close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Yûnus Sûresi 35. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Kul hel min şurakâ-ikum men yehdî ilâ-lhakk(i)(c) kuli(A)llâhu yehdî lilhakk(i)(k) efemen yehdî ilâ-lhakki ehakku en yuttebe’a emmen lâ yehiddî illâ en yuhdâ(s) femâ lekum keyfe tahkumûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
De ki: Ona eş saydıklarınız içinde hangisi halkı gerçeğe sevkedip yol gösterir? De ki: Allah, gerçek yola sevk eder, doğru yolu gösterir. Halkı gerçeğe sevk eden mi uyulmaya daha layıktır, doğru yola sevkedilmedikçe o yolu bulamayan mı? Nasıl hükmediyorsunuz?
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
De ki: "Sizin şirk koştuklarınızdan (insanlara hidayet edip) Hakka ulaştırabilecek var mı?" (Cevap verip) De ki: "Hakka (doğruya) ulaştıracak (yalnız) Allah’tır. Öyleyse, Hakka (her konuda hayra ve doğruya) ulaştıran mı uyulmaya daha hak sahibidir, yoksa doğru yola ulaştırılmadıkça kendisi hidayete (doğru yola) ulaşamayan mı? Peki o halde ne oluyor size, nasıl hükmediyor (ve yanlış kararlar veriyor)sunuz?"
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
De ki: O sizin ilahlaştırdığınız varlıklardan, hiç sizi gerçeğe eriştiren var mı? De ki: Yalnızca Allah'tır gerçeğe ulaştıran. Öyleyse, gerçeğe eriştiren mi izlenmeye daha layıktır, yoksa kendisine yol gösterilmedikçe, kendi başına doğru yolu bulamayacak durumda olan mı? Peki ne oluyor size, nasıl böyle yanlış hükmediyorsunuz?
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onlara: “İlâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında Allah'a ortak koştuğunuz varlıklar arasında hakça düzene yönlendirecek, aydınlatıcı bilgiler veren var mı?” de. Sen: “Allah hakça düzenin gerçekleşmesi için aydınlatıcı bilgi verir. O halde hakça düzene yönlendirecek, aydınlatıcı bilgiler veren mi tâbî olmaya daha lâyıktır, yoksa, doğru yol gösterilmedikçe, kendi kendine doğru yolu bulamayacak olan mı? Sizin ne imtiyazınız var? Nasıl hüküm veriyorsunuz?” de.
Ahmet Varol
swap_vert close
De ki: "Sizin ortak koştuklarınızdan hakka iletecek olan var mıdır?" De ki: "Allah hakka iletir. Öyleyse hakka ileten mi uyulmaya daha lâyıktır yoksa kendisi yöneltilmedikçe doğru yolu bulamayan mı? Size ne oluyor, nasıl hüküm veriyorsunuz!"
Ali Bulaç
swap_vert close
De ki: 'Sizin şirk koştuklarınızdan hakka ulaştırabilecek var mı?' De ki: 'Hakka ulaştıracak Allah'tır. Öyleyse, hakka ulaştıran mı uyulmaya daha hak sahibidir, yoksa doğru yola ulaştırılmadıkça kendisi hidayete ulaşmayan mı? Ne oluyor size? Nasıl hükmediyorsunuz?'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Ey Rasûlüm), de ki: “-Ortaklarınızdan hak yolu gösterebilecek var mı? “ (cevap veremiyen müşriklere) de ki: “- Allah, ancak hak yolu gösterir ve ona iletir. O halde, hakka ileten mi uyulmaya daha lâyıktır, yoksa kendisine hidayet olunmadıkça tek başına doğru yolu bulamıyan (putunuz) mu? Öyle ise, ne oluyorsunuz, nasıl bâtıl hüküm veriyorsunuz (uyulmaya lâyık olmayan putlara uyuyorsunuz?)”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
De ki: “Allah’a eş koştuklarınızdan hak ve hakikati gösterecek kimse var mı?” De ki: “Ancak Allah, hak ve hakikati gösterir. Hakkı gösteren mi tabi olunmaya layık, yoksa ona yol gösterilmeden yol bulamayan mı? Artık ne oluyor size? Nasıl hükmediyorsunuz?”
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
De ki: “Ortak koştuklarınızdan, hakka iletecek olan var mı?” De ki: “Allah hakka iletir. Öyle ise hakka götüren mi uyulmaya lâyıktır, yoksa hidayet verilmedikçe kendi kendine doğru yolu bulamayan mı? Size ne oluyor? Nasıl böyle yanlış hükmediyorsunuz?”
