close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Yûnus Sûresi 74. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Śumme be’aśnâ min ba’dihi rusulen ilâ kavmihim fecâûhum bilbeyyinâti femâ kânû liyu/minû bimâ keżżebû bihi min kabl(u)(c) keżâlike natbe’u ‘alâ kulûbi-lmu’tedîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ondan sonra da insan topluluklarına peygamberler gönderdik, apaçık delillerle geldikleri halde önceden yalanladıkları şeylere bir türlü inanmadılar. İşte biz, haddini aşanların gönüllerini böyle mühürleriz.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Hz. Nuh’tan) Sonra onun ardından kendi kavimlerine (başka) elçiler de gönderdik ki; onlara apaçık belgeler (mucizeler) getirmişlerdi. Ama daha önce onu (İlahi duyuruyu) yalanlamaları (dini kurallara ve disiplinli hayata yanaşmamaları) nedeniyle inanmak istememişlerdi. İşte Biz, haddi aşanların kalplerini böyle mühürleriz.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve sonra onun ardından her birini kendi toplumlarına olmak üzere başka elçiler gönderdik. Öyle ki, onlar da hakkın apaçık delillerini ortaya koydular. Fakat onlar, bir kere yalan saymış oldukları şeye, sonradan bir türlü inanmak istemediler. Haddi aşanların kalplerini işte biz böyle mühürleriz.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Sonra, Nûh'un ardından gelen kavimlere kendi içlerinden özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere tekbaşlarına görevli Rasuller gönderdik. Onlara ayan beyan mûcizelerle, delillerle geldiler. Onlar da, daha önce yalanladıkları şeye inanacak değillerdi. İşte haddi aşanların, kural tanımayanların kalplerini, kafalarını biz böyle mühürleriz.
Ahmet Varol
swap_vert close
Sonra onun ardından başka peygamberleri kavimlerine gönderdik. Bunlar onlara açık belgeler getirdiler. Ancak onlar daha önce yalanlamış oldukları şeylere bir türlü inanmak istemediler. İşte aşırı gidenlerin kalplerini böyle mühürleriz.
Ali Bulaç
swap_vert close
Sonra onun ardından kendi kavimlerine (başka) elçiler gönderdik; onlara apaçık belgeler getirmişlerdi. Ama daha önce onu yalanlamaları nedeniyle inanmadılar. İşte biz, haddi aşanların kalblerini böyle mühürleriz.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Sonra Nûh'un arkasından bir çok Peygamberleri kavimlerine gönderdik, onlara açık mûcizeler getirdiler. Fakat önceden yaptıkları tekzibden ötürü, bir türlü inanmak istemediler. İşte biz, hududu aşanların kalbleri üzerine böyle mühür basarız. (artık iman edemezler).
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Sonra onun ardından kendi toplumlarına peygamberleri gönderdik. Onlara ayetlerle (belgelerle) geldiler. Fakat daha önce yalanladıkları şeye inanacak olmadılar. İşte haddini aşanların kalplerini böylece mühürlüyoruz.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Sonra Nûh'un ardından birçok peygamberi kendi toplumlarına gönderdik. Onlara mucizeler getirdiler. Fakat onlar daha önce yalanladıkları şeye inanacak değillerdi. İşte, haddi aşanların kalplerini biz böyle mühürleriz.
Besim Atalay
swap_vert close
Bundan sonra da, onların ulusuna peygamberler gönderdik, onlara belgelerle geldiler, önceden de yalanlamış olduklarından, inanır olmadılar, taşkınların gönüllerin işte böyle damgalarız
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Sonra onun arkasından kendi kavimlerine resuller gönderdik. Onlara açık belgelerle, mucizelerle geldiler. Fakat onlar, ta işin başında elçiye karşı yalana sarılmaları sebebiyle daha sonra inanmaya yanaşmadılar. İşte (ilâhî buyrukları dinlemeyip, inatlarından dolayı) haddi aşanların kalplerini böylece mühürleriz.
