close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Yûnus Sûresi 99. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velev şâe rabbuke leâmene men fî-l-ardi kulluhum cemî’â(an)(c) efeente tukrihu-nnâse hattâ yekûnû mu/minîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Rabbin dileseydi yeryüzünde bulunanların hepsi de inanırdı. Artık inansınlar diye insanları zorlayıp duracak mısın?
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey Resulüm!) Eğer Rabbin dileseydi yeryüzündekilerin hepsi mutlaka iman ederdi. (Allah imtihan gereği onları serbest bıraktığı halde,) Sen insanları iman etmeleri için zorlayacak mısın?
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
İşte bunun gibi Rabbin, eğer öyle olmasını dileseydi, yeryüzünde yaşayan herkes, topyekün iman ederdi. Hal böyleyken ey peygamber! İnsanları iman etsinler diye zorlayacak mısın?
Ahmet Tekin
swap_vert close
Eğer Rabbinin sünneti, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olsaydı, yeryüzündeki akıllı ve sorumlu varlıkların hepsi elbette toptan iman ederlerdi. Yoksa sen, hür iradeye, özgürce seçme hakkına sahip olan insanların, hepsi de mü'min oluncaya kadar, onları zorlayacak mısın?
Ahmet Varol
swap_vert close
Rabbin dileseydi yeryüzünde bulunanların tümü topluca iman ederdi. Şu halde insanları mü'min olmaları için sen mi zorlayacaksın?
Ali Bulaç
swap_vert close
Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzündekilerin tümü, topluca iman ederdi. Öyleyse, onlar mü'min oluncaya kadar insanları sen mi zorlayacaksın?
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzünde kim varsa, hepsi toptan iman ederlerdi. O halde, mümin olsunlar diye, insanları (Allah dilemediği halde, ey Peygamber) sen mi zorlayacaksın?
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzündeki herkes inanırdı. Artık bütün insanlar inansın diye, onları zorlayacak sen misin?!
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzündekilerin hepsi elbette iman ederlerdi. O halde sen, inanmaları için insanları zorlayacak mısın?[202]
[202] Dinde zorlama olmadığı ve aklını kullanmayanlarla ilgili olarak geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, IX, 87-90.  
Besim Atalay
swap_vert close
Tanrın dileseydi, yeryüzünde olanların hepsi inanmış bulunurdu, inan getirsin diye, sen herkesi zorlar mısın?
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların hepsi elbette topyekûn iman ederdi (ama onları özgür iradeleriyle baş başa bıraktı). O halde insanları mü'min olsunlar diye sen mi zorlayacaksın?
Bu ayetten anlaşılıyor ki; Allah insana Hak ile Batıl, doğru ile yanlış arasında seçim yapma serbestliğini ve iradesini bahşetmiş ve böylece onu yalnızca doğal güdüleriyle yaşayan öteki canlılardan ayırarak özgür iradesiyle üstün bir varlık statüsüne yükseltmiştir ve bu statü ile insan kendi geleceğiyle ilgili kararı yine kendisi verecektir. Yani ya yaptığı güzelliklerle ebedi nimetleri hak eden erdemli bir insan olur, ya da yaptığı kötülüklerle azabı hak eden zalim ve günahkâr biri olur.  
Cemil Said
swap_vert close
Eğer Allâh arzu itse idi arz üzerindeki herkes îmân iderdi, insânlar benim iznim olmaksızın îmâna gelmediklerinden dolayı ikrah mı idiyorsın?
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların hepsi inanırdı. Öyle iken insanları inanmaya sen mi zorlayacaksın?
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların hepsi elbette topyekûn iman ederlerdi. Böyle iken sen mi mü’min olsunlar diye, insanları zorlayacaksın?
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Eğer rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların hepsi topluca iman ederdi. Hal böyleyken, mümin olsunlar diye sen tutup insanları zorlayacak mısın!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(Resûlüm!) Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzündekilerin hepsi elbette iman ederlerdi. O halde sen, inanmaları için insanları zorlayacak mısın?
Edip Yüksel
swap_vert close
Rabbin dileseydi, yeryüzündekilerin hepsi inanırdı. Öyleyse, sen mi halkı inanmaları için zorlayacaksın?