Besim Atalay
swap_vert close
De ki: «Allah halkı yaratır, önce yaratan, sonra yine getirendir, niçin yalan söylersiniz?»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
De ki: “Ortak koştuklarınızdan doğru yolu gösterecek olan var mıdır?” Yine de ki: “Allah, hak olan doğru yola iletir. O halde doğru yola ileten mi kendisine uyulmaya daha layıktır, yoksa kendisine yol gösterilmeyince onu bulamayan mı daha layıktır. O halde ne oluyor size? Nasıl hükmediyor (Allah'tan başka varlıklara tanrısal nitelikler yakıştırıyor)sunuz?”
“Ortak koştuklarınızdan doğru yolu gösterecek olan var mıdır?” sorusu bilginin kaynağına işarettir. Yani “onlardan bilginin kaynağını ve varlığın hakikatini gösterebilecek olan var mı?” demektir. Evet bilginin kaynağı ve mahiyeti nedir? Neyi, ne kadar bilebiliyoruz ya da bilmemiz gerekiyor? Bildiklerimizin ne kadarı doğru ne kadarı yanlış? Duyularımız bize bilgi sağlayabilir mi? Aklımızın bilgi ile ilişkisi nasıldır? Varlığın hakikatini, gerçeklerin neler olduğunu ve ilâhi meselelerin esasını Allah’tan başka bize öğretebilecek birileri var mı?Aklı işleterek ve düşünceyi harekete geçirerek, duyu, gözlem ve deneyler üzerinde durarak, sezgi ve kalbin inkişafını bekleyerek bilginin ana kaynağına inemeyiz. Zira bilginin ana kaynağı Allah’tır. Salt akıl, sezgi ve duyumlar doğru bilginin kaynağı olamaz. Doğru bilgi vahiy ve ilahi buyruklardır. Onun için akıl ile vahyin uzlaşması sonucunda doğru habere ulaşmak mümkün olur. Bu yüzden Allah insanları aydınlatmak ve hakkı tesis etmek için Kur'an’ı göndermiştir. “Sen yücesin, bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur...” (Bakara 2/32) “…Onları Allah'tan başka kimse bilemez.” (En’am 6/59) “Gerçekten, onlara inanan bir toplum için yol gösterici ve rahmet olarak, bilgiye dayalı ayrıntılı açıklamalarda bulunduğumuz bir kitabı ulaştırdık.” (A’râf 7/52) Kur'an, insanların akıllarını nasıl yürüteceğini, kalp ve duyu organlarını nerede ve nasıl kullanacağını gösteren İlâhi bir kaynaktır. Bize düşen bu bilgi kaynağına ve bilgi araçlarına gereken değeri verip o doğrultuda hareket etmektir. Ancak, fizik, kimya, biyoloji yasaları sayesinde kazanılan başarılardan etkilenerek diğer alanlarda olduğu gibi bilimi putlaştırmak da şirktir. Bilim insanın pek çok konuda önünü açmış ama birçok engeli de beraberinde getirmiştir. Sosyal bir varlık olan insan bilime kör bir inatla bağlanmış ve hiç ara vermeden ona kulluk etmeye devam etmektedir. Bilime kul olanların nezdinde bilimin ortaya koyduğu herşey gerçektir ve reddettiği herşey de sahtedir anlayışı çok tehlikelidir. Biz buna “bilimin putlaştırılması” diyoruz ki, bu da çağın en dinamik şirklerinden biridir.  
Cemil Said
swap_vert close
"Putlarınızdan biri sizi tarîk-i hidâyete sevk idebilür mi? Allâh hak yolına sevk ider. Hangisi ’ibâdete müstehakdır. Tarîk-i hidâyete sevk iden mi? yoksa kendisi de sevk idildiği yola giden mi? Neden Böyle düşünüyorsunuz?"
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
De ki: "Koştuğunuz ortaklardan gerçeğe eriştiren var mıdır?" De ki: "Ama Allah gerçeğe eriştirir. Gerçeğe eriştiren mi, yoksa, birisi götürmezse gidemeyen mi uyulmağa daha layıktır? Ne biçim hüküm veriyorsunuz?"
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
De ki: “Allah’a koştuğunuz ortaklarınızdan hakka iletecek olan bir kimse var mı?” De ki: “Hakka Allah iletir.” Öyle ise, hakka ileten mi uyulmaya daha lâyıktır, yoksa iletilmedikçe doğru yolu bulamayan kimse mi? Ne oluyor size? Nasıl hüküm veriyorsunuz?”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Tanrı diye taptıklarınız içinde hakka götüren biri var mı?” diye sor. De ki: “Hakka götüren yalnız Allah’tır.” Öyleyse hakka götüren mi izlenmeye daha lâyıktır, yoksa rehberlik edilmedikçe bir başına yolunu bulmaktan bile âciz olan mı? Size ne oluyor, nasıl yargıda bulunuyorsunuz böyle?