Cemil Said
swap_vert close
Nûh’dan sonra diğer peygamberler gönderdik her peygamberi kendi kavmine gönderdik. Bu peygamberler mu’cizeler gösterdiler. Fakat o kavimler îmân itmeğe meyyâl değil idiler. Peygamberleri yalancılıkla ithâm itdiler. Biz böyle zâlimlerin kalblerini katılaşdırırız.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Sonra onun ardından milletlere peygamberler gönderdik, onlara belgeler getirdiler. Diğerlerinin daha önce yalan saymış olduklarına bunlar da inanmadılar. Aşırı gidenlerin kalblerini işte böylece mühürleriz.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Sonra, onun ardından birçok peygamberi kendi toplumlarına gönderdik. Onlara apaçık mucizeler getirdiler. Fakat onlar önceden yalanlamakta oldukları şeye inanacak değillerdi. İşte biz haddi aşanların kalplerini böylece mühürleriz.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Onun ardından da birçok peygamberi kendi topluluklarına gönderdik; onlara açık mucize getirdiler. Fakat onlar daha önce (atalarının da) yalan saydıklarına bir türlü inanmak istemediler. Sınırı aşanların kalplerini işte biz böyle mühürleriz.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Sonra onun arkasından birçok peygamberi kendi toplumlarına gönderdik. Onlara mucizeler getirdiler. Fakat onlar daha önce yalanladıkları şeye inanacak değillerdi. İşte haddi aşanların kalplerini biz böyle mühürleriz.
Edip Yüksel
swap_vert close
Sonra onun ardından, elçiler gönderdik, halklarına apaçık deliller getirdiler. Geçmişte yalanlamış bulunduklarına inanacak değillerdi. Azgınların kalplerini böyle damgalarız.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Sonra onun arkasından birçok peygamberleri kavimlerine gönderdik. Onlara açık mucizelerle geldiler. Fakat onlar bir defa yalan dediklerine sonuna kadar bir türlü inanmadılar. İşte biz, haddi aşanların kalblerini böyle mühürleriz.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Sonra onun arkasından bir çok Peygamberleri kavmlerine gönderdik, onlara açık mu'cizelerle vardırlar, fakat önce yalan dediklerine bir türlü inanmak istemediler, işte biz tecavüzü ı'tiyad edenlerin kalblerini böyle tab'ederiz
Emrah Demiryent
swap_vert close
Sonra onun ardından nice peygamberleri kavimlerine gönderdik. Onlara apaçık mu‘cizeler getirdiler. Fakat onlar, önceden yalanlamakta oldukları şeye (mu‘cize gördükten sonra da) inanacak değillerdi. İşte biz haddi aşanların (ısrarla hakkı inkâr edip, hidâyete ulaşmak üzere gayret sarf etmeyenlerin) kalplerini (manen) böyle mühürleriz.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Sonra onun arkasından, resûlleri halklarına gönderdik. Onlar, halklarına kanıt içeren açık belgelerle geldiler. Daha önce yalanladıkları şeylere inanmak istemediler. İşte haddi aşanların kalplerini mühürleriz.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Sonra onun arkasından kendi kavmlerine (bir çok) peygamberler gönderdik de bunlar, onlara (da'valarını isbat eden) apaçık mu'cizeler getirdiler. Fakat önceden (hakkı) yalan say (mıya alış) dıkları için, (kaabil değil) inanmadılar. İşte haddi aşanların gönülleri üzerine biz böyle mühür basarız!
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Sonra onun ardından nice peygamberleri kavimlerine gönderdik; derken onlara apaçık deliller getirdiler; fakat önceden yalanladıkları şeye (yine) îmân edecek değillerdi. İşte(biz), haddi aşanların kalblerini (küfürleri sebebiyle) böyle mühürleriz!