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzünde kim varsa hepsi toptan iman ederlerdi. O halde insanları hep mümin olsunlar diye sen mi zorlayacaksın?
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Eğer rabbın dilese idi Yer yüzünde kim varsa hepsi top yekûn iyman ederlerdi, o halde insanları hep mü'min olsunlar diye senmi ikrah edeceksin?
Emrah Demiryent
swap_vert close
Şâyet Rabbin dileseydi (insanların irâdelerine müdahalede bulunup, onlara hakkı zorla kabul ettirirdi de) yeryüzünde bulunan (insan) ların hepsi elbette topyekûn îmân ederlerdi. (Lâkin Allah, imtihân gereği, insanların hak-bâtıl tercihlerinde, cüz’î irâdelerine müdahalede bulunmaz.) Hal böyleyken, sen (ısrarla küfrü tercih eden) insanları, îmân etsinler diye zorlayıp duracak mısın?
Erhan Aktaş
swap_vert close
Oysa Rabb'in dileseydi, yeryüzündekilerin tamamı iman ederdi! Bunu bildiğin halde, insanları zorla mı mü'min yapacaksın?
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Eğer Rabbin dileseydi yer yüzündeki kimselerin hepsi, topyekûn elbette îman ederdi. Böyle iken sen hepsi mü'min olsunlar diye insanları zorlayıb duracak mısın?
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzünde kim varsa, onların hepsi birlikte elbette îmân ederdi. Öyle ise sen mi insanları mü'min kimseler olsunlar diye zorlayacaksın?
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve eğer Rabbin (insanları inanmaya zorlamak için özgür iradelerine müdahale etmeyi) dilemiş olsaydı, yeryüzündekilerin tümü iman ederdi (ama onları özgür iradeleriyle baş başa bıraktı, kimseyi inanmaya zorlamadı). O hâlde, inansınlar diye, (Allah) insanları (zorlamadığı hâlde, ey elçi) sen mi zorlayacaksın? *
(*) İnsanları özgür iradeleriyle yaratan Allah’tır. Allah isteseydi bu iradeyi kuluna vermez, onu iman etmek zorunda bırakırdı ve onun inkâra sürüklenme gibi bir opsiyonu da olmazdı. Ama Allah insanı diğer canlılardan farklı tutarak ona serbest irade verdi ve bu iradeyi insana yaraşır şekilde kullanması için de akıl verdi. Kur’an’da sıkça vurgulanan “aklın kullanılması” Allah’ı anlamanın ve insanca yaşamanın temelini oluşturmaktadır. İnsanın davranışlarını belirleme, denetleme ve yargılaması ya da hayrı şerden, doğruyu yanlıştan, hakkı batıldan ayırması ancak akılla mümkündür. Vahiy ile hayatın şekillenmesi aklın kullanılmasına bağlıdır. Kur’an’da birçok yerde: “Ey akıl sahipleri!” şeklindeki ilahi hitap, akıl sahibi olmanın dolaysıyla aklı kullanmanın önemine bir işarettir. İnsan ne sadece akılla kendini bulabilir ne de sadece vahiy ile yetinebilir. Allah’ın istediği, vahiyle aklın uzlaşarak işletilmesidir. Aklın gerektiği gibi kullanılmaması durumunda ise pislik içerisinde yani zulüm, adaletsizlik, haksızlık, günah, küfür ve şirk içerisinde kalınacağı ifade edilmektedir... Özetle, Allah insana Hak ile Batıl, doğru ile yanlış arasında seçim yapma serbestliğini ve iradesini bahşetmiş ve böylece onu yalnızca doğal güdüleriyle yaşayan öteki canlılardan ayırarak özgür iradesiyle üstün bir varlık statüsüne yükseltmiştir ve bu statü ile insan kendi geleceğiyle ilgili kararı yine