close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Yûnus Sûresi 39. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Bel keżżebû bimâ lem yuhîtû bi’ilmihi velemmâ ye/tihim te/vîluh(u)(c) keżâlike keżżebe-lleżîne min kablihim(s) fenzur keyfe kâne ‘âkibetu-zzâlimîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Hayır, onlar bilgileriyle kavrayamadıkları ve henüz zuhur etmeyen vaitleri yalanladılar. Tıpkı bunun gibi evvelce gelip geçen ümmetler de peygamberlerini yalanlamışlardı. Bak da gör, zulmedenlerin sonları neye varmış, nice olmuş.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Hayır, onlar ilmini kuşatamadıkları (gerçeğine akıl yatıramadıkları) ve kendilerine henüz yorumu gelip ulaşmamış (yani şimdilik bilimsel olarak hikmeti ve içeriği açığa çıkmamış olduğundan kavrayamadıkları) bir şeyi (kısır akılları ve nefsani duygularıyla) yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamışlardı. Zulmedenlerin nasıl bir akıbete uğradıklarına bir bak (ki hepsi felakete ve helakete mahkûm olmuşlardır).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Hayır, o Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenler, ilmini kuşatamadıkları ve kendilerine de henüz yorumu gelmemiş bir şeyi, yani Kur'ân'ı yalanladılar. Onlardan öncekiler de, kitap ve peygamberleri böyle yalanlamışlardı. Gerçekleri görmek istiyorsan, yaratılış maksadına aykırı davrananların, sonunun nasıl olduğuna bir bak.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Aslında onlar, mâhiyetini, içindeki bilgileri, getirdiği ilâhî düzeni kavrayamadıkları, bildirdiği hususlar da o an önlerinde gerçekleşmediği, sonuçlarını hemen görmedikleri için Kur'ân'ı yalanladılar. Onlardan öncekiler de kutsal kitapları, peygamberleri böyle yalanlamışlardı. Şimdi ibret nazarıyla bak, incele, inkâr ile isyan ile, baskı, zulüm, işkence ile temel hak ve hürriyetleri, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen, aleyhte propaganda yapan zâlimlerin sonu nasıl oldu?
Ahmet Varol
swap_vert close
Hayır, onlar ilmini kavrayamadıkları ve kendilerine henüz yorumu gelmemiş şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamışlardı. Zalimlerin sonlarının nasıl olduğuna bir bak!
Ali Bulaç
swap_vert close
Hayır, onlar ilmini kuşatamadıkları ve kendilerine henüz yorumu gelmemiş bir şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamışlardı. Zulmedenlerin nasıl bir sonuca uğradıklarına bir bak.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Hayır, o kâfirler, ilmini kavrayamadıkları Kur'an'ı yalanladılar ve kendilerine, hakikat ve inceliği hakkında bir anlayış da gelmedi. Onlardan önce gelen ümmetler de Peygamberlerini, işte böyle yalanlamışlardı. Amma bak, zalimlerin âkibeti nasıl oldu!...
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Hayır! Onlar, bilgisini kavrayamadıkları, gerçek anlamlarının kendilerine henüz gerçekleşmediği bir hakikati yalanlıyorlar. Onlardan öncekiler de böylece yalanladılar. İşte o zalimlerin sonunun nasıl olduğunu gör.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Bilâkis, onlar ilmini kavrayamadıkları ve yorumu kendilerine asla gelmemiş olan Kur'ân'ı yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamışlardı. Şimdi bak, zâlimlerin sonu nasıl oldu?
Besim Atalay
swap_vert close
«Onu kendi uydurdu mu?» diyorlar, diyesin ki: «Eğer siz gerçekseniz, Allahtan başka, gücünüz yettiğini çağırınız da, ancılıyın bir tek sûre getirin»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Aksine onlar özünü, hikmetini kavrayamadıkları ve üstelik o mesajın ayrıntılı açıklaması henüz kendilerine gelmemişken onu yalanladılar. Onlardan öncekiler de tıpkı böyle yalanlamışlardı. Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak!
Kur’an’ı doğru anlamak için ayetlerin diğer ayetlerle bağlantılarını kurmak gerekir. Zira Kur’an âyetlerinin birbirlerini açıklamaları önemli bir kolaylıktır. Nitekim Nahl, 16/44 ayetinde “…Biz sana bu uyarıcı kitabı indirdik ki, insanlara, başından beri indirilen mesajın aslını olanca açıklığıyla ulaştırasın…” buyrulmuştur. Onun için Kur’an’ı iyi anlamak istiyorsak onun bütününü bilinçaltına yerleştirip ayetlere o bütünün penceresinden bakmak gerekir.  