İhsan Aktaş
swap_vert close
Sonra, onun (Nuh’un) ardından birçok elçiyi kendi toplumlarına gönderdik. Onlara (kanıt içeren) açık delillerle geldiler. Fakat onlar, bir kere yalanlamış oldukları şeye, sonradan bir türlü inanmak istemediler. İşte biz de (melekler âleminde tanınsınlar diye bu tip) haddi aşanların (azgınların) kalblerini (akıl merkezi olan beyinlerini) böyle (manevi bir nişanla) damgalarız. *
(*) Yani melekler âleminde tanınmaları için bunların beyin korteksi üzerine manevi bir damga (iz, işaret) bırakılmış. Bilindiği gibi meleklerin bir görevi de gönlünde iman bulunan kimselere, yani mü’minlere istiğfarda bulunmalarıdır. Fakat inanmamış olanların beyni üzerinde bu tür (damga, ekinne veya mühür gibi) manevi işaretler bulunanlara ise isiğfarda bulunmazlar. İşte Kur’an’ı kerimde kalblerine/ akıl merkezi olan beyinlerine vurulan ekinne, damga ve mühür gibi manevi işaretler bunun içindir. Yoksa beyinleri kilitlemek veya hakikati anlamamak için değil. Zaten bunların beyinlerine bu tür manevi işaretler konulmadan önce de kendi özgür iradeleriyle inkâr edip sapıklığı tercih etmiş ve büyüklük taslayarak haktan yüz çevirmişlerdir. Yani bu manevi olay, inkâr ve büyüklük taslamalarının bir sonucudur.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Bunlardan sonra da onların kavimlerine elçiler gönderdik. Elçiler onlara gerçekleri açıklayıcı delilleri getirdiler. Daha önce yalanlamış olduklarına inanmadılar. Bu sebeple Allah haddi aşanların kalplerini mühürledi.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Sonra Nuh’un ardından uluslarına elçiler gönderdik. Böylelikle o elçiler onlara açıklayıcı belgeler getirdiler. Ancak onlar daha önceden yalan saymakta oldukları bu belgelere bir türlü inanmadılar. İşte Biz sınırları aşanların yüreklerini böyle köreltiriz.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Nuh/tan sonra yine kendi kavimlerine peygamberler gönderdik, onlara da peygamberleri açık mucizeler getirdiler, evvelce [⁶] yalancı saydıklarından dolayı inanmaları kaabil olamadı. Haddi aşanların yürekleri üzerine işte böyle mühür basarız.
[6] Cahiliyet zamanında.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Sonra onun ardından (birçok) elçileri kendi kavimlerine gönderdik. Onlara apaçık mucizeler/deliller [beyyinât] getirdiler. Fakat onlar önceden yalanlamakta oldukları şeye inanacak değillerdi. İşte Biz haddi aşanların kalplerinin üzerine böyle mühür vururuz. [natba’u].³²
32 Krş. Bakara, 2/7; A’râf, 7/101  
Kadri Çelik
swap_vert close
Sonra onun ardından birçok peygamberi kendi topluluklarına gönderdik de böylece onlara apaçık belgeler getirdiler. Diğerlerinin daha önce yalan saymış olduklarına bunlar da inanmadılar. Aşırı gidenlerin kalplerini işte böylece mühürleriz.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Sonra Nûh’un ardından, birçok Peygamberi kavmine hakîkati ulaştıran birer uyarıcı olarak gönderdik ve her Peygamber, kendi halkına Peygamberliğini ispat edecek apaçık mûcizeler gösterdi. Fakat onlar, ta işin başında hakkı inkâr etmiş oldukları için, kuru bir inat yüzünden bir türlü imana gelmediler. Çünkü yaptıkları kötülükler yüzünden kalpleri kararmış, âdetâ pas tutmuştu.İşte biz, haddi aşanların kalplerini böyle mühürleriz.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Sonra onun ardından onların kavmine rasûller seçip gönderdik. Onlara Beyyineler / Açık Belgeler ile geldiler. Önceden yalanladıkları şeylere şimdi inanacak değillerdi. Haddi (Sınırı) Aşanlar’ın kalblerine böyle mühür vuruyoruz.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Ardından yeni nesillere de elçiler gönderdik. Hepsinin belgeleri de vardı. onlara da aynı bahanelerle inanmadılar. Aşırıların gözünü hep bu şekilde kör ederiz...