Diyanet Vakfı
swap_vert close
De ki: Ortak koştuklarınızdan hakka iletecek olan var mı? De ki: «Hakka Allah iletir.» Öyle ise hakka ileten mi uyulmaya daha lâyıktır; yoksa hidayet verilmedikçe kendi kendine doğru yolu bulamayan mı? Size ne oluyor? Nasıl (böyle yanlış) hükmediyorsunuz?
Edip Yüksel
swap_vert close
De ki "Ortaklarınızdan hangisi gerçeğe ulaştırabilir?" De ki, "ALLAH gerçeğe ulaştırır. Gerçeğe ulaştıran mı uyulmaya daha yaraşır, yoksa gerçeğe ulaştırılmadıkça gerçeği bulamıyan mı? Ne biçim hüküm veriyorsunuz?"
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
De ki, "Ortak koştuklarınızdan doğru yolu gösterecek olan var mıdır?" Deki, "Allah, hak olan doğru yola hidayet eder. O halde doğru yola hidayet eden mi kendisine uyulmaya daha layıktır, yoksa kendisine yol gösterilmeyince onu bulamayan mı daha layıktır. O halde ne oluyorsunuz? Nasıl hükmediyorsunuz?"
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
De ki sizin şeriklerinizden hakka hidayet eden var mı? Allah de ki: hakka hidayet eder, o halde hakka hidayet eden mi ittibaa ehaktır, yoksa hidayet olunmadıkça kendi kendine iremiyen mi? O halde ne oluyorsunuz? Nasıl hukmediyor sunuz?
Emrah Demiryent
swap_vert close
De ki: “(Allah’a) şirk koştuklarınız arasında (mutlak hakikati ortaya koyarak, sizi) hak yola yönlendirebilecek olan var mı?” *De ki: “(Mutlak hakikati ortaya koyarak,) hak yola (ancak) Allah yönlendirir. Öyle ise hakka yönlendiren mi tâbi olunmaya daha lâyıktır, yoksa kendisine hak yol gösterilmedikçe kendi başına hak yolu bulamayacak olan mı? Ne oluyor size? Nasıl hüküm veriyorsunuz?”
Âyet-i kerîmedeki sorular, esasında, müşrikleri kınama ve azarlama ifadeleridir. * “De ki: (Mutlak hakikati ortaya koyarak,) hak yola (ancak) Allah yönlendirir”; Allah Teâlâ kullarına akıl vermiş, peygamberler ve kitaplar göndermiş ve böylelikle hakkı/hakikati bildirerek onları hak yola yönlendirmiştir. Velâkin Allah, imtihân gereği insanların hak-bâtıl tercihlerinde, cüz’î irâdelerine müdahalede bulunmaz. Kendilerine bahşedilen cüz’î irâdeleri ile Allah Teâlâ’nın emrine/rızasına göre hareket etmeyi tercih edenler, O’nun rahmetine ve cennetine nâil olurlar, küfrü tercih edenler ise ebedî cehennem azabına düçar olurlar.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
De ki: “Ortak koştuklarınızdan, gerçeğe iletebilecek kimse var mı?” De ki: “Allah gerçeğe iletir. Gerçeğe ileten mi, yoksa kendisi iletilmedikçe doğru yolu bulamayan mı uyulmaya daha layıktır. Ne oluyor size, nasıl karar veriyorsunuz?”
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
De ki: «Sizi ortaklarınızın içinden hakkı (doğru yolu) gösterecek bir kimse var mıdır»? De: «Hakkı gösterecek ve ona iletecek Allahdır. O halde hakka hidâyet edecek (Allah) mı (kendisine) uyulmıya daha lâyıkdır, yoksa (hayat ve) hidâyet verilmedikçe kendi kendine doğru yolu bulamayan (o uydurma Tanrılar) mı? Ne oluyor size? Nasıl (böyle yanlış) hükmediyorsunuz»?
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
De ki: “(Allah'a şirk koştuğunuz) ortaklarınızdan hakka hidâyet edecek var mı?” De ki: “Allah, hakka hidâyet eder. Öyle ise hakka hidâyet eden mi tâbi' olunmaya daha lâyıktır, yoksa hidâyet olunmadıkça kendi kendine doğru yolu bulamayan mı? Öyle ise size ne oluyor? Nasıl (böyle esassız) hüküm veriyorsunuz?”