Cemil Said
swap_vert close
Kendilerine îzâhât virildiği halde ’ilimlerinin ihâta idemediği şeye yalandır diyorlar. Evvelce senden başka rasûlleri de yalancılıkla ithâm idenler var idi lâkin o zâlimlerin ’âkıbeti ne oldığına bir nazar it.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Onlar, ilmini kavrayamadıkları ve henüz yorumu da kendilerine bildirilmemiş olan şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böylece yalanlamışlardı. Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Hayır öyle değil. Onlar, ilmini kavrayamadıkları ve kendilerine yorumu gelmemiş olan bir şeyi yalanladılar. Kendilerinden öncekiler de (peygamberleri ve onlara indirilen kitapları) böyle yalanlamışlardı. Bak, o zalimlerin sonu nasıl oldu.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
İşin gerçeği şu ki onlar, mahiyetini bilemedikleri ve henüz kendilerine yorumu yapılmamış olan şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de işte böyle yalan saymışlardı; ama bak zalimlerin sonu nice oldu!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Bilakis, onlar hakkıyla bilmedikleri ve bildirdikleri kendilerine (vakıa olarak) gelmemiş Kur’an’ı yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamışlardı. Şimdi bak, zalimlerin sonu nasıl oldu!
Edip Yüksel
swap_vert close
Hayır, onlar bilgisini kavramadan ve asıl anlamına ulaşmadan onu yalanladılar. Kendilerinden öncekiler de böyle yalanladı. Zalimlerin sonuna dikkatle bak.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Hayır. Onlar bilgileriyle kavrayamadıkları, te'vili de kendilerine hiç gelmemiş olan bir şeyi yalan saydılar. Bunlardan önce gelip geçenler de yine böyle inkâr etmişlerdi, amma bak zalimlerin akıbeti nasıl oldu.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Hayır onlar, ılmini ihata etmedikleri ve te'vili kendilerine hiç gelmemiş olan bir şey'i tekzib ettiler, bunlardan evvel geçenler de böyle tekzib etmişlerdi amma bak zâlimlerin akıbeti nasıl oldu?
Emrah Demiryent
swap_vert close
Hayır, onlar ilmini kavrayamadıkları ve kendilerine henüz yorumu gelmemiş şeyi (Kur’ân’ı, daha anlamadan) yalanladılar. Onlardan öncekiler de (hakkı/hakikati) böyle yalanlamışlardı. Zâlimlerin/kâfirlerin sonlarının nasıl olduğuna bir bak!
Erhan Aktaş
swap_vert close
Hayır! Onlar, bilgisini kavrayamadıkları ve kendilerine asıl anlamı açıklanmamış bir şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamışlardı. Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bak!
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Hayır, onlar ilmini kavrayamadıkları şey'i yalan saydılar. Kendilerine te'vîli (hakkında bir idrâk) gelmedi. Onlardan evvelki (ümmetler) de (peygamberlerini) böyle tekzîb etdiler işte. Bak, o zaalimlerin sonucu nice olmuşdur!
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Bil'akis (onlar) ilmini kavrayamadıkları ve te'vîli (ma'nâsı) henüz kendilerine gelmemiş olan bir şeyi (Kur'ân'ı daha anlamadan) yalanladılar. Onlardan öncekiler de(peygamberlerini ve kendilerine gönderilen kitabları) böyle yalanlamıştı ama, bak zâlimlerin âkıbeti nasıl oldu!
İhsan Aktaş
swap_vert close
Aksine (onlar) ilmini (özünü, hikmetini) kavrayamadıkları ve te’vîli (açıklaması) henüz kendilerine gelmemiş olan bir şeyi (yani Kur’ân’ı düşünüp araştırmadan hemen) yalanladılar. Onlardan öncekiler de tıpkı böyle yalanlamışlardı. (O gönderdiğimiz kitapları yalanlamış olan) zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak! *
(*) Kur’an’ı doğru anlamak için benzer ayetlerin birbirleriyle bağlantılarını kurmak gerekir. Zira Kur’an âyetlerinin birbirlerini açıklamaları önemli bir kolaylıktır. Nitekim Nahl, 16/44 ayetinde “…Biz sana bu uyarıcı kitabı indirdik ki, insanlara, başından beri indirilen mesajın aslını olanca açıklığıyla ulaştırasın…” buyrulmuştur. Onun için Kur’an’ı iyi anlamak istiyorsak onun bütününü bilinçaltına yerleştirip ayetlere o bütünün penceresinden bakmak gerekir.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Hayır, (indiriliş) bilgisini kavrayamadıkları (Kitabı) yalanladılar. Kitab’ın gerçek bilgileri geldiğinde onlardan öncekiler de böyle yalanlamıştı. Bak bakalım, zulmedenlerin akıbetleri nasıl olmuş?
