close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Yûnus Sûresi 36. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vemâ yettebi’u ekśeruhum illâ zannâ(en)(c) inne-zzanne lâ yuġnî mine-lhakki şey-â(en)(c) inna(A)llâhe ‘alîmun bimâ yef’alûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Onların çoğu, ancak zanna kapılmışlardır. Şüphe yok ki zan, gerçek karşısında hiçbir şeye yaramaz. Şüphe yok ki Allah, onlar ne yapıyorlarsa hepsini bilir.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Onların (Hakk’tan sapan ve bâtıla sığınan münafıkların) çoğunluğu, zandan (ve boş kuruntudan) başkasına uymamaktadırlar. Zan ise kesinlikle Hakk’tan hiçbir şeyi sağlayamaz. (Kuru zan ve tahminler gerçek sayılamaz.) Şüphesiz Allah, onların işlemekte olduklarını bilip durmaktadır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Onların çoğu, sadece zanna uymaktadırlar. Oysa zan hiçbir şekilde gerçeğin yerini tutamaz. Gerçek şu ki, Allah onların yaptıklarını bütünüyle bilmektedir.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onların çoğu sadece zanla, tahminle karar verdikleri şeylere uyarlar. Halbuki zan, hiçbir şekilde hakkın, Allah'tan gelen vahyin, ilmin yerini tutmaz. Allah onların sergilemeye devam ettikleri davranışlarını biliyor.
Ahmet Varol
swap_vert close
Onların çoğu zandan başka bir şeye uymamaktadır. Zan ise gerçek açısından bir şey kazandırmaz. Allah onların yaptıklarını bilmektedir.
Ali Bulaç
swap_vert close
Onların çoğunluğu zandan başkasına uymaz. Gerçekten zan ise, haktan hiç bir şeyi sağlayamaz. Şüphesiz Allah, onların işlemekte olduklarını bilendir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Kâfirlerin çoğu, sırf kuru bir zan ardında gider. Fakat zan, gerçekten hiç bir şey ifade etmez. Muhakkak ki Allah, onların yaptıklarını tamamen bilmektedir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Onlar, zandan başka hiçbir şeye uymuyorlar. Hâlbuki zan, gerçekten hiçbir şeyi kazandırmaz. Muhakkak Allah, onların yaptıklarını çok iyi bilendir.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Onların çoğu, zandan başka bir şeye uymaz. Şüphesiz zan, haktan hiçbir şeyin yerini tutmaz. Allah, onların yapmakta olduklarını çok iyi bilendir.
Besim Atalay
swap_vert close
Diyesin ki: «Var mı sizin ortak koştuğunuz putlardan, hakka kılavuzlaydı?», diyesin ki: «Hakkın kılavuzu Allahtır, Hakka doğru götüren mi, yoksa götürülmedikçe, doğru yola gitmiyen mi, uymaya daha çok yaraşmadadır? Noldu size, nice hükmederiniz?»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Onların çoğu sadece zanna (asılsız bilgiye/kuruntuya) dayanırlar. Oysa zan, hiçbir şekilde gerçeğin yerini tutmaz. Hiç şüphesiz Allah onların yaptıklarını hakkıyla bilendir.
Cemil Said
swap_vert close
Kâfirlerin ekserîsi yalnız bir zan üzerine hareket idiyorlar fakat zan hak yerini tutmaz Allâh yapdığınızı bilür.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Onların çoğu zanna uyarlar; gerçekte ise zan, hakikat karşısında bir şey ifade etmez. Allah, yaptıklarını şüphesiz bilir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Onların çoğu ancak zannın ardından gider. Oysa zan, hak namına hiçbir şeyin yerini tutmaz. Şüphesiz Allah, onların yapmakta olduklarını hakkıyla bilendir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Onların çoğu sadece zanna uyuyor. Oysa zan hiçbir şekilde gerçek ve kesin bilginin yerini tutamaz. Allah, onların yaptıklarını çok iyi bilmektedir!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Onların çoğu zandan başka bir şeye uymaz. Şüphesiz zan, haktan (ilimden) hiçbir şeyin yerini tutmaz. Allah onların yapmakta olduklarını pek iyi bilendir.