İhsan Aktaş
swap_vert close
Resulüm!) De ki: “Ortak koştuklarınızdan (insanları) hakka (doğruya) iletecek olan var mı?’’ (Cevap veremeyen müşriklere yine) de ki: “Allah (insanları) hakka (doğruya) iletir. O hâlde, hakka ileten mi uyulmaya daha lâyıktır, yoksa kendisine yol gösterilmedikçe, kendi başına doğru yolu bulamayacak durumda olan mı? Öyleyse ne oluyor size, nasıl (yanlış) hüküküm veriyorsunuz? *
(*) Cansız putlarla, tasvirlerle “doğru yolu bulma” gücü ya da kavramı arasında bir ilişki kurulamayacağına göre, yukarıdaki pasaj, açıktır ki, kendilerine ulûhiyet izafe edilen -ölmüş ya da halen yaşayan- canlı varlıklara işaret etmektedir: canlı varlıklar derken, bunlar avamî (popular) hayal gücünün kendilerine Allah’ın sıfatlarını kısmen ya da tamamen yakıştırdığı hatta bazan kendilerini Allah’ın yeryüzündeki tecellisi ya da tecessümü olarak gördüğü azîz yahut velî olarak bilinen kimseler, peygamberler, melekler vb. dir. Allah’ın doğru yolu göstermesine gelince, bu, Allah’ın insana her şeyden önce hem doğru düşünme gücü, bilinçli muhakeme gücü, hem de içgüdü ve sezgi gücü bahşetmiş ve böylece onu doğru yolu ve doğru davranmanın yasalarını kavrayıp izleyebilme imkânıyla donatmış olmasıyla gerçekleşmektedir (Zemahşerî). (M. Esed Meali Yunus- 35. Ayet Açıklaması)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Deki “Ortaklarınızdan gerçek doğru yolu gösterip, sonra o doğru yola iletecek var mı?” Deki “Allah, gerçek doğrulara iletir. Gerçek doğrulara ileten, tabi olunmaya daha layık değil midir? Yoksa kendileri doğru yola iletilmeye muhtaç olanlar mı, tabi olunmaya layıktır? Size ne oluyor, nasıl hüküm veriyorsunuz?”
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
De ki: "Sizin eş koştuklarınız arasında doğru yola iletebilecek biri var mıdır? De ki: "Doğru yola iletecek olan, yalnız Allah’tır. Öyleyse, doğru yola iletilmedikçe kendi kendilerini doğru yola iletemiyen yalancı tanrılar mı? Size ne oluyor da böyle yanlış yargılıyorsunuz."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlara de ki: Ortak tuttuğunuz putlardan hakka yol gösterebilen var mıdır? Cevap veremeyince şöyle dersin: Allah hakka yol gösterir [¹], acaba hakka yol gösteren mi ittiba/a daha lâyıktır, yoksa kendisine gösterilmeden yolu gösteremeyen [²] mi? Size ne oluyor? Nasıl böyle hükmediyorsunuz?
[1] Peygamber gönderir, hüccet ikame eder.[2] Mesih, Üzeyir aleyhisselâm gibi bazı mabutlarınız ki Allah yol göstermeden evvel yol gösteremezler.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Yine de ki) “Koştuğunuz ortaklardan gerçeğe/hakka eriştirecek var mıdır?” De ki: “Allah hakka eriştirir. Hakka eriştiren mi tabi olmaya daha layıktır, yoksa doğru yola eriştirilmedikçe kendisi doğru yolu bulamayan mı?¹⁵ O hâlde size ne oluyor? Ne biçim hükmediyorsunuz?”¹⁶
15 Ayette geçen “Yoksa doğru yola eriştirilmedikçe kendisi doğru yolu bulamayan mı?” ifadesiyle cansız putların kastedilmediği açıktır. Çünkü onların doğru yola eriştirilme gibi bir imkânları yok. Doğru yola eriştirilme imkânı ancak canlı ve akıllı varlıklarda olur. Şu hâlde burada ilahlaştırılan canlılar kastedilmektedir. Allah’ın sıfatları kısmen veya tamamen yakıştırılan veya yeryüzünde Allah’ın gölgesi veya tecessüm etmiş hâli gibi gösterilen bütün azîzler, velîler, şeyhler, önderler, melekler veya peygamberler vb kısaca ilahlaştırılmış ve şirk aracı hâline getirilmiş her türlü canlı yaratıkların kastedilmekte olduğu açıktır. 16 Burada kişinin düşünce ve muhakemesinin çarpıklığına dikkat çekiliyor. Zamahşerî’nin de dediği gibi, Allah insana doğru düşünme gücü, muhakeme ve sezgi gücü gibi güçler bahşetmiştir ve bunlarla doğru yolu bulma ve doğru davranma yasalarını kavrayıp izleyebilme yeteneğiyle donatmıştır. Kişi akıl ve irade kontrolüyle doğru yolu bulmayı gerçekleştirir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
De ki: “Koştuğunuz ortaklardan gerçeğe hidayet eden var mıdır?” De ki: “(Ama) Allah gerçeğe hidayet eder. Gerçeğe hidayet eden mi, yoksa hidayet verilmedikçe kendi kendine hidayeti bulamayan mı uyulmağa daha layıktır? Ne oluyor size? Nasıl hükmediyorsunuz?”