kendisi verecektir. Yani ya yaptığı güzelliklerle ebedi nimetleri hak eden erdemli bir insan olur ya da yaptığı kötülüklerle azabı hak eden zalim ve günahkâr biri olur. (C. Külünkoğlu Meal Açıklaması) Aşağıdaki tefsir metinlerinde de belirtildiği gibi, Allah dilemiş olsaydı, insanlara vermiş olduğu iradeye müdahale etmek suretiyle onları inanmaya zorlayabilirdi, ama Allah kimseyi inanmaya zorlamaz, çünkü iman ve inkâr irade işidir, kişinin iradesiyle gerçekleşmektedir. Yani Allah insanların iman etmelerine kendilerinin karar vermesini ve imanlarının sorumluluklarını kendilerinin üstleneceğini, elçisine hatırlatıyor. İşte Allah zorla iman ettirmeye gücü yettiği halde bunu yapmıyor. O hâlde Resulüm, sen de iman etmeleri için zor kullanma’’ diyor. Ayrıca Kehf-29. de ‘’De ki: Hak Rabbinizden gelmiştir, dileyen iman etsin, dileyen de inkâr etsin’’ diyor. ولو شاء ربك لآمن من في الأرض كلهم جميعا} [يونس: 99] أي ولو شاء ربك - أيها الرسول الحريص على إيمان الناس - أن يؤمن أهل الأرض كلهم جميعا لا يشذ أحد منهم لآمنوا، بأن يلجئهم إلى الإيمان إلجاء، ويوجره في قلوبهم إيجارا، ولو شاء لخلقهم مؤمنين طائعين كالملائكة لا استعداد في فطرتهم لغير الإيمان، وفي معنى هذا قوله تعالى: { ولو شاء الله ما أشركوا } [الأنعام: 107] وقوله: { ولو شاء ربك لجعل الناس أمة واحدة } [هود: 118) تفسير المنار) ولو شاء ربك لآمن من في الأرض كلهم) أجاب القاضي والجبائ وغيرهما بأن المراد مشيئة الإلجاء ، أي : لو شاء الله أن يلجئهم إلى الإيمان لقدر عليه (التفسير الكبير)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Rabbin dileseydi yeryüzünde yaşayan bütün insanlar iman ederlerdi. Sen, insanlar inanıncaya kadar onlara zor mu kullanacaksın?
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Eğer senin çalabın dileseydi, yeryüzündekilerin hepsi birden kesenkes inanmış olurlardı. Yine de sen insanları inansınlar diye zorlayıp duracak mısın?
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Rabbin dileseydi yeryüzünde bulunanların hepsi iman ederdi. Yoksa sen mü/min olsunlar diye insanları zorlayacak mısın?
İsmail Yakıt
swap_vert close
Eğer Rabbin dileseydi yeryüzünde olanların hepsi topyekûn inanırdı. O hâlde sen mi mü’min olsunlar diye insanları zorlayacaksın?
Kadri Çelik
swap_vert close
Rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların hepsi iman ederdi. Öyle iken insanları inanmaya sen mi zorlayacaksın?
Mahmut Kısa
swap_vert close
Şâyet Rabb’in insanları zorla imana getirmek isteseydi, yeryüzünde ne kadar insan varsa hepsi çoktan iman etmiş olurdu. Fakat O, insanların kendi özgür irâdeleriyle imanı seçmelerini istedi. O hâlde ey Müslüman, göz göre göre küfrü tercih eden bu insanları sen mi zorla imana getireceksin? Senin görevin, hakîkati onlara güzelce duyurmaktan ibarettir. Dolayısıyla, iman etmiyorlar diye kendini kahretme!Şunu iyi bil ki:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Senin rabbin dileseydi, elbette, Yeryüzü’nde bulunan kimselerin hepsi topluca inanırdı. Mümin olmaları için İnsanlar’ı sen mi zorluyorsun?
Mehmet Çakır
swap_vert close
Eğer Rabb’in isteseydi, yeryüzündekilerin tamamı inanırdı. İnanmaları için, insanlara baskı mı yapacaksın?
