Onlar (veliler) o kimselerdir ki, gerçekten iman edip (Allah’ın emirlerine aykırı hareket etmekten ve kötü işleri yapmaktan) sakınırlar. *
(*) … Mutasavvıf toplum mühendislerinin yaptığı velî tanımının, Kur’an’daki tanımlamalarla bir alakası olmayıp tamamen keyfi ve dayanaksızdır. Onlara göre veliler kısaca; “Allah’ı dost edinen ve Onun tarafından dost edinilerek korunan ve neredeyse masumiyetine inanılan kişi” olarak tanımlanır. Onlara göre Allah, velileri bütün kötülüklerden korur, bütün duâlarını kabul eder, onlara “kerâmet” gibi olağanüstü güçler verir. Veliler, Allah adına evrenin düzenini sağlar ve yönetir, yağmurun yağması bile onlar sebebiyle olur. Âhirette müritlerini sırattan geçirirler, isterlerse cehenneme girmelerine engel bile olurlar. Eğer gerek görürlerse, dünya işlerine de karışarak, Amerika’dan, Avustralya’ya kadar her tarafta düzenlemeler yaparlar. Fakat İslâm âlemine yapılan saldırılara, Müslümanlara yapılan zulümlere bir türlü el atmazlar. İbnu Arabî’ye göre veliler; Ricâlullah, Ebrar, Evtad, Kutub ve Gavs diye de adlandırılırlar. (Hâlbuki böyle bir şey islam inancında asla yoktur, bu tamamen batıl bir inanıştır ve bu tür şeylere inanmamak gerekir) Ayrıca mutasavvıfların büyük bir bölümü ve halk arasında, velilerin öldükten sonra “yatır” makamına ulaşıp, kerametlerini devam ettirdiklerine de inanılmaktadır. Bu söylenen sözlerin tamamı, Kur’an ve sahih Sünnetle bir ilgisi olmayan asılsız keyfi yorumlar olup şirk inancıdır. Unutulmamalıdır ki Müslümanların velîleri, Allah ve Onun Elçisi Hz. Muhammed (s.a.v) ve Müslümanlardır. Allah’ın velî kulları ise baştan sona Kur’an’da tanımlamaları yapılan gerçek takva sahibi Müslümanlardır. En doğrusunu Allah bilir. (M. Türk Meali Yunus- 63. Ayet Açıklaması) İşte iman edip, her türlü kötü işlerden sakınan, Allah’ın emirlerini yerine getirip yasak ettiklerinden kaçınan her Müslüman Allah’ın veli kuludur, yani ahirette onun himayesi altında olur, yüce Allah’ın sahipleneceği kimselerden olur. Bunun keramet vs. ile hiçbir alakası yoktur. İman edip takvalı davranan her insan buna layıktır. İmam Ebu Hanife’nin dediği gibi, samimi her mü’min Allah’ın velisidir.