(Şevahid’ut Tenzil c.1 s.265’te Hâkim Haskani’nin nakline göre İbn-i Abbas bu ayetin tefsirinde şöyle demiştir: “Kendi aralarında tartışan topluluk, bu münakaşayı Hz. Peygamber’e götürdüler ve Hz. Peygamber bazı sahabelerine onların aralarında hüküm vermelerini istedi. Ama verdikleri hükümden razı olmadılar. Daha sonra İmam Ali’nin hüküm vermesini istedi. Ali (a.s) onların arasında hüküm verdi ve onlar da onun verdiği hükümden razı oldular. Bunun üzerine bazı münafıklar onlara şöyle dedi: “Falan kişi size hüküm etti, fakat razı olmadınız. Fakat Ali size bir hüküm verdi ve onun hükmüne razı oldunuz vay halinize!” Bunun mukabilinde yüce Allah Ali hakkında mezkûr ayeti indirdi.”)  
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey Müslüman! Bıkıp usanmadan hakîkati haykırmaya devam ederek de ki: “Sizin Allah’a ortak koştuğunuz sahte ilâhlarınız, arasında, her türlü beşeri zaaflardan, önyargılardan uzak biçimde, insanoğlunu dünya ve âhirette mutluluğa ulaştıracak mutlak hakîkati ortaya koyarak sizi doğru yola iletebilecek biri var mı?” Yine cevabı kendin vererek de ki: “Sizin de itiraf edeceğiniz gibi, gönderdiği kitaplar ve elçiler vasıtasıyla insanoğlunu mutlak hakîkate ileten, yalnızca Allah’tır! Şimdi söyleyin, tüm varlığı doğru yola ileten sonsuz kudret sahibi Allah mı itaat edilmeye daha lâyıktır, yoksa kendisine yol gösterilmedikçe doğru yolu bulamayacak kadarâciz olan yaratıklar mı? Şu hâlde ey halkım, neyiniz var sizin; nasıl hüküm veriyorsunuz?”Allah’ın ayetlerini reddeden bu insanlar, bakın kendilerine neyi rehber ediniyorlar?
Mahmut Özdemir
swap_vert close
De ki: -“Şeriklerinizden / ortaklarınızdan Hakk’a eriştiren hiç kimse var mı?”. De ki: -“Hakk’a Allah eriştiriyor. Hakk’a eriştiren kimse mi uyulmaya en layıktır, yoksa yol gösterilmeksizin yol bulamaz kimse mi? Size ne oluyor? Nasıl hüküm veriyorsunuz?”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Sor: " uyduruk tanrılarınız arasında doğruya götürebilecek biri var mı? " Cevap: " Sadece Allah, doğruya götürdüğüne göre doğruya götüren birine mi uymak daha doğru yoksa, yedilmeden yönünü bile bulamayan birine mi? N'oluyor size, ne biçim karar veriyorsunuz ?... "
Mehmet Çoban
swap_vert close
“Allah’ın yasalarını terk edip, yasalarına uyarak yönetimde Allah’a ortak koştuklarınız arasında sizi gerçeğe ulaştıracak var mı? Hiç düşünmez misiniz? Allah’ın yasalarına karşı yasa yaparak insanlara egemenlik kuranlar zaten yoldan çıkmışlardır.” Onlara ısrarla de ki: “Gerçeğe ancak Allah iletir. Öyleyse gerçeğe ileten mi uyulmaya daha lâyıktır; yoksa hidayet verilmedikçe kendi kendine doğru yolu bulamayan mı? Size ne oluyor? Neden yanlış hükümler veriyorsunuz?”
Mehmet Okuyan
swap_vert close
De ki: “Ortak koştuklarınızdan gerçeğe ulaştıracak olan var mı?” De ki: “Allah gerçeğe ulaştırır. Gerçeğe ulaştıran mı uyulmaya daha layıktır; yoksa hidayet verilmedikçe kendi kendine doğru yolu bulamayan mı? Ne oluyor size? Nasıl (böyle) hükmediyorsunuz?” [*]
Benzer mesajlar: Sâffât 37:154; Kalem 68:36.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Yine onlara): “Sizin Allah’a ortak koştuklarınızdan Hakka (giden) yolu gösterebilecek birisi var mıdır?” de. (Ve onlara): “Hakka ulaştırmak için en doğru yolu, ancak Allah gösterir.¹ Hakka (giden) doğru yolu gösteren (Peygamber) mi uyulmaya daha lâyıktır yoksa kendilerine doğru yol gösterilmedikçe asla doğruyu bulamayacak kadar âciz olanlar mı?² Şimdi size ne oluyor da nasıl böyle (yanlış) hükümler veriyorsunuz?” de.
