close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Yûnus Sûresi 96. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
İnne-lleżîne hakkat ‘aleyhim kelimetu rabbike lâ yu/minûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Öyle kişilerdir onlar ki Rabinin, onlara söylediği sözü haketmiştir onlar, inanmaz onlar.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Gerçek şu ki, (küfür ve zulümleri yüzünden) Rabbinin (azap) kelimesi üzerlerinde hak olanlar, onlar (asla) inanmayacaklar (ve İslam’a teslim olmayacaklar)dır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Haklarında Rabbinin sözü sabit olanlar, elbette inanmayacaklardır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Hür iradeye, özgürce seçme hakkına sahipken, sana ve Kur'ân'a itibar etmedikleri için, haklarında Rabbinin gerekçeli hükmü gerçekleşip kesinleşenler iman etmeyecekler.
Ahmet Varol
swap_vert close
Haklarında Rabbinin sözü kesinleşmiş olanlar iman etmezler.
Ali Bulaç
swap_vert close
Gerçek şu ki, Rabbinin kelimesi üzerlerinde hak olanlar, onlar inanmazlar.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Doğrusu aleyhlerinde (küfürleri hakkında) Rabbinin takdiri gerçekleşmiş olanlar imana gelmezler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Aleyhlerine Allah’ın sözünün gerçekleştiği kişiler, hiç şüphesiz inanmayacaklardır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Haklarında Rabbinin azap kelimesi sabit olanlar inanmazlar.
Besim Atalay
swap_vert close
Kendi üzerlerine, Tanrının sözü hak olmuş bulunanlar, bütün belgeler gelmiş olsa da, ağrıtıcı azabı görmedikçe inanmazlar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Haklarında Rabbinin hükmü kesinleşmiş olanlar iman etmezler.
Yani yaptıklarının yanlış olduğunu bildikleri halde Allah’ın davetine ve uyarısına karşı çıkarak zulümde ısrar edenler hakkında Allah’ın “iman etmezler” hükmü kesinleşenler mü’min olamazlar. Çünkü mü’min olmak onlar için bir züldür, utançtır, gericiliktir, yobazlıktır, çağdışılıktır.  
Cemil Said
swap_vert close
Kâfir olarak ölecekleri hakkında rabbinin kelimâtı sâdır olanlar îmân itmeyeceklerdir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
96,97. Doğrusu Rabbinin söz verdiği azabı hak edenler, can yakıcı azabı görene kadar kendilerine her türlü belge gelse bile inanmazlar.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
96,97. Şüphesiz, haklarında Rabbinin sözü (hükmü) gerçekleşmiş olanlar, kendilerine bütün mucizeler gelse bile, elem dolu azabı görünceye kadar inanmazlar.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
96-97. Şu bir gerçek ki, haklarında rabbinin hükmü kesinleşmiş olanlar kendilerine her türlü kanıt gelse bile, elem veren azabı görmedikçe iman etmezler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
96, 97. Gerçekten haklarında Rabbinin sözü (hükmü) sabit olanlar, kendilerine (istedikleri) bütün mucizeler gelmiş olsa bile, elem verici azabı görünceye kadar inanmayacaklardır.
Edip Yüksel
swap_vert close
Rabbinin kararıyla mahkum edilenler inanmazlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Doğrusu, aleyhlerinde Rabbinin hükmü kesinleşmiş olanlar imana gelmezler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Hakıkat aleyhlerinde rabbının kelimesi hakkolmuş olanlar iymana gelmezler
Emrah Demiryent
swap_vert close
96-97. Şüphesiz ki (küfür ve isyanlarındaki ısrar sebebiyle) haklarında Rabbinin (ebedî azap) hükmü kesinleşmiş olanlar, kendilerine bütün mu‘cizeler gelse bile, elem dolu azabı görünceye kadar îmân etmezler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Rabb'inin haklarında kelimeleri¹ gerçekleşecek olanlar, iman etmezler.
