close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Yûnus Sûresi 70. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Metâ’un fî-ddunyâ śümme ileynâ merci’uhum śümme nużîkuhumu-l’ażâbe-şşedîde bimâ kânû yekfurûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Dünyada değersiz menfaatler elde ettikten sonra dönüp tapımıza gelirler, sonra da kafir oldukları, inkar ettikleri şeyler yüzünden biz, onlara şiddetli bir azap tattırırız.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Böylesi sapkınlar için) Dünyada (iken belki) geçici bir meta-yararlanma (vardır). Ardından dönüşleri Bizedir; sonra da inkâra sapışları dolayısıyla onlara şiddetli azabı tattıracağız (diye sizleri uyarıyoruz).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Onlar için belki dünyada biraz faydalanma vardır fakat dönüşleri bizedir. Bizden gelen gerçekleri örtbas etmelerinden dolayı onlara çok şiddetli bir azabı tattıracağız.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Dünyadaki zevkleri geçicidir. Sonra hesap vermek üzere bizim huzurumuza getirilecekler. Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına itip örtbas ederek inkârda, küfürde ısrar etmeleri sebebiyle onlara şiddetli azâbı tattıracağız.
Ahmet Varol
swap_vert close
Dünyada bir geçim sürerler; sonra dönüşleri bizedir. Sonra inkâr etmelerinden dolayı onlara şiddetli azabı tattırırız.
Ali Bulaç
swap_vert close
(Onlar için) Dünyada geçici bir meta (vardır). Sonra dönüşleri bizedir; sonra da inkâra sapışları dolayısıyla onlara şiddetli azabı taddıracağız.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Allah'a iftira edenlerin dünyadaki zevkleri pek az... Nihayet dönüşleri bizedir. Sonra, küfür üzere bulunduklarından, kendilerine çok şiddetli bir azab taddıracağız.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Onlar dünyada bir müddet yaşayacaklar, sonra Biz’e döneceklerdir. Sonra onlara sert bir azap tattıracağız; kâfirliklerinden dolayı…
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
“Dünyada biraz nimetlenme vardır; ardından dönüşleri bizedir. Sonra da, inkâr ettiklerinden dolayı şiddetli azabı onlara tattıracağız.”
Besim Atalay
swap_vert close
Bu dünya metahıdır, sonra bize dönerler, kâfir olduklarından daha sonra tattırırız katı azabı
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Onlar için dünyada (geçici) bir yararlanma vardır. Sonra dönüşleri bize olacaktır. Daha sonra da inkâr ettiklerinden dolayı o çetin azabı onlara tattıracağız.
“Çetin azabı onlara tattıracağız” ifadesindeki “nuzik” sözcüğü ile “her nefis ölümü tadacaktır” (Ankebût 29/57) ayetindeki “zâike” sözcüğü aynı kökten gelmektedir ve her ikisi de tatmak anlamındadır. Bu ifadeden cehennem hayatının belli bir zaman sonra sona erebileceğini de anlayabiliriz. Zira tatmak, lezzetine bakmak niyetiyle bir şeyden az miktarda yemek ya da içmektir. Gerçi cehennemi anlatan ayetlerin tamamına yakını ebedi azaptan bahseder ancak rahmetin herkes için belli bir zaman sonra tecelli edebileceğini gösteren bazı ayetlerde vardır. “Onlar, halat iğne deliğinden geçinceye kadar cennete giremezler,” (A’râf 7/40),“Allah aksini dilemedikçe orada kalacaksınız,” (En’am 6/128),“Rabbin aksini dilemedikçe, gökler ve yer yerinde durduğu sürece onlar orada kalacaklardır,” (Hud 11/107).Bu ayetlerin üslubuna ve “Allah aksini dilemedikçe” ifadesine bakıldığında, zımnen bir merhamet vurgusu göze çarpıyor.  
