close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Yûnus Sûresi 31. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Kul men yerzukukum mine-ssemâ-i vel-ardi emmen yemliku-ssem’a vel-ebsâra vemen yuḣricu-lhayye mine-lmeyyiti veyuḣricu-lmeyyite mine-lhayyi vemen yudebbiru-l-emr(a)(c) feseyekûlûna(A)llâh(u)(c) fekul efelâ tettekûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
De ki: Size gökten, yerden rızık veren kimdir, kulaklarla gözlere malik olan kim ve ölüden diriyi izhar eden, diriden ölüyü meydana getiren kim ve işleri tedbir eden kim? Diyecekler ki Allah. O vakit de ki: Neden çekinmezsiniz öyleyse?
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
De ki: "Göklerden ve yerden sizlere rızık veren kimdir? Kulaklara ve gözlere malik olan (insanlara ve hayvanlara görme ve işitme imkânı sağlayan) kimdir? Diriyi ölüden çıkaran ve ölüyü diriden çıkaran kimdir? Ve (bu muhteşem kâinattaki bütün) işleri evirip-çeviren kimdir?" Onlar: ’Allah’ diyeceklerdir. Öyleyse de ki: "Peki siz yine de korkup (küfür, zulüm ve kötülükten) sakınmayacak mısınız?"
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
De ki: Sizi göğün ve yerin ürünleriyle rızıklandıran kimdir? Yahut işitme ve görme organlarınızı yaratan ve onların görevlerini devam ettirmek suretiyle, onlara gerçekten sahip olan kimdir? Kimdir ölüden diriyi, diriden de ölüyü çıkaran? Ve yine kimdir, var olan herşeyin hayatını tanzim edip, çekip çeviren? Şüphesiz diyecekler ki: “Elbette Allah.” Öyleyse de ki: “Peki hâlâ yolunuzu, Allah ve O'nun kitabıyla bulmaya çalışmayacak mısınız?
Ahmet Tekin
swap_vert close
“Gökten ve yerden size rızık ve servet veren kimdir? Kulaklara ve gözlere hükmeden kimdir? Ölüden diriyi, tohum ve yumurtadan canlıyı kim çıkarır? Diriden ölüyü, canlıdan tohum ve yumurtayı kim çıkarır? Kâinat ve içindeki varlıklarla, dünya ve ötesi ile ilgili ilâhî planlamayı kim yapıp yürütüyor, hayatın devamını ve aslî düzeni kim sağlıyor?” de. Onlar: “Allah!” diyecekler. “Hâlâ Allah'a sığınıp, emirlerine yapışmayacak, günahlardan arınıp, azaptan korunmayacak, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarınıza ve özgürlüklerinize sahip çıkarak şahsiyetli davranmayacak, dinî ve sosyal görevlerinizin bilincinde olmayacak mısınız?” de.
bk. Kur’an-ı Kerim, 3/27; 67/21; 80/27-31.  
Ahmet Varol
swap_vert close
De ki: "Sizi gökten ve yerden rızıklandıran kimdir? Yahut kulaklara ve gözlere sahip olan kimdir? Ölüden diriyi diriden ölüyü çıkaran kimdir? İşleri düzene koyan kimdir?" "Allah" diyecekler. De ki: "Öyleyse sakınmıyor musunuz?"
Ali Bulaç
swap_vert close
De ki: 'Göklerden ve yerden sizlere rızık veren kimdir? Kulaklara ve gözlere malik olan kimdir? Diriyi ölüden çıkaran ve ölüyü diriden çıkaran kimdir? Ve işleri evirip-çeviren kimdir? Onlar: 'Allah' diyeceklerdir. Öyleyse de ki: 'Peki siz yine de korkup-sakınmayacak mısınız?
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Rasûlüm) de ki: “-Size gökten ve yerden kim rızk veriyor? O kulaklara ve gözlere (onların idrakine) kim mâlik bulunuyor? Ölüden diriyi, diriden de ölüyü kim çıkarıyor? Bütün işleri kim idâre ediyor? “ Hemen diyecekler ki “Allah” De ki: “- O halde Allah'dan sakınmaz mısınız? “
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
“Gökten ve yerden size rızık veren kimdir? Gözlerinize ve kulaklarınıza sahip olan kimdir? (Belli kanunlarla) diriyi ölüden, ölüyü diriden çıkartan kimdir? Kâinatın idaresi kimin elindedir?” diye sor. Onlar (ister istemez,) “Allah” diyeceklerdir. Sen de ki: “Madem öyledir, neden sakınmıyorsunuz?
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
De ki: “Size gökten ve yerden kim rızık veriyor, ya da gözleri ve kulakları yaratan, koruyan kim? Kim çıkarıyor ölüden diriyi ve kim çıkarıyor diriden ölüyü? İşi kim idare ediyor?” Hemen “Allah” diyecekler. De ki: “Hâlâ sakınmıyor musunuz?”
Besim Atalay
swap_vert close
Diyesin ki: «Gökten, yerden size azık veren kim? Yaratan kulağı, gözü? Diriden ölüyü, ölüden diriyi çıkaran? Kimdir işi döndüren?», «Allahtır» diyecekler; de ki: «Neden sakınmazsınız?»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Onlara de ki: “Gökten ve yerden size rızık veren kimdir? Kulaklara ve gözlere işlerini görme yeteneğini kim verdi? Ölüden diriyi ve diriden ölüyü kim çıkarıyor? Evrenin işlerini kim çekip çeviriyor?” Sana: “Allah” diyecekler. O zaman onlara de ki: “O halde Allah'a karşı artık gereken duyarlılığı göstermeyecek misiniz?”
Ayetteki sorunun muhatabı, Allah’tan başka varlıklara tanrısal nitelikler yakıştıran ve fakat evrenin işlerini çekip çevirenin de Allah olduğunu söyleyen, yani varlık âlemindeki her şeyin tasarrufunun Allah’ın elinde olduğunu bilen fakat bazı varlıklara tapınmanın insanı Allah’a yaklaştıracağına ve bir kısım şeyleri araya sokarak işlerin daha rahat yürüyeceğine inanan kimselerdir. Ayetin son cümlesindeki “Allah’a karşı artık gereken duyarlılığı göstermeyecek misiniz?” söylemi, bu insanların Allah’la aralarındaki bütün perdeleri kaldırmaları gerektiği konusunda uyarı niteliğindedir.  
Cemil Said
swap_vert close
Ânlara di ki: "Semâvâtın ve arzın rızkını kim viriyor? Kulak ve göz halk iden kimdir? Kim ölüyü diri ve diriyi ölü yapıyor? Umûr-u ’âlemi kim tedvîr idiyor? Allâh değil mi? Niçün ândan korkmıyorsınız?
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
De ki: "Gökten ve yerden size rızık veren kimdir? Kulak ve gözlerin sahibi kimdir? Diriyi ölüden çıkaran, ölüyü de diriden çıkaran kimdir? Her işi düzenleyen kimdir?" Onlar: "Allah'tır! " diyecekler. "O halde O'na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" de.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
De ki: “Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor? Ya da işitme ve görme yetisi üzerinde kim mutlak hâkimdir? Ölüden diriyi, diriden ölüyü kim çıkarıyor? İşleri kim yürütüyor?” “Allah” diyecekler. De ki: “O hâlde, Allah’a karşı gelmekten sakınmayacak mısınız?”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
De ki: Size gökten ve yerden kim rızık veriyor? Ya da işitme ve görme yeteneklerini hükmü altında kim tutuyor? Ölüden diriyi çıkaran, diriden de ölüyü çıkaran kim? Her türlü işi kim yürütüyor? “Allah” diye cevap verecekler. “Öyleyse (O’na ortak koşmaktan) sakınmıyor musunuz?” de.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(Resûlüm!) De ki: Size gökten ve yerden kim rızık veriyor? Ya da kulaklara ve gözlere kim mâlik (ve hakim) bulunuyor? Ölüden diriyi kim çıkarıyor, diriden ölüyü kim çıkarıyor? (Her türlü) işi kim idare ediyor? «Allah» diyecekler. De ki: Öyle ise (Ona âsi olmaktan) sakınmıyor musunuz?
 İnsanın diğer uzuvlarının gerçek mâlik ve hakimi de Allah Teâlâ olmakla beraber, âyette özellikle gözler ve kulaklar zikredilmiştir. Çünkü bunlar insanın en önemli bilgi ve idrak vasıtalarıdır; Allah’ın yarattığı ve âyette işaret buyurduğu rızıklardan yararlanmanın en önemli vasıtalarıdır. İşte bu değerli bilgi ve rızık vasıtalarını yaratan, yöneten, onların ne yolda kullanıldığını bilen üstün kudret, Allah’dan başka kim olabilir?  
Edip Yüksel
swap_vert close
De ki, "Size gökten ve yerden kim rızık veriyor? İşitme ve görme duyularınızı kim kontrol ediyor? Ölüden diriyi, diriden ölüyü kim çıkarıyor? Tüm işleri kim yönetiyor?" "ALLAH," diyecekler. De ki: "Öyleyse neden erdemli davranmıyorsunuz?"
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
De ki, "size gökten ve yerden kim rızık veriyor? O, kulaklara ve gözlere hükmeden kim? Ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkaran kim? İşleri idare eden kim?" Hemen "Allah'dır" diyecekler. De ki, "O halde Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?"
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
De ki: size Gökten ve Yerden kim rızk veriyor? Ya o sem'u ebsar kimin milki bulunuyor? Ve kim o ölüden diri çıkarıyor ve diriden ölü çıkarıyor? Ve emri kim tebdir ediyor? Derhal diyecekler ki Allah, de ki, o halde sakınmaz mısınız?
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Resûlüm! Müşriklere) de ki: “Size gökten ve yerden kim rızık veriyor? Yahut kulaklara ve gözlere malik olan (onlara işitme, görme gücünü yaratan) kimdir? Ölüden diriyi, diriden ölüyü kim çıkarıyor? (Bütün âlemin) işleri (ni) kim (belirli bir) düzen içinde yönetiyor?” (Müşrikler, hiç şüphesiz,) “Allah” diyecekler. (İşte o zaman onlara) de ki: “O halde (Allah’a şirk koşmaktan) sakınmaz mısınız?”
Erhan Aktaş
swap_vert close
De ki: “Sizleri gökten ve yerden rızıklandıran kimdir? İşitme ve görme gücünü veren kimdir? Ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkaran kimdir? Bütün işleri düzenleyen kimdir?”¹ Diyecekler ki: “Allah'tır.” O halde, “O'na karşı takvalı olmayacak mısınız!” de.
1-Buyruğu ile evreni düzenleyen, yöneten.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Habibim) de ki: «Size gökden ve yerden rızık veren kim? O kulaklara ve gözlere (onların hilkat ve hizmetlerine) mâlik (ve haakim) olan kim? Ölüden diriyi kim çıkarıyor, diriden ölüyü kim çıkarıyor? (Hülâsa) işi (kâinatın ve hilkatin bütün umurunu) kim tedbîr (ve idare) ediyor»? Derhal diyecekler ki: «Allah». De ki: «O halde (onun ıkaabından) sakınmaz mısınız?
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Habîbim, yâ Muhammed!) De ki: “Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor? Ya da o kulak(lar)a ve gözlere kim sâhib bulunuyor (yaratıcıları kimdir)? Ve kimdir ki ölüden diriyi çıkarıyor, diriden de ölüyü çıkarıyor! (Bütün) bu işleri kim idâre ediyor?” (Sana)hemen, “Allah!” diyeceklerdir. Bunun üzerine de ki: “Öyleyse (O'na şirk koşmaktan)sakınmıyor musunuz?”(1)
(1)“(Âyet) başta der: ‘Semâ ve zemîni, rızkınıza iki hazîne gibi müheyyâ edip (hazırlayıp) oradan yağmuru, buradan hubûbâtı çıkaran kimdir? Allah’dan başka koca semâ ve zemîni iki mûtî‘ (itâatkâr)hazînedar hükmüne kimse getirebilir mi? Öyle ise, şükür O’na münhasırdır.’ İkinci fıkrada der ki: ‘Sizin a‘zâlarınız içinde en kıymetdar göz ve kulaklarınızın mâliki (sâhibi) kimdir? Hangi tezgâh ve dükkândan aldınız? Bu latîf, kıymetdar göz ve kulağı verecek ancak Rabbinizdir. Sizi îcâd edip (yaratıp) terbiye eden O’dur; bunları size vermiştir. Öyle ise yalnız ‘Rab’ O’dur, Ma‘bud (ibâdete lâyık olan) da O olabilir.’ Üçüncü fıkrada der: ‘Ölmüş yeri ihyâ edip (diriltip) yüz binler ölmüş tâifeleri ihyâ eden kimdir? Hakk’tan başka ve bütün kâinâtın Hâlikından (yaratıcısından) başka şu işi kim yapabilir? Elbette O yapar, O ihyâ eder. Mâdem Hakk’tır, hukūku zâyi‘ etmeyecektir. Sizi bir mahkeme-i kübrâya (büyük bir mahkemeye)gönderecektir. Yeri ihyâ ettiği gibi, sizi de ihyâ edecektir.’ Dördüncü fıkrada der: ‘Bu azîm (büyük) kâinâtı bir saray gibi, bir şehir gibi kemâl-i intizamla (mükemmel bir intizamla) idâre edip tedbîrini gören, Allah’dan başka kim olabilir?’ ” (Zülfikār, 25. Söz, 44-45)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
De ki: (Ey müşrikler!) Sizi gökten (bulutlardan yağan yağmurla) ve yerin ürünleriyle rızıklandıran kimdir? Yahut işitme ve görme organlarınızı yaratan (insanlara ve hayvanlara görme ve işitme imkânı sağlayan) ve onların görevlerini devam ettirmek suretiyle, onlara gerçekten sahip olan kimdir? Kimdir ölüden diriyi, diriden de ölüyü çıkaran? (Yani cansız maddeden canlıyı yaratan, canlıyı da cansız yapan kimdir?) Ve yine kimdir, var olan her şeyin hayatını tanzim edip, çekip çeviren? Şüphesiz (müşrikler) diyecekler ki: “Elbette Allah.’’ Öyleyse de ki: "Peki, (Allah’ın yanı sıra yalvarıp yakardığınız varlıklara tapmaktan, zulüm ve kötülüklerden) hâlâ sakınmayacak mısınız? *
(*) Ayetteki sorunun muhatabı, Allah’tan başka varlıklara tanrısal nitelikler yakıştıran ve fakat evrenin işlerini çekip çevirenin de Allah olduğunu söyleyen, yani varlık âlemindeki her şeyin tasarrufunun Allah’ın elinde olduğunu bilen fakat bazı varlıklara tapınmanın insanı Allah’a yaklaştıracağına ve bir kısım şeyleri araya sokarak işlerin daha rahat yürüyeceğine inanan kimselerdir. Ayetin son cümlesindeki “Allah’a karşı artık gereken duyarlılığı göstermeyecek misiniz?” söylemi, bu insanların Allah’la aralarındaki bütün perdeleri kaldırmaları gerektiği konusunda uyarı niteliğindedir. (C. Külünkoğlu Meali Yunus 31. Ayet Açıklaması)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Onlara “Sizi, göklerde ve yerde olanlarla rızıklandıran, her şeyi işitmeye ve her şeyi görmeye gücü yeten, ölüden diri olanı, diri olandan da ölüyü çıkaran, bütün bu işleri düzenleyip yöneten kim dir?” diye sorarsan, elbetteki “Allah” diyeceklerdir. Öyle ise niçin Allah’dan çekinip korunmuyorsunuz?
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
De ki: "Sizleri yerden, gökten azıklandıran kimdir? O işitme, görme gücünü vareden kimdir? Ölüden diriyi çıkaran, diriden de ölüyü çıkaran kimdir?bütün o işleri çeviren kimdir? "Allah’tır" diyecekler. De ki: "Yine de Allah’tan sakınmaz mısınız?"
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlara de ki: Gökten, yerden size rızk veren [⁷] kimdir? Veya gözlere, kulaklara malik olan [⁸] kimdir? Ölüden diri çıkaran, diriden ölü çıkaran kimdir? [⁹] İşleri tedbir eden kimdir? Onlar «— Allah/tır» diyeceklerdir. Sen de de ki «— Daha sakınmayacak mısınız?
[7] Gökten yağmur yağdıran, yerden ot bitiren.[8] Onları yaradan veya afattan saklayan.[9] Dirilten, öldüren veya hayvani nutfeden nebatî habbeden çıkarılan ve aksini yapan.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) De ki: “Sizi gökten ve yerden rızıklandıran kimdir? Kulakların ve gözlerin sahibi kimdir? Ölüden diriyi, diriden de ölüyü çıkaran kimdir? Her işi düzenleyen/buyruğunu yürüten kimdir?” Onlar “Allah’tır” diyecekler. O hâlde sen de onlara, “Hâlâ Allah’a karşı sorumluluk bilincinde olmayacak mısınız?” de.
Kadri Çelik
swap_vert close
De ki: “Gökten ve yerden size rızık veren kimdir? Kulak ve gözlerin sahibi kimdir? Diriyi ölüden çıkaran, ölüyü de diriden çıkaran kimdir? Her işi düzenleyen kimdir?” Onlar, “Allah'tır!” diyecekler. O halde “O'na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” de.
Mahmut Kısa
swap_vert close
O hâlde, ey Müslüman! Allah’ın egemenliğini reddederek adım adım bu korkunç âkıbete yürüyen inkârcılara de ki: “Sizi gökten indirdiği ve yerden çıkardığı nîmetlerle besleyen kimdir? Yâhut kimdir, bu nîmetlerden yararlanmanızı sağlayan kulaklara ve gözlere hükmeden ve görme, işitme, hissetme gibi hârika yetenekleri size bağışlayan? Ölüden diriyi çıkaran, diriden de ölüyü çıkaran kimdir?Dün ortada yokken bugün bir bitki, bir hayvan, bir insan meydana geliyor. Bir yandan alınan gıdalar vücudunuzda hayata dönüşürken, öte yandan bir süre sonra onlar da canlılık özelliğini kaybedip ölüyor ve bu mükemmel sistem, hiç aksamadan sürüp gidiyor. Söyleyin, ölüm ve hayat gibi birbirine tamamen zıt iki olguyu birbirine dönüştüren kudret kimdir? Ve kimdir, bunlar gibi daha nice olayların ve oluşların yönetimini elinde tutan, varlıkları şaşmaz kanunlara bağlı kılarak, evrendeki muazzam sistemi sevk ve idare eden?” Bu can alıcı sorular karşısında, en inatçı kâfirler bile gerçeği itiraf etmekten kendilerini alamayacak ve “Evet, bütün bunları yapan ve yaratan Allah’tır!” diyecekler. O zaman sen de onlara de ki: “Öyleyse, hâlâ kötülükten, zulümden, inkârcılıktan sakınmayacak mısınız?”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
De ki: -“Kim sizi Yer ve Gök’ten rızıklandırıyor? Peki, kim İşitme’ye ve Görme’ye mâlik oluyor? Kim Ölü’den Diri’yi çıkarıyor, Diri’den de Ölü’yü çıkarıyor? Kim Emr’i / İşler’i düzenleyip yürütüyor?”. “Allah” diyecekler. De ki: -“Sakınıp korunmaz mısınız?”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! onlara şunu sor: " yerden ve gökten sizi kim besliyor? Gözlerin kulakların gerçek sahibi kim? Ölüden canlı üreten, canlıya ölümü getiren kim ? Acaba kim bütün bu işleri çekip çeviriyor ? " " Allah " diyeceklerdir. Sen de: " O halde kendinizi kollamalısınız " diyebilirsin.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Onlara de ki; "Size gökten ve yerden kim rızk veriyor? Ya da o kulaklara gözlere kim sahiptir? Sizin duymanızı sağlayan kulakları, görmenizi sağlayan gözleri kim yaratmıştır? Ölüden diriyi diriden ölüyü kim çıkarıyor? Yaratma işini kim düzenleyip yönetiyor?” Onlar bütün bu sorulara karşın "Allah" diyecekler. De ki; "O halde Allah’ın yasalarına uyarak niçin azabından korunmuyorsunuz? Kendini dahi bilemeyen insanlara yasa hakkı vererek, onların yalan yanlış uyduruk yasalarına göre yaşayarak kendinizi cehenneme niçin atıyorsunuz?"
Mehmet Okuyan
swap_vert close
De ki: “Size gökten ve yerden kim rızık veriyor? Veya işitme (duyu)suna ve gözlere kim hâkim bulunuyor? Ölüden diriyi kim çıkarıyor; diriden ölüyü kim çıkarıyor? (Her türlü) işi kim idare ediyor?” Hemen “Allah” diyecekler. [*] De ki: “(Hâlâ) [takvâ]lı (duyarlı) olmayacak mısınız?
Benzer mesajlar: Mü’minûn 23:84-89; ‘Ankebût 29:61, 63; Lokmân 31:25; Zümer 39:38; Zuhruf 43:9, 87.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Onlara: “size gökten ve yerden kim rızık¹ veriyor, gerçek işitme ve görme gücüne sahip olan kimdir, ölüden diriyi diriden de ölüyü² kim çıkarıyor ve kâinatın bütün işlerini kim düzenleyip duruyor?” diye sorsan, derhâl: “Allah” diyeceklerdir. Sen de (onlara): “O halde siz, (Allah’tan hâlâ) korkmayacak mısınız?” de.
1 Yağmurla rızık verildiği gibi vahiyle gelen din de bir rızıktır…2 Ölülerden canlılar, canlılardan ölüler çıkartacağı gibi, dinsiz toplumlardan dindar, dindar toplumlardan da dinsiz toplumlar çıkarır.  
Muhammed Esed
swap_vert close
DE Kİ: “Sizi göğün ve yerin ürünleriyle rızıklandıran kimdir? ⁴⁹ Yahut kimdir, işitme ve görme yetisi üzerinde mutlak egemen olan? Kimdir, ölüden diriyi, diriden de ölüyü çıkaran? Ve (yine) kimdir var olan her şeyi çekip çeviren?” Şüphesiz, diyecekler ki: “(Elbette) Allah!” ⁵⁰ Öyleyse, de ki: “Peki, O’na karşı artık gereken duyarlığı göstermeyecek misiniz?
49 Rızk (“hayatı devam ettirmek için gerekli olan geçimlik her türlü şey”) terimi burada, “gökler ve yer”le ilgili atfı ve sonra da “kulak ve gözler”le ilgili ifadeyi açıklayacak biçimde, sözcüğün hem maddî hem de ruhanî çağrışımlarıyla yüklenmiştir.50 Burada hitab edilen kimselerin, önce bazı varlıkların belli tanrısal ya da yarı-tanrısal niteliklerle donanmış olduğuna ve dolayısıyla tanrılıkta Allah’a şu ya da bu bakımdan ortak olduklarına, sonra da bu tür varlıklara tapınmanın insanı Allah’a yaklaştıracağına inanan kimseler olduğu anlaşılıyor. Rasûl’ün diliyle kendilerine yapılan hitaba verdikleri cevaptan da anlaşılacağı gibi, bu tür bir inanç, içinde Allah’ın varlığına da yer vermektedir (karş. 7:172 ve ilgili 139. not); fakat Allah’ın birliği, eşsiz ve ortaksız olduğu gerçeğini dışarda bıraktığı içindir ki, böyle insanların Allah’a olan inançlarını gerçek anlamından, manevî değerinden yoksun bırakmaktadır.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
De ki: – Kimdir gökten yağmur indirerek ve yerden çeşit çeşit ürünler çıkararak sizi rızıklandıran? Yine kimdir işitme ve görme duyularınızın üzerinde mutlak hâkim olan? Ölüden diriyi çıkaran; diriden de ölüyü çıkaran kimdir? Kâinatın düzen ve dengesini sağlayan kimdir? Onlar hemen ‘Allah’ diyeceklerdir. Öyleyse de ki: – Sorumluluğunuzu yerine getirmeyecek misiniz? 6/95, 30/19- 48- 49- 50
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
(EY NEBÎ)! De ki: “Göğün ve yerin ürünleriyle sizi rızıklandıran kimdir? Peki, işitme ve görme duyularınız üzerinde kim mutlak söz sahibidir? Dahası kimdir ölüden diriyi çıkaran? Ve diriden ölüyü çıkaran kim? Ya bir düzen içerisinde bütün varlığa dair işleri kim planlıyor? Derhal diyecekler ki: “(Elbette) Allah!”[¹⁶¹³] O hâlde sen de (onlara) de ki: “Hâlâ sorumsuzca davranmayı sürdürecek misiniz?”
[1613] İşte şirkin karışık tabiatı: Şirk, bir hak-bâtıl şirketidir. İster hak bâtıla, isterse bâtıl hakka karışsın sonuç hep aynıdır: Hak safiyetini yitirir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed, onları uyar ve onlara) Size gökten yerden kim rızık veriyor? Kulaklara ve gözlere kim hükmediyor? (Size maddi ve manevi işitme ve görme yeteneğini kim veriyor.) Ölüden diriyi, diriden de ölüyü kim çıkarıyor? (Cansız maddeleri toprağa kim döndürüyor? Evrendeki) Her işi kim düzenliyor?" diye sor! (Muhakkak ki müşrikler "Ortaklarımız" diyemeyecekler) Derhal "Allah" diyeceklerdir, o zaman anlara de ki: "O halde siz (Rabbinize ortak koşmaktan) korkmaz mısınız?”
Osman Fırat
swap_vert close
De ki: "Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor? Ya da işitmenin ve görmenin sâhibi kimdir? Ölüden diriyi, diriden ölüyü kim çıkarıyor? Ve kimdir işlerin tedbirini alan? Ve diyecekler ki ’’Allah’’ De ki: Hala sakınmayacak mısınız?
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
De ki: «Sizi gökten ve yerden kim merzûk ediyor? Ve o işitme kuvvetine ve gözlere mâlik olan kimdir? Ve kimdir ki, ölüden diriyi çıkarır ve diriden ölüyü çıkarır. Ve kimdir işleri tedbir eden?» Derhal diyeceklerdir ki: «Allah...» Artık de ki: «Siz korkmaz mısınız?»
Suat Yıldırım
swap_vert close
De ki: Kimdir sizi gökten ve yerden rızıklandıran? Kimdir kulaklarınızı ve gözlerinizi yaratan? Kimdir ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkaran. Kimdir bütün işleri çekip çeviren, kâinatı yöneten. “Allah! ” diyecekler, duraksamadan: De ki: “O halde sakınmaz mısınız O'nun cezasından? ” [3, 27; 80, 27-31; 67, 21]
Süleyman Ateş
swap_vert close
De ki: "Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor? Ya da o kulak(lar)ın ve gözlerin sahibi kimdir? Ölüden diriyi, diriden ölüyü kim çıkarıyor? Kim buyruğu(nu) yürütüyor (kainatı yönetiyor)?" "Allah." diyecekler. "O halde, korunmuyor musunuz?" de.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Di ki: "Gökden ve yerden sizi rızıklandıran kimdir? Kulaklara ve gözlere mâlik olan kimdir? Diriden ölüyi ve ölüden diriyi çıkaran kimdir? Onlar "Allâh'dır" diyeceklerdir. O zamân di ki: "Sizin 'aklınız yok mı? Putların böyle şeylere kâdir olmadıklarını ta'akkul itmez misiniz?"
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Desen ki “Size gökten ve yerden size rızık veren kim? Dinleme ve ileri görüşlü olma (basiret) özelliklerinize hakim olan kim?Ya ölüden diriyi çıkaran, diriden de ölüyü çıkaran kim? Kimdir o bütün işleri çekip çeviren?” “Allah’tır” diyeceklerdir. De ki “Hiç çekinmez misiniz?”
Şaban Piriş
swap_vert close
De ki:-Gökten ve yerden size rızık veren kimdir? Kulak ve gözlere hükmeden kimdir? ölüden diriyi çıkaran; ölüyü de diriden çıkaran kimdir? Her işi düzenleyen kimdir? Onlar:-Allah'tır! diyecekler. -O halde O'na karşı gelmekten sakınmaz mısınız? de.
Ümit Şimşek
swap_vert close
De ki: Sizi gökten ve yerden rızıklandıran kim? Yahut kulak ve gözlerinizin sahibi kim? Ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkaran, kâinatta her işi çekip çeviren kim? “Allah” diyecekler. O zaman de ki: Peki, niçin sakınmazsınız?
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Sor: "Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor? Ya o işitme gücünün ve gözlerin sahibi kim? Kim çıkarıyor ölüden diriyi ve kim çıkarıyor diriden ölüyü? Kim çekip çeviriyor iş ve oluşu?" Hemen, "Allah!" diyecekler. De ki: "Hâlâ kendinize gelmiyor musunuz?"
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
eyit: “kim rūzį virür size gökden daħı yirden yā kim mālik durur işitmeġe daħı görmege daħı kim çıķarur diriyi ölüden daħı çıķarur ölüyi diriden daħı kim hükm eyler işi?” pes eyideler “Tañrı!” pes eyit “pes nişe śaķınmazsız?”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Eyit yā Muḥammed: Kimdür size rızḳ viren gökden yaġmur indürmeg‐ile,daḫı yirden ni‘metler bitürmeg‐ile? Yā kim mālik olur ḳulaḳlara daḫı gözlere? Daḫı kim çıḳarur diriyi ölüden, yā kim çıḳarur ölüyi diriden? Yā kim tedbīrider ‘ālemüñ emrini? Pes eyideçeklerdür: Allāh yaradur. Eyit: Pes niçünTañrıdan ḳorḳmazsız?
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Rəsulum!) De: “Sizə göydən və yerdən kim ruzi verir? Qulaqlara və gözlərə sahib olan (onları yaradan) kimdir? Ölüdən diri, diridən ölü çıxardan kimdir? Hər işi düzüb qoşan (səhmana salan) kimdir? Onlar: “Allahdır!” – deyəcəklər. De: “Bəs onda Allahdan qorxmursunuz?”
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Say (unto them, O Muhammad): Who provideth for you from the sky and the earth, or Who owneth hearing and sight; and Who bringeth forth the living from the dead and bringeth forth the dead from the living; and Who directeth the course? They will say : Allah. Then say : Will ye not then keep your duty (unto Him)?
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Say: "Who is it that sustains you (in life) from the sky and from the earth?(1422) or who is it that has power over hearing(1423) and sight? And who is it that brings out the living from the dead and the dead from the living?(1424) and who is it that rules and regulates all affairs?"(1425) They will soon say, "(Allah)". Say, "will ye not then show piety (to Him)?"
1422 Sustenance may be understood in the sense of all the provision necessary for maintaining physical life as well as mental and spiritual development and wellbeing. Examples of the former are light and rain from heaven and the produce of the earth and facilities of movement on land and sea and in air. Examples of the latter are the moral and spiritual influences that come from our fellow-men, and from the great Teachers and Prophets. 1423 Just two of our ordinary faculties, hearing and sight, are mentioned, as examples of the rest. All the gifts of Allah, physical and spiritual, are enjoyed and incorporated by us by means of the faculties and capacities with which He has endowed us. 1424 Cf. 3:27 and n. 371; 6:36 , 6:95 and n. 920, 30:19, and 36:12. 1425 This is the general summing-up of the argument. The government of the whole Creation and its maintenance and sustenance is in the hands of Allah. How futile then would it be to neglect His true worship and go after false gods?  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
قُلْ
de ki
مَنْ
kim
يَرْزُقُكُمْ
sizi rızık- landırıyor
مِنَ السَّمَٓاءِ
gökten
وَالْاَرْضِ
ve yerden
اَمَّنْ
ya da kim
يَمْلِكُ
maliktir
السَّمْعَ
kulaklara
وَالْاَبْصَارَ
ve gözlere
وَمَنْ
ve kim
يُخْرِجُ
çıkarıyor
الْحَيَّ
diriyi
مِنَ الْمَيِّتِ
ölüden
وَيُخْرِجُ
ve çıkarıyor
الْمَيِّتَ
ölüyü
مِنَ الْحَيِّ
diriden
وَمَنْ
ve kim
يُدَبِّرُ
idare ediyor
الْاَمْرَۜ
işi
فَسَيَقُولُونَ
hemen diyeceklerdir
اللّٰهُۚ
Allah
فَقُلْ
öyle ise de ki
اَفَلَا تَتَّقُونَ
hâlâ takvâlı ol-mayacak mısınız
(Resulüm! O müşriklere) De ki: "Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor? Ya da kulaklara ve gözlere malik olan kimdir? Ölüden diriyi kim çıkarıyor, diriden ölüyü kim çıkarıyor? (Her türlü) İşi kim idare ediyor?" Onlar hemen "Allah" diyecekler. De ki: "Öyle ise hâlâ takvâlı olmayacak (Allah'a karşı kulluk sorumluluğunuzu bilip yerine getirmeye çalışmayacak) mısınız?"
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
رَزَقَ
Fiil-I
ر ز ق
Rızıklandırdı, rızık verdi, yedirdi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
سَمَٓاء
İsim
س م و
Gök, sema
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
اَم
Bağlaç
اَم
Yoksa, yahut, ya da. Kendinden önce gelen kelimeyle bağlanan bir bağlaçtır, böylece ne kendinden önce gelen ne de sonra gelen kelime birbirinden bağımsız düşünülemez.
مَلَكَ
Fiil-I
م ل ك
Sahip oldu, malik oldu, güç yetirdi, hükümdarlık etti
سَمْع
İsim
س م ع
Kulak, işitme, dinleme
بَصَر
İsim
ب ص ر
Göz, basiret
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
اَخْرَجَ
Fiil-IV
خ ر ج
Çıkardı
حَيّ
İsim
ح ي ي
Hayy (Allah'ın esması, ismidir. Diri, her şeyin kendisiyle diri olduğu zat demektir), diri, hayatta, canlı
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
مَيِّت
İsim
م و ت
Ölü
اَخْرَجَ
Fiil-IV
خ ر ج
Çıkardı
مَيِّت
İsim
م و ت
Ölü
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
حَيّ
İsim
ح ي ي
Hayy (Allah'ın esması, ismidir. Diri, her şeyin kendisiyle diri olduğu zat demektir), diri, hayatta, canlı
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
دَبَّرَ
Fiil-II
د ب ر
İdare etti, sevk etti
اَمْر
İsim
ا م ر
Emir, iş, tedbir, izni ile
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
اِتَّقٰى
Fiil-VIII
و ق ي
Takvâ sahibi oldu, sakındı, korundu, korktu