Mehmet Çoban
swap_vert close
Nuh’tan sonra birçok Resulümüzü kendi toplumlarına gönderdik. Resuller toplumlarına ayetlerimizi götürdü. Ayetlerimiz içinde gerçek bilgiler, gerçek belgeler vardı. Resullerimiz bütün gerçekleri delilleriyle sundular. Fakat onlar inkârlarında direttiler. İşte biz haddi aşıp, inkârlarını önyargı haline getirenlerin kalplerini; kendi önyargılarıyla mühürleriz. Önyargılarından dolayı ayetlerimizdeki gerçekleri anlayamazlar.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Sonra onun arkasından elçileri kendi toplumlarına göndermiştik. Onlara deliller getirmişlerdi. Fakat onlar daha önce yalanladıkları şeye inanacak değillerdi. İşte haddi aşanların kalplerini biz böyle mühürleriz. [*]
İnkârcıların kalplerinin mühürlenmesinin sebebi, inkârlarında ısrarcı olmalarıdır. Yani inkâr “sebep”, mühürlenme ise “sonuç”tur. Benzer mesajlar: Bakara 2:7, 88; Nisâ 4:155; A‘râf 7:100, 101; Tevbe 9:87, 93; Nahl 16:108; Rûm 30:59; Mü’min 40:35; Muhammed 47:16; Münâfikûn 63:3.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Nûh’tan) sonra (onların soylarından) gelen toplumlarına da Peygamberler gönderdik.¹ O Peygamberler de onlara mûcizeler getirdiler. Ama öncekilerin yalanladıkları şeylere, bunlar da îman etmediler. İşte bu yüzden Biz böyle haddi aşanların kalplerini, mühürleriz.
1 Nûh’dan sonra da pek çok Peygamber geldi ve Peygamber gelmeyen kavim kalmadı.  
Muhammed Esed
swap_vert close
VE SONRA, o’nun ardından -her birini kendi toplumlarına olmak üzere- ⁹⁶ [başka] elçiler gönderdik; öyle ki o’nlar da hakkın apaçık delillerini ortaya koydular; fakat onlar bir kere yalanlamış bulundukları şeye (sonradan) bir türlü inanmak istemediler: ⁹⁷ haddi aşanların kalplerini Biz işte böyle mühürleriz. ⁹⁸
96 Lafzen, “elçileri [kendi] kavimlerine gönderdik” -Muhammed (s)’den önceki peygamberlerden her birinin belli bir kavme ya da cemaate gönderildiğini, Arap toplumunun içinden çıkan Hz. Peygamber’in ise, bütün insanlığa hitab eden evrensel bir mesaj tebliğ eden ilk ve son peygamber olduğunu îma eden bir ifade.97 Karş 7:101 ve ilgili 82. not.98 Bkz. 2. sure, 7. not.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ondan sonra da toplumlarına kendi içlerinden elçiler göndermiştik. Elçiler de onlara hakikatin apaçık belgeleriyle gelmişlerdi, fakat daha önce yalanladıkları hakikatlere inanmamakta direndiler. İşte, böyle haddi aşarak kalplerini uyarılara kapadılar. 7/101, 40/35
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
SONRA onun izinden,[¹⁶⁵⁴] her birini kendi toplumlarına olmak üzere (daha başka) elçiler de gönderdik.[¹⁶⁵⁵] Ve onlar hakikatin apaçık belgeleriyle geldiler; fakat berikiler bir kez yalanlamış bulundukları hakikate inanmamakta sonuna kadar direndiler: Biz haddi aşanların kalplerini, işte böyle mühürlüyoruz!
