İşte o an ve orada herkes geride bıraktıklarından sınav verir, (yaptıklarının sonucunu görür);[¹⁶¹⁰] en nihayet Allah’a, o yüceler yücesi gerçek sahiplerine döndürülürler[¹⁶¹¹] ve (çarpık tasavvurlarının) ürettiği sahte ilâhlar kendilerini yüzüstü bırakır.[¹⁶¹²]
[1610] “Sınav” anlamı verdiğimiz teblû, “karnesini okur” anlamına gelen tetlû olarak da okunmuştur.
[1611] İnsanların kendi amellerinin sonuçları hakkında bilgi sahibi olmalarının belâ (sınav) ile ifade edilmesi bir mecazdır. İbtilâ bilgiyi hâsıl eden sebeptir. Sebebe ait ismin sonuç hakkında kullanılması mecazdır (Râzî). Ruddû ilallah (Allah’a döndürülürler), bu ve buna benzer bağlamda geçtiği yerlerde insanın bozulan istikametinin âhirette düzeltileceğine ilişkin olarak anlaşılabilir. İnsan dünya hayatında neye ya da nereye yönelmiş olursa olsun, sonunda yalnızca Allah’a yönelmek durumundadır. Bu, aynı zamanda insanın yönelişini bozan bilinç ve tasavvur sapmalarından kurtularak Allah’ın birliği, mutlaklığı ve hakikatin kaynağı oluşu hakkında doğru bir idrake kavuşması anlamını taşır. Zaten insan, buna yatkın bir altyapıya (fıtrat) sahiptir. Fakat o kendisine karşı yabancılaştığı (esrafû ‘alâ enfusihim) için, Rabbine karşı da yabancılaşmış (dalâl), kendi aslî gerçeğinin hatırlatılıp kaybettiği gerçek tabiatına dönme çağrısına ise kulak tıkamıştır. Fakat en sonunda görmezden geldiği gerçeği; yani varlığın ilk sebebinin ve son gayesinin Allah olduğu gerçeğini kabullenmek zorunda kalacaktır.
[1612] İbareye bu bağlamda verebileceğimiz en uygun mâna.