inkâr edenler yanlarından geçerken yüzlerini çevirirler. Bir türlü gerçekleriyle yüzleşmek istemezler.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Göklerde ve yerde nice delil vardır ki onlara uğrarlar da onlardan yüz çevirirler. [*]
Bu ayette evren kitabının ayetlerine dikkat çekilmektedir. Ayrıca benzer mesaj içeren ayetler için bkz. Neml 27:93; Fussilet 41:53; Zâriyât 51:20-21.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Göklerde ve yerde (insanlardan pek çoğunun) sırt çevirerek üzerinden geçip gittikleri, nice mûcizeler¹ vardır.
1 Allah’ın varlığına, birliğine ve kudretine delâlet eden nice deliller, gözlerine çarpar, fenleri ve felsefeleri bunların etrafında dolaşır da onlar bu delilleri görmek istemez, başka maksatlar peşinde, koşarlar.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Kaldı ki, göklerde ve yerde nice ayetler, işaretler var ki, onlar [üzerinde düşünmeden] sırtlarını çevirerek yanlarından geçip gidiyorlar!
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Göklerde ve yerde nice ayetler var ki, yanlarından geçip giderler de onlara dönüp bakmazlar bile. 7/185, 10/101, 41/53
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Göklerde ve yerde nice (mucizevî) deliller var ki, yanından geçip gidiyorlar da, onlara dönüp bakmıyorlar bile.[¹⁹²³]
[1923] Zımnen: Nankör insanlar mucize mi arıyorlar? Kâinata basiretle baksınlar, mucizeden başka bir şey göremeyecekler. Ne var ki, bakışı muhteşem olmayan, baktığındaki ihtişamı göremez. Kâinat âyetlerine sırt dönenlerin kitabın âyetlerine sırt dönmeleri sürpriz değildir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Onlar seni yalancı saymakla da kalmazlar) Göklerde ve yerde (Rablerinin birliğine ait) ne kadar ayet vardır ki yüzyüze gelirler de, onlardan hiç ibret almayarak yüz çevirip giderler.
Osman Fırat
swap_vert close
Göklerde ve yerde nice ayetler vardır ki üzerlerinden onlardan yüzlerini çevirerek (tefekkür etmeden) geçerler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve göklerde ve yerde nice alâmetler vardır ki, (nâsın ekserisi) onlardan yüz çevirir oldukları halde onların üzerinden geçer giderler.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Göklerde ve yerde Allah'ın varlığını, birliğini, kudretini gösteren nice deliller vardır ki, insanlar yanından geçip gittikleri halde yüzlerini çevirdiklerinden farkına varmazlar.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Göklerde ve yerde nice ayet(ler) var ki onların yanından yüzlerini çevirerek geçerler.
Onlardaki incelikleri düşünüp ibret almazlar. Kur'ân-ı Kerîm'de âyet, Allah'ın varlığını, birliğini ve kudretini gösteren işâret, delîl anlamına geldiği gibi, olağan üstü olay (mu'cize) anlamına da gelir. Zaten Allah'ın varlığını ve kudretini gösteren herşey, olağan üstü bir olaydır. Kur'ân'ın âyetleri de insanların, benzerini getirmekten âciz bulundukları birer mu'cizedir. Tabîat olayları da aslında birer mu'cizedir. Onun için Kur'ân, inen vahiylere âyet dediği gibi., tabî'at olaylarına da âyet demektedir. Demek ki âyet ikiye ayrılmaktadır: Sözlü âyet, sözsüz âyet. Sözlü âyetler, Hz. Muhammed'e ve diğer peygamberlere gelen vahiylerdir. Sözsüz âyetler ise doğa olaylarıdır. Kur'ân anlayışına göre her doğa olayı, dikkatle incelenince insanı Allah'ın birliğini düşünmeğe götüren birer işârettir. Nasıl yola dikilen işâretler, yolcuyu varacağı istikamete sevk ederse, doğa olayları da âhiret yolcusu olan insanı Allah'ın birliğine götürmektedir. Demek ki derin düşünce düzeyine ulaşan insan için doğa olayları da dillenmekte, konuşmakta, birer sözlü âyet oluvermektedir. Kur'ân, Allah'ın birliğini ve kudretini gösteren bu doğa olaylarının yanından körü körüne geçmememizi, bunlardaki incelikleri ve bunlara egemen olan Tanrı kanunlarını bulup çözmemizi emretmektedir. Doğa olayları üzerinde düşünmeyen, onlardaki İlâhî yasaları keşfe çalışmayanlar, Allah'ın âyetleri yanından körü körüne geçmiş olurlar.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Göklerde ve yerde ne kadar âyetler vardır ki onların yanından geçerler ve onlardan i'râz ider yüz çevirirler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Göklerde ve yerde nice göstergeler var ama yanlarından geçerler de bir kere olsun dönüp bakmazlar.
Şaban Piriş
swap_vert close
Göklerde ve yerde nice belgeler vardır ki, yanlarından yüzlerini çevirerek geçerler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Göklerde ve yerde nice âyetler vardır ki, insanlar onlara sırt çevirir de yanlarından geçer, giderler.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Göklerde ve yerde nice mucizeler var ki, yanlarından geçerler de dönüp bakmazlar bile.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı niçe [126a] nişān göklerde daħı yirde geçerler anuñ üzere daħı anlar andan yüz döndüricilerdür.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
İy nice ‘āyetler göklerde daḫı yirlerde geçerler, anuñ üstine anlar andani‘tibār itmeyüp yüz dönderürler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Göylərdə və yerdə (Allahın birliyini sübut edən) neçə-neçə əlamətlər (nişanələr) vardır ki, insanlar onların yanından üzlərini çevirib keçərlər (onlara baxıb ibrət almaz, onların həqiqi mə’naları haqqında düşünməzlər).
M. Pickthall (English)
swap_vert close
How many a portent is there in the heavens and the earth which they pass by with face averted!
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And how many Signs in the heavens and the earth do they pass by? Yet they turn (their faces) away from them!(1788)
1788 Not only can we learn through Scripture of the working of Allah's providence in human history and the history of individual souls, hut also His Signs are scattered literally throughout nature—throughout Creation—for all who have eyes to see. And yet man is so arrogant that he turns away his very eyes from them!  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَكَاَيِّنْ
ve nice
مِنْ اٰيَةٍ
deliller vardır
فِي السَّمٰوَاتِ
göklerde
وَالْاَرْضِ
ve yerde
يَمُرُّونَ
uğrarlar
عَلَيْهَا
üzerlerine
وَهُمْ
ve onlar
عَنْهَا
bunlar- dan
مُعْرِضُونَ
yüz çevirici kimseler
Göklerde ve yerde nice deliller vardır ki (insanların çoğu) onlarla yüz yüze gelirler de (onlar üzerinde düşünmeden bu delillerden) yüz çevirip giderler.
كَاَيِّن
Zarf
كَاَيِّن
Nice, pek çok
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
ءَايَة
İsim
ا ي ي
Âyet, mucize, alamet, işaret, nişane, ibret, delil
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
سَمَٓاء
İsim
س م و
Gök, sema
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
مَرَّ
Fiil-I
م ر ر
Uğradı, dolaştı, devam etti, geçti, karşılaştı, geçip gitti
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
مُعْرِضُون
Etken fiil-IV
ع ر ض
Yüz çevirenler