1 Allah’tan başka kimse, kimseyi Hakka (mutlak doğruya) iletemez. Peygamberler de ancak Allah’ın hakkı bulmak için gösterdiği doğru yola davet eder. Bilginin ana kaynağı Allah’tır ve Allah’ın bilgisi dışındakiler bilgi değildir. 2 Kaynağını vahiyden almadıkça hiç kimse doğruyu bulamaz ve bulduramaz. Akıl ise vahiy bilgisi olmadıkça doğruyu keşfedemez.  
Muhammed Esed
swap_vert close
De ki: “O sizin tanrılaştırdığınız varlıklardan hiç sizi hakka eriştiren var mı?” De ki: “[Yalnızca] Allah’tır, hakka eriştiren. Öyleyse, hakka eriştiren mi izlenmeye layıktır, yoksa kendisine yol gösterilmedikçe bir başına doğru yolu bulamayacak durumda olan mı? ⁵⁶ Peki, ne oluyor size ve muhakemenize!” ⁵⁷
56 Cansız putlarla, tasvirlerle “doğru yolu bulma” gücü ya da kavramı arasında bir ilişki kurulamayacağına göre, yukarıdaki pasaj, açıktır ki, kendilerine uluhiyet izafe edilen -ölmüş ya da halen yaşayan- canlı varlıklara işaret etmektedir: canlı varlıklar derken, bunlar avamî (popular) hayal gücünün kendilerine Allah’ın sıfatlarını kısmen ya da tamamen yakıştırdığı hatta bazan kendilerini Allah’ın yeryüzündeki tecellisi ya da tecessümü olarak gördüğü azîz yahut velî olarak bilinen kimseler, peygamberler, melekler vb. dir. Allah’ın doğru yolu göstermesine gelince, bu, Allah’ın insana her şeyden önce hem doğru düşünme gücü, bilinçli muhakeme gücü, hem de içgüdü ve sezgi gücü bahşetmiş ve böylece onu doğru yolu ve doğru davranmanın yasalarını kavrayıp izleyebilme imkanıyla donatmış olmasıyla gerçekleşmektedir (Zemahşerî).57 Lafzen, “[ve] nasıl hükmediyorsunuz?”  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
De ki: – İlahlık nitelikler yakıştırdıklarınızdan hakikate ulaştıran var mıdır? De ki: – Allah’tır hakikate ulaştıran. Hakikate ulaştıran mı uyulmaya daha layıktır, yoksa kendisine yol gösterilmedikçe doğruya ulaşamayan mı? Ne oluyor size? Nasıl böyle hüküm veriyorsunuz? 16/9, 17/9, 68/36
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Sor (onlara): “Ortak koştuklarınız arasında hak yola yönelten biri var mıdır?”[¹⁶¹⁵] Cevap ver: “Hak yola yönelten Allah’tır. Peki, hak yola yönelten mi uyulmaya daha lâyıktır, yoksa yol gösterilmedikçe kendi başına doğru yolu bulamayacak olan mı? Şu hâlde ne oluyor size; nasıl böyle bir hükme varabiliyorsunuz?”
[1615] Burada kastedilen, hak yola yöneltmesi söz konusu bile olmayan cansız putlar olamaz. Olsa olsa o putlarla sembolize edilen melekler, cinler ve kendilerine tazim gösterilen kişilerdir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Onlara de ki "Allah'a ortak koştuklarınız arasında (halkı, bizzat) doğruya iletecek biri var mıdır? (Elbette yoktur) De ki: Allah, (kimsenin yardımına muhtaç olmadan) hakk’a hidayet eder. O halde doğru yola hidayet eden mi, kendisine uyulmaya layıktır, yoksa kendisine yol gösterilmedikçe onu bulamayan mı daha layıktır? (Elbetteki hidayete ermek için, ortaklarınıza değil Rabbinize baş vurmanız gerekir) O halde nasıl oluyor da o nesneleri Rabbinize ortak koşabiliyorsunuz.
Osman Fırat
swap_vert close
De ki: "Allah’a koştuğunuz ortaklarınızdan hakka iletecek olan bir kimse var mı?" De ki: "Hakka ileten Allah’dır. " Öyle ise, hakka ileten mi uyulmaya daha lâyıktır, yoksa doğruya iletmeyen ancak kendisi iletilen kimse mi? Ne oluyor size? Nasıl hüküm veriyorsunuz?"
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
De ki: «Sizin şeriklerinizden Hakk'a hidâyet edecek bir kimse var mıdır? De ki: «Allah Teâlâ Hakk'a hidâyet eder. Artık Hakk'a hidâyet eden zât mı uyulmaya daha haklıdır, yoksa hidâyet olunmadıkça kendi kendine hidâyete eremiyecek kimse mi? Artık sizin için ne var? Nasıl hükmediyorsunuz?»
