close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Yûnus Sûresi 76. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Felemmâ câehumu-lhakku min ‘indinâ kâlû inne hâżâ lesihrun mubîn(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Gerçek olan şey, katımızdan onlara gelince bu dediler, şüphe yok ki apaçık bir büyü.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Nitekim onlara katımızdan Hakk geldiği zaman: "Bu, kuşkusuz apaçık bir büyüdür" demişlerdi.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Öyle ki, kendilerine tarafımızdan gerçek olan kitabımız ve mucizeler geldiği zaman: “Bakın bu düpedüz bir büyü” dediler.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Kendilerine tarafımızdan hak bir mûcize, doğru bilgiler gelince: “Bunlar kesinlikle, aklımızı etki altına alan apaçık bir sihirdir, bir aldatmacadır” dediler.
bk. Kur’an-ı Kerim, 27/14.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Onlara katımızdan gerçek gelince: "Bu apaçık bir sihirdir" dediler.
Ali Bulaç
swap_vert close
Onlara katımızdan hak geldiği zaman, dediler ki: 'Bu, kuşkusuz apaçık bir büyüdür.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Tarafımızdan kendilerine mûcize geldiği vakit, “ - Muhakkak bu açık bir sihirdir.” dediler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Kendi katımızdan onlara hak geldiğinde “şüphesiz bu apaçık bir sihirdir” dediler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Katımızdan onlara hak gelince, “Bu elbette apaçık bir sihirdir” dediler.
Besim Atalay
swap_vert close
Bizim katımızdan onlara hak gelende: «Bu apaçık bir büyüdür» dediler
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Onlara tarafımızdan hak (mucize) ulaşınca: “Bu açık bir sihirdir” dediler.
Cemil Said
swap_vert close
Hakîkat tarafımızdan kendilerine irişdiği vakit bu âşikâr bir sihirdir didiler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Gerçek, katımızdan onlara gelince: "Doğrusu bu apaçık bir büyüdür" dediler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Katımızdan kendilerine hak (mucize) gelince, “Şüphesiz bu, apaçık bir sihirdir” dediler.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Öyle ki, kendilerine katımızdan hakikat geldiğinde, “Bu apaçık bir büyü!” dediler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Katımızdan onlara hak (mucize) gelince: «Bu elbette apaçık bir sihirdir» dediler.
Edip Yüksel
swap_vert close
Tarafımızdan kendilerine gerçek gelince, "Bu apaçık bir büyüdür," dediler.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Kendilerine tarafımızdan hak gelince, "Muhakkak ki bu, apaçık bir sihirdir." dediler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Tarafımızdan kendilerine hak geldiği vakıt her halde bu açık bir sihir dediler
Emrah Demiryent
swap_vert close
Tarafımızdan kendilerine hak (mu‘cize) gelince, “Şüphesiz bu, apaçık bir sihirdir!” dediler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onlara, Tarafımızdan hakikat¹ geldiği zaman, “ Kuşkusuz bu apaçık bir sihirdir.” dediler.
1- Gerçek, gerçeklik.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Tarafımızdan kendilerine hak (mu'cize) geldiği vakit: «Her halde bu, apaçık bir sihirdir» dediler.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Nihâyet onlara tarafımızdan hak gelince: “Doğrusu bu apaçık bir sihirdir” dediler.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Katımızdan onlara gerçek (doğru bilgiler) geldiği zaman, onlar: ’Doğrusu bu (aklımızı etki altına alan) açık bir sihirdir’ dediler.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Ne zamanki katımızdan onlara gerçekler gelse, bu apaçık bir sihirdir dediler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Bizden onlara bir gerçek, bir belge gelince de: "Besbelli ki bu açıktan açığa büyü" dediler.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Vaktaki onlara tarafımızdan hak mucize geldi, onlar ise bu, apaçık bir büyücülüktür, dediler.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onlara katımızdan gerçek/hak gelince, “Bu apaçık bir sihirdir” dediler.
Kadri Çelik
swap_vert close
Katımızdan onlara gerçek gelince, “Doğrusu bu apaçık bir büyüdür” dediler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Bizim katımızdan onlara mutlak hakîkati gösteren mûcizeler gelince, “Hiç kuşku yok ki, hepimizi acze düşüren bu hârika olaylar, olsa olsa bir büyüdür!” dediler.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Bizim katımızdan onlara Hakk geldiğinde: “Bu, elbette açıkça bir sihir!” dediler.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Kendilerine fermanımız okununca: " büyü " deyip çıktılar.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Ayetlerimizdeki gerçekler Firavun ve adamlarının yüzlerine okununca; “Bunlar bizi saptırmak için okunan büyülü sözlerdir." dediler. Hatırla! Sen de ayetlerimizi toplumuna okuduğunda sana da büyücü demişlerdi.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Katımızdan onlara gerçek (bilgi) gelince “Elbette bu, apaçık bir büyüdür!” demişlerdi.
