De ki: “Ortak koştuklarınızdan doğru yolu gösterecek olan var mıdır?” Yine de ki: “Allah, hak olan doğru yola iletir. O halde doğru yola ileten mi kendisine uyulmaya daha layıktır, yoksa kendisine yol gösterilmeyince onu bulamayan mı daha layıktır. O halde ne oluyor size? Nasıl hükmediyor (Allah'tan başka varlıklara tanrısal nitelikler yakıştırıyor)sunuz?”
“Ortak koştuklarınızdan doğru yolu gösterecek olan var mıdır?” sorusu bilginin kaynağına işarettir. Yani “onlardan bilginin kaynağını ve varlığın hakikatini gösterebilecek olan var mı?” demektir. Evet bilginin kaynağı ve mahiyeti nedir? Neyi, ne kadar bilebiliyoruz ya da bilmemiz gerekiyor? Bildiklerimizin ne kadarı doğru ne kadarı yanlış? Duyularımız bize bilgi sağlayabilir mi? Aklımızın bilgi ile ilişkisi nasıldır? Varlığın hakikatini, gerçeklerin neler olduğunu ve ilâhi meselelerin esasını Allah’tan başka bize öğretebilecek birileri var mı?Aklı işleterek ve düşünceyi harekete geçirerek, duyu, gözlem ve deneyler üzerinde durarak, sezgi ve kalbin inkişafını bekleyerek bilginin ana kaynağına inemeyiz. Zira bilginin ana kaynağı Allah’tır. Salt akıl, sezgi ve duyumlar doğru bilginin kaynağı olamaz. Doğru bilgi vahiy ve ilahi buyruklardır. Onun için akıl ile vahyin uzlaşması sonucunda doğru habere ulaşmak mümkün olur. Bu yüzden Allah insanları aydınlatmak ve hakkı tesis etmek için Kur'an’ı göndermiştir. “Sen yücesin, bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur...” (Bakara 2/32) “…Onları Allah'tan başka kimse bilemez.” (En’am 6/59) “Gerçekten, onlara inanan bir toplum için yol gösterici ve rahmet olarak, bilgiye dayalı ayrıntılı açıklamalarda bulunduğumuz bir kitabı ulaştırdık.” (A’râf 7/52) Kur'an, insanların akıllarını nasıl yürüteceğini, kalp ve duyu organlarını nerede ve nasıl kullanacağını gösteren İlâhi bir kaynaktır. Bize düşen bu bilgi kaynağına ve bilgi araçlarına gereken değeri verip o doğrultuda hareket etmektir. Ancak, fizik, kimya, biyoloji yasaları sayesinde kazanılan başarılardan etkilenerek diğer alanlarda olduğu gibi bilimi putlaştırmak da şirktir. Bilim insanın pek çok konuda önünü açmış ama birçok engeli de beraberinde getirmiştir. Sosyal bir varlık olan insan bilime kör bir inatla bağlanmış ve hiç ara vermeden ona kulluk etmeye devam etmektedir. Bilime kul olanların nezdinde bilimin ortaya koyduğu herşey gerçektir ve reddettiği herşey de sahtedir anlayışı çok tehlikelidir. Biz buna “bilimin putlaştırılması” diyoruz ki, bu da çağın en dinamik şirklerinden biridir.