1- Takdir edilmiş hüküm. Yaptıkları ile azap görmeyi hak edenler.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
96,97. Üzerlerine Rabbinin kesilmesi hak olmuş bulunanlar (yok mu?) onlar, velev kendilerine her (hangi bir) âyet gelmiş olsun, acıklı bir azâb görecekleri (zamâ) na kadar îman etmezler.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
96,97. Muhakkak ki üzerlerine Rabbinin (azab) sözü (hükmü) hak olanlar, kendilerine bütün âyetler gelmiş olsa bile, o (pek) elemli azâbı görünceye kadar (isyanları sebebiyle) îmân etmezler.(3)
(3)“Küfür üzerine ölen bir kâfir, ebedî bir ömür ile yaşayacak olursa, o gayr-ı mütenâhî (sonsuz)ömrünü behemehâl (her hâl ü kârda) küfür ile geçireceği şübhesizdir. Çünki kâfirin cevher-i rûhu bozulmuştur.” (İşârâtü’l-İ‘câz, 74)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Muhakkak ki, (inkâr, azgınlık ve zulümleri yüzünden) haklarında Rabbinin kelimesi (ikaz ve azapla ilgili gerekçeli kararı) gerçekleşmiş olanlar (yani inkârda ısrar edip hidayet olma gayretinde olmayanlar) iman etmezler. *
(*) Yani Allah’ın davetine ve uyarısına karşı çıkarak inkâr ve zulümde ısrar edenler hakkında Allah’ın ‘’ ikaz ve azapla ilgili” sözü gerçekleşir. Çünkü mü’min olmak onlar için bir züldür, utançtır, gericiliktir, yobazlıktır, çağdışılıktır.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Allah’ın azap emrinin (kelimesinin) üzerlerine hak olduğu kimseler, iman etmemiş olanlardır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Senin çalabının azabını hak eden kimseler inanmazlar,
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Haklarında Rabbinin sözleri sabit olanlar [⁷] yok mu?
[7] Azap emri sadır olanlar.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Hiç şüphesiz üzerlerine Rabbinin (azap) sözü/kelimesi hak olanlar inanmazlar.
Kadri Çelik
swap_vert close
Doğrusu haklarında Rabbinin sözü (azaba uğrayacakları hükmü) gerçekleşmiş olanlar, iman etmezler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Çünkü hakîkati bildiği hâlde kötülüğü tercih eden, böylece haklarında Rabb’inin azap hükmü gerçekleşen zâlimler, bireysel ve toplumsal yasalar gereğince, kesinlikle iman etmeyecekler;
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Senin rabbinin sözü kendi aleyhlerine gerçekleşmiş kimseler, inanmazlar;
Mehmet Çakır
swap_vert close
96,97. Resulüm! Allah'ın inkarcılar hakkında söylediği söz, artık gerçek olmuştur: Yani sen onların önüne mucizeler de yığsan, Fıravun gibi kıvrandıran acıları görmeden // inanmayacaklardır…
Mehmet Çoban
swap_vert close
Ayetlerimize ancak inat edenler, önyargılarıyla hareket edenler, kalplerini katılaştırıp ayetlerimize karşı kin nefret kusanlar inanmaz. Böylece yaptıklarının karşılığı olarak haklarındaki ceza kesinleşir. Hiç şüphesiz onlar bu tutumlarıyla ayetlerimize inanacak değillerdir. Hâlbuki düşünüp öğüt almaları için; onlara ne çok süre, ne çok delil verilmişti.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Şüphesiz ki haklarında Rabbinin sözü (hükmü) gerçekleşenler inanmazlar. [*]
Benzer mesajlar: Yûnus 10:33; Yâsîn 36:7; Mü’min 40:6.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Haklarında Rabbinin (ezeli ve ebedî ilmiyle bilerek söylediği;) “artık onlar îman etmeyecekler” sözü kesinleşenler var ya!