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Doğrusu şu ki onlar bilgileriyle kavrıyamadıkları, yorumlaması da kendilerine gelmemiş olan bu Kur’an’ı yalan saydılar. Nasıl ki kendilerinden önce gelenler de böyle yalan saymışlardı. O kıyıcıların sonu nice oldu bir görün.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Hayır, onlar ilmini kavrayamadıkları, râci olduğu mânaya yetişemedikleri şeyi yalan saydılar. Onlardan evvelkiler de böyle yalan saymışlardı. Zalimlerin akıbeti nasıl oldu! gördün ya.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Bilakis onlar bilgisini kavrayamadıkları ve açıklaması kendilerine gelmemiş/yapılmamış şeyleri yalanladılar. Onlardan öncekiler de aynı şekilde yalanlamıştı. Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak!¹⁷
17 Krş. Ankebût, 29/40  
Kadri Çelik
swap_vert close
Onlar, ilmini kavrayamadıkları ve kendilerine henüz yorumu (inkârını imkânsız kılan hakikati) gelmemiş olan şeyi (Kur'an'ı) yalanladılar. Onlardan öncekiler de böylece yalanlamışlardı. Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak!
Mahmut Kısa
swap_vert close
Hayır! Aslında onlar, meseleye önyargıyla yaklaştıkları için, hakkındayeteri kadar bilgi edinmedikleri ve gerçek anlamını henüz kavrayamadıkları şeyi, yani Kur’an’ı, ölçüp biçmeden yalanladılar! Çünkü ona inanıp dürüst ve erdemli yaşamak, hiç mi hiç işlerine gelmiyordu. Geçmişte bunun bir çok örnekleri var. Nitekim, onlardan öncekiler de kendilerine bildirilen hakîkati böylesahte gerekçelerle yalanlamaya kalkmışlardı. Fakat bir görsen, o zâlimlerin sonu nice oldu!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Bilgisini kavramadıkları şeyi ve henüz te’vîli / yorumu kendilerine gelmemiş şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler böyle yalanladı; bir bak, Zâlimler’in sonu nasıl oldu?
Mehmet Çakır
swap_vert close
Yoo onlar, açıklama yapılmadan algılamaları imkânsız olan bir şeyi yalanlıyorlar. Nitekim eskiler de hep bu şekilde yalanlamışlardı. Haksızlık edenlerin akıbeti n'olmuş görüyorsun değil mi?
Mehmet Çoban
swap_vert close
Hayır! Bilgisini kavrayamadıkları, yorumu kendilerine gelmemiş olan bir şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamışlardı. Bak! O zalimlerin sonu nasıl oldu?
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Aksine onlar bilgisini kavrayamadıkları ve yorumu kendilerine asla gelmemiş olan (Kur’an’ı) yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamışlardı. Şimdi bak, zalimlerin sonu nasıl olmuştu!
Mehmet Türk
swap_vert close
Bilakis onlar, kendilerinden öncekilerin yalanladıkları gibi bilgisini kavrayamadıkları ve daha açıklaması bile kendilerine ulaşmamış olan bir şeyi (Kur’an’ı) yalanladılar. O (kitapları yalanlayan) zâlimlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak...¹
1 Zâten bunlar, akıllarının ermediği her şeyi tıpkı önceki kâfirler gibi yalanlarlar.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Hayır hayır, aslında onlar özünü, hikmetini kavrayamadıkları ve önceden kendilerine açıklanmamış her şeyi yalanlamaya eğilimliler. ⁶³ Onlardan önce gelip geçenler de işte böyle gerçeği yalanlamaya yeltenmişlerdi. (Ger-çeği görmek istiyorsan) zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak!