Suat Yıldırım
swap_vert close
De ki: “O şeriklerinizden hakikate götürecek var mı? De ki: “Gerçeğe ancak Allah hidâyet eder. ”Şimdi söyleyin bakalım; gerçeğe ulaştıran mı tâbi olunmaya lâyıktır, yoksa elinden tutulup doğru yola götürülmedikçe kendisi yol bulamayan mı? Ne oluyor size! Nasıl böyle yanlış hükmediyorsunuz? ”
Mahlûkların ortak özelliği, yaratılmış ve âciz olmaktır. Aciz, âciz olanın derdine çare olamaz, mutlak hakikate ulaştıramaz, kalbine hidâyet veremez. Şuursuz putlar bunu zaten yapamadığı gibi, bu hususta şuurlu varlıklar bile fayda sağlayamazlar. Akıl bile Allah hidâyet etmedikçe kendiliğinden bir ilim keşfedemez, kendi başına doğruyu bulamazken, mabudluk, mutlak hâdi (hidâyet veren, doğruya ulaştıran) olan Allah Teâlâ’dan başka kimin hakkı olabilir? Burada hidâyetten maksat, bizzat ve bilfiil olan hidâyettir, vasıtalı, mecazî hidâyet değildir. Peygamberler ve doğru yolu bildiren âlimlerin vesile olma şeklindeki rehberliklerine illa en yuhda istisnası ile işaret edilmiştir. Yani Allah onları hidâyet ettiği için, onlar da vesile olabilirler. Fakat bu da hidâyeti kalpte yaratma şeklinde bizzat ve bilfiil olan hidâyet değildir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
De ki: "Sizin ortaklarınızdan hakka götürecek var mı?" De ki: "Allah, hakka götürür. Hakka götüren mi uyulmağa daha layıktır, yoksa (tutulup) yola götürülmedikçe kendisi doğru yolu bulamayan mı? O halde neyiniz var? Nasıl hükmediyorsunuz?"
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Onlara di ki: "Şerîk ittihâz iylediklerinizden insânları tarîk-i hakka hidâyet idecek biri var mıdır?" Yine sen söyle: "Hakka hidâyet iden Allâh'dır. Hakka hidâyet iden mi, yoksa hidâyet itmeyen ve kendileri sevk ve tahrîke muhtâc olanlar mı tâbi' olmağa lâyıkdır? Size ne oldı ki böyle bâtıl hüküm idersiniz?"
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
De ki “Ortak saydıklarınız arasında doğruyu gösterecek biri var mı? De ki “Doğruyu gösteren Allah’tır. Öyleyse, doğruyu gösterene uymak mı, yoksa kendine gösterilmedikçe doğruyu gösteremeyecek olana uymak mı daha doğrudur? Size ne oluyor? Ne biçim karar veriyorsunuz?”
Şaban Piriş
swap_vert close
De ki:-Ortak koştuklarınızdan gerçeğe eriştiren var mıdır? De ki:-Allah, gerçeği gösterir. Gerçeği gösteren mi uyulmaya daha layıktır; yoksa birisi yol göstermezse, doğruya ulaşamayan mı? Ne oluyor size? Nasıl hüküm veriyorsunuz?
Ümit Şimşek
swap_vert close
De ki: Allah'a ortak koştuklarınız arasında, hak yola rehberlik edecek birisi var mı? De ki: Hak yola ancak Allah iletir. Hak yola ileten mi kendisine uyulmaya lâyıktır, yoksa yol gösterilmedikçe kendiliğinden yol bulamayan mı? Öyleyse ne oluyor size? Nasıl bir yargıya varıyorsunuz?
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Şunu da söyle: "Ortak tuttuklarınızdan kim var hakka götüren?" De ki: "Allah götürür hakka. Hakka götürebilen mi izlenmeye daha layıktır yoksa kılavuzlanmadıkça yolu bulamayan mı? Peki, ne oluyor size? Nasıl hüküm veriyorsunuz siz?"
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
eyit: “hįç var mı ortaķlaruñuzdan ol kim ŧoġru yol gösterür ḥaķ yaña?” eyit “Tañrı ŧoġru yol gösterür ḥaķķa. pes ol kim ŧoġru yol gösterür ḥaķdın yaña ḥaķluraķdur kim uyıla yā ol kim ŧoġru yol göstermez [107a] illā kim yol gösterinile? pes nedür sizüñ nite hükm eylersiz?”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Eyit yā Muḥammed: Sizüñ şerīklerüñüzden hīç kimse var mıdur ki hidāyetvire ḥaḳḳa? Eyit: Tañrı Ta‘ālā hidāyet virür ḥaḳḳa. Pes ol kim hidāyet virür ḥaḳḳa, vācibdür özine tābi‘ olmaḳ yā ol kimse ki hidāyet virmez özinehidāyet virmeyince. Pes ne oldı size, nice ḥükm eylersiz?
