BÜTÜN bunlardan sonra, [ey insanoğlu], sana indirdiğimiz şey[in doğruluğun]dan hâlâ şüphede isen, ¹¹⁵ önceki çağlarda vahyedilmiş metin-(leri) okuyan kimselere sor: ¹¹⁶ [O zaman anlayacaksın ki] Rabbinden sana gelen haktır. O halde, artık şüphecilerden olma.
115 Bazı müfessirler 94. ve 95. ayetlerin Hz. Peygamber’e hitab ettiğini söylemişlerdir. Oysa bu görüş, 95. ayette, “Allah’ın ayetlerine yalan gözüyle bakan kimselerden olma” öğüdü gözönünde bulundurulursa bizce gerçeğe son derece aykırı gözükmektedir, çünkü açıktır ki, Allah tarafından peygamber olarak seçilen birinin bu öğütle işaret edilen günaha düşmesi muhaldir. Sonuç olarak Râzî, bu iki ayeti genel olarak insana hitap olarak ele almakta ve “sana indirdiğimiz şey” ifadesi de bizim anladığımız şekilde, insanlığa vahiy yoluyla ulaştırılan, tebliğ edilen hakikat bilgisi olarak açıklanmıştır. Bu yorum ayrıca, yukarıdaki bölümün, son ilahî kitap olan Kur’an’la insanlığa bahşedilen hidayetten söz eden 57-58. ayetlerle de yakından ilgili olduğunu göstermektedir.116 Yani, Yahudi ve Hristiyanlara. Burada “okumak” eylemi, zaman içinde metin olarak tahrifata uğramış olsa da, hâlâ içinde Muhammed (s)’in bir peygamber olarak zuhuruna açık işaretler taşıyan ve dolayısıyla onunla vahyedilen mesajın doğruluğunu belgeleyen Kitâb-ı Mukaddes’e inananların inancıyla mecazî bir eş anlamlılık ifade etmektedir. En geniş anlamıyla yukarıdaki ayet, insanoğlunun dinî tecrübenin kesintisiz devamlılığına ve Kur’an’da sıkça değinildiği üzere Allah elçilerinin hepsinin tek ve aynı gerçeği tebliğ ettiklerine işaret etmektedir. (Bkz. bu konuda, 5:48’in ikinci paragrafı ve ilgili 66 ve 67. notlar.)