Mehmet Türk
swap_vert close
Onlara bizim katımızdan değişmez gerçekler gelince “kesinlikle bu apaçık bir büyüdür” deyip çıktılar.
Muhammed Esed
swap_vert close
Öyle ki, kendilerine katımızdan hak geldiği zaman, “Bakın, bu düpedüz bir büyü!” ⁹⁹ dediler.
99 Lafzen, “bu büyüden başka bir şey değil”: Son peygamber Muhammed (s)’e karşı yapılan itirazlara benzer biçimde. (Bkz. bu surenin 2. ayeti ve ilgili 5. not.) Hz. Musa’nın kendilerine tebliğ ettiği mesajın büyüleyici, derinden sarsıcı etkisini dile getiren bir suçlama.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Katımızdan onlara hakikatin belgeleri mucizeler geldiğinde, onlar: – Bu, apaçık bir sihirdir! Demişlerdi. 26/34- 35
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Şöyle ki: Katımızdan kendilerine hakikatin ta kendisi geldiği zaman dediler ki: “İşte bu kesinlikle ayan beyan bir sihirdir!”[¹⁶⁵⁶]
[1656] Adeta 2. âyetteki Mekke müşriklerinin ithamına kinayeli bir atıf: Kimin izinden yürüdüğünüzün farkında mısınız?  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Musa vasıtasıyle) Katımızdan onlara hak (mucize) geldiğinde: "Bu elbette apaçık bir sihirdir" dediler.
Osman Fırat
swap_vert close
Ne zaman ki onlara katımızdan gerçek gelince: "Bu, apaçık bir büyüdür. " dediler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Vaktâ ki onlara Bizim tarafımızdan hak geldi, «Şüphe yok ki bu elbette apaçık bir sahirdir,» dediler.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Onlara tarafımızdan gerçek ulaşınca: “Bu besbelli bir sihirdir. ” dediler. [27, 14]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Onlara katımızdan gerçek gelince: "Bu, apaçık bir büyüdür." dediler.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Vaktâ ki onlara tarafımızdan hak olan rasûlümüz ve mu'cizelerimiz geldi. "Bu, âşikâr sihirdir" didiler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Bizim katımızdan olduğu belli olan o gerçek onlara gelince “Bu apaçık bir sihir!” dediler.
Şaban Piriş
swap_vert close
Katımızdan onlara gerçek geldiği zaman, onlar:-Bu, apaçık bir sihirdir! demişlerdi.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Tarafımızdan onlara hak geldiğinde, “Bu düpedüz bir büyü” dediler.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Gerçek, katımızdan onlara geldiğinde şöyle demişlerdi: "Hiç kuşkusuz, bu, apaçık bir büyüdür."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes ol vaķt kim geldi anlara ḥaķ ķatumuzdan eyittiler “bayıķ uşbu cādūlıķdur bellü.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Pes ol vaḳt ki ḥaḳ geldi anlara bizüm ḳatumuzdan. Eyitdiler: Taḥḳīḳ bu ulusiḥrdür, didiler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Onlara Bizim tərəfimizdən haqq gəldikdə: “Bu, aşkar bir sehrdir!” – dedilər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And when the Truth from Our presence came unto them, they said: This is mere magic.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
When the Truth did come to them from Us, they said: "This is indeed evident sorcery!"
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَلَمَّا
ne za-man ki
جَٓاءَهُمُ
onlara geldi
الْحَقُّ
hak
مِنْ عِنْدِنَا
katımızdan
قَالُٓوا
dediler
اِنَّ
şüphe-siz
هٰذَا
bu
لَسِحْرٌ
elbette bir sihirdir
مُب۪ينٌ
apaçık
Katımızdan onlara hak (olan mucizelerimiz) gelince de, "şüphesiz bu, apaçık bir sihirdir" dediler.
لَمَّا
Zaman zarfı
لَمَّا
Ne zaman ki, zaman, vakit
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
حَقّ
İsim
ح ق ق
Hakk (Allah'ın esması, ismidir. Hakk olan, gerçek olan demektir), hak, hakkını verdi, hakiki, gerçek, hakikat
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
عِنْدَ
İsim
ع ن د
Katında, yanında, huzurunda, tarafında
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
سِحْر
İsim
س ح ر
Sihir
مُبِين
Etken fiil-IV
ب ي ن
Mubîn (Allah'ın esması, ismidir. Apaçık hakk olan demektir), apaçık, Mübin, açıklayıcı, açıklayan