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
De: “Şərikləriniz içərisində (insanları) haqq yola yönəldə bilən bir kimsə varmı?” (Sənə cavab verə bilməyən müşriklərə) de: “Allah (insanları) haqq yola yönəldir. Belə olduqda doğru yola yönəldən kəs arxasınca gedilməyə daha çox layiqdir, yoxsa doğru yol göstərilmədikcə özü onu tapa bilməyən kəs? Sizə nə olub? Necə mühakimə yürüdürsünüz?”
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Say: Is there of your partners (whom ye ascribe unto Allah) one that leadeth to the Truth? Say: Allah leadeth to the Truth. Is He Who leadeth to the Truth more deserving that He should be followed, or he who findeth not the way unless he (himself) be guided. What aileth you? How judge ye?
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Say: "Of your ´partners´ is there any that can give any guidance towards truth?" Say: "It is Allah Who gives guidance towards truth, is then He Who gives guidance to truth more worthy to be followed, or he who finds not guidance (himself) unless he is guided? what then is the matter with you? How judge ye?"
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
قُلْ
de ki
هَلْ
var mı
مِنْ شُرَكَٓائِكُمْ
şirk koştuklarınızdan
مَنْ
o kim-se ki
يَهْد۪ٓي
hidâyet ediyor
اِلَى الْحَقِّۜ
hakka
قُلِ
de ki
اللّٰهُ
Allah
يَهْد۪ي
hidâyet eder
لِلْحَقِّۜ
hakka
اَفَمَنْ
öyle ise o kimse mi ki
يَهْد۪ٓي
hidâyet ediyor
اِلَى الْحَقِّ
hakka
اَحَقُّ
daha layıktır
اَنْ يُتَّبَعَ
tabi
olunmaya
اَمَّنْ
yoksa o kimse mi ki
لَا يَهِدّ۪ٓي
hidâyeti bulamıyor
اِلَّٓا
an- cak
اَنْ يُهْدٰىۚ
hidâyet olun-masıyla
فَمَا لَكُمْ۠قف
öyle ise size ne oluyor
كَيْفَ
nasıl
تَحْكُمُونَ
hüküm veri- yorsunuz
De ki: "(Allah'a) Şirk koştuklarınızdan (sizi) hakka hidâyet edecek var mı?" De ki: "Allah, hakka hidâyet eder. Öyle ise hakka hidâyet eden mi tabi olunmaya daha layıktır, yoksa hidâyet verilmedikçe kendi kendine hidâyeti bulamayan mı? Öyle ise size ne oluyor, nasıl (böyle yanlış) hüküm veriyorsunuz?"
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
هَلْ
Soru eki
هَلْ
-Mı, -mi, var mı?
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
شَرِيك
İsim
ش ر ك
Ortak, şirk koşma
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
هَدَى
Fiil-I
ه د ي
Hidâyet etti, başarıya ulaştırdı, yol gösterdi, sevk etti
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
حَقّ
İsim
ح ق ق
Hakk (Allah'ın esması, ismidir. Hakk olan, gerçek olan demektir), hak, hakkını verdi, hakiki, gerçek, hakikat
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
هَدَى
Fiil-I
ه د ي
Hidâyet etti, başarıya ulaştırdı, yol gösterdi, sevk etti
حَقّ
İsim
ح ق ق
Hakk (Allah'ın esması, ismidir. Hakk olan, gerçek olan demektir), hak, hakkını verdi, hakiki, gerçek, hakikat
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
هَدَى
Fiil-I
ه د ي
Hidâyet etti, başarıya ulaştırdı, yol gösterdi, sevk etti
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
حَقّ
İsim
ح ق ق
Hakk (Allah'ın esması, ismidir. Hakk olan, gerçek olan demektir), hak, hakkını verdi, hakiki, gerçek, hakikat
اَحَقّ
İsim
ح ق ق
Daha fazla hak sahibidir, daha layıktır, daha gerçektir
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
اِتَّبَعَ
Fiil-VIII
ت ب ع
Tabi oldu, uydu, peşine düştü, takip etti
اَم
Bağlaç
اَم
Yoksa, yahut, ya da. Kendinden önce gelen kelimeyle bağlanan bir bağlaçtır, böylece ne kendinden önce gelen ne de sonra gelen kelime birbirinden bağımsız düşünülemez.
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
اِهْتَدٰى
Fiil-VIII
ه د ي
Hidâyete erdi, doğru yolu buldu, maksadına ulaştı, muvaffak oldu
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
هَدَى
Fiil-I
ه د ي
Hidâyet etti, başarıya ulaştırdı, yol gösterdi, sevk etti
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
لَكُمْ
Zamir
لَكُمْ
Sizin için, size
كَيْف
İsim
ك ي ف
Nasıl
حَكَمَ
Fiil-I
ح ك م
Hüküm verdi, hükmetti