“Bununla berâber eğer yüz çevirirseniz, zâten (ben) sizden bir ücret istemedim ki! Benim ücretim ancak Allah'a âiddir(1) ve (ben) Müslümanlardan olmakla emrolundum!”
(1)“Neşr-i hak (hakka hizmet) için enbiyâya ittibâ‘ etmekle (peygamberlere tâbi‘ olmakla) mükellefiz. Kur’ân-ı Hakîm’de, hakkı neşredenler: اِنْ اَجْرِيَ اِلَّي عَلَي اللّٰهِ [Benim ücretim ancak Allah’a âiddir] اِنْ اَجْرِيَ اِلَّي عَلَي اللّٰهِ diyerek insanlardan istiğnâ (minnetsizlik) göstermişler.” (Mektûbât, 2. Mektûb, 9)“İlim ve dîni neşre (yaymaya) çalışan insanlar, mümkün olduğu kadar istiğnâ ve kanâatle hareket etmezse, hem ehl-i dalâletin (dinsizlerin) ittihâmına (suçlamasına) hedef olur, hem izzet-i ilmiyeyi (ilmin yüceliğini) muhâfaza edemez. Hem salâhat (dindarlık) ve neşr-i din (dîne hizmet) gibi umûr-ı uhreviyeye(âhiretle alâkalı işlere) mukābil hediyeleri almak, âhiret meyvelerini dünyada fânî (geçici) bir sûrette yemek demektir.” (Mektûbât, Fihriste-i Mektûbât, 143)