[1654] Öncelik-sonralık ilişkisini sümme bağlacı ifade ettiği için min ba‘dihi ibaresini “onun izinden” şeklinde çevirmek, sadece mefhuma değil -adı geçen ibare cümlenin öznesiyle tümleci arasında yer aldığı için- mantıka da uygun göründü. Bilindiği gibi elçiler hep birbirlerinin izinden gitmiş ve hep sonraki öncekini tasdik etmiş, kimi zaman da önceki sonrakini muştulamıştır (Krş: 6:90). [1655] Bu ifade, risaletin kapsamı ve görev alanı açısından, “âlemlere rahmet” olarak gönderilen Allah Rasûlü’nün diğer elçilerden farkını ortaya koymaktadır. Nebi’nin zamanının büyük devletlerinin yöneticilerine davet mektupları yazmasının arkasındaki saik de budur.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Sonra Nuh’un ardından bir çok peygamberleri kavimlerine gönderdik Peygamberleri onlara (Rablerinin birliğini belirten) apaçık deliller ile geldiler, fakat onlar (daha evvel atalarına uyarak taptıkları putlardan vazgeçmediler) peygamberlerini başlangıçta yalan saydıkları gibi, gösterdikleri mucizelere de iman etmediler. İşte biz (batıl inançlarından ayrılmayan, şirk ve küfürde direnerek) haddi aşanların kalplerini böyle mühürleriz!
Osman Fırat
swap_vert close
Sonra, onun ardından onlara kendi içlerinden resuller gönderdik. Onlara apaçık mucizeler getirdiler. Fakat onlar önceden yalanlanmış oldukları şeye inanacak değillerdi. İşte biz haddi aşanların kalplerini böylece mühürleriz.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Sonra onu müteakip kavimlerine peygamberler gönderdik. Onlara beyyineler ile geldiler. Onlar ise evvelce tekzîp etmiş oldukları şeylere imân eder olmadılar. İşte haddi tecavüz edenlerin kalpleri üzerine böylece mühürleriz.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Nuh'tan sonra, kendi halklarına resul olarak daha nice peygamberler gönderdik. Onlar kavimlerine âyetler, mûcizeler getirdiler; ama berikiler, önce yalan saydıkları şeye, bir türlü inanmadılar. İşte haddi aşanların kalplerini böyle mühürleriz!
Süleyman Ateş
swap_vert close
Sonra onun ardından bir çok elçileri kavimlerine gönderdik; onlara; belgeler getirdiler. (Fakat onlar) önce yalanlamış oldukları şeye bir türlü inanmıyorlardı. İşte haddi aşanların kalblerini böyle mühürleriz.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ondan sonra gelen kavimlere rasûller ba's itdik. Rasûller mu'cizelerle geldiler. Kavimler evvelce tekzîb itdiklerine îmân ider olmadılar. Hadlerini tecâvüz idenlerin kalblerine bu sûretle mühür urırız.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Sonra Nuh’un ardından birçok elçiyi kendi halkına gönderdik. Bunlar onlara o açık belgeleri (mucizeleri)getirdiler. Ama başlangıçta elçiye karşı yalana sarılmaları sebebiyle daha sonra inanmaya yanaşmamışlardı. Aşırılık yapanların kalpleri üzerinde işte böyle bir yapı oluştururuz.