Mehmet Çoban
swap_vert close
Rabbin isteseydi yeryüzündekilerin hepsi mutlaka inanırdı. O halde sen mi insanları inanmaları için zorlayacaksın? Unutma ki; Rabbin her şeyi yapma hakkına, her şeyi yapma gücüne sahipken bile inanmaya zorlamazken, hiçbir güce sahip olmayan sen mi insanları inanmaya zorlayacaksın? Böyle bir şeye hakkın yok!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Rabbin dileseydi yeryüzündekilerin hepsi elbette iman ederlerdi. (Şimdi) sen inanmaları için insanları zorlayacak mısın! [*]
Yüce Allah Hz. Muhammed’e hitap etmekte ve onun aslında insanlar üzerinde herhangi bir tasarruf yetkisinin bulunmadığını ifade etmektedir. Gerçek anlamda etki insanın kendi iradesi ve o iradenin tercihini yaratacak olan Yüce Allah’tır. Teğâbun 64:11’de de belirtildiği gibi insan kendisi iman edecek ki Yüce Allah da onun kalbine hidayet etsin. Çünkü iman “sebep”tir; hidayet ise “sonuç”tur. Bakara 2:256’da da belirtildiği gibi “dinde zorlama yoktur.” Çünkü iman öncelikle bir kalp eylemidir. Kalbinde iman olmayanın zorlama ile iman sahibi kılınması mümkün değildir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Ve eğer Rabbin dileseydi elbette yeryüzündekilerin hepsi (Allah’a) toptan îman ederlerdi.¹ O halde sen, inanmaları için insanları zorlayacak mısın?²
1 Böyle olsaydı insanlardan irade ve akıl kalkar, imtihanın özelliği biter belki de insanoğlu yaratılmazdı.2 İnsanların inanıp inanmaması davetçinin işi değildir ve herkesin Müslüman veya kâfir olma hakkı vardır.  
Muhammed Esed
swap_vert close
[İşte bunun gibi] Rabbin eğer öyle olmasını dileseydi, yeryüzünde yaşayan herkes topyekun imana erişirdi: ¹²² Hal böyleyken, insanları inanıncaya kadar zorlayabileceğini mi sanıyorsun,
122 Kur’an tekrar tekrar şu gerçeğin altını çizmektedir: “Eğer O dileseydi hepinizi doğru yola yöneltirdi” (6:149). Bu açıkça şu anlama geliyor: Allah insana doğru ile eğri arasında seçim yapma serbestisini bahşetmiş ve böylece onu, yalnızca doğal güdüleriyle, içgüdüleriyle yaşayan öteki canlılardan ayırarak ahlak meselesi olan üstün bir varlık statüsüne yükseltmiştir. Bu konuda bkz. 6. sure, 143. not; ayrıca, Düşüş ya da cennetten çıkarılma temsîliyle bağlantılı olarak 7. sure 16. not.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Şayet Rabbin isteseydi, yeryüzünde bulunanların tümü iman ederdi. Hal böyleyken insanları iman edinceye kadar sen mi zorlayacaksın? 13/31, 16/37, 28/56
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Ve eğer Rabbin isteseydi yeryüzünde bulunan herkes topyekûn iman ederdi, (fakat bunu tercih etmedi). Şimdi kalkıp da, sen mi onları iman edinceye kadar zorlayacaksın?[¹⁶⁷³]
[1673] Kur’anî çoğulculuğa delâlet eden bir çok âyetten biri.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) Eğer Rabbin dileseydi, kuşkusuz yeryüzünde bulunanların hepsi iman ederdi, o halde sen insanları, hepsi mümin olsun diye zorlayacak mısın?
Osman Fırat
swap_vert close
Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların hepsi topluca iman ederlerdi. Böyle iken sen mi mü’min olsunlar diye, insanları istemeden iman ettireceksin?
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve Eğer Rabbin dilese idi elbette yeryüzünde kim varsa hepsi de cümleten imân ederlerdi. Artık mü'minler olsunlar diye sen mi nâsa cebir edeceksin?
Suat Yıldırım
swap_vert close
Eğer Senin Rabbin dileseydi, dünyada ne kadar insan varsa hepsi imana gelirdi. Ama bunu irade etmedi. Şimdi sen mi, imana gelsinler diye insanları zorlayacaksın?
Süleyman Ateş
swap_vert close
Rabbin isteseydi, yeryüzündekilerin hepsi mutlaka inanırdı. O halde sen mi insanları inanmaları için zorlayacaksın?
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Eğer rabbin istemiş olsa idi yeryüzünde bulunanların cümlesi hep birden îmân iderlerdi. Sen, bütün nâsın mü'min olmalarından ikrâh mı idersin?