63 Lafzen, “henüz özü, aslî anlamı kendilerine gelmemiş iken, ilmini ihâta edemedikleri, kavrayamadıkları şeyi yalanladılar”. Klasik müfessirlerin çoğu bu cümleyi bizim aktardığımız gibi açıklamışlardır; bununla birlikte Taberî ve Beydâvî gibi bazıları te’vîl (“nihaî [ya da asıl] anlam”) terimini 7:53’de kullanıldığı anlamıyla yorumlamışlardır (bkz. bizim bu bölüme ilişkin tercümemiz ve ilgili 41. not).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Hayır aslında onlar Kuran’ın içindeki gerçekleri kavrayamadıkları ve kendilerine haber verilen birtakım olaylar henüz gerçekleşmediği için Kuran karşısında yalana sarılıyorlar. Onlardan önceki nice topluluklar da aynen böyle yalanlamışlardı. İşte o yalanlayanların sonunun ne olduğuna bir bak! 10/13, 27/84
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Fakat hayır, aksine onlar özünü kavramaktan âciz kaldıkları, üstelik o mesajın (özüne dair) nihaî açıklaması da (henüz) kendilerine ulaşmamışken[¹⁶¹⁹] yalanlamayı tercih ettiler. Onlardan öncekiler de işte böylesi bir yalanlamaya yeltenmişlerdi; fakat (onların akıbetini merak ediyorsan), dön de zalimlerin sonunun ne olduğuna bir bak hele!
[1619] Veya: “O mesajın (tehdidi) henüz başlarına gelmemişken..” Vahyin “özü” yani maksadı, ya da ilâhî mesajın temelini oluşturan akideyle ilgili âyetler, Mekke sürecinde inen âyetler olsa gerektir. Kur’an vahyinin temelini teşkil eden Mekkî ilkeler, yine vahiy tarafından Medine’de detaylandırılarak bir tür ‘tefsir’ ve ‘te’vil’ edilecektir. Fakat, bu da henüz gerçekleşmiş değildir; yani kendilerine ulaşmamıştır. Kur’an’ı ilâhî bir hitap olarak gönderen, onu indirdiği gibi açıklamayı da üstlenmiştir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Müşrikler) Kur'an'ın ilmini kavrayamadıklarından ve tevili (inecek azap) kendilerine henüz gelmemiş olduğu için Kur'an'ı yalan saydılar. (Peygamberden azabı indirmesini her talep edişlerinde cezalandırılmamış olmaları, onların cüretlerini artırmış oldu) (Ey Muhammed) Onlardan evvelkiler de (peygamberlerini ve inen kitapları) böyle yalan saymışlardı, o zalimlerin sonu ne feci oldu, (geride bıraktıkları harabelerine) bir bak! (ve kavmini uyar!)
Osman Fırat
swap_vert close
Hayır öyle değil. Onlar, ilmini kavrayamadıkları ve kendilerine yorumu gelmemiş olanı (Kur’an’ı) yalanladılar. Kendilerinden öncekiler de (indirilen kitapları) böyle yalanlamışlardı. Bak, o zalimlerin sonu nasıl oldu.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Hayır. Onlar ilmini ihata edemedikleri ve daha te'vili kendilerine gelmemiş olan bir şeyi tekzîp ettiler. Onlardan evvelkiler de böylece tekzîpte bulunmuşlardı. Artık bak ki zalimlerin akibeti nasıl olmuştur.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Hayır! Onlar, hakkında etraflı bir bilgi edinmeden ve henüz yorumuna tam vakıf olmadan, bu Kur'ân'ı, çarçabuk yalanladılar. Kendilerinden öncekiler de böyle yalan saymışlardı. Bak ve zalimlerin sonunun nasıl olduğunu anla!
Süleyman Ateş
swap_vert close
Hayır, bilgisini kavrayamadıkları, sonucu henüz başlarına gelmemiş olan bir şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamışlardı. Bak, o zalimlerin sonu nice oldu?
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Onlar, Kur'ân'ın ma'nâsını ihâta itmezden ve tefsîrine vakıf olmazdan evvel onı tekzîb itdiler. Onlardan evvel olanlar da böyle tekzîb itmişlerdi. O zâlimlerin 'âkıbeti nasıl oldığına nazar iyle.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Aslında onlar, Kur’ân’daki bilgiyi (ilmi) anlamadan, (ayetler arası) iç bağlamı henüz ortaya çıkmadan yalana sarıldılar. Onlardan öncekiler de böyle yalana sarılmışlardı. Yanlışlar içindekilerin sonunun nasıl olduğunu bir düşün.
Şaban Piriş
swap_vert close
Onlar, ilmini kavrayamadıkları ve henüz açıklaması onlara gelmemiş olan bir şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamışlardı. Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak!