 Bu âyette zanna tâbi olan müşrikler kınandığı gibi müslümanları da ilme teşvik vardır. Kadı Beydâvî’ye göre bu âyet, ilmi kaynağından tahsil etmenin vacip olduğuna, taklit ve zan ile yetinmenin câiz olmadığına delildir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Onların çoğu, ancak zanna uyarlar. Zan ise gerçeğin yerini tutamaz. ALLAH onların yaptıklarını Bilendir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Onların birçoğu zandan başka bir şeye uymaz. Zan ise haktan hiç bir şeyin yerini tutmaz. Şüphesiz ki, Allah onların ne yaptıklarını bilir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Maamafih ekserisi sırf bir zan ardında gider' fakat zan, hakdan hiç bir şey ifade etmez, her halde Allah, onların ne yaptıklarını bilib duruyor
Emrah Demiryent
swap_vert close
Onların çoğu sadece zanna (asılsız bilgiye) dayanırlar. Oysa zan, hiçbir şekilde hakkın/gerçeğin yerini tutamaz. Şüphesiz Allah onların bütün yaptıklarını hakkıyla bilendir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onların çoğu, ancak zanna¹ uyarlar. Kuşkusuz zan hakikatin yerini tutamaz. Allah, onların ne yaptıklarını çok iyi bilendir.
1- Vahiy dışı bilgi. Zann sözcüğü, Cahiliye'de kesin bilgi, doğru sonuç anlamında kullanılmaktadır. Kur'an, bu sözcüğü: Bilgisizlikten kaynaklanan şekk, kuşku, sanı anlamı ile ve “yakin”e dayanan kesin bilgi anlamı ile olmak üzere olumlu ve olumsuz iki anlamda da kullanmaktadır. Ayet, övgüden söz ediyorsa zann; “kesin bilgi/yakin” anlamında, yergiden söz ediyorsa “sanı” anlamındadır. Ancak Kur'an, kendi hakikati ile kıyasladığında, kendi dışındaki bilgilerin tamamını, bilgi değeri yönünden kendi bilgisi yanında zann olarak görmektedir.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Onların çoğu (kupkuru bir) zandan başkasına tâbi' olmaz. Hakıykatde zan ise hakdan hiç bir şey'in yerini tutmaz. Şübhesiz ki Allah, onlar ne işlerlerse kemaliyle bilendir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Hâlbuki onların çoğu, zandan başka bir şeye tâbi' olmaz. Elbette zan, haktan(ilimden) hiçbir şeyin yerini tutmaz! Şübhesiz ki Allah, onlar ne yaparlarsa hakkıyla bilendir.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Hâlbuki onların çoğu, ancak zanna (asılsız bilgiye, kuruntuya) uyuyorlar. Şüphe yok ki zan, gerçek karşısında hiçbir şeye yaramaz. Şüphesiz Allah, onların yapmakta olduklarını (hakkıyla) bilendir.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Onların çoğu kesin doğru olmayan şeylere (zanna) tabi oluyorlar. Hâlbuki zan, kesin doğruların yanında hiçbir şey ifade etmez. Şüphesiz ki Allah onların yaptıklarını en iyi bilendir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Onların pek çoğu ancak kuruntularına uyuyorlar. Besbelli ki kuruntu doğru bilginin yerini tutamaz. Gerçekten Allah onların bütün işlediklerini bilicidir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onların pek çoğu [³] ancak zanne tâbi olanlardır, şüphe yok ki zan hiçbir veçhile hak [⁴] yerini tutmaz. Allah işlediklerini hakkıyle bilir.
[3] Bazısı ilme tâbi olur, hakikat tevhidi bulur, fakat inat ederek tevhidi kabul etmez veya hepsi zanna tâbi olur demektir.[4] Yani zan ile ilim hasıl olmaz.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onların çoğu zandan başka şeye tabi olmaz. Şüphesiz ki zan gerçekten hiçbir şey kazandırmaz/gerçeğin yerini tutmaz. Muhakkak ki Allah onların yapmakta oldukları şeyleri en iyi bilendir.
Kadri Çelik
swap_vert close
Onların çoğunluğu zandan başkasına uymaz. Gerçekten zan ise, haktan hiç bir şeyi sağlayamaz. Şüphesiz Allah, onların işlemekte olduklarını bilendir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Onların çoğu, hiçbir dayanağı olmayan kuruntu ve zandan başka bir şeye uymazlar. Oysa zan, ne kadar gösterişli ve yaldızlı olursa olsun, hiçbir zaman hakîkat bilgisinin yerini tutamaz. Hiç kuşkusuz Allah, onların yapıp ettikleri her şeyi en ince ayrıntısıyla bilmektedir vecezalarını da mutlaka verecektir. Bu durumda yapmanız gereken, bütün bu zanlardan, önyargılardan sıyrılarak Allah’ın kitabına yönelmek ve onu ciddî bir incelemeye tâbi tutmaktır. Bunun sonucunda, bizzat siz de göreceksiniz ki:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onların çoğu ancak zanna uyuyorlar / tâbi’ oluyorlar. Zann, Hakk’tan bir şey ifade etmez. Allah, ne yapıyorlarsa bilmektedir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! Onların çoğu varsayımlarla hareket ediyor. Halbuki varsayım gerçeği ifade etmez. Allah, onların yaptıklarını görüp duruyor.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Bilin ki Allah’ın emirlerine uymayan, Allah’ın yasalarına karşılık yasa yapanların çoğu zandan başka bir şeye uymuyorlar. Bu nedenle sürekli yasaları çıkarlarına göre değiştirip duyuyorlar. Çünkü yaptıkları yasalar gerçeklere değil zanlarına dayanıyor. Zan ise gerçekten hiç bir şey kazandırmaz. Zan sadece tahminden ibarettir. Gerçeklerle hiç bir alakası yoktur. Muhakkak ki Allah onların ne yaptıklarını bilir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Onların çoğu zandan başka bir şeye uymaz. Şüphesiz ki zan, gerçeklik bakımından hiçbir şey ifade etmez. [*] Şüphesiz ki Allah onların yapmakta olduklarını bilendir.