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Eğer tercihi Rabbin yapsaydı[*] yeryüzünde bulunan herkes, eksiksiz inanıp güvenirdi. Böyleyken inanıp güvenenlerden olsunlar diye onara baskı mı uygulayacaksın?
[*] "Şâe = شاء" fiili, bir şeyi var etti, demektir (Müfredat). Allah bazı şeyleri kulunun tercihine göre yarattığından öznesi kul olursa "tercih edip yaptı", Allah olursa "tercih edip yarattı" anlamına gelir..  
Şaban Piriş
swap_vert close
Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların tümü inanırdı. Öyleyken insanları inanmaya sen mi zorlayacaksın?!
Ümit Şimşek
swap_vert close
Rabbin dileseydi, yeryüzünde kim varsa hepsi birden iman ederdi. Yoksa insanları imana gelinceye kadar zorlayacak mısın?
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzündeki insanların tümü toplu halde mutlaka iman ederlerdi. Hal böyle iken, mümin olmaları için insanları sen mi zorlayacaksın!
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı eger dilese-di çalabuñ, įmān getüredi ol kim yirdedür dükelicükleri hep. pes sen mi gensiledürsin ādemįleri tā olalar mü’minler?
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Eger dilese‐y‐di senüñ Çalabuñ īmān getürürdi yir ehli barçası. Pes sen güçbile ḫalḳı ister misin ki īmān getüreler?
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Əgər Rəbbin istəsəydi, yer üzündə olanların hamısı iman gətirərdi. İnsanları iman gətirməyə sənmi məcbur edəcəksən?! (Bu sənin işin deyildir. Sənin vəzifən ancaq islamı təbliğ etməkdir).
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And if thy Lord willed, all who are in the earth would have believed together. Wouldst thou (Muhammad) compel men until they are believers?
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
If it had been thy Lord´s will, they would all have believed,- all who are on earth! wilt thou then compel mankind, against their will, to believe!(1480)
1480 If it had been Allah's Plan or Will not to grant the limited Free Will that He has granted to man, His omnipotence could have made all mankind alike: all would then have had Faith, but that Faith would have reflected no merit on them. In the actual world as it is, man has been endowed with various faculties and capacities, so that he should strive and explore, and bring himself into harmony with Allah's Will. Hence Faith becomes a moral achievement, and to resist Faith becomes a sin. As a complementary proposition, men of Faith must not be impatient or angry if they have to contend against Unfaith, and most important of all, they must guard against the temptation of forcing Faith, i.e., imposing it on others by physical compulsion, or any other forms of compulsion such as social pressure, or inducements held out by wealth or position, or other adventitious advantages. Forced faith is no faith. They should strive spiritually and let Allah's Plan work as He wills.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَلَوْ
ve eğer
شَٓاءَ
dile- seydi
رَبُّكَ
Rabbin
لَاٰمَنَ
elbette iman ederdi
مَنْ
o kimse-ler ki
فِي الْاَرْضِ
yeryüzündedir
كُلُّهُمْ
onların hepsi
جَم۪يعاًۜ
topyekûn
اَفَاَنْتَ
hâl böyle iken sen mi
تُكْرِهُ
zorlaya- caksın
النَّاسَ
insanları
حَتّٰى
ta ki
يَكُونُوا
oldular
مُؤْمِن۪ينَ
iman ediyorlar
(Resulüm!) Eğer Rabbin dileseydi yeryüzündekilerin hepsi topyekûn iman ederdi. Hâl böyleyken sen insanları iman etmeleri için zorlayacak mısın?
لَو
Masdar harfi
لَو
Olsa, şayet, keşke
شَاءَ
Fiil-I
ش ي ا
Diledi, istedi
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
كُلّ
İsim
ك ل ل
Hep, hepsi, bütün
جَمِيع
İsim
ج م ع
Bir araya gelenler, topyekün, cemaat,topluluk
اَنْتَ
Zamir
اَنْتَ
Sen
اَكْرَهَ
Fiil-IV
ك ر ه
Zorladı
نَاس
İsim
ن و س
İnsanlar
حَتّٰى
Edat
حَتّٰى
Nihayet, -e kadar, hatta, ta ki, sonuçta
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
مُؤْمِن
Etken fiil-IV
ا م ن
İman eden, mü'min, inanan