Yoksa, “Onu (Muhammed) uydurdu” mu diyorlar? De ki: “O hâlde (iddiânızda)doğru kimseler iseniz, (yardım için) Allah'dan başka gücünüzün yettiklerini de çağırarak onun benzeri bir sûre getirin!”(1)
(1)“Eğer muâraza (sözle karşılık verme) mümkün olsa idi, acabâ hiç mümkün mü idi ki, bir-iki satırla muâraza edip da‘vâsını ibtâl etmek gibi rahat bir çâre varken, en tehlikeli, en müşkilâtlı muhârebe tarîkı (savaş yolu) ihtiyâr (tercîh) edilsin? Evet o zekî kavim, o siyâsî millet ki, bir zaman âlemi siyâsetle idâre ettiği hâlde, en kısa ve rahat ve hafif bir yolu terk etsin? En tehlikeli ve bütün mal ve canını belâya atacak uzun bir yolu ihtiyâr etsin, hiç kābil midir (mümkün müdür)? Çünki edîbleri(edebiyatçıları), birkaç hurûfâtla (harfle) muâraza edebilseydi, Kur’ân, da‘vâsından vazgeçerdi. Onlar da maddî ve ma‘nevî helâketten (felâketten) kurtulurlardı. Hâlbuki muhârebe gibi dehşetli, uzun bir yolu ihtiyâr ettiler. Demek, muâraza-i bi’l-hurûf (harflerle karşı koyma) mümkün değildi, muhâldi (imkânsızdı). Onun için muhârebe-i bi’s-süyûfa (kılıçla savaşmaya)mecbûr oldular.” (Zülfikār, 25. Söz, 5)