Benzer mesajlar: En‘âm 6:116, 148; Yûnus 10:66; Câsiye 45:24; Necm 53:28.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Onların birçoğu zandan başka bir şeye uymaz.¹ Hâlbuki zan, Hak’tan hiçbir şeyin yerini tutmaz. Muhakkak ki, onların ne yaptıklarını Allah çok iyi bilir.
1 İslâm dışındaki düşünce sistemleri ve bunların İslâm hakkındaki kanaatleri sadece zandan ibarettir. Bk. (Âlu İmran: 188)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Onların çoğu sadece zanna uymaktadırlar. Oysa, zan hiçbir şekilde hakkın yerini tutamaz. ⁵⁸ Gerçek şu ki, Allah onların yaptıklarını bütünüyle bilmektedir.
58 Lafzen, “zan [bir kimseyi] asla hakka karşı umursamaz kılmaz (lâ yuğnî);” yani, zan; kimseyi, [sonraki ayette temas edilen] sahici vahiy yoluyla elde edilebilecek müsbet düşünce ve sezgiden âzâde kılmaz. Burada (ve anlaşıldığı kadarıyla bu surenin 53. ayetinin ilk cümlesinde) işaret edilen kimseler, hakla bâtıl arasında gidip gelen kararsız agnostikler, vahye ilgisiz kalmayı seçen bilinemezcilerdir. -Başta İbni Hazm olmak üzere büyük İslam hukukçularından bazıları, Kur’an ve Sünnet’te açıkça belirtilmeyen ama zımnen ya da dolaylı biçimde îma edildiği var sayılan ilke ve yasaların çıkarsanmasında kıyâs yolunun (“benzetme yoluyla çıkarsama, istihrâc”) meşru olmadığı yolundaki görüşlerini bu ayete dayandırmaktadırlar. Bu ayetin tefsirinde Râzî bu görüşü şöyle özetliyor: “Bu fakihler her türlü kıyasın zan ifade ettiğini, zannınsa [dinle ilgili meselelerde] hiçbir şekilde kabul edilebilir olmadığını, çünkü “zannın asla hakikatin yerini tutamayacağını söylemektedirler”. (Keza bkz. 5:101-102 ve ilgili 120-123. not).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Onların çoğu hakka Kuran’a değil sadece zanna (kitaba dayanmayan bilgilere) uyarlar. Gerçekte zan hakikati ortaya koyma adına hiçbir şey ifade etmez. Şüphesiz ki Allah, onların ne yaptıklarını bilendir. 6/148, 10/66, 41/22, 53/28
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Bir de onların çoğu, başka değil sadece zannın peşine takılırlar. Şu da bir gerçek ki, hiçbir zan hak ve hakikat adına hiçbir değer ifade etmez. Elbette Allah onların yaptıklarını çok iyi bilmektedir.