Muhammed Esed
swap_vert close
Gerçek şu ki, haklarında Rablerinin sözü [yargısı] gerçekleşmiş olanlar ¹¹⁷ imana erişemeyeceklerdir.
117 Bkz. yukarıda 33. ayet ve 53. not; ayrıca 14:4 üzerine 4. not.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Gerçek şu ki, Rabbinin azap kelimesini/sözünü hak edenler iman etmeyenlerdir. 37/162- 163
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Hakikat şu ki, haklarında Rablerinin yargısı kesinleşenler asla iman etmeyecekler.
Orhan Kuntman
swap_vert close
96,97. Gerçek şu ki, üzerlerine Rabbinin hükmü (küfür üzere ölecekleri) kesinleşmiş olanlar, kendilerine -istedikleri- bütün mucizeler gelse bile, o çetin azabı görünceye kadar inanmayacaklardır!
Osman Fırat
swap_vert close
Şüphesiz O üzerlerine Rabbinin (azâb) kelimesi hak olanlar iman etmezler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Muhakkak o kimseler ki, aleyhlerinde Rabbin kelimesi tahakkuk etmiştir, onlar imân etmezler.
Suat Yıldırım
swap_vert close
96, 97. (Kâfir olarak ölüp cehenneme gideceklerine dair) haklarında Rabbinin hükmü kesinleşmiş olanlar, her türlü mûcize de önlerine gelse, gayet acı azabı görmedikçe iman etmezler. [10, 88]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Üzerlerine Rabbinin (azab) kelimesi hak olanlar inanmazlar.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Îmân itmeyecekleri ve 'azâb olunacakları hakkında hükm-ü ilâhî olanlar îmân itmezler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Rabbinin, aleyhlerindeki sözünü hak etmiş olanlar inanıp güvenecek değillerdir.
Şaban Piriş
swap_vert close
Şüphesiz Rabbinin söz verdiği azabı hak edenler inanmazlar.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Haklarında Rabbinin hükmü kesinleşmiş olanlar iman etmezler.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Aleyhlerine Rabbinin kelimesi hak olanlar iman etmezler;
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
96-97. bayıķ anlar kim vācib oldı anlara çalabuñ sözi inanmazlar eger geldi-y- ise daħı anlara her nişān tā göreler 'aźābı aġrıdıcı.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ol kişiler ki vācib oldı üstlerine Tañrı Ta‘ālā kelimesi. Īmān getürmezler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Həqiqətən, əleyhinə sənin Rəbbinin sözü gerçəklənmiş olanlar iman gətirməzlər!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Lo! those for whom the word of thy Lord (concerning sinners) hath effect will not believe,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Those against whom the word of thy Lord hath been verified(1477) would not believe-
1477 Allah has given frequent warnings against Evil and want of Faith in all ages, through Signs and through inspiration-the latter ("the Word") being even more direct and personal than the former. Those who did not heed the warning found to their cost that it was true, and they perished. Such contumacy in the rejection of Truth only yields when the actual penalty is in sight. Belief then is induced by irresistible facts: it is not efficacious as Faith, as was proved against Pharaoh. See 10:90 and n. 1473.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اِنَّ
muhak-kak
الَّذ۪ينَ
o kimse-ler ki
حَقَّتْ
hak oldu
عَلَيْهِمْ
üzerlerine
كَلِمَتُ
kelimesi
رَبِّكَ
Rabbinin
لَا يُؤْمِنُونَۙ
iman etmezler
(96-97) Muhakkak ki üzerlerine Rabbinin (azap) kelimesi (hükmü) hak olanlar, kendilerine bütün âyetler gelmiş olsa dahi o elem verici (iç yakan) azabı görünceye kadar iman etmezler.
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
حَقَّ
Fiil-I
ح ق ق
Hak oldu, hakikat oldu, hakkını verdi
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
كَلِمَة
İsim
ك ل م
Kelime, söz
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı