(Hem de) O’nun, sizin Rabbiniz Allah olduğunu, Mutlak ve Nihaî Hakikat olduğunu bildiğiniz halde! ⁵¹ Çünkü, hakikat [terk edildik]ten sonra, geriye sapıklıktan başka ne kalır? Öyleyse, hakikati nasıl gözden kaçırabilirsiniz?” ⁵²
51 Lafzen, “işte budur [ya da böyledir] sizin Rabbiniz olan Allah, O Mutlak ve Nihaî Gerçek” -yani, “şunu kendiliğinizden biliyor, anlıyorsunuz ki, O’dur her şeyi yaratan ve yöneten Tek İlah; O’dur var olan her şeyin ardındaki Mutlak ve Nihaî Gerçek”; (bkz. 20. sure 99. not), bunu bu kadarıyla görüp kabul etmeniz, O’na ilahlığında hiçbir şekilde ve hiç kimseyi kesinlikle ortak koşmamanızı, O’ndan başka hiçbir varlığa az ya da çok tanrısallık yakıştırmamanızı gerektiriyor.52 Lafzen, “O halde, nasıl döndürülüyorsunuz?” -yani, haktan.