Orhan Kuntman
swap_vert close
Onların çoğu (kupkuru) zandan başka bir şeye tabi olmazlar, oysa zan haktan hiç bir şeyin yerini tutmaz! (Zanna tabi olan kimse hiçbir zaman kendisini hakkın sultasından ve hükümranlığından kurtaramaz. Hakkı bâtıl, bâtılı hak, Yaratıcıyı mahluk, yaratılmışı Yaratan, hayrı şer, şerri hayır zan ve telakki etmekle kimse kendisini sorumluluktan kurtaramaz) Hiç şüphe yok ki Allah, onların bütün yaptıklarını bilmektedir. (Cezalarını muhakkak verecektir)
Osman Fırat
swap_vert close
Onların çoğu ancak zanna tabi oluyorlar. Kesinlikle zan, gerçeğe olan ihtiyacı ortadan kaldırmaz. Şüphesiz Allah, onların yapmakta olduklarını hakkıyla bilendir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Onların ekserisi zandan başka bir şeye tâbi olmaz. Zan ise şüphe yok ki, hiçbir şey ile haktan müstağni kılamaz. Allah Teâlâ ise muhakkak ki, ne yaptıklarını tamamıyla bilicidir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Onların çoğu sadece zanna uyarlar. Halbuki zan asla gerçeğin yerini tutamaz. Allah onların bütün yaptıklarını hakkıyla bilir.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Onların çoğu, zandan başka bir şeye uymuyorlar. Zan ise gerçekten hiçbir şey kazandırmaz. Muhakkak ki Allah, onların ne yaptıklarını bilir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Onların (küffârın) ekserîsi ancak zanna tâbi' olurlar. Zan, hakdan bir şey ifâde itmez. Allâh onların yapdıklarını bilir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Onların çoğu, sadece kendi varsayımlarının peşine takılırlar. Varsayım, hiçbir şekilde gerçeğin yerini tutmaz. Allah, onların ne yaptıklarını bilir.
Şaban Piriş
swap_vert close
Onların çoğu sadece zanna uyarlar. Gerçekte zan hakikat karşısında bir şey ifade etmez. Şüphesiz ki Allah, onların ne yaptıklarını bilendir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onların çoğu bir zanna kapılmıştır, o kadar. Zan ise asla gerçeğin yerini tutmaz. Onların neler işleyip durduğunu hiç şüphesiz Allah biliyor.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Onların çoğu sanıdan başka bir şeyin ardınca gitmiyor. Doğrusu da şu ki sanı, haktan hiçbir şey ifade etmez. Allah, onların yaptıklarını iyice bilmektedir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı uymaz anlaruñ eyregi illā gümān eylemeġe. bayıķ gümān eylemek aśśı eylemez ḥaķdan neseneye. bayıķ Tañrı bilicidür anı kim işlerler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı uymaz anlaruñ çoġı illā gümāna. Taḥḳīḳ gümān aṣṣı eylemez ḥaḳdanhīç nesne ile. Tañrı Ta‘ālā bilicidür anlar işledügi işleri.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Onların əksəriyyəti ancaq zənnə uyar, zənn isə əsla həqiqət ola bilməz. Allah nələr etməkdə olduğunuzu biləndir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Most of them follow naught but conjecture. Assuredly conjecture can by no means take the place of truth. Lo! Allah is Aware of what they do.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
But most of them follow nothing but fancy: truly fancy can be of no avail against truth. Verily Allah is well aware of all that they do.
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَمَا يَتَّبِعُ
ve tabi olmaz
اَكْثَرُهُمْ
onların çoğu
اِلَّا
an- cak
ظَناًّۜ
zanna
اِنَّ
şüp-hesiz
الظَّنَّ
zan
لَا يُغْن۪ي
kazandırmaz
مِنَ الْحَقِّ
haktan
شَيْـٔاًۜ
hiçbir
şeyi
اِنَّ
muhak-kak
اللّٰهَ
Allah
عَل۪يمٌ
bilendir
بِمَا
o şey-leri ki
يَفْعَلُونَ
yapıyorlar
Onların çoğu zandan başka bir şeye tabi olmazlar. Şüphesiz ki zan da haktan hiçbir şeyi kazandırmaz. Muhakkak ki Allah, onların yapmakta olduklarını (en ince ayrıntısına kadar) bilendir.
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اِتَّبَعَ
Fiil-VIII
ت ب ع
Tabi oldu, uydu, peşine düştü, takip etti
اَكْثَر
İsim
ك ث ر
Çoğu, daha çok, daha fazlası
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
ظَنٌّ
İsim
ظ ن ن
Zannetme
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
ظَنٌّ
İsim
ظ ن ن
Zannetme
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
اَغْنَى
Fiil-IV
غ ن ي
Fayda sağladı, müstağni kıldı, zengin etti, kazandırdı, savdı
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
حَقّ
İsim
ح ق ق
Hakk (Allah'ın esması, ismidir. Hakk olan, gerçek olan demektir), hak, hakkını verdi, hakiki, gerçek, hakikat
شَىْء
İsim
ش ي ا
Şey, eşya
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
عَلِيم
İsim
ع ل م
Alîm (Allah'ın ismi, esmasıdır. İlmiyle her şeyi ve herkesi bilen demektir), çok bilgili, en iyi bilen, bilgin, âlim
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
فَعَلَ
Fiil-I
ف ع ل
Yaptı, muamele etti