Ümit Şimşek
swap_vert close
Aslında onlar, ilmini kavrayamadıkları ve henüz başlarına gelmemiş olan şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamışlardı; sonra, bak, o zalimlerin sonu ne oldu.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Hayır, düşündükleri gibi değil. Onlar, ilmini kuşatamadıkları ve yorumu kendilerine hiç gelmemiş bir şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamıştı. Bak da gör nasıl olmuştur zalimlerin sonu!
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
belki yalan duttılar anı kim ķaplayu irmediler bilmeġine daħı gelmedi anlara tefsiri anuñ ancılayın yalan duttı anlar kim anlardan ilerü-di pes baķ nite oldı śoñı žālimleruñ!
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Bel ki yalanladılar ol nesneyi yitişmez ‘ilmleri aña, daḫı bilmediler tefsīrini.Anuñ gibi yalanladılar‐ıdı ol kimseler ki özlerinden burun gelmişler‐idi.Pes gör nice oldı ṣoñ işi ẓālimlerüñ.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Xeyir, o kafirlər elmini qavraya bilmədikləri və hələ yozumu (müşriklərə, kafirlərə və’d edilmiş əzab) onlara gəlib çatmamış Qur’anı yalan hesab etdilər. Onlardan əvvəlkilər də (Allahın əmrlərini, ilahi kitabları, öz peyğəmbərlərini) təkzib etmişdilər. Bir gör zalımların axırı necə oldu!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Nay, but they denied that, the knowledge whereof they could not compass, and whereof the interpretation (in events) hath not yet come unto them. Even so did those before them deny. Then see what was the consequence for the wrongdoers!
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Nay, they charge with falsehood that whose knowledge they cannot compass, even before the elucidation thereof(1431) hath reached them: thus did those before them make charges of falsehood: but see what was the end of those who did wrong!(1432)
1431 Ta'wil: elucidation, explanation, final fulfilment, Cf., 7:53 . The Message of Allah not only gives us rules of our everyday conduct, but speaks of high matters of religions significance, which require elucidation in three ways: (1) by instruction from Teachers of great spiritual experience, (2) by experience from the actual facts of life, and (3) by the final fulfilment of the hopes and warnings which we now take on trust through our Faith. The Unbelievers reject Allah's Message simply because they cannot understand it and without giving it even a chance of elucidation in any of these ways. (R). 1432 Wrongdoers always came to grief ultimately. The true course of history shows it from a broad standpoint. But they are so headstrong that they prejudge issues in their ignorance before they are decided.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
بَلْ
bila-kis
كَذَّبُوا
yalanla- dılar
بِمَا
o şe-yi ki
لَمْ يُح۪يطُوا
kavrayamadılar
بِعِلْمِه۪
ilmini
وَلَمَّا يَاْتِهِمْ
ve henüz kendile-rine gelmemiş
تَاْو۪يلُهُۜ
te'vili
كَذٰلِكَ
böyle
كَذَّبَ
yalanla- mıştı
الَّذ۪ينَ
o kim-seler ki
مِنْ قَبْلِهِمْ
onlardan önce
فَانْظُرْ
ama bak
كَيْفَ
nasıl
كَانَ
oldu
عَاقِبَةُ
âkıbeti
الظَّالِم۪ينَ
zalimlerin
Bilakis, onlar ilmini kavrayamadıkları ve te'vili (açıklaması) henüz kendilerine gelmemiş olan bir şeyi (Kur'ân'ı daha anlamadan) yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamışlardı; ama bak, zalimlerin âkıbeti nasıl oldu!
بَل
Edat
بَل
Bilakis, hayır ancak, doğrusu, aksine
كَذَّبَ
Fiil-II
ك ذ ب
Yalanladı, yalan saydı
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
اَحَاطَ
Fiil-IV
ح و ط
Kuşattı, kavradı
عِلْم
İsim
ع ل م
İlim, bilgi
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
اَتَى
Fiil-I
ا ت ي
Geldi, getirdi
تَاْوِيل
Fiilimsi-II
ا و ل
Tevil, netice, yorum
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
كَذَّبَ
Fiil-II
ك ذ ب
Yalanladı, yalan saydı
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
قَبْل
İsim
ق ب ل
Önce, öteden beri
نَظَرَ
Fiil-I
ن ظ ر
Baktı, gözledi, gördü, bakınıp durdu, nazar etti, seyretti
كَيْف
İsim
ك ي ف
Nasıl
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
عَاقِبَة
İsim
ع ق ب
Âkıbet, son
ظَالِم
Etken fiil
ظ ل م
Zalim, zulmeden