Çünkü, bir gün onların hepsini bir araya toplayacağız ve [hayattayken] Allah’tan başkalarına ilahlık yakıştıranlara: “Siz ve Allah’a ortak koştuğunuz o şeyler, [o varlıklar ve güçler, hepiniz] ⁴⁴ olduğunuz yerde kalın!” diyecek ve böylece onları birbirinden ayıracağız. ⁴⁵ Ve (o zaman) Allah’a ortak koştukları kimseler, [vaktiyle kendilerine kul-köle olmuş olanlara]: “Sizin tapınıp durduğunuz biz değildik; ⁴⁶
44 Lafzen, “siz ve şürekanız (tanrılaştırdıklarınız)”; karş. 6. sure, 15. not. Mekânekum ifadesi (lafzen, “yeriniz”, yani deyimsel ifade olarak “yerinizde kalın!”) bir aşağılama ve tehdit unsuru taşımaktadır.45 Yani, Allah’tan başka varlıkları tanrılaştıran kimseleri, bir zamanlar tapındıkları bu varlıklardan ayıracağız (Taberî, Beğavî): kendileriyle sahte tapınma nesneleri arasında gerçekte hiçbir varoluşsal bağın bulunmadığının müşrikler tarafından anlaşıldığını dile getiren mecazî bir ifade (karş. 6:24, 10:30, 11:21, 16:87 ve 28:75 -“uydurdukları şeyler/yalancı görüntüler onları terk etti [ya da terketmiş olacak]”). Keza, bkz. bundan sonraki iki not.46 Yani, “tapındığınız, gerçekte, haricî nesnelerle özdeşleştirip üstünü örttüğünüz kendi heva ve hevesleriniz, kendi ihtiraslarınızdı”; başka bir deyişle, burada, birtakım putlara, imajlara, tabiat güçlerine, azîzlere ve peygamberlere tapınmanın, gerçekte sadece tapınanların kendi şuuraltı istek ve arzularının yansıtılmasından ibaret olduğu işaret ediliyor. (Karş. 34:41 ve ilgili 52. not.)