Derken, İsrailoğulları’na son derece güzel, emin bir yurt tayin ettik ¹¹³ ve kendilerini temiz ve hoş rızıklarla rızıklandırdık. Ama, ne zaman ki [vahiy yoluyla] kendilerine (hakikat) bilgi(si) geldi, ancak o zaman aralarında çekişmeye, farklı görüşler benimsemeye başladılar: Allah, çekişmeye düştükleri her konuda Kıyamet Günü aralarında elbette hüküm verecektir. ¹¹⁴
113 Lafzen, “İsrailoğulları’nı güzel ve emin bir yere yerleştirdik” -sıdk terimi, hemen bütün müfessirlere göre, bu anlam örgüsü içinde “güzel ve emin” anlamına gelmektedir.114 Bu ayeti tefsir ederken Râzî şunları yazıyor: “Tevrat’ı okuyup incelemeye başladıkları güne kadar Hz. Musa kavmi aralarında çekişmeye düşmeden, tek bir dinî inanç ve görüş üzerindeydiler (‘alâ milletin vâhide); ne zaman ki Tevrat’ı incelemeye başladılar, o zaman [muhtelif] meselelerin, yükümlülüklerin farkına vardılar ve bunların yorumunda aralarında görüş ayrılıklarına düştüler. Bu anlamda, [yukarıdaki Kur’an ayetiyle] Allah açıklamaktadır ki, bu kabil görüş ayrılıkları kaçınılmazdır (lâ-budd) ve bu dünya hayatında hep olacaktır”. Râzî’nin psikolojik vukuf arzeden bu isabetli yorumu, zihinsel planda başka açılar kullanıp başka görüşler benimseme yatkınlığının, yani ihtilaf ve çekişmenin insan tabiatının ayrılmaz bir parçası olduğunu açıkça dile getiren Kur’ânî söylemle de bağdaşmaktadır (bkz. 2:213 ve 253. ayetlerin son cümleleri ve ilgili notlar; ayrıca 23:53 ve 30. not).