Şaban Piriş
swap_vert close
O'ndan sonra da toplumlarına elçiler göndermiştik. (O toplumlara) elçiler belgelerle gelmişlerdi. Daha önce yalanladıkları şeye inanacak değillerdi. İşte, haddi aşanların kalplerini böyle mühürleriz.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Nuh'tan sonra Biz yine kendi milletlerine peygamberler gönderdik. Peygamberleri onlara apaçık deliller getirdiler; ama onların, daha önce yalanlamış oldukları şeye inanmaya niyetleri yoktu. Hadlerini aşanların kalplerini Biz böyle mühürlüyoruz.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Nûh'un ardından birçok resulleri daha toplumlarına gönderdik. Onlara açık-seçik kanıtlar getirdiler. Ama onlar daha önceden yalanladıkları şeye bir türlü inanmadılar. Azgınlığa sapanların kalplerini biz, işte böyle mühürleriz.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
andan viribidük andan śoñra yalavaçlar ķavumların geldiler anlara ḥüccetler ile. olmadılar kim inanalar aña kim yalan duttılar anı ilerüden ya'nį nūḥ ķavmı. mühr ururuz ḥaddan geçiciler göñüllerine.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Andan ṣoñra çoḳ peyġamberleri viribidük ḳavmlerine. Geldiler anla‐ra mu‘cizātlar bile. Anlar īmān getürmediler yalanladuḳları nesneye andanöñdin. Anuñ gibi mühr urur‐biz ẓālimlerüñ yüregi üstine.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Nuhun ardınca öz ümmətlərinə peyğəmbərlər göndərdik. Onlar (öz ümmətlərinə) açıq-aşkar mö’cüzələr gətirmişdilər. Bunlar isə öncə (peyğəmbər gəlməzdən əvvəl) yalan hesab etdikləri şeylərə iman gətirmədilər. Biz (küfr etməklə, günah işləməklə) həddi aşanların ürəklərini belə möhürləyirik.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Then, after him, We sent messengers unto their folk, and they brought them clear proofs. But they were not ready to believe in that which they before denied. Thus print We on the hearts of the transgressors.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Then after him We sent (many) messengers to their peoples: they brought them Clear Signs, but they would not believe what they had already rejected(1460) beforehand. Thus do We seal the hearts of the transgressors.
1460 I understand the meaning to be that there is a sort of spiritual influence descending from generation to generation, among the Unbelievers as among the men of Faith. In history we find the same spiritual problems in many ages-denial of Allah's grace, defiance of Allah's law, rejection of Allah's Message. These influences cause the hearts of the contumacious to be sealed and impervious to the Truth. Cf. 2:7 and notes. What they do is to prejudge the issues even before the Prophet explains them, (see also 6:46 ).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
ثُمَّ
sonra
بَعَثْنَا
gönderdik
مِنْ بَعْدِه۪
onun ardından
رُسُلاً
nice resulleri
اِلٰى قَوْمِهِمْ
kendi kavimlerine
فَجَٓاؤُ۫هُمْ
ve onlara getirdiler
بِالْبَيِّنَاتِ
apaçık mucizeler
فَمَا كَانُوا
fakat değillerdi
لِيُؤْمِنُوا
iman ede- cekler
بِمَا
o şeye ki
كَذَّبُوا
yalanla- dılar
بِه۪
onu
مِنْ قَبْلُۜ
bundan önce
كَذٰلِكَ
işte böyle
نَطْبَعُ
mühürleriz
عَلٰى قُلُوبِ
kalplerini
الْمُعْتَد۪ينَ
haddi aşanların
Sonra onun ardından nice resulleri kendi kavimlerine gönderdik. Onlara apaçık mucizeler getirdiler; fakat onlar daha önce yalanladıkları şeye iman edecek değillerdi. İşte Biz, haddi aşanların kalplerini böyle mühürleriz.
ثُمّ
Zarf
ثُمّ
Sonra
بَعَثَ
Fiil-I
ب ع ث
Diriltti, gönderdi, ulaştırdı, kaldırdı
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
بَعْد
İsim
ب ع د
Sonra, ard, öte
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
قَوْم
İsim
ق و م
Kavim, topluluk, toplum
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
بَيِّنَة
İsim
ب ي ن
Apaçık delil, apaçık mucize
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَذَّبَ
Fiil-II
ك ذ ب
Yalanladı, yalan saydı
بِه
Zamir
بِه
Onunla, kendisiyle
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
قَبْل
İsim
ق ب ل
Önce, öteden beri
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
طَبَعَ
Fiil-I
ط ب ع
Mühür vurdu, mühürledi
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
قَلْب
İsim
ق ل ب
Kalp, yürek
مُعْتَدِين
İsim
ع د و
Haddi aşanlar