Cemil Said
swap_vert close
Dünyâda kısa bir hayâtdan sonra bize rücû’ ideceklerdir. Küfürlerinin cezâsı olarak ’azâb-ı şedîde dûçâr olcaklardır.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Onlar için dünyada bir müddet geçinme vardır, sonra dönüşleri Bizedir. İnkarlarına karşılık onlara çetin azab taddıracağız.*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Onlar için dünyada (geçici) bir yararlanma vardır. Sonra dönüşleri bizedir. Sonra da, inkâr etmekte olduklarına karşılık onlara şiddetli azabı tattıracağız.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Bu dünyadaki, önemsiz bir menfaattir; sonunda onların dönüşü bizedir ve nihayet inkâr etmiş olmaları sebebiyle onlara şiddetli azabı tattıracağız!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Dünyada bir miktar geçim (sağlarlar), sonra dönüşleri bizedir; sonra da inkâr etmekte oldukları şeylerden ötürü onlara şiddetli azabı tattırırız.
Edip Yüksel
swap_vert close
Dünyada paylarını alırlar, sonra dönüşleri bizedir. Sonra da inkarlarından ötürü onlara şiddetli azabı tattırırız.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Dünyadaki zevkler çabuk biter. Sonra dönüşleri bize olacaktır. Daha sonra da inkâr ettiklerinden dolayı o çetin azabı biz onlara tattıracağız.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Dünyada cüz'î bir zevk, sonra dönüşleri bizedir, sonra biz onlara o küfürlerinden dolayı azâbı tattıracağız
Emrah Demiryent
swap_vert close
Onlar için dünyada (geçici) bir yararlanma vardır sonra dönüşleri (hesap vermek üzere) bizedir (bizim manevi huzurumuzadır). Sonra da onlara (hakkı) inkâr ettiklerinden dolayı o çok şiddetli azabı tattıracağız.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Dünyada geçici bir yararlanma vardır. Sonra dönüşleri Biz'edir. Sonra da gerçeği yalanlayan nankörler olmalarından dolayı onlara şiddetli azabı tattırırız.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Onların bu yalanları kendilerine belki) dünyâda (cüz'î) bir fâide (sağlayabilir). En son dönüşleri ise ancak bizedir. (Bundan) sonra da küfr (-ü inkâr) da ısraar etmekde olduklarına mukaabil onlara çetin azabı (mızı) tatdıracağız.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Dünyada (az) bir faydalanmanın ardından, dönüşleri bizedir;(3) sonra da, inkâr etmekte olduklarından dolayı onlara (pek) şiddetli azâbı tattırırız.
(3)“Mülk Allah’ındır. Sende emâneten duruyor. O, emâneti ibkā edip (ebedîleştirip) senin için muhâfaza edecek. Sende kalırsa, meccânen zâil olur (boşu boşuna kaybolur) gider. Devâmı olmayan bir şeyde lezzet yoktur. Sen zâilsin (fânîsin). Dünya da zâildir. Halkın dünyası da zâildir. Kâinâtın şu şekl-i hâzırı da zâildir. Bunlar sâniye, dakīka, saat, gün gibi birbirini ta‘kīben zevâle (fenâya) gidiyorlar. Âhirette seni kurtaracak bir eserin yoksa, fânî dünyaya bıraktığın eserlere de kıymet verme!” (Mesnevî-i Nûriye, Habbe, 114)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Onlar (sınanmak üzere) dünyada bir müddet geçinip giderler; ardından (ahiret günü hesaba çekilmek üzere) hepsinin dönüşü bizedir; sonra da biz, böyle sürekli (doğruları) inkâr etmiş olmalarından dolayı onlara o pek çetin azabı tattırırız.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Dünya hayatı yalnızca vasıtadır. Sonra onların dönüşü bizedir ve Allah adına yalan söyleyenlere gerçekleri inkâr etmelerinden dolayı, çok şiddetli azabı tattıracağız.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Gerçi dünyada bir gönenme vardır. Ancak, sonra hepsi Bize dönecektir. Sonra da Biz onlara ağır bir azabı tattıracağız, tanımaz olduklarından dolayı.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlar için dünyada biraz geçinme vardır. Onların dönüşleri de bizedir. Sonra onlara küfürlerinden dolayı şiddetli bir azap tattıracağız.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onlar için dünyada biraz geçimlik vardır sonra dönüşleri Biz’edir.³¹ Nihayet Biz de inkârlarından dolayı onlara şiddetli azabı tattırırız.
31 Krş. Yûnus, 10/23; İbrâhim, 14/30; Nahl, 16/117  
Kadri Çelik
swap_vert close
Onlar için dünyada az bir müddet faydalanma vardır, sonra dönüşleri bizedir. İnkâr ettikleri şeye karşılık onlara çetin bir azap tattıracağız.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Evet, belki bu dünyada birazcık menfaatsağlayacaklar fakat eninde sonunda hesap vermek üzere huzurumuza gelecekler; işte o zaman Biz, nankörlüklerinin cezası olarak onlara o korkunç azâbı tattıracağız!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Dünya’da bir geçimlik; sonra onların dönüşü bizedir. İnkâr ediyor oldukları sebebiyle onlara Şiddetli Azab’ı tattırırız.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Dünyada biraz geçim telaşı, ardından bize dönüş. Sonra sürüp gidecek dayanılmaz acılar. Neden? Hep Allah’ı yok sandıkları için...
Mehmet Çoban
swap_vert close
İnsanlar dünya hayatında kısa bir hayat yaşar. Verdiğimiz nimetlerle geçinir. Sonra bize dönerler. Biz de onlara inkârlarından dolayı şiddetli azabı tattırırız.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Dünyada bir miktar geçim (sağlarlar); sonra dönüşleri sadece bizedir; ardından da inkâr etmekte oldukları şeyler nedeniyle onlara şiddetli azabı tattırırız. [*]
Ayetin sonundaki [bimâ kânû yekfurûne] (inkâr etmeleri sebebiyle) ifadesi dikkat çekicidir. Yüce Allah hiç kimseyi haksız yere azaba uğratmayacağı için, azaba çarptırılma nedenleri “Yüce Allah’ı, vahyi, risaleti, ahireti, sorgulamayı, cenneti, cehennemi vs. hususları inkâr etmeleri” olarak belirlenmiştir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Onlar, dünyada dünyalıklardan bir süre faydalansınlar bakalım, sonunda onların dönüşleri, nasıl olsa Bizedir. Sonra Biz de onlara, inkâr etmekte oldukları şeylerden dolayı şiddetli azabı tattırırız.
Muhammed Esed
swap_vert close
[Kısa süren] bir tutunmadır bu dünyadaki; ve sonra onların dönüşü er geç Bize olacak: Ve Biz de, hakkı inat ve ısrarla inkar etmelerinin karşılığı olarak onlara o çok yoğun, çok şiddetli acıyı tattıracağız.
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Yalnızca dünyada geçici bir geçimlik; sonra onların dönüşleri yine bize olacaktır. Biz de onlara gerçeği örtbas etmelerinden dolayı şiddetli azap tattıracağız. 28/58...60, 29/64, 42/36
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Yalnızca dünya ile sınırlı geçici bir haz. Sonunda onların dönüşü Bize olacak: en nihayet ısrarlı inkârlarından dolayı onlara şiddetli azabı tattıracağız.[¹⁶⁵⁰]
[1650] Buraya kadarki ilâhî uyarılar boşuna yapılmamıştır. Zira Allah insanlığın geçmişine tanıktır. Arkadan gelen pasajlar bu tanıklıktan sadece birkaç örnektir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Rablerine ortak koşanlar) dünyada bir miktar geçim (servet) sağlarlar, ama sonunda dönüşleri bizedir. Ahirette onlara -(Rablerinin vahdaniyetini) inkar ettiklerinden ötürü- şiddetli azabı (cehennem ateşini) tattıracağız. (Ey Muhammed, senden önce de Rablerine ortak koşan kavimlere peygamberler göndermiştik)
Osman Fırat
swap_vert close
Dünyâda biraz geçinir, sonra dönüşleri bizedir. Sonra da biz, inkârlarından dolayı onlara şiddetli azâbı taddırırız.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
(Onlar için) Dünyada cüz'i bir varlık, sonra dönüşleri Bizedir. Sonra onlara küfreder olduklarından dolayı şiddetil azabı tattıracağızdır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Olsa olsa dünyada az bir zevk alır, ama sonunda Bizim huzurumuza dönerler. Sonra Biz de inkâr ve nankörlüklerinden ötürü o çok şiddetli azabı onlara tattırırız.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Dünyada biraz geçinir, sonra bize dönerler. Sonra da biz, inkarlarından dolayı onlara şiddetli azabı taddırırız.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Onlar dünyâda az bir müddet geçinirler, sonra bize rücû' iderler. Ve biz onlara, küfürleri sebebiyle, şiddetli 'azâbı tatdırırız.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Dünyada kendilerine yarar sağlarlar. Sonra dönüşleri bize olacaktır. Sonra da ayetleri görmezlikten gelmelerine (kâfirlik etmelerine) karşılık onlara ağır bir azap tattıracağız.
Şaban Piriş
swap_vert close
Dünyada biraz geçimlik; sonra dönüşleri yine bize olacaktır. Biz de onlara inkar etmiş olmaları sebebiyle şiddetli azabı tattıracağız.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onlar dünyadan biraz nasiplenirler; ondan sonra dönüşleri Bizedir. Ondan sonra da, inkâr edip durmaları yüzünden Biz onlara o çetin azabı tattırırız.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Dünyada biraz nimetlenme, ardından dönüşleri bize! Sonra biz, inkâr ettiklerinden ötürü şiddetli azabı onlara tattıracağız.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
gönenmekdür dünye içinde andan bizdin yañadur [109a] dönecek yirleri. andan ŧatturavuz anlara 'aźābı kim ķatı dur andan ötürü kim oldılar kāfir olurlar.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Gönenürler dünyāda, andan ṣoñra rücū‘ları bizüm ḥażretümüzedür. Andan daddurur‐biz anlara ḳatı ‘aẕāb küfrleri sebebi‐y‐ile.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Onlar üçün) dünyada bir qədər dolanacaq, mənfəət vardır. Sonra hüzurumuza qayıdacaqlar, ondan sonra küfr etdiklərinə görə onlara çox şiddətli bir əzab daddıracağıq!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
This world's portion (will be theirs), then unto Us is their return. Then We make them taste a dreadful doom because they used to disbelieve.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
A little enjoyment in this world!- and then, to Us will be their return, then shall We make them taste the severest penalty for their blasphemies.
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
مَتَاعٌ
bir fayda- lanmadır
فِي الدُّنْيَا
dünyada
ثُمَّ
sonra
اِلَيْنَا
Bizedir
مَرْجِعُهُمْ
dönüşleri
ثُمَّ
sonra
نُذ۪يقُهُمُ
onlara tattırırız
الْعَذَابَ
azabı
الشَّد۪يدَ
şiddetli
بِمَا
o şeyden dolayı ki
كَانُوا
idiler
يَكْفُرُونَ۟
inkâr ediyorlar
(Onlar için) Dünyada (az) bir faydalanma vardır, sonra dönüşleri Bizedir, sonra da inkâr ettiklerinden dolayı onlara şiddetli azabı tattırırız.
مَتَاع
İsim
م ت ع
Geçimlik, menfaat, eşya, yararlanma, bir ticaret malı
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
دُنْيَا
İsim
د ن و
Dünya, yakın
ثُمّ
Zarf
ثُمّ
Sonra
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
مَرْجِع
İsim
ر ج ع
Dönüş
ثُمّ
Zarf
ثُمّ
Sonra
اَذَاقَ
Fiil-IV
ذ و ق
Tattırdı
عَذَاب
İsim
ع ذ ب
Azap, ceza
شَدِيد
İsim
ش د د
Şiddetli, sağlam, kuvvetli, zorlu
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
كَفَرَ
Fiil-I
ك ف ر
Kâfir oldu, inkâr etti, nankör oldu, küfretti